Hizbullahçılara JİTEM eğitim veriyordu

Hizbullahçılara JİTEM eğitim veriyordu.11313
  • Giriş : 14.11.2008 / 08:27:00

Eski vekilden şok iddialar. Hizbullah'ın kamp kurduğu 3 köy. Örgüte silah eğitimini ordudan gelen subaylar veriyor.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Eski TBMM Faili Meçhul Cinayetleri Araştırma Komisyonu Üyesi Mustafa Yılmaz, Yaşadıklarını İlk Kez Anlattı

"İki Cinayet Önledim, Üçüncüsüne Gücüm Yetmedi"

TBMM Faili Meçhul Cinayetleri Araştırma Komisyonu, faili meçhul cinayetlerin en yoğun olduğu 1993 yılında kuruldu ve yaklaşık iki yıl boyunca araştırma yaptı. Komisyon'un bu süre içinde yaptığı 27 toplantıdan 25'ine ve yurtiçinde yapılan inceleme gezilerinin tümüne katılan eski CHP Malatya Milletvekili Mustafa Yılmaz'la araştırmaları esnasında karşılaştıkları güçlükleri, cinayetler hakkında elde ettikleri ipuçlarını ve yaşadığı ilginç olayları konuştuk.

Komisyon çalışmaları sırasında ne gibi güçlüklerle karşılaştınız?

Yetkililer tarafından sürekli engellendik. Milletvekillerini Meclis çatısı altından yaka paça dışarı attıran Ankara DGM Başsavcısı Nusret Demiral, Emniyet Genel Müdürlüğü'ne yazı yazarak komisyonumuza bilgi ve belge verilmesine engel oldu. Hukuksal olarak araştırma komisyonlarının yaptırım yetkisi yoktu. Örneğin dinlemek için çağırdığımız bir bürokrat gelmeyince onu polis marifetiyle getirtemiyorduk. Ya da bir kişinin para hareketlerini takip etmek istediğimizde "ticari sır" engeliyle karşılaşıyorduk.

Özel Harp Dairesi yetkililerini dinlemek istediğiniz için dönemin Genelkurmay Başkanı Doğan Güreş'le sorun yaşamışsınız, anlatır mısınız?

Komisyon üyelerine şu öneride bulunmuştum: "Bir kontrgerilla örgütünün varlığından söz ediliyor. Bu konuda televizyon programları yapılıyor, kitaplar yazılıyor. Hatta Alpaslan Türkeş, 'Şahinlerin Dansı' adlı anı kitabında, 'Gazeteci Abdi İpekçi cinayeti sanığı Mehmet Ali Ağca'yı Maltepe Askeri Cezaevi'nden devletin içindeki gizli bir örgüt kaçırdı' diyor. Kenan Evren ve Ecevit de anılarında Kontrgerilla'dan söz ediyorlar. Gelin bunu biz araştıralım" dedim. Önerim kabul edildi ve Milli Savunma Bakanlığı'na bir yazı yazıldı. Bakanlıktan "Böyle bir birim yoktur" yanıtı geldi. Bunun üzerine Meclis Başkanı Hüsamettin Cindoruk'tan yardım istedik. Cindoruk, Genelkurmay Başkanı Güreş'in kendisini telefonla aradığını ve "Komisyon üyelerine söyleyin, ben personelimi deşifre ettirmem" dediğini söyledi. Ben "Türkiye'de vatandaşın devlete olan güvenini sarsacak birçok olay oluyor. Komisyonumuz bu olayları ortaya çıkarmak üzere kuruldu. Kimse bize bilgi vermezse, bilgi vermesi gerekenler 'vazgeçin' derlerse, biz bu olayları nasıl ortaya çıkaracağız?" diye sordum. Cindoruk, Süleyman Demirel'e başvurmamızı önerdi.

Demirel'le görüştünüz mü?

Görüşmedik çünkü muhalefetteyken "Savcılar derhal Kontrgerilla hakkında soruşturma açmalıdır" diyen Demirel, başbakan olduktan sonra "Kontrgerilla ile uğraşmak, havanda su dövmekten başka bir şey değildir" demişti. Baştakilerin zihniyeti böyle olunca olayları nasıl ortaya çıkaracaksınız? Arena programına çıkan MİT eski Kontrterör Daire Başkanı Mehmet Eymür de o dönem elde edilen birçok belge ve bilginin MİT tarafından yok edildiğini söyledi. Peki MOSSAD ve CIA'yla da işbirliği içinde olan MİT'in, Emniyet İstihbarat'ın hiç sorumluluğu yok mu? Türkiye içindeki derin yapılanma Ergenekon ise, onu kim organize etti? Abdullah Çatlı ve ülkücü arkadaşlarıyla eroin kaçakçılarını cezaevinden çıkarıp, ellerine kırmızı pasaport tutuşturup yurtdışına gönderen kimdi? Ben miydim? Bana göre AK Parti hükümeti de dahil, bugüne kadarki hükümetlerin hiçbiri derin devletin üzerine samimiyetle gitmedi. Bir tek Ecevit gitmek istedi, onun da gücü yetmedi.

Ergenekon örgütü hakkında açılan davayı nasıl yorumluyorsunuz?

Bir hukukçu olarak davanın çok yanlış açıldığını düşünüyorum. İddianameye bakınca Türkiye'deki bütün faili meçhul cinayetlerin 1993 ile 1997 yılları arasında işlendiği kanısına kapılıyorsunuz. Evet, o dönemde birçok cinayet işlendi. Ama hepsi bu değildi ki. Şimdi Ergenekon adıyla karşımıza çıkan o derin yapılanma 1970'li yıllarda Kontrgerilla adına cinayetler işliyordu. MHP o yıllarda ülkücü gençleri komando kamplarında eğitti. Bu gençlerin eline daha sonra silah verildi ve solcu gençlerin üzerine sürüldü. Ergenekon örgütü 70'li yıllardaki o olaylardan soyutlanamaz. Eğer dava 1993-97 aralığıyla sınırlandırılırsa hiçbir sonuç alınamaz.

“Bize JİTEM"i anlatan binbaşı trafik kazasında öldü”

Güneydoğu"daki faili meçhul cinayetleri araştırırken JİTEM"in izine rastladınız mı?

Talebimiz üzerine Jandarma Genel Komutanlığı"ndan komisyonumuza bilgi vermek üzere bir kadın avukatla bir binbaşı geldi Bize JİTEM"in Jandarma"da bir birim olduğunu söylediler. Bunun yasal dayanağını sordum. Genelkurmay Başkanlığı"nın talimatı ile kurulduğunu söylediler. “Talimatla olur mu? Devlet cinayet işleyen bir örgüt kuramaz ki” diye itiraz ettim. Daha sonra bize JİTEM hakkında bilgi veren binbaşının bir trafik kazasında öldüğünü duydum. Kaza kuşkulu muydu yoksa doğal mı bilmiyorum.

JİTEM"in yasadışı Hizbullah örgütüyle ilişkisini de araştırdınız mı?

O günlerde Güneydoğu illerinde özelikle de Batman"da her gün adam öldürülüyordu. Halka göre cinayetleri devlet destekli "Hizbulkontra" işliyordu. Batman"da vali vekili ile emniyet müdürüyle toplandık; “Başımızda bir PKK örgütü vardı bir de Hizbullah çıktı. Nasıl örgütleniyorlar, hücre evleri nerelerdedir” diye sorunca emniyet müdürü “Efendim bunların Gercüş"ün Çiçekli, Sekili ve Gönüllü köylerinde kampları var. Silah eğitimini de jandarmadan gelen bazı subay ve astsubaylardan alıyorlar” dedi. “Hadi gidip görelim” deyince “Biz geldiğimizde vardı üzerine gittik kamplar katıldı şimdi yok” dedi. Emniyet müdürünün buz sözleri kaydetmiştik. Fakat bir müddet sonra bu bant kaydı bir televizyon programında yayınlanınca Emniyet Müdürü"nü derhal görevden aldılar, biz de zor durumda kaldık. Bant çalındı mı, yoksa birileri tarafında sızdırıldı mı bilemiyorum. Hizbullah lideri Hüseyin Velioğlu ve arkadaşlarının kaldığı İstanbul Beykoz"daki villa yapılan baskında ele geçen belgelerde örgütün gerçekten bu üç köyde kampı olduğu doğrulanınca haklı olduğumuz ortaya çıktı.

Çalışmalarınız sürerken insanlar kaçırılıyor, faili meçhul bei şekilde öldürülüyordu. Kaçırılan insanların aileleri size başvurup yardım istiyorlar mıydı?

Ben parlamentodayken DEP"in Malatya il saymanı kaçırılmıştı. Yakınları bana telefonla başvurup yardım istediler. Önce o dönemki genel başkanımız Başbakan Yardımcısı Hikmet Çetin"i ardından İçişleri Bakanı ve Malatya Valisi"ni aradım. Kaçıranlar, DEP saymanına "Senin defterini dürecektik ama dua et ki yüksek yerlerde adamların var" deyip bırakıyorlar. O kişiyi tanımıyorum zaten bırakıldıktan sonra arayıp bir teşekkür bile etmedi. Aynı günlerde Malatya"nın Yazıhan ilçesinin SHP"li belediye başkanı Hacı Akyol aradı ve jandarma tarafından ölümle tehdit edildiğini söyledi. Kayseri Asayiş Bölge Komutanı olan tuğgenerali aradım durumu anlattım ve yardım istedim. Malatya"ya gideceğini ve olayla ilgileneceğini söyleyince ben de gittim. Tuğgenerale “Bu arkadaşımızı SHP"den 10 oy farkla zorla seçtirdik. Rakibi de DEP adayıydı. Arkadaşımız sosyal demokrat biridir, PKK"yla alakası yoktur. Eğer öldürülürse vali ve jandarma komutanını sorumlu tutar, yakalarına yapışırım” dedim. O da bana “Kaygılanma” dedi. Bir daha da Akyol"u rahatsız eden olmadı. O arada DEP Diyarbakır Milletvekili Sedat Yurttaş aradı ve Diyarbakır"da gübre ticareti yapan Mehmet Kerim Avşar adlı bir gencin kendi işyerinden alınıp jandarmaya götürüldüğünü ailesinin akıbetinden endişe duyduğunu söyledi. SHP Diyarbakır milletvekili Salih Sümer de olayı Cumhurbaşkanı Demirel"e yansıtmıştı. Komisyon üyeleri olarak Hikmet Çetin"i bilgilendirdim İçişleri Bakanı"nı OHAL Bölge Valisi Ünal Erkan"ı ve Diyarbakır Valisi"ni aradım. Avşar"ın ailesine teslim edilmesini istedim. Çetin de bakanı aramış o da "İlgilenirim" demiş. Buna rağmen öldürülmesine engel olamadık. Sonuç olarak iki faili meçhul cinayeti önledim. Ama üçüncüsüne gücüm yetmedi.

“Demirel"e Avşar cinayetini söyleyince "Görüşme bitmiştir" deyip ayağa kalktı.

Savaş Buldan Adnan Yıldırım ve Hacı Karay"ın kaçırılıp öldürülmesi üzerine Çankaya Köşkü"ne çıkıp Cumhurbaşkanı Demirel"den faili meçhul cinayetlerin önlenmesi konusunda yardım istedik. Görüşmede Kars Milletvekili Atilla Hun, Hakkari Milletvekili Esat Canan ve Erzurum Milletvekili Abdullah Fırat da vardı. Esat Canan, Buldan Yıldırım ve Karay"ın devlet tarafından öldürüldüğünü söyleyince Demirel, "Devlet cinayet işlemez" diye tepki gösterdi. Ben de kendisinin de haberdar olduğu "Avşar" cinayetini örnek gösterdim, "Devlet bir aygıttır. Elbette cinayet işlemez ama devleti temsil edenler cinayet işleyince ister istemez devlet suçlanıyor” dedim. Bunun üzerine "Görüşme burada sona ermiştir" deyip ayağa kalktı.

AKTÜEL

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*