Hasan Celal Güzel'den Özkök'e yanıt

Hasan Celal Güzel'den Özkök'e yanıt.14998
  • Giriş : 26.09.2008 / 04:52:00
  • Güncelleme : 25.09.2008 / 22:03:37

Ertuğrul Özkök’ün deyimiyle ‘halının altına süpürülenler’ var mı diye baktım.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Gaziantep Belediye Başkanı Güzelbey ile ilgili iddiaları tam bir tarafsızlık içinde inceledim ve şu sonuç çıktı...

Hasan Celal Güzel'in yazısı

Gaziantep'te yolsuzluk yok, sadece iftira var

Ertuğrul Özkök dostum, beni çeyrek asırdır tanır. Bir hayli zorlu ve iddialı bir bürokrasi ve siyaset hayatım oldu. Mutlaka hatâlı yaptığım işler de vardır. Lâkin hiçbir zaman yalan söylemedim, yolsuzluğa bulaşmadım ve inandığım doğruları sonuna kadar savunmaktan vazgeçmedim. Dürüstlüğüme inanan kamuoyu, benim eş dost hatırı için gerçekleri gizlemeyeceğimi çok iyi bilir.

Gaziantep Büyükşehir Belediyesi Başkanı Asım Güzelbey'i severim; dürüstlüğünü ve çalışkanlığını takdir ederim. Onun, kesinlikle Türkiye'nin en dürüst ve namuslu idarecisi olduğuna inanıyorum. Buna rağmen, basına intikal eden iddiaları, bürokrasiyi ve mevzuatı bilen bir uzman sıfatıyla tam bir tarafsızlık içinde inceledim. Yani, Ertuğrul Özkök'ün deyimiyle 'halının altına süpürülenler' var mı diye baktım.

Vardığım sonuç şudur: Asım Güzelbey'in hiçbir yolsuzluğu yoktur. Bilâkis Belediye gelirlerini arttırmak için sarf etmiş ve kendisine hiçbir menfaat temin etmemiştir.

Asım Güzelbey, iftiraya uğramıştır. Yerel muhabirin kasıtlı yalan haberleri, hiçbir süzgeçten geçirilmeden ve Güzelbey'in cevap ve düzeltme hakkına riayet edilmeden, 'Yeni bir Şaban Dişli olayı yakaladık' hevesiyle insafsızca yayınlanmıştır. Ne yazık ki, Radikal Gazetesi ve İsmet Berkan dışında, hâlen hatâda ısrar edildiği görülmektedir.
***
Dr. Asım Güzelbey, 1986 yılında yapılan ara seçimlerdeki ilk milletvekilliği adaylığım sırasında, memuriyet ile bağdaştırmadığı için SSK'daki görevinden istifa ederek benim seçim kampanyamda çalışmıştı. Benim de, 2004'deki Mahallî Seçimler'de onun seçim kampanyasında çalıştığım doğrudur. Böylece hem bir vefa borcunu ödemiş, hem de çok sevdiğim Gaziantep'e dürüst ve çalışkan bir belediye başkanı seçilmesi için uğraşmıştım.
Seçimden sonra ricasını kırmayarak, kısa bir müddet için bürokrasiye alışıncaya kadar haftada iki gün 'fahrî müşavirlik' yaptım. Bunun karşılığında hiçbir şekilde para almadım veya herhangi bir menfaat temin etmedim. Kısaca, Ertuğrul Özkök'ün ima ettiği mânada hiçbir menfaat ilişkisi içinde bulunmadım.
Benim menfaat ilişkim, Ertuğrul Özkök'ün üst yönetici olduğu Doğan Medya Grubu'nda profesyonel köşe yazarı olmaktır. Ancak, bu menfaat ilişkisine rağmen kendi grubumun yayın politikasına ters düşme pahasına inandığım doğruları yazmaktan da çekinmiyorum.
***
İsnat edilen olaylara gelince, Oktay Ekşi dahi, bir 'rüşvet' olayının olmadığının farkında, TCK'ya yeni kavramlar kazandırarak 'kurumsal rüşvet'ten söz ediyor.

'İkinci Şaban Dişli Olayı' diye lânse edilen ilk olayda, basit ve kamu yararına bir imar tadilâtının sözkonusu olduğunu; önceden imar yapılmış arsa için muhabirin kasten 'düzenleme ortaklık payı' yapılmadığını söylediğini; arsa sahibinin arsanın artan değerine karşılık 700 bin YTL'lik çekin Belediye'ye ödendiğini ve olayda hiçbir şekilde 'rüşvet' sözkonusu olmadığını artık herkes biliyor.

Ertuğrul Özkök de biliyor ki, yazısında bu rüşvet iddiasından hiç bahis yok.
İkinci olaya gelince, bu hâlâ iyi anlaşılamamış bir 'yanlışlıklar komedyası'... Özkök'ün de yazısından olayı anlamadığı görülüyor.

İşin aslı şu: Belediye, önceden 55 dönümlük arsası bulunan bir araziyi değerlendirerek bir Alman şirketinin yatırım yapmasını sağlamak ve karşılığında elde edeceği parayla Gaziantep Raylı Sistemi'ni finanse etmek istiyor. Ancak, Alman şirketi 100 dönüm civarında bir arsaya ihtiyacı olduğunu söyleyince, 1/5000 planından sonra değerlenen arsa çevresini Belediye kendi imkânlarıyla alamıyor. Bu durumda, Şirketin ortağı ve yöneticisi, 35 hissedarın sahip olduğu arsaları rayiç bedeliyle satınalarak, Büyükşehir Belediyesi'ne 33, Şehit Kâmil İlçe Belediyesi'ne de 33 olmak üzere toplam 66 dönümlük arsayı hibe ediyor.

Sadece Belediye mülkü olarak bağışlanan kısma ticarî alan izni veriliyor ve Belediye'nin arsaları değerleniyor. Geri kalan arazi konut alanıdır. Böylece ticarî alan hüviyeti kazanmış olan belediye arsası 20-25 milyon YTL değerine ulaşıyor (Ayrıca, Şehit Kâmil Belediyesi'nin de 10-15 milyon YTL'lik imkânı oluyor).

Şimdi Güzelbey soruyor: “Bizim 20-25 milyon YTL beklentimiz olan arsanın, henüz imar tadilâtı gerçekleşmemiş olan komşusundaki bir parselin 87 milyon YTL değerinde olması mümkün müdür?”
***
Kısaca, bu işte arsa sahipleri zarar etmemiştir. Kendilerine, rayiç bedelinin çok üstünde 20 milyon YTL civarında ödeme yapıldığı tahmin edilmektedir. Belediye kâr etmiş ve 20-25 milyon YTL'lik ek bir gelir imkânına kavuşmuştur. Ayrıca, Gaziantep'e önemli miktarda dış sermaye de getirilmiş olacaktır.

Bütün mesele, şirketin ortağının aldığı arsayı, 84 milyon YTL'den tapuya kaydedip, daha sonra 87 milyon YTL'ye kendi şirketine devretmesidir. Bunun sebebini de, Alman bankalarından alacağı kredi miktarını yüksek tutmak olarak göstermektedir.
Olay budur ve halının altında başka hiçbir şey yoktur.

RADİKAL

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*