'Her çocuk fener'li doğar...'

  • Giriş : 03.01.2007 / 00:00:00

Baba, Türk basketbolunun süper yeteneği ve koyu Fenerbahçeli’si İbrahim Kutluay... Anne, podyumların gözbebeği, Demet Şener...İşte ikiliden ilginç görüşler...

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Evin her köşesinde mutluluğun hakim olduğu, “çekirdek'' bir aile onlar...
Baba, Türk basketbolunun süper yeteneği, sayı makinesi ve koyu Fenerbahçeli’si İbrahim Kutluay... Anne, podyumların gözbebeği, defilelerin vazgeçilmez top modeli, güzellik abidesi Demet Şener...
Ve tabii, bu mutlu tablonun meyvesi, Dünyalar tatlısı İrem bebeği...
Evet, Türk sporunun medyatik ve bir o kadar da sempatik karakteri İbrahim Kutluay, şu sıralarda aile babası olmanın tadını doyasıya çıkarıyor...

Eşi Demet ve sekiz aylık kızı İrem ile “aile saadetinin'' doruklarına varan yıldız basketbolcu, babalığın keyfini yaşarken, bir yandan da kalbini “doğuştan'' kaptırdığı Fenerbahçe’nin başarısı için çırpınıyor...
İkinci çocuk için düğmeye basan, ileride politikaya da göz kırpan Kutluay ve ailesi, Levent’teki evlerinin kapılarını açtı...

Türk sporunun hem medyatik, hem de sempatik karakteri İbrahim Kutluay, aile babası olmanın tadını doyasıya çıkarıyor...
Eşi Demet ve sekiz aylık kızı İrem ile “aile saadetinin'' doruklarına varan yıldız basketbolcu, babalığın keyfini yaşarken, bir yandan da kalbini “doğuştan'' kaptırdığı Fenerbahçe’nin başarısı için çırpınıyor...

Sürekli göz önünde olmanın seni yıprattığına inanıyor musun?
İbrahim Kutluay: Yoğun ilgiden hiçbir zaman sıkılmadım. Aksine bunun güzelliklerini yaşamaya çalışıyorum. Tabii bunun getirmiş olduğu sorumluluklar da var. İnsanlar tarafından sevilmek, ilgi duyulmak çok güzel bir şey. Bunu kazanabilmek için çok çalıştım, çok fedekarlık yaptım. Ama bunun sorumluluğunda her yaptığın harekete, her attığın adıma, sahaya çıktığın her maçta dikkat etmen gerekiyor. Bu dengeyi çok güzel kurduğuma inanıyorum. İnsanların beni sevdiğini biliyorum ve ben de buna layık olmaya çalışıyorum.

Demet’le uyumlu bir çiftsiniz. Bu mutlu beraberliğin formülü ne?
İ.K.: Bizim evlenmeden önce de çok güzel bir birlikteliğimiz vardı. Dört sene kadar beraber yaşadık ve bundan dolayı da son derece mutluyduk. Bunu da evlilikle sonlandırdık. Şimdi de hayatımızda kızımız var. Ben hayatım boyunca hep düzenli yaşadım.
Demet’le beraber olmaya başladıktan sonra da onun da evcimen kişiliği ve tarzından dolayı birlikte her şeyden zevk almaya başladık. Beraber dışarı çıkmaktan, yemek yemekten, gezmekten büyük keyif alıyoruz. Düzenli hayatımızın gizemi de burada.
Yoğun maç temposu, antrenman programına rağmen yalnız olmayı başarabiliyoruz. Bana göre her sporcunun mutlaka düzenli hayatı olması gerekiyor. Ama bunun da sırrı, neyi ne zaman yapacağını bilmekten geçiyor. Mutlaka sporcuların da insan olduğunu unutmamak gerekir. Bizim de gezmeye, eğlenmeye ihtiyacımız var. Ama kendinizi iyi programlamanız gerekiyor. Yemeğinize, uykunuza dikkat edip bunu dengede tutarsanız problem yok. Ama dengesiz yaşarsanız, spor hayatınızdaki istikrarı da kaybedersiniz.
Demet Şener: İbrahim’le ilişkimizin başından beri çok uyumluyuz. Tabii ki iki meşhur insanın birarada olması ve uzun bir beraberlik sürdürmesine zor olarak bakılıyor. Ama iki insan arasında karşılıklı, sevgi, aşk ve anlayış olduğu zaman bu zor olmuyor. Biz, başarılarımızla gurur duyan, her zaman birbirimizin daha başarılı olması için çabalayan kişiler olduğumuz için de aramızda asla çekişme olmuyor. Birbirimizi takdir ettiğimiz, birbirimize hayran olduğumuz için de zaten bu ilişki çok güzel devam ediyor. Bundan sonra da inşallah Allah uzun ömür verirse mutlu bir şekilde aile yaşantımızı sürdürmek en büyük amacımız.
İbrahim’in de söylediği gibi beraber vakit geçirmekten büyük zevk alıyoruz. Eğlenmek için üçüncü şahıslara ihtiyacımız yok. O yüzden evde de eğlenebiliyoruz. Dışarıda partilere, gece kulüplerine gitme gibi bir zorunluluğumuz da yok. Zaman bulduğumuzda hoş geceleri, arkadaşlarla birlikte olmayı tercih ediyoruz. Normal, dejenere olmayan bir aile hayatımız var. Bu yüzden de daha fazla saygı görüyoruz.

Bebek olduktan sonra hayatınızda ne gibi değişiklikler oldu?
D.Ş.: İbrahim, bebek ağlamalarından hiç mi hiç şikayet etmiyor. Antrenmanlar ve maçlardan dolayı çok yorulduğu için İbrahim yıpranmasın diye rahatsız etmemeye çalışıyoruz. İrem, şu sıralarda diş çıkardığı için ara sıra huzursuzlukları oluyor. Ama İbrahim, çoğu zaman yorgun olmasına rağmen büyük bir iştahla kucağına alıyor. Bunlar tabii bir annenin görmek isteyeceği en güzel şeyler. Uykusuz kalmak hiç mi hiç umurumda değil. Çünkü ona bakmaktan büyük keyif alıyorum. İrem, bizim sevgimizin meyvesi ve o ilişkimizi de daha duygusal hale getirdi.
İ.K.: Sabah kalktığımda İrem’i kucağıma alıp onu koklamak, ona bakmak dünyanın en güzel şeyi benim için. Çocuk olduktan sonra kendi annemi, babamı da çok daha iyi anlıyorum. İrem doğduktan sonra yaşadığımız duygular gerçekten olağanüstü. Biz de bir an önce ikinci çocuğu yapmak için düğmeye bastık. Fazla ara vermeden, yaz aylarında ikinci çocuğu yapmayı düşünüyoruz. Yani Allah kısmet ederse 2008’de ikinci kez baba olacağım.

İbo, yenilgiyi hiç sevmez

Eve mağlup gelmiş İbrahim’le galip İbrahim arasında fark oluyor mu?
D.Ş. Tabii ki çok fark var. İbrahim, yaptığı işe çok saygı duyan, çok hırslı bir insan. Çok özveride bulunuyor Basketbol için ve inanın artık ben de en az onun kadar hırslıyım. Yenildiği maçlardan sonra ikimiz de birbirimizle hiç konuşmadan kös kös oturuyoruz. O yenilgiyi kabul etmez. En küçük oyunlarda bile yenilmeye gelemez. Onun siniri, mutsuzluğu kendinedir. Bana hiçbir şey yansıtmaz. Bilirim ki, mutsuzluğunu kendi içinde sorgular. Ben de bilirim ki onun üstüne gitmemem gerek. O da kafasını dağıtmak için farklı şeyler yapar. Ben de onun hırsını çok seviyorum ve başarısındaki en büyük etkenin de bu olduğuna inanıyorum.

"Her çocuk Fenerli doğar"

Başka bir kulüpte senin kadar taraftar yönü öne çıkmış başka bir sporcu yok. Bu kimliğin, zaman zaman etrafında tepki uyandırıyor mu?
İ.K.: Her çocuk Fenerbahçeli doğar diye bir söz vardır. Bana göre Fenerbahçe Türkiye’nin en büyük kulübü ve en büyük camiası. Ben Fenerbahçe’den yetişip büyümüş bir oyuncuyum. Fenerbahçe’de hayatımın en güzel günlerini yaşadım. Ve Avrupa’da kariyer yaptıktan sonra kendimi tekrar yuvamda bulduğum için de çok sevinçliyim. Ama beni daha da mutlu eden şey, herkesin de beni aynı sevgiyle kucaklamış olması sevindirici. Fenerbahçe her geçen gün Dünya kulübü olma yolunda önemli adımlar atıyor. Bundan sonraki yaşantım ve ideallerim de Fenerbahçe camiası içinde olacak. Fenerbahçe sevgisinin dezavantajı diye birşey olmaz. O yüzden şimdiye kadar hiç olumsuz tepki görmedim.

Fenerbahçe’nin Euroleague’deki başarısızlığını neye bağlıyorsun?
İ.K.: Euroleague’de arzu ettiğimiz bir yerde olmadığımız kesin. Şansımız matematiksel olarak devam etse de çok azaldı. Kulüp olarak Euroleague’de ilk kez oynuyor olmamız da başarısızlıkta etken. Oyuncuların bireysel olarak değil de, takım olarak katkı vermesi halinde, yani takım olmayı becerebilmesi durumunda başarı gelebilecekti. Bunu yapamadık. Bu arada şanssız da başladık. Eğer ilk iki maçımızda Aris ve Pau Orthez’i yenebilseydik her şey farklı olurdu ve bambaşka bir yerde olabilirdik. Artık ileriye olumlu bakmalıyız. Bu takıma nasıl sınıf atlatacağımızı planlamalıyız. Bence Fenerbahçe’yi güzel günler bekliyor. Bana göre Türkiye Ligi’nde şampiyon olacağız. Ve ardından da gelecek sezon Avrupa’da Fenerbahçe’yi daha yukarılara taşıyacağız.

Fenerbahçe ile Futbol Federasyonu arasında süregelen ihtilaf için neler söyleyeceksin?
İ.K.: Futbolu medya vasıtasıyla takip ediyorum. Tabii Fenerbahçe çok büyük bir taraftar kitlesi olan bir camia. Ben, son dönemde Fenerbahçe’ye üst üste verilen cezaların hiç hoş olmadığını düşünüyorum. Kulübe sanki birileri köstek olmaya çalışıyormuş gibi geliyor. Halbuki Fenerbahçe, yaptığı güzel şeylerle Türk sporu için bir örnek teşkil ediyor. Bunları diğer kulüplerin de örnek alıp bu yolda ilerlemesi gerektiğini düşünüyorum. Ancak bazı dönemlerde bunun tam tersi olduğunu görüyoruz. Fenerbahçe’nin önünü kimsenin de kesemeyeceğinden eminim. Biz, her türlü zorluğun üstesinden gelebilecek bir camiayız.

Beş yıl daha oynarım

Milli Takım coachu Bogdan Tanjevic, Japonya’daki Dünya Şampiyonası sırasında senin için ‘İbrahim, Türkiye’ye Başbakan olmalı’ demişti.

Senin bu konudaki düşüncen nedir?
İ.K.: Açıkçası böyle bir şeyi daha önce hiç düşünmedim. Çünkü en büyük hedefim beş yıl daha Basketbol oynamak. Tanjevic bunu söylerken insanlar tardafından sevilip, saygı duyulan biri olmamı gözönüne almıştı sanırım. Bunu, birlikte bulunduğumuz ortamlarda gördüğüm ilgiyi düşünerek söylediğini sanıyorum. Şu anda böyle bir şey düşünmüyorum ama ileriki dönemlerde şartlar ne gösterir bilemiyorum. Kısa vadede böyle bir şeye hazır değilim açıkçası. Ayrıca Başbakanlık öyle kolay bir iş de değil. Bugün görüyorum, siyasetin içinde olmak hiç de kolay bir iş değil. Aile hayatınız da sekteye uğruyor. Benim de basketbolculuk hayatım kamplarda geçtiği için, sporu bıraktığımda yeniden böyle bir ortamın içine girmek zor gibi görünüyor.Şu anda siyaseti pek düşünmüyorum. Ama ileride durum ve şartlar ne gösterir, bilemem.
D.Ş.: İbrahim bir şeyi kafasına koyduğu zaman yapar diye düşünüyorum. Sözkonusu İbrahim olduğu zaman, üstlendiği görev ne olursa olsun, en iyi şekilde yerine getireceğine eminim.
İ.K.: Şu bir gerçek ki Türkiye’nin birçok problemi var. Belli bir çevrede büyüdüğüm, zaman zaman sorunlarla karşılaşıp çözüm ürettiğim için açıkçası halkla iletişim benim için zor olmaz. Ama bir anda başbakanlık gibi bir konu üzerinde düşünce belirtmek kolay değil. Şu andaki hedeflerim, basketbolda başarılı olabilmek.

Avrupa Birliği’nin Türkiye için getiri ve götürüleri ne olabilir?
İ.K.: Bana göre Türkiye’nin, Avrupa Birliği’nde bulunan ülkelerden aşağı kalır bir yanı yok. Hatta artıları bile var. Onların bize kesinlikle ihtiyacı var. Bu arada, Avrupa Birliği’nin istekleri ve şartları da oldukça ağır. Hükümetimiz de şartları elinden geldiğince yerine getirmeye çalışıyor. Avrupa Birliği ise elinden geldiğince önümüze engel koymaya çalışıyor.Türkiye’nin büyük bir bölümünün Avrupa Birliği’ne hazır olduğunu düşünüyorum ama henüz hazır olmayan bir kesim de var. İnşallah sonunda Türkiye için hayırlısı olur.

Kutluaylar’dan mesaj var

Yeni yıl ve bayrama dair mesajınız?
D.Ş.: Hem ülkemiz, hem de kendimiz için barış, şağlık ve huzurun olduğu, herkesin mutlu olduğu bir 2007 yılı diliyorum. Ailemizle huzur içinde, mutluluk içinde yaşamak istiyoruz. Çocukların ve çocuklarımızın da daha mutlu bir gelecekle yetişmelerini istiyoruz.
İ.K.: Öncelikle tüm Türk halkının kurban bayramını kutluyorum ve tüm Türkiye’ye 2007’de başarı ve huzur diliyorum. Ayrıca Fenerbahçe’ye de yeni yılda tüm branşlarda şampiyonluklar ve başarılar diliyorum.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious