‘Hedef sadece enerji değil nükleer teknoloji’

  • Giriş : 14.04.2006 / 00:00:00

Türkiye'nin yaklaşık 40 yıldır tartıştığı nükleer enerji projesi nihayet hayata geçiyor.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Nükleer santral kuracak firmalara enerji alma garantisi verilecek, ancak krediler için doğrudan Hazine garantisi söz konusu olmayacak. Dün işadamlarıyla bir araya gelen Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler, hedeflerinin enerji üretimiyle sınırlı olmadığını vurguladı. Güler, ülkeye kazandırılacak olan nükleer teknolojinin tıp, tarım ve mühendislik gibi alanlarda da kullanılacağını söyledi. Güler, nükleer santral ihalesinde teknoloji transferi konusuna özel önem vereceklerini kaydetti. Toplantıdan sonra bir açıklama yapan Hilmi Güler, henüz kesinleşmemekle birlikte, özel sektör ve kamunun ortak çalışma modeli olan PPP sistemine sıcak bakıldığını belirtti. Özel sektör ile kamu arasında risk paylaşımı esas olacak, çalışmaları her iki taraf da denetleyecek. İhaleye katılmak isteyen gruplar 12 Mayıs'a kadar bakanlığa yazılı görüş bildirecek. Sonuçlar değerlendirildikten sonra firmalar yeniden toplantıya çağrılacak. Ardından da ihale sürecine geçilecek. Nükleer santral yapımı için 1997 yılında açılan ve daha sonra iptal edilen uluslararası ihaleye dünyanın önde gelen firmaları teklif vermişti. Enerji Bakanlığı, yeni ihaleye de ilginin yüksek olacağını düşünüyor. Kurulacak santral Türkiye'nin 2020'deki enerji ihtiyacının yüzde 5'ini karşılayacak.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Güler, nükleer santral kuracak olan firmalara enerji alma garantisi verileceğini; ancak krediler için doğrudan Hazine garantisinin söz konusu olmayacağını belirtti. Güler, Devlet Bakanı Ali Babacan’la birlikte nükleer santral konusunda özel sektör temsilcileriyle bir toplantı yaptı. Alınan bilgiye göre görüşmede Güler’in, “Nükleer santralların özel sektör eliyle yapılmasını istiyoruz.” önerisine firma temsilcilerinden, “O zaman bize alım ve yurtdışından kredi bulmak için Hazine garantisi verin.” cevabı geldi. Hükümetin, Hazine garantisinin bütçeye 3-4 milyar dolarlık yük getireceği ve IMF ilişkilerini zora sokacağı gerekçesiyle bu öneriye sıcak bakmadığı öğrenildi. Konuyla ilgili açıklama yapan üst düzey bir yetkili, patronların alım ve Hazine garantisi olmadan nükleer santral kurma işine girmek istemediklerini dile getirdi.

Toplantı sonrası gazetecilere açıklamalar yapan Güler, özel sektörün nükleer santral konusunda devletin de katkısının olduğu modeli benimsediğini kaydetti. Güler, “Bu bir risk paylaşımıdır. Hazine garantisiyle değil, iletilecek elektriğin satışıyla sınırlı olan bir çalışma modelidir, onun altına düşerse bunu kamu karşılayacak. Bu İrlanda modeli. Nükleer santralın kapasitesinin üzerinde üretim yapması durumunda firma kâr edecek.” dedi. Özel sektör isterse eğer Sinop’un nükleer teknoloji merkezi olarak düşünüldüğü bilgisini veren Güler, Sinop’un geniş imkanlara sahip bir yer olduğunu, bölgenin ekonomisine katkıda bulunacak, gelişmesini sağlayacak bir modelin öngörüldüğünü vurguladı. Toplam 5 bin megavatlık bir yatırım paketi öngördüklerini anlatan Bakan Güler, “Bu paketi bir bütün olarak düşünüyoruz. Ama özel sektör bunu 7 bine, 8 bine çıkartırsa ona göre de imkanlarımız mevcut. Başka avantajları da var oranın, deniz suyu sıcaklığı gibi derinlik noktasında da önemli. Bütün bunlar düşünüldüğünde Sinop’un avantajları var.” şeklinde konuştu. Yaklaşık 3,5 milyar dolar civarında olacağı öngörülen yatırımın ihalesiz yapılacağını belirten Güler, firmaların dört kriter doğrultusunda seçileceğini dile getirdi. Güler, bu kriterlerin, erken yatırım garantisi, teknoloji transferi konusunda getirilen önerinin cazibesi, yakıt transferi, yerli katkı payının oranının garantisini vermek olduğunu söyledi. Toplantıya Koç, Sabancı, Zorlu, Enka, Çalık, Gama, Akkök, Ak Enerji, Alarko, Tekfen, Doğuş, Güriş, Nurol ve Habaş firmalarının yönetim kurulu başkanı veya genel müdür düzeyinde temsilcileri katıldı. Toplantıda Hazine Müsteşarı İbrahim Çanakcı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Müsteşarı Sami Demirbilek, TAEK Başkanı Okay Çakıroğlu ile bazı bürokratlar da hazır bulundu.

‘Bakanlık nükleeri iyi anlatmalı’

Hükümetin nükleer projesindeki kuvvetli iradesi ve atılan somut adımlar, ‘olumlu-olumsuz’ tartışmalarını da yeniden alevlendirdi. İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Nükleer Araştırmalar Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Atilla Özgener, tartışmaların nedeni olarak kamuoyunun yeterince bilgilendirilmemesini gösteriyor. Özgener, Enerji Bakanlığı’nın bütün iyi ve kötü yanlarını ortaya koyarak halkı birinci elden bilinçlendirmesi gerektiğini savunuyor. Kamuoyunun sağlıklı bilgilendirmesi ile nükleere karşı olumsuz tepkilerin azaltılabileceğini belirten Özgener, dünyanın son dönemde yeniden nükleer enerjiye yöneldiğine dikkat çekiyor. Elektrik Mühendisleri Odası ise Türkiye’nin nükleer santrallara ihtiyacı olmadığı görüşünde. Başkan Kemal Ulusaler, enerji sorununu çözmede nükler santralların çözüm olamayacağına dikkat çekerek, Türkiye’nin 2025 yılına kadar nükleer enerjiye ihtiyacı olmadığını iddia ediyor. Ulusaler’e göre nükleer enerji söylendiği gibi ucuz değil, insan ve çevre sağlığına zararlı ve hammadde sorunu var. Bakanlık, kurmayı planladığı 3 nükleer santralla Türkiye’nin toplam elektrik ihtiyacının yüzde 5’ini karşılamayı hedefliyor. Bakanlıkta nükleer santral için adı geçen iller arasında Muğla, Mersin Akkuyu, Sinop, Konya ve Muş ilk sıralarda yer alıyordu. İlk santral için zemin yapısından iklim koşullarına kadar 43 başlık altında yapılan değerlendirmeler neticesinde Sinop’ta karar kılındı. Türkiye’nin 1960’ların başından beri tartıştığı nükleer santralın ülkenin en kuzey ucunda, İnceburun mevkiinde kurulacağı belirtiliyor. 2012’de devreye girmesi planlanan nükleer santralların toplam kurulu gücü 4 bin 500 megavat olacak. Öte yandan Sinop’ta bir araya gelen 20 sivil toplum örgütü, nükleer karşıtı bir platform oluşturdu. Sinop Demokrasi Platformu üyeleri, santral kurulmaması için her türlü yasal mücadeleyi vereceklerini belirtiyor.

Dünya yeniden nükleere ilgi duyuyor

Türkiye Atom Enerjisi Kurumu’na (TAEK) göre dünya yeniden nükleer enerjiye dönüyor. Kurum tarafından yapılan çalışmaya göre, nükleer santrallardan ticari elektrik üretimi için (Ocak 2006 itibarıyla) dünyada 31 ülkede 443 nükleer reaktör bulunuyor. İnşa halinde ise 26 ünite var. Bu santrallarda dünya elektrik enerjisinin yüzde 16’sı karşılanıyor. Aynı verilerde, nükleer enerji kullanan ülkelerde elektrik ihtiyacının karşılanmasında nükleerin payı Litvanya ve Fransa’da yüzde 80’e yaklaştı. Almanya, Belçika, Ukrayna, ABD, Hindistan, Romanya, Hollanda, Japonya, Güney Kore, İsviçre gibi ülkeler de elektrik enerjisi ihtiyacını karşılamada nükleer enerjiden faydalanan bazı ülkeler. Dünyada halen 56 ülkede toplam 284 araştırma reaktörü faaliyet gösteriyor. TAEK tarafından yapılan çalışmada, nükleer reaktörler, tıp ve endüstride kullanılan yararlı radyoizotopların üretilmesinde, başta kanser tedavisi olmak üzere tıpta, santrallardan elde edilen fazla enerjinin ev ve seraların ısıtılması, tuzlu sudan içilebilir su elde edilmesi, petrol üretimi gibi alanlarda kullanımı gibi ekonomik faydaları da var.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious