Hiperaktif çocuklara sevgi ile yaklaşı

  • Giriş : 01.02.2006 / 00:00:00

Uzmanlar, hiperaktif çocuklara karşı ebeveynlerin çok dikkatli olmaları gerektiğini, yapılan olumsuz davranışlar karşısında çocuğun kendini sokaklara atabileceğini söyledi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Bursa Çekirge Çocuk Hastanesi Çocuk ve Ergenlik Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Süleyman Atabek, hiperaktif çocukların ebeveynleri tarafından hiçbir şekilde şiddete maruz bırakılmaması, sürekli sevgi ile yaklaşılması gerektiğini belirterek, “Eğer bu tür çocuklar yaşamlarında şiddet görürse, aynısıyla karşılık verirler. Onlara şiddetle değil daima sevgi ile yaklaşın.” uyarısında bulunuyor.

Ekonomik kriz ve artan işsizlik nedeniyle çocuklarına bakamayacak hale gelen ailelerin sayısı, her geçen gün giderek artıyor. Yurt ve bakım evlerine yerleşebilen çocuklar olduğu kadar bu mekanlara yerleşemeyenler sokaklara bırakılıyor. Sokaklarda yaşamaya başlayan çocuklar ise her türlü şiddete ve kötü muameleye karşı savunmasız durumun içinde buluyorlar kendilerini.

Çekirge Çocuk Hastanesi Çocuk Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Süleyman Atabek, bazı çocukların yapı olarak daha agresif, kendini zor denetleyen çocuklar olduğunu ve ancak bu durumun bir gecede ortaya çıkan ani bir bozukluk da olmadığını dile getiriyor. Bu gibi durumlarda çocukların saldırgan davranışlarını çeşitli biçimlerde sergilediklerine dikkat çeken Dr. Atabek, “Akranlarını tehdit, fiziksel saldırı, acımasızlık gibi, yetişkinlere karşı sözel taciz, öfke, zıtlaşma, olumsuz tutum genel davranış özellikleridir. Sürekli yalan söyleme, şiddete başvurma, yıkıcı, tahripkâr davranışlar, hırsızlık, fiziksel saldırılar söz konusudur.” dedi.

Toplum kurbanı çocukların olduğuna da dikkat çeken Dr. Atabek şöyle konuştu: “Ama bir kısmı aile içinde büyüyor ve beyinsel zorlukları varken tedavi edilmedikleri için bu tarz olaylara girişebiliyorlar. Bu çocuklarda hiperaktivite, dürtü, kontrol güçlüğü, beyinde ufak hasarlar, epileptik hastalıklar var mı; yok mu incelenmesi gerekiyor.” Yaşamında şiddet gören hiparaktif çocukların ileriki dönemlerde aynısını taklit edebileceğini işaret eden Atabek, bu durumun önlenebilmesi için çocukların hiçbir şekilde şiddete maruz bırakılmaması gerektiğini kaydetti. Atabek, pek çok ebeveynin çocuklarının kendilerine ya da arkadaşlarına şiddet uyguladığından yakındığını hatırlatarak, “Bu anne ve babanın da aslında çocuklarını dövdüklerini bir şekilde ortaya çıkarıyor. Çaresizlik karşısında daha etkili bir yöntem bulmakta başarısız kalan bu tür çocuklar, anne babalarını örnek alarak şiddet kullanmayı öğreniyor. Bu nedenle hiperaktif çocuklar ebeveynleri tarafından hiçbir şekilde şiddete maruz bırakılmamalı.” uyarısında bulundu.

Şiddetin özellikle televizyon ile evlere girdiğini, günlük yaşamın bir parçası haline geldiğini vurgulayan Atabek, “Değişen, gelişen dünyaya ayak uydurmada ve sorunlarla baş etmede en önemli stratejinin eğitim, yaklaşım biçiminin de sevgi olduğunu unutmamalıyız. Bu nedenle çocuktan her yılışımızda onu televizyona teslim etmeyelim. Midemizi veya güzelliğimizi düşündüğümüz kadar çocuklarımız için televizyon programı ve bilgisayar oyunu seçimine de özen gösterelim.” ifadesini kullandı.

Şiddet içerikli çizgi film ve oyunlara dikkat!

Araştırmalar, televizyon programlarının yüzde 57’sinin şiddet içerdiğini ve izleyiciler üzerinde zararlı, antisosyal davranışlara yol açtığını gözler önüne seriyor. Araştırmacı sosyolog Hasan Hüseyin Taylan da, şiddet içeren olaylarda çocukların başrol oynamalarına tek nedenin yol açmadığına dikkat çekerek, bazen psikolojik bazen de organik nedenlerin ön plana çıktığı olaylarda, bazen de her iki nedenin de etkili olduğuna işaret ediyor. Sosyolog Taylan, erken yaşlarda başlayan saldırganlık için daha çok organik nedenlerin sorumlu olduğu saptanırken ergenlik döneminde başlayan davranış bozuklukları için psikolojik nedenlerin daha çok etken olduğu da belirtiliyor. Taylan, genellikle kentlerde yaşayan düşük sosyoekonomik düzeye sahip, parçalanmış ailelerin çocuklarında rastlanan bu tür durumlara, ülkemizde Geniş Aile ortamı ve bu ortamda çocukluk döneminde anne-baba dışındaki pek çok aile üyesinin çocuğa karşı gösterdiği aşırı ilginin de etkili olabildiğini ifade ederek, “İsteklerinin gereğinden fazla yerine getirildiği, hiçbir engellenmeyle karşılaşmadığı, eğitimde hiçbir şekilde sınırların yer almadığı çocukların da bu tür olaylarla karşı karşıya kaldığı görülmektedir.” diye konuştu.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious