Hizbullah'ın şifreleri çözüldü

  • Giriş : 21.08.2006 / 00:00:00

Hizbullah lideri Hüseyin Velioğlu’nun öldürüldüğü operasyon sırasında tahrip edilen 24 bilgisayar hard diskinin çözümü tamamlandı.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


FBI tarafından ABD’de yapılan bilgisayar çözümlerinde örgütün işlediği cinayetler, iç ilişkileri ve istihbarat faaliyetleri konusunda çarpıcı bilgiler ortaya çıktı.

Hizbullah’a vurulan darbe, örgüt lideri Hüseyin Velioğlu’nun öldürüldüğü Beykoz operasyonuyla başlamıştı.

Hizbullah lideri Hüseyin Velioğlu

Bu baskında örgütün arşivi de ele geçirildi. Ancak operasyonda yakalanan Cemal Tutar İle Edip Gümüş, örgüte ait bilgilerin polisin eline geçmemesi için, bilgisayar hard disklerini kurşunlayarak tahrip etmişlerdi.

Polisin ele geçirdiği 41 hard diskten 24’ü kullanılmaz haldeydi. Türkiye’de çözülemeyen 24 hard disk ABD’de Federal Soruşturma Bürosunca çözüldü.

Yapılan çözümlerde ortaya çıkan bilgilerden biri, mezar-evde cesetleri bulunan İbrahim Sarıaltun ve Nezir Aslan isimli kişilere dair. Aslan’ın Hizbullah tarafından öldürülmeden önce yapılan sorgusunun kayıtları, PKK-Hizbullah ve Milli İstihbarat Teşkilatı arasında içiçe geçmiş ilişkileri ortaya koyması açısından çarpıcı. Aslan sorgusunda, PKK içinde Hizbullah yanlısı fikirleri yaymak için faaliyet gösterirken, MİT adına çalışan İbrahim Sarıaltun’a da taşeronluk yaptığını anlatıyor...

Nezir Aslan’ın Hizbullah sorgusu’na ilişkin kayıtlarda şu bilgiler veriliyor: “Adım Nezir Aslan. MİT’teki kod adım Melle. İrtibatlı olduğum kişiler İbrahim Sarıaltun ve A.H.Ç. 1988 yılında İstanbul’da arkadaşlarım vasıtasıyla İbrahim Sarıaltun ile tanıştım. Bana çok yardımcı oldu. Onun Kürt İslam düşüncesi bana çok tesir etmişti. Bu düşünceyi yaygınlaştırmak ve bu uğurda çalışmak için onun teşvikiyle Almanya’ya gittim. PKK’ların içinde Dindarlar Grubu diye bir örgütlenme çalışması yaptık. Ancak pek başarılı olamadık. 1991 yılında Almanya’da yanıma gelen İbrahim, kendisinin MİT’le çalıştığını söyledi ve gizli olarak kendisiyle çalışmamı teklif etti. Avrupa’nın çeşitli kentlerinde çalıştım. 1998 yılına kadar Hizbullah içinde görev almaya çalıştım. Bu tarihten itibaren ders görevi verilmeye başlandı. İbrahim ile telefonlaşıyordum. En çok Avrupa ile Türkiye arasında gidip gelen kişileri soruyordu. Hollanda’dayken aradı. Karlsruhe’de buluştuk. Avrupa’da görevli olan militanların listesini İbrahim’e verdim.”

Nezir Aslan, bu arada Hizbullah’ın da İbrahim Sarıaltun’un faaliyetlerinden haberdar olduğunu, hatta Sarıaltun ve arkadaşlarının Almanya’da yapacakları toplantıyı teybe kaydetmesi için Hizbullah tarafından görevlendirildiğini anlatıyor:

“1999 kışını tam geçmemiştik. İbrahum Sarıaltun Hohenstadt’ta (hoğenştat’ta) kayınpederim Yusuf Akdeniz’in evine gelmişti. Oraya gidip onları dinleyip teybe kaydetmemi istediler. Gittiğimde İbrahim dışında 2 kişi daha vardı. Molla Süleyman ‘Bunlar Hizbullah değil, hizbu-zulümdür. Devletle beraberler, adam öldürüp hemen karakola sığınırlar. Halk arasında kıymetleri kalmadı. O yüzden hepsi büyükşehirlere kaçtılar. Biz büyük bir halk hareketi başlatacağız’ diyordu. Dışarı çıktığımızda İbrahim’le benim arabama binince durumu anlattım. ‘Beni sizi dinlemeye gönderdiler’ dedim. ‘Kim’ diye sorunca ‘Ali Demir’ ve ‘Nimet Bayka’ dedim. ‘Hiçbir şey yapamazlar’ dedi. Bu kişilerin yanına gidince teybin kayıt yapmadığını, kendiliğinden kapandığını söyledim. Benden şüphelendiler. 2 ay sonra İbrahim kayboldu. Bir süre sonra Ali Demir’in bilgisi dahilinde İstanbul’a gelince buraya getirildim....”

Almanya’da işçi olarak çalışan kayınpederi Yusuf Akdeniz ile birlikte 4 Mart 1999 tarihinde kaçırılan Nezir Aslan’ın cesedi, 17 Ocak 2000’deki operasyonun ardından, Kartal’daki mezarevde çıktı. Kendisinden birkaç ay önce kaçırılan, hesabına çalıştığı İbrahim Sarıaltun’un cesedi de aynı evde gömülü olarak bulunmuştu.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious