Hasan Celal Güzel, Mesut Onbaşı'nın sırlarını anlattı

Hasan Celal Güzel, Mesut Onbaşı'nın sırlarını anlattı.13593
  • Giriş : 20.06.2008 / 20:30:00
  • Güncelleme : 20.06.2008 / 20:05:02

Güzel, “Ordu kışlasına dönemez” sözü ile gündeme gelen Yımaz'la ilgili kimsenin bilmediği ayrıntıları açıkladı.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Radikal gazetesi yazarı Hasan Celal Güzel, Mesut Yılmaz'ı çok sert bir dille eleştirdi.

Zavallı Mesut Onbaşı!

Mesut Yılmaz’ı 1967 yılından beri tanırım. Demek ki aradan tam 41 yıl geçmiş. Rahmetli Veysel Atasoy, Mesut Yılmaz’ı bana getirip, “Mesut, Erol Yılmaz Akçal’ın yeğeni. Onu da Hür Düşünce Kulubü’ne üye yapalım” demişti. O sırada Hür Düşünce Kulübü Başkanıydım. A. Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde Sosyalist Fikir Kulübü karşısındaki derneğimiz, daha çok AP paralelinde, mûtedil, liberal, milliyetçi ve muhafazakâr bir kuruluştu. Biz, o günlerde, ‘Vatan, millet’ diye koşturan, millî değerlerimizi savunan, burslarımızla geçinmeye çalışan idealist bir gençlik grubuyduk. Mesut Yılmaz, üyelik teklifimizi kabul etmedi; “Ben sempatizan olarak kalayım” dedi. O günlerde, uzun saçlı, siyah gözlüklü, altında arabası, cebinde bol parası olan bir zamane genciydi.
Başbakanlık Müsteşarlığım sırasında Devlet Bakanı ve Hükûmet Sözcüsü oldu. Bürokrasiyi bilmiyordu. Uzun yıllar Almanya’da yaşamış, daha sonra Türkiye’de bir şirketin satış müdürü olmuştu. Ona elimden gelen yardımda bulunmuştum. Ne de olsa Mülkiyeli’ydi... Rahmetli Özal, Mesut Yılmaz’dan şikâyet eder ve bana “Şuna yaptıklarımızı anlat, farkında bile değil” derdi. Sonrasını biliyorsunuz; Mesut Yılmaz, Semra Hanım’ın elini eteğini öperek ANAP Genel Başkanı ve Başbakan oldu. Özal, sekiz ay sonra yaptığı hatânın farkına varıp sırtından hançerlendiğini söyledi ama iş işten geçmiş, siyasetin en büyük mirasyedisi olarak Özal’ın koltuğuna oturmuştu. Artık bundan böyle sabaha kadar oyun oynayacak, öğleden sonra da devlet ve parti yönetmeye çalışacaktı... Sonunda olan oldu. ANAP, Özal’ın yenilikçi, hamleci yörüngesinden statükocu bir çizgiye kaydı ve koskoca yüzde 40’lık parti, yüzde 5’lere kadar indi.
Mesut Yılmaz, ne yazık ki bir eski Başbakan olarak yolsuzluk iddiasıyla Yüce Divan’da yargılandı. Bazılarının zannettiği gibi aklanmadı; sadece Rahşan Hanım’ın çıkardığı kanun sayesinde paçayı kurtardı. Eğer Rize’lilerin hemşehrilik bağı kuvvetli olmasaydı, şu andaki bağımsız milletvekili payesine de erişemezdi.
***
Mesut Yılmaz, 28 Şubat Dönemi’nde darbecilerin, Demirel’den ve Baykal’dan sonra en mutemet adamıydı. Bir ara, eliyle garip işaretler yaparak ‘Çevik Bir’ demeye kalktı ve darbe çetesi Batı Çalışma Grubu’nu tenkide yeltendi ama hemen arkasından tükürdüğünü yalamaktan kendini alamadı. Zira, darbeciler ağzına biber sürerek onu yola getirmişlerdi.
28 Şubat’ta adını ‘Mesut Onbaşı’ koymuştum. Darbeci generaller karşısında bir onbaşı kadar hükmün var, demek istemiştim. Anadolu’nun ârif insanları beni anladılar ve bu lâkabı benimsediler. Onbaşıları aşağılamak aklımdan bile geçmemişti. Lâkin, Türkçe özürlü Tansu Çiler, ‘şerefsiz onbaşı’ deyince ortalık karışıverdi.
Mesut Yılmaz, geldiği her yere birilerinin himayesinde gelmiştir. Önce Semra Hanım’a sığındı; daha sonra da darbecilere... Aralık 1995 Genel Seçimleri’nden sonra darbeci odaklar Mesut Yılmaz ile Tansu Çiler’i, Yılmaz’ın Başbakanlığında ‘ANAYOL Koalisyonu’na zorladılar. Ancak, Yılmaz bu koalisyonu devam ettiremedi. 28 Şubat Dönemi’nde Demirel’in DYP’yi parçalaması sonucunda, gene darbecilerin desteğiyle tekrar Başbakanlığa getirildi. En büyük marifeti, kurulu düzenin kokusunu alması ve darbecilerle iyi geçinmesiydi...
***
İşte bu bizim Mesut Onbaşı, Avrupa Parlamentosu’nda konuşma yaparak AK Parti’nin kapatılmasını savunmuş ve “Ordu kışlasına dönemez” demiş. Düşünebiliyor musunuz? Sen milletin oyuyla seçil, sonra da kalkıp milletini AP’de şikâyet edip demokrasiye lâyık olmadığını, siyasal İslâm’dan ve İran’daki gelişmelerden etkilendiğini söyle... Kaderin şu garip cilvesine bakınız ki, ona gereken cevabı sosyalist fakat ondan çok daha demokrat Ufuk Uras veriyor...
Mesut Yılmaz, bir de ‘Merkez sağı Japon modeliyle toplayacağım’ diyor. Halbuki kafasının ardında, muhtemel bir darbeden sonra yeniden bedavadan Başbakanlık yatıyor. Demirel’in de yeniden Cumhurbaşkanlığı beklediği gibi...
İlahi Mesut Yılmaz !.. Sabih Kanadoğlu ile Osman Paksüt varken sizi kim Cumhurbaşkanı, Başbakan yapar?.. En iyisi, CHP’ye girip birer milletvekilliği kapmanızdır. Tabiî, CHP yüzde 10’luk barajı geçebilirse...
Zavallı Mesut Onbaşı !..

İlgili haber: AP toplantısında Mesut Yılmaz tüm Türkleri utandırdı

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious