Hasan Vezir eski derbileri anlattı

  • Giriş : 01.12.2006 / 00:00:00

Tüm Türkiye 3 Aralık Pazar günü oynanacak olan Fenerbahçe - Galatasaray derbisine odaklanırken iki takımında formasını giymiş unutulmaz isimlerden Hasan Vezir eski derbileri anlattı.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


- Gündem Fenerbahçe Galatasaray derbisi olunca unutulmaz isimler geliyor akıla doğal olarak. Fenerbahçe ve Galatasaray, Hasan Vezir için ne ifade ediyor?

- "Futbol hayatımda hem çok iyi hem de bana burukluk veren, sıkıntı yaşadığım dönemler oldu. Fenerbahçe ve Galatasaray arasında transfer diyaloğu ile oluşan bazı olumsuz olaylar oldu futbol hayatımda. Bunlar hem olumlu hem de olumsuz şekilde yaşantıma yansıdı. Benim 2 takımda da buna Trabzonspor da dahil, hepsinde çok güzel günlerim oldu. Bazılarında çok başarılı oldum, çok sıkıntılı zamanlarımda oldu. Fenerbahçe ve Galatasaray her zaman gündem oluşturmuştur. Bu gündemin içerisinde olmak, aranmak, hatırlanmak güzel bir duygu."

- Herhalde hayatında en unutamadığın maç Fenerbahçe ile Galatasaray arasında oynanan ve 4-3 biten maç değil mi?

- "Birinci derecede o tabi ama benim unutamadığım başka maçlarda var. Rizespor'da oynarken bir Sakaryaspor maçı vardı, biz küme düşme potasındaydık. Sakaryaspor'da o zaman Oğuz, Aykut, Turhan, Serdar var. Fenerbahçe'ye gelmeden önceki sezon bu. Sakaryaspor çok güçlü bir kadroya sahip, zaten Türkiye Kupası'nı kazanmışlar. Sondan 2. hafta biz Sakaryaspor deplasmanına gittik. Kadromuz bizim de iyiydi. İlk yarı 1-1 bitmişti. İkinci yarı 3-1 yenik duruma düştük. Maçın bitmesine artık 18 dakika kalmış. Kardeşim Muharrem stoper oynuyor ve onun santrfor özelliği de var. Ona "gel forveti üçleyelim" dedim. Hoca "yok yok" diyor bana. Ben de "hoca bu maçı kaybedersek zaten küme düşüyoruz" dedim. Ben 1 gol attım, 3 tane de Muharrem attı. O sezon ligde kaldık. Sonra Fenerbahçe'ye geldim zaten.

- "TARİHİ 4-3'LÜK MAÇ" -

"Unutamadığım maçların başında ise 4-3'lük Fenerbahçe Galatasaray maçı geliyor tabi. İlk maç Kadıköy'de 2-2 bitti. İkinci maç Ali Sami Yen'de. İlk devreyi 3-0 yenik kapattık."

- Hep o maçla ilgili Galatasaraylı futbolcular dalga geçtiler denir. Sahada bu size yansıyor muydu?

- "Yansıyordu tabi. Mesela Prekazi olsun diğerleri olsun, olmayan pozisyonlarda göğsüne alıyorlar, rovaşata yapıyorlardı. Şova kaçıyorlardı. Biz kendi içimizde kızıyorduk tabi. Bizim de pozisyonlarımız vardı, benim bir şutum direkten dönmüştü."

- Soyunma odasına 3-0 yenik gittiniz ve mutlaka canınız sıkıldı tabi. Ne yaptınız, ne konuştunuz aranızda?

- "O şova dönük hareketleri bizi hırslandırdı. Veselinoviç hoca bize (sakın üzülmeyin onlar nasıl size gol attılarsa, biz de atarız. Sakın özgüveninizi kaybetmeyin. Kendinize daha fazla güvenin, risk alın ama ikinci yarının ilk 5 dakikasında mutlaka bir gol bulmamız lazım) dedi."

- Taktiği değiştirdi mi hoca?

- "Şöyle değiştirdi. Oğuz o maçta iyi değildi. Oğuz'u aldı oyundan Şenol'u soktu. Taygun'u aldı oyuna."

- İŞTE UNUTULMAZ KADRO -

- Kadroda kimler vardı?

- "Kalede Schumacher, sağ tarafta İsmail, sol bek küçük Şenol, stoper Nezihi, libero Müjdat. Orta sahada Hakan, Oğuz, Turhan ileride ben, Aykut, Rıdvan. 3 forvet ama hep dönüşümlü oynuyorduk. Rıdvan taşıyordu, ben sağa koşuyordum, Aykut koşuyordu. Onun için bizim forvet hiçbir zaman bulunmadı. Çünkü herkes birbirini tamamlıyordu."

- İkinci yarıya başladınız ve Veselinoviç takımın beynini Oğuz'u oyundan çıkarttı. Takım 3-0 mağlup, gol atmak lazım ve Oğuz'u çıkartıyor hoca ki Oğuz bütün oyunu kuran futbolcu takımda.

- "O işi ikinci yarı Rıdvan üstlendi. İkinci yarı başladı ve hemen başlarda Aykut soldan girdi, çok güzel bir gol attı. Durum 3-1 oldu. Veselinoviç'in dediği çıktı. O gol bize çok büyük moral oldu."

- Sonra sen çıktın sahneye.

- "Evet. 3-2, 3-3 yaptık. O ara Galatasaray bir pozisyon yakaladı, kaçırdılar. Biz sonra 4-3 yaptık."

- "RÜYA ALEMİNDE UÇUYORUM" -

- Golleri atarken neler hissettin. Bir tane attın, yine atacağım diyor muydun kendi kendine?

- "Tabi. Çünkü her an gol koklayan, gol için pozisyona giren bir yapım vardı. Derbi maçlarda gol atmak çok önemli biliyorsunuz. İkinci golü attım, hele üçüncü golü atınca rüya alemindesin sanki. Uçuyorsun. 3-0'dan 4-3 maçı almışsın, Kadıköy de dolaşıyorsun, herkes sana değişik bakıyor, el üstündesin. Bende bu maçtan sonra tarihe geçtim. Çok mutlu oldum. Allah herkese nasİp etsin bunu."

- "Galatasaray'A PARA İÇİN GİTMEDİM" -

- Fenerbahçe 103 golle şampiyon olmuş. Efsane bir forvet var. 4-3'lük Galatasaray maçı varki 103 gol gibi bir rekor olmazsa şampiyonluktan daha fazla övünülecek bir maç. Ama Hasan Vezir Fenerbayçe'yi bıraktı gitti. Taraftar resmen şokta. Niye gittin?

- "O zamanları anarım içimde hep bir burukluk olur. Benim Fenerbahçe'den Galatasaray'a gitmemin nedeni kesinlikle para değil. Taraftarlar (para için bizi bıraktı gitti) dediler ama kesinlikle para için gitmedim. Tamam çok büyük para teklif ettiler ama elimde olmayan imkanlardan dolayı Galatasaray'a gitmek zorunda kalmıştım. Beni tanıyan bilir, hakikaten dürüst bir insanım ben. O zaman gençlik vardı. Artı elimde olmayan nedenlerden dolayı Galatasaray'a gitmek zorunda kalmıştım ki o zaman bana Galatasaray'ın bana verdiği para Fenerbahçe'nin verdiğinin 2 katıydı. Galatasaray bana 1 milyar 200 milyon verdi. Fenerbahçe'nin verdiği para 550 milyon liraydı."

- İŞTE TRANSFER GÖRÜŞMELERİ -

- Fenerbahçe'de kaça oynamıştın?

- "39 milyon 500 bin liraya oynamıştım. Hiç unutmam."

- Diğer futbolcular ortalama ne alıyorlardı?

- "150-200 milyon lira. Ben parayı düşünsem zaten o zaman fazla isterdim. Sezon bitmeden devamlı görüşüyorlardı benimle. Galatasaray'da benimle ilgileniyordu ama ben onlara önce kulübümle anlaşmaya çalışacağım dedim. Bana tamam ama biz seni çok istiyoruz dediler. O zaman bizim futbol şube sorumlumuz Metin Aşık. Benim, Rıdvan'ın, Aykut'un ve Oğuz 'un transferi var. Bende onlar kadar iyi mücadele ettim, iyi top oynadım ve bir sezon önce bedava oynamışım. Tamam diyorum Galatasaray'ın istediği parayı istemeyeceğim tabi. Metin abi diyorum nişanlıyım, Karadeniz'den gelmişsin, ev kuracaksın, düğün yapacaksın bunlar hep masraf. Rıdvan, Oğuz ve Aykut'a 850'şer milyon verdiler, bana 550 milyon lira. Sürekli görüşüyoruz."

- Sen ne istedin Fenerbahçe'den?

- "Ben 700 milyon liraya kalacağım Fener'de. Arada 550 milyon lira fark var ama ben 700 milyona kalacağım diyorum. En son Metin Aşık'ın Kızıltoprak'ta yazıhanesinde buluştuk. Dışarıda gazeteciler bekliyor. 1-2 dakika sürdü görüşmemiz. Metin abi beni de çok severdi aslında. (Hasan kararını verdin mi?) dedi. (Abi hemen imza atayım ama biliyorsun dedim. (İnanmıyorsan Ergun ağabeyi (Gürdoy) ara) dedim. (Yok) dedi (biz sana o kadar para veremeyiz, kim verirse o zaman oraya gidersin) dedi. Şok oldum. (Tamam abi madem gitmemi istiyorsan giderim) dedim. (Ama bu konuşmalarımız şimdilik aramızda kalsın) dedi. Tamam dedim öyle çıktım dışarı. Gazeteciler sordu ne oldu diye daha görüşmelerimiz devam ediyor dedim. Sonra Ergun Gürsoy'la Yurdeşen Karahasan bana haber gönderdiler, Küçükyalı'da buluştuk. Beni arabalarına aldılar. İki gün sonra Galatasaray'la kupa maçının finali var. Ben (tamam Fenerbahçe beni istemiyor, maçtan sonra gelirim size) dedim. Onlar (ağabeyin gitsin biz seni eve bırakırız) dediler. Beni arabayla dolaştırıyorlar baktım Bursa'ya doğru gidiyoruz. Nereye gidiyoruz benim 2 gün sonra maçım var diyorum, yok. (Artık bu bizim namus meselemiz oldu, biz seni kaçırıyoruz) dediler. Yapmayın, nasıl olur diyorum ama bir şey düşünemiyorsun o anda."

- O sezondan iki sene öncede Rıdvan Galatasaray'la anlaşmış önce…

- "Evet öyle bir ortam olmuş, Fenerbahçe Galatasaray'ın elinden almış Rıdvan'ı."

- Onun rövanşı oldun sen herhalde?

- "Aynen öyle oldu. Aldılar götürüyorlar beni. Bana (bir şey olmaz) diyorlar. Nereden bileceğim neler olacak. Yoksa ben o şekilde gitmezdim. Yine giderdim Galatasaray'a, beni Metin Aşık koparmıştı Fenerbahçe'den ama kupa finali maçını oynayarak giderdim. Benim elimde olmayan gelişmelerdi yaşananlar."

- Kaçırıldım diyorsun yani.

- "Kimse kimseyi zorla bir yere götüremez ama bir şekilde de götürüyor seni işte. İş o yola girdi. Bursa'da Özhan Canaydın'ın tekstil fabrikasına getirdiler beni. Akşam yemek yedik oradan da Fethiye'ye götürdüler. Öbür gün gazeteler yazıyor, "Hasan bıraktı kaçtı, Hasan şöyle, Hasan sahtekar". Biz vatan haini olduk, sahtekar olduk, her şey olduk. Gazeteler bütün suçlu benmişim gibi beni idam ettiler. Yemin ediyorum bir ara kaçayım, futbolu bırakayım dedim. (Bu sıkıntı yaşanır mı, bir insanın üzerine bu kadar gidilir mi?) dedim kendi kendime. Ben bu sıkıntıyı 4-5 sene yaşadım. Galatasaray'a gittim orada oynarken yaşadım, başka kulübe gittim orada da yaşadım. O tepkiler devamlı oldu bana."

- Peki Galatasaray'da pek bekleneni yapamadın?

- "Fenerbahçe'de ki gibi olmadı. Yemin ediyorum benim yaşadığım sıkıntıları hangi futbolcu yaşarsa yaşasın benden daha fazla başarılı olacağını tahmin etmiyorum. Sokağa çıkamıyorsun. Ben Fenerbahçe'de oynarken de Erenköy'de oturuyordum, Galatasaray'da da oynarken. Fenerbahçeli taraftarların fazla olduğu bir bölge, sokağa çıkamıyordum ben. Evden idmana, idmandan eve geliyorsun. Senelerce bu böyle oldu. Eşimle sokağa çıkamıyordum. Laf atıyorlar sana, derdini anlatamıyorsun kimseye. Tu kaka olmuşsun."

- "Galatasaray'da ben o sezon 13 tane gol attım. Ama Fenerbahçe'de ki gibi olmadığım için herkes (Hasan Galatasaray'da bitti) demeye başladı. Alakası yok. Ben ilk sene Galatasaray'da iyi top oynadım. İkinci sene benim için sıkıntı başladı. O zaman Mustafa Denizli geldi. Bana karşı soğuk davrandı. Mustafa hocanın ağzından gazetelerde (Hasan'ı istemiyorum) diye haberler çıkıyordu. Zaman zaman oynattı zaman zaman oynatmadı beni. Bende de kabahat var, hoca beni nasıl olsa oynatmıyor diye kendime dikkat etmedim. Ne olursa olsun insan hocasına karşı takımına karşı her zaman hazır olmak zorunda. Mustafa hoca bana az şans verdi, şans verdiği zamanda ben hazır olmadım, kötü oynadım. Fenerbahçe'de oynadığım başarılı futbolu Galatasaray'da oynayamadım tabi."

- Galatasaray forması altında Fenerbahçe'ye karşı oynadığın ilk maçı hatırlıyorsun tabi.

- "İlk TSYD Kupası maçı vardı. Tribünler o zaman yarı yarıya paylaşılıyordu. Yurtdışından kamptan döndük 2 gün sonra Fenerbahçe'yle oynuyoruz. O maça çıktım, yemin ediyorum maçı nasıl bitirdim hatırlamıyorum. Tribünün yarısı lehimde diğer yarısı aleyhimde. Biri küfür ediyor, diğeri moral vermeye çalışıyor. İnsanlar maçı bıraktılar benimle uğraşıyorlar. 90 dakika nasıl bitti hatırlamıyorum."

"Sonra ilk lig maçında Ali Sami Yen'de oynadık Fenerbahçe'yle. Fener çok iyi top oynamıştı. 90. dakikada bir pozisyon oldu hatta ofsayt mı değil mi diye tartışması olmuştu. Golü ben atmıştım."

"Hiç unutmuyorum o akşam 15-20 tane taraftar evimi bastı. O zaman yeni evliyim, maçtan sonra eşimle dışarı yemeğe gittik. Döndüğümüzde duydum ki bizim apartman görevlisi bıçaklanmış. 15-20 kişi gelmişler beni sormuşlar bulamayınca adamı dövüyorlar, bıçaklıyorlar. İnsan üzülüyor tabi. Bunu bu şekilde anarşiye getirmenin anlamı yok. Bu sıkıntıları yaşadım ben. Allah kimseye de yaşatmasın. Ben hangi şartlarda Galatasaray'a gelmişim, neler yaşamışım ama Mustafa hoca beni istemeyince bende Gsalatasaray'dan Bakırköyspor'a gittim."

- Peki hiç Fenerbahçe'de kalsaydım dedin mi?

- "İnsan bu olayları bu sıkıntıları yaşayınca diyor tabi. Çevrende çok önemli. Yanlış yönlendirebiliyorsun. Bu işleri bilen profesyonel insanlar olsaydı, menajerlikte yoktu belki hak ettiğimi de alacaktım Fenerbahçe'den. İnsan şimdi düşünüyor, hak etmediğim şeyler yaşadım ben. Şu da var ben Galatasaray'a gittiğime pişmanda değilim. Çok yapabilecek bir şeyim yoktu, resmen Fenerbahçe'den koparılmıştım."

- Şimdi bir benzetme vardır. Fillerle çimler diye. Filler tepişirken olan çimlere olurmuş. Rıdvan'dan dolayı yapılan misilleme, yöneticilerin transfer yarışı derken olan sansa olmuş yani.

- "Doğru. Rıdvan'a karşı beni alarak misilleme yaptılar. Bir şekilde kullanıldık yani." (Gülüyor)

- Büyüklerden Fenerbahçe, Galatasaray ve Trabzonspor forması giydin. Hiç Beşiktaş'a transferin gündeme geldi mi?

- "Trabzonspor'dan Rizespor'a döndüğüm sene Beşiktaş'ta çok istedi beni. O zaman Zekeriya Alp vardı. Benimle görüştüler ben tamam dedim. (Kız kardeşimin düğünü için Rize'ye gideceğim, düğünden sonra gelirim) dedim. Gazetelerde de bu yazıl dı mı? Rize'ye gittim, Rizesporlu taraftarlar ayağa kalktı. Akşam yola çıkacağım beni bırakmadılar Rize'den. Sabah oldu İstanbul'a Beşiktaş'la anlaşmak için yola çıktım. Ordu'nun Efirli kazasında babamın çok samimi arkadaşı vardı Talat'ın yeri. Oraya uğradık. Talat abi (ne işin var Beşiktaş'ta sen Rize'nin evladısın, Rize'ye git) diye bastırdı. O zaman Turgut Yılmaz Rizespor'un başkanı. Mesut Yılmaz ağabeyi. Talat abi Turgut Yılmaz'ı, Mesut Yılmaz'ı aradı. Telefon trafiği başladı orada. Semra Özal arandı. Beni yoldan geri çevirdiler gittim Rize'ye imza attım. Ben memleketimi seven insanım. Ki o zaman Karşıyaka'da büyük para verdi bana. Ben Beşiktaş'ın verdiğinin de çok çok altında Rize'ye imza attım."

- Senin transferlerinde para hep ikinci planda oldu yani?

- "Kesinlikle öyle. Mesela ben Trabzonspor'da 4 sene top oynadım. Sözleşmeler 2 yıllıktı. Sözleşmem bitti Ankaragücü bana çok büyük para teklif etti. O zaman Ünal'la ben astronomik parayla kulbümüz tarafından satış listesine konulduk. Ankaragücü o parayı veriyordu ama ben yine Trabzonspor'da kalmıştım."

- "AVRUPA'DA OYNARDIM" -

- Fenerbahçe Galatasaray debileri çok özeldir. Bu hafta da Fenerbahçe Galatasaray derbisi var. Düşündüğünde hiç keşke bu senelere top oynasaydım diyor musun?

- "Bizim dönemimizde 3-5 futbolcu iyi para alıyordu. Şimdi ligde oynayan her futbolcu 400-500 bin dolar alıyor. Şimdi DIGITURK gibi İDDAA gibi imkanlar var. Büyük paralar geliyor kulüplere. O zaman böyle imkanlar yoktu. Şimdi iyi yönetilen bir kulübün başarısız olma şansı yok. İyi kadro kurabilirsin, iyide yönetirsen başarılı olursun. Şimdi menajerlik sistemi var, bizim zamanımızda yoktu. Ben şu dönemde olsaydım kesinlikle Avrupa'da oynardım. Yapı, teknik kapasite, vücut olarak, ideal bir santrfor tipiydim. Bu dönem olsaydım kesin Avrupa'da oynardım."

- Gelelim bugüne. Bir Fenerbahçe-Galatasaray derbisi daha oynanacak.

- "Fenerbahçe-Galatasaray maçları Fenerbahçe'nin lehine sonuçlanır genelde. 3 büyüklere baktığınız zaman Fener'in Beşiktaş'a şansı tutmaz, Beşiktaş'ın Galatasaray'a, Galatasaray'ın da Fener'e şansı tutmaz. Hakikaten genelde bu hep böyledir."

- Peki bu derbiyi nasıl görüyorsun?

- "2 takımın kadrosuna bakıyorum hakikaten Fenerbahçe'nin kadrosu daha iyi. Mesela Kezman çok iyi futbolcu. Fener'e geldiğinde hazır değildi ama son haftalarda çok iyi oynuyor, çok yetenekli oyuncu. Mesela orta sahada oyun kurma açısından Fenerbahçe'nin kadrosu daha zengin. Defans daha iyi. Şöyle daha iyi; taşları yerine iyi oturtursan. Edu, Lugano gelmeden önce bence Fener'in defansı çok daha iyiydi. Önder oynuyordu, Luciano vardı, Servet vardı. Servet'i bitirdiler bak gitti Sivas'ta harikalar yaratıyor. Bu sezon başı genç takımdan alınan Can vardı. Lugano iyi stoper ama ağır adam Defansın arkasına atılacak toplarda ağır kalıyor. Tamam gidiyor gol atıyor ama bana gol atmasın. Bana gol yedirmesin yeter. Zaten stoperin görevi o. Zaten senin golcülerin var, yeter. İlk planda defansını sağlam tutacaksın. Zaman zaman çok açıklar veriyor. Hakikaten ağır adam Lugano. Edu çok çabuk bir stoper değil. Burada Önder-Luciano oynadığı zaman, bunlarda çok çabuk değillerdi ama çok iyi tamamlıyorlardı birbirlerini. Zamanlama ve kademe anlayışı çok önemli. Bu derbide de Fenerbahçe daha ön plana çıkıyor."

- "Galatasaray'IN YENECEĞİNE İNANMIYORUM" -

- Peki Galatasataray'ı nasıl değerlendiriyorsun?

- "Arda çok iyi futbol oynuyor. Hakan yok gerçi ama çok iyi santrfor."

- Hakan'ı kendine benzetiyor musun?

- "Bende çok koşan, yıpratıcı özelliği olan santrfordum ama benim özelliklerim daha farklı. Ben iki ayağımı da çok iyi kullanıyordum. Benim çalım atma özelliğim daha fazlaydı ama birbirimize benziyoruz. Ben şimdi istatistiklere çok inanan bir insanım. Genelde hep Fenerbahçe yendiği için bu seferde bir adım öne çıkıyor. Kendi saha avantajını iyi kullanacak, yenip puan farkını açmaya çalışacak. Berabere de bitebilir ama ben Galatasaray'ın Fenerbahçe'yi yeneceğine inanmıyorum. Çünkü Fener daha ağır basıyor."

- Hasan Vezir teknik direktör olarak Fenerbahçe'yi ve Galatasaray'ı nasıl oynatırdı bu maçta?

- "Fenerbahçe baskılı oynamak zorunda, onun için en baştan tempoyu arttırarak Galatasaray'ın üstüne giderdim ama kanatları kullanarak. Zaman zaman bunu Fenerbahçe kullanmıyor. Alex'i kullanarak derin toplarla gitmeye çalışıyor. Bir an önce golü atayım ve sonra çok daha rahat oynayayım diye bunu yapardım. Galatasaray'da bence tam tersini oynayacak. Kontratağa çıkıp Fenerbahçe'nin stoperleri ağır olduğu için defansın arkasına İliç'i aralara koşu yaptırarak, Arda'nın bireysel yeteneklerini kullanarak bu şekilde bir oyun düzeni kurmaya çalışırdım. Çünkü sonuçta Fenerbahçe baskılı oynamaya ve kontrolü elinde tutmaya çalışacak, defansta açıklar vermemek için. Çünkü Glatasaray'ında çok önemli silahları var. Ama ben Fenerbahçe'de teknik adam olsam oyunu kanatlara yayarak ve Alex in derin toplarıyla kanatları kaçırarak atacağı toplarla golü düşünürdüm. Galatasaray'da da tam tersi kontratağı düşünerek, defansı ve orta sahayı kalabalık tutarak yakalayacağı pozisyonlarda çok çabuk oyunu açarak, defansın arkasına kendi hücum oyuncularımı koşturarak bir şekilde oyun planını kurmaya çalışırdım. Fenerbahçe orta sahada Alex'i kullanacak. Bununda önlemini alırdım."

- Alex'i kim durdurabilir Galatasaray'da?

- "Alex'i mesela Ayhan olabilir. Sabri, Cihan olabilir."

- Ama rakibin atağını karşı atağa çevirmen lazım. Alex'i tuttun topu kaptın, oyunda kurman lazım. Bu yapıda kim olabilir Alex'in karşısında?

- "Ayhan topu iyi kullanıyor, mücadeleci, koşuyor. Sabri de yapabilir ama Ayhan'la daha başırılı olur Galatasaray."

- İki hocanın taktik savaşı olacak değil mi?

- "İki takımda da önemli ve iyi futbolcular var ama önemli olan onları iyi kullanabilmek. Takım kurgusunu sahaya iyi yansıtmak çok önemli."

- "GERETS DAHA İYİ" -

- İki hocayı nasıl buluyorsun? Sonuçta ikisi de eleştiriliyorlar.

- Ben Gerets'i daha iyi buluyorum."

- Gönlün kimden yana?

- "İkisinde de top oynadım, ikisini de severim. Hak eden kazansın. 2 takımda da oynadığın için seyrederken için bir acayip oluyor. Seyrederken iki takımada kendini koyuyorsun."

- Futbolu bıraktıktan sonra Kadıköy'e maç seyretmeye gittiniz mi?

- "Yok seyirci olarak gitmedim. O tepkileri yaşadıktan sonra seyirci olarak gidip maç seyretmedim. Birisi laf atacak sana, onun için gitmiyorum. İnsan eskiyi andığı zaman tüyleri diken diken oluyor. Yaş ilerledikçe biraz daha tecrübeli olduğun zaman yaptığın hataları daha iyi anlıyorsun. Sonuçta iyisiyle kötüsüyle hepsi yaşanmış."

- Sizin döneminizde futbolcular 20 ile 30 yaş arasında paralar kazanıyorlardı. Şimdiki gibi imkanlarda yoktu.

- "Bizim dönemimizde top oynayıp şu anda durumu kötü olan çok arkadaşımız var. Kazadıklarını iyi kullananlarda var kötü kullananlarda. Şimdi kazandığın parayı kötü kullanman gibi bir şansında yok. Menajerler senin haklarını koruyor, daha fazla paralar kazanıyorlar."

- En iyi hoca kimdi çalıştığın?

- "Veselinoviç çok iyiydi, Ahnet Suat hoca çok iyiydi"

- Veselinoviç enteresan bir hocaydı değil mi? Çok iyi motivasyoncuydu.

- "Tabi, çok. Ondan sonra Trabzonspor'da Sunderman vardı. Çok iyi hocaydı."

- Hangi kupaları kazandın?

- "Trabzonspor'da son lig şampiyonluğunda oynadım. Trabzonspor'da kupa şampiyonlukları yaşadım. Galatasaray'da kupa şampiyonluğu yaşadım. Fenerbahçe'de şampiyonluk yaşadım."

- Trabzonspor'un durumunu nasıl görüyorsun? Sonuçta bir Rizeli olarak Trabzon'a fazlasıyla yakınsın.

- "Tabi. 4 sene en fazla Trabzonspor'da futbol oynadım. İnsan eski başarıları gördükçe şu anki durumuna üzülüyor. Hele bu sene çok kötü bir durumda. Birde şu var, Trabzonspor'un kadrosu şampiyonluk için yeterli mi? Yeterli değil. Bu kadarda kötü olmaması lazım ama. Fatih gibi bir santrforunu veriyorsun, Yatara sakatlanıyor, aldığın oyuncularda onun ayarında değil ha bu kadar da başarısız mı olacak bu kadro? Değil tabi. Ne olursa olsun her zaman ilk 4'ün içinde bulunmak zorundadır."

- Asıl sorun ne? Hep Trabzon ruhu denir.

- "O ruh bitti. Bizim dönemimizde çok büyük paralar yotu. Karadeniz kökenli futbolcular önce Trabzonspor'da oynamayı düşünürlerdi, isterlerdi. Fazla açılmazdı Trabzon, kendi muhitindeki topçuları alırdı. En son şampiyonluğumuzda da öyleydi. Yabancı oyuncu yoktu bizde. Ben Rizeliydim, İskender vardı Kastamonulu ama senelerdir Trabzon'daydı. Yabancı derken yurt dışından değil Karadeniz'in dışından bile futbolcu yoktu. O ruhu o zaman hakikaten yaşıyordun, yaşatıyordun."

- "KARADENİZ'E UYGUN TOPÇU ALACAKSIN" -

- Şimdi öyle bir şey yapılabilir mi?

- "Şimdi zor tabi. Büyük paralar dönüyor artık. Eskisi gibi Trabzon'dan yıldız sayılabilecek futbolcular çıkmıyor. Gökdeniz ve Fatih Çıktı onun dışında çok üst düzeyde oyuncu yok. Birde yapılanmayla ilgili, yönetilmeyle ilgili eksikler var çünkü kadro oluşturulurken demek ki iyi transferler yapılmamış. Şampiyonluğa oynayabilecek o kapasitede o kurgu içerisinde alınmamış. Marcelinho tamam iyi futbolcu ama yapı önemli. Karadenizde yöreye göre futbolcu seçmek zorundasın. Yapıya, sertliğine, ortamına, iklimine uyabilecek topçu alacaksın. Marcelinho'ya bakınca çok yumuşak futbol oynamaya çalışıyor, agresif değil. Bizim o tarafın yapısına ters olmuş oluyor. Karadeniz havasını teneffüs edebilecek yapıda futbolcular almak gerekiyor ama ne olursa olsun Trabzonspor eskisi gibi eğer Fenerbahçe, Galatasaray ve Beşiktaşla maddi anlamda boğuşamayacaksa o eski şampiyonlukları yakalamak çok zor. Artık Fenerbahçe gidiyor 10 trilyona futbolcu alıyor."

- O zaman Trabzonspor artık şampiyon olamaz mı?

- "Zor diyorum. Bütçesini ona göre ayarlamak zorunda. 22 seneden beri şampiyonluk yaşamamış."

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious