Hiçbir gazetede 'siyasî' haber ve yazı yayımlanamıyor

Hiçbir gazetede 'siyasî' haber ve yazı yayımlanamıyor.21141
  • Giriş : 22.07.2007 / 09:36:00
  • Güncelleme : 22.07.2007 / 09:38:23

Bugün seçim var ve hiçbir gazetede 'siyasî' haber ve yazı yayımlanamıyor.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Aslında 'siyasî yazı' yazılabilir, ama 'taraf tutma' anlamı çıkartılabilir diye bundan kaçınmamız gerekiyor. Siyasette yaprak kımıldamasa bile her yılın 365 günü siyasî haber ve yazı yayımlanabilen bir ülkede siyasetin en yoğunlukla yaşandığı seçim günü bunu yapmak yasak…

Başka gariplik mi istiyorsunuz? Parayla değil sırayla gariplikler bizde…

Ulusal yayın yapan televizyon kanallarının doğru sayısının bile bilinemediği, medyada hayli zengin seçeneklere sahip bir ülke burası; ama 'partilerin siyasî konuşmaları' adıyla TRT'de bir program var. Kampanyanın son on günü her partinin lideri veya bir başka partili TRT ekranından seçmenlere sesleniyor. O günkü konuşmanın süresi 10 dakikaysa salisesine kadar hesap ediliyor, vakit saniye aşarsa yeniden tekrarlanıyor konuşma. Bütün konuşmalar önceden randevu alınarak çekiliyor; görevli hâkim yoksa veya o an meşgulse çekim yapılamıyor...

Tahmin edebileceğiniz üzere tek kanallı televizyon döneminden kalma bir uygulama bu. Gramla eşitlik dağıtma anlayışı da, hâkimi stüdyoya getirip liderin karşısına oturtarak çekim yapma da o dönemin özelliklerini yansıtıyor. Televizyonların seçime 24 saat kala parti sözcülerinin konuşmalarına ekranlarını kapatmaları da öyle. “Neme lâzım, milletin aklı son anda karışmasın” düşüncesini yansıtan uygulamalar...

İşin daha da garip tarafı Yüksek seçim Kurulu'nun (YSK) bu yıl medyada seçim yasakları konusunu daha önce hiç tanık olunmamış bir sertlikte takip altına alması... Daha doğrusu RTÜK izliyor da, YSK ihlâl halinde ceza uyguluyor; önce uyarı geliyor, ardından da program durdurma. YSK üyesi hâkimler başka bütün işlerini bırakıp mesailerinin çoğunu 'seçim yasakları' ihlâlleri konusuna ayırıyorlar...

Bu yasağın mantığı da TRT'deki 'siyasî konuşmalar' uygulamasından fazla farklı değil. Medyası olağanüstü renkli bir ülkeye uygun değil aslında bu tür yasaklar; ancak biraz arkası arandığında, bu uygulamada da 'tek kanallı televizyon' döneminin partiler arasında mutlak eşitliği sağlamak için yayınları gramla tartma hassasiyeti kendini hemen belli ediyor. Oysa izleyici bilinçli bugün; tarafgir yayınlardan rahatsızlık duyduğunda ne yapması gerektiğini de biliyor doğal olarak... İzleyicinin elindeki uzaktan kumanda cihazı, daha doğrusu kanalların reyting kaygısı, yayıncılar açısından YSK'nın cezalarından çok daha etkili çalışıyor...

TRT'nin tekelindeki sıkı kurallara bağlı hâkim nezaretinde çekilen 'siyasî konuşmalar' programı… Fiilî olarak 36 saat öncesinden başlatılan televizyonda siyasî yayın yasağı… YSK'nin program durdurma cezaları… Bunların her biri artık hayli geride kalmış bir dönemin hassasiyetlerini yansıtıyor da siyasetin en yoğun yaşandığı seçim günü bütün siyasî faaliyet ve yayınların yasaklanması sanki farklı bir anlayışın mı eseri? Hayır. 'Çok partili döneme' geçildiğinde 'vatandaşın kafası karışmasın' diye konulmuş kurallar bunlar da. ABD'de, Yunanistan'da, İngiltere'de seçim gününü de içine alan siyasî kampanyaları izlediğim için biliyorum; bu ülkelerde kampanyalar seçim günü de hiç eksilmeden devam eder. Bizde de etmeli. Vatandaşı sandık başına götürmek de kampanyanın bir parçası değil mi? Kampanya seçmeni etkilemek içinse, onu niye karar vermede gerekli olan etkilenmeden mahrum edelim ki?

Galiba günümüzün özelliklerine ters düşen bu tür uygulamaları terk etmemizin tam zamanı... Yeni oluşacak Meclis'e ev ödevi bu...

FEHMİ KORU - YENİ ŞAFAK

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious