Hayrünnisa Gül'ün kıyafetinin en önemli parçası başörtüsü

Hayrünnisa Gül'ün kıyafetinin en önemli parçası başörtüsü.10251
  • Giriş : 25.08.2007 / 19:50:00
  • Güncelleme : 27.03.2010 / 04:06:47

Son günlerde siyasetin en önemli gündem maddelerinden biri moda.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Hiç de alışık olmadığımız bir durum modanın siyaset arenalarında tartışılması. Önce 'frak kadın vekiller tarafından giyilmeli mi giyilmemeli mi' tartışmaları yapıldı. Şimdi ise 'müstakbel Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün eşi Hayrünnisa Gül'ün kıyafeti nasıl olmalı' tartışmaları yapılıyor. Sadece iç basında değil dış basında da bu konu ile ilgili bir sürü bilinçli bilinçsiz yazılar yayınlanıyor. Tam olarak ötekiler haline getirilmeye çalışılan kıyafet tercihleri kimi basın modernleştirilmeli diye savunurken diğerleri ise çeşitli önerilerle konunun uzmanı modacılar gibi yorumlar yapıyorlar.

Öncelikle “Göz önünde olan bir bayan nasıl giyinmeli?” sorusuna cevap aramakta fayda var. Göz önünde olduğu için kendini kanıtlamak adına eski çağlardaki gibi erkeksi mi giyinmeli, yoksa trendlerin rüzgarına kapılıp dişiliğini de öne çıkararak modanın kurbanı mı olmalı? Kişinin kıyafeti, öncelikli olarak ihtiyaçlar doğrultusunda şekillenir. Daha sonra ise hayat şartları, alışkanlıkları, inançları, kişisel zevk ve tercihler kıyafetin biçimlenmesinde önemli rol oynar.

Yıllarca daha çok kadın vekilimiz olsun ya da siyasetçilerin eşleri eski dönemlerdeki gibi kapı arkalarında kalmasın, öne çıksın diyenler, şimdi kadınların kişisel giyim tercihlerine ve yaşam alışkanlıklarına sınırlamalar getirmeye çalışıyor. O da yetmiyormuş gibi kadınlar, klasikleşmiş, kişiliği olmayan, uydurma üniforma benzeri kıyafetlerin içine sokulmaya çalışılıyor. Halbuki her bireyin, eşi ya da kendisi hangi görevde olursa ya da moda hangi yöne eserse essin belirli giyim prensipleri vardır. Şayet mesleği icabı belirtilmiş bir kıyafet tarzı kullanma zorunluluğu varsa bu o görevi yapan kişiyi etkiler, eşini ya da çocuklarını değil. Kişinin giyim prensipleri ya da şimdilerin moda deyimi ile imajı, kişinin kendini içinde en iyi, en rahat, en huzurlu hissettiği giyim şeklidir. Tüm modacılar bilir ki bir giysiyi ne kadar benimserseniz o kıyafet üzerinize bir o kadar yakışır. Tersi durumlar da geçerlidir. Bu yüzdendir ki prensipler moda ile değil, kişinin kendi istekleri ile değişikliğe uğrar.

Hayrünnisa Gül'ün de kıyafetinin en önemli parçası olan ve tartışmaların odak noktası haline gelen başörtüsü de kişisel giyim prensiplerinden biridir. Büyük tartışmalara yol açan bu konu, kişinin kendi iradesine, inancına, zevkine, giyim alışkanlığına bırakılması gereken bir mevzudur. Giyimin önemli bir parçası olan başörtüsü, bulunduğu konumda kullanılmayacak bir kıyafet değildir. Bu bir giyim şeklidir. Kaldı ki Gül, tüm siyasetçi eşlerine bakıldığında oldukça zarif ve seçkin giyinen biri. Yerine, ortamına uygun olarak kendini ifade eden doğru tercihleri yapmakta oldukça başarılı. Uzun ince fiziği dolayısı ile kıyafetleri gayet zarif taşıyabiliyor. Kıyafetinin tarzına uygun seçtiği eşarbı ise pek çok kişinin yanlış bildiği gibi türban değil, başörtüsü olarak bağlıyor.

Basında yer alan 'türbanını modernize edecek' söylemlerinin aksine Hayrünnisa Gül'ün kullandığı başörtüsü moda ya da şıklık olsun diye kullanılan aksesuar değil. Bu konuda 'biz başörtüsüne karşı değiliz, biz türbana karşıyız' diyenler de araştırınca görecekler ki türban saç ve boyun gösterilme kaygısı taşınmadan kullanılan aksesuardır. Hâlbuki başörtüsü inançları gereğince örtülen bir örtüdür. Türban, gerçek anlamda geçtiğimiz sene podyumlarda moda olan şık bir aksesuardır; ama Hayrünnisa Hanım'ın kullandığı başörtüsü ile arasında başa örtülmesinden başka hiçbir benzerlik yoktur. Ne amacında, ne bağlanma şeklinde, ne de kullanıldığı, bütünleştiği kıyafetler benzerdir. Bu yüzden de modernize etmek kavramının yanlış yerde kullanıldığını görüyoruz. Kişinin giyim şekline ya da kişisel zevk ve inanışlarına göre şekillenen başörtüsünde moda ya da modernize olabilecek sadece renk ve desenleridir, bağlanma şekli değil.

Gül'ün eşarbını bağlama şekli hemen hemen hiç değişmiyor. Kıyafetinin genel tarzına uygun olan eşarbını bir aksesuar gibi değil kıyafetinin önemli bir parçası gibi, bütünü gibi kullanıyor. Genellikle açık renkleri tercih eden Gül, ayakkabı, çanta ve eşarbını kombinlemeyi tercih ediyor. Gayet şık, üzerine zarifçe oturan hoş döpiyeslerle bulunduğu konuma uygun ağırlıkta giyiniyor. Ceketleri abartıdan uzak ve titizlikle dikildiği belli, kesimlerde de moda olandan seçilmiş detaylar karşımıza çıkıyor. Şık bir iş hanımı edası ile kullandığı etek-ceket takımlarını naif dişilikle birleştirerek asil bir duruş sergiliyor. Topuklu zarif ayakkabıları, bakımlı görüntüsü ile Türkiye'nin şık hanımefendileri arasında yer alıyor.

Hayrünnisa Hanım da bulunduğu konum itibarı ile abartılı giysilerden uzak, belirli ağırlığı ve zarifliği olan kıyafetleri tercih etmeli. Bunu yaparken de söylenildiği gibi kökten değişikliğe gidilmemeli. Dünyada da siyasetin içerisinde eş ya da vekil olarak bulunan bayanlar gün içerisinde genellikle döpiyes giyiyorlar. Hayrünnisa Hanım da dar kesimli eteklerin üzerine kaliteli dikilmiş ceketler giyerek zarifliğini bulunduğu konuma yakışacak biçimde koruyor. Renk tercihlerinde ise beyaz, mavi, pembe gibi ferah renkler kullanarak sıradanlaşmış koyu renklerden sıyrılıyor. Modanın içinden kendine yakışanı seçtiği belli olan kıyafet tarzı ile aslında gayet şık giyinen siyasi eşlerin başında yer alıyor. Seçtiği özellikli kumaşlar, aksesuarlar ise kişisel zevkini kalite ile harmanladığının göstergesi olarak karşımıza çıkıyor. Peki sorun nedir sadece başörtüsü mü? Hani başörtüsüne değil türbana karşıydınız? Hayrünnisa Hanım türban kullanmıyor, başörtüsü kullanıyor, bunu bir modacı olarak söylüyorum. Bu da kişinin kendi tercihlerini ifade eden giyim şeklinin önemli bir parçasıdır.

REYHAN YAZICI

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious