Hizbullah'ın şifreleri

  • Giriş : 24.03.2007 / 00:00:00

Mahkeme,34 sanık ile ilgili gerekçeli kararını hazırladı

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi, terör örgütü Hizbullah adına, 1992-1994 yılları arasında 71 adam öldürme, 90 adam yaralama, çok sayıda bombalı saldırı, adam kaçırma ve sorgulama eylemlerini gerçekleştirdikleri gerekçesiyle 13 yıldır yargılanan ve 20'si hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilen 34 sanık ile ilgili gerekçeli kararını hazırladı.

Bin 100 sayfadan oluşan gerekçeli kararın Türkiye'de terör örgütü Hizbullah ile ilgili bugüne kadar yazılmış en kapsamlı gerekçeli karar olduğu bildirildi.

Kararda, terör örgütü Hizbullah adına 1992-1994 yılları arasında Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde işlenen 71 adam öldürme, 90 adam yaralama, çok sayıda bombalı saldırı, adam kaçırma ve sorgulama eylemleri detaylarıyla yer aldı.

''KENDİLERİNİ ALLAH'IN ASKERLERİ OLARAK TANIMLIYORLAR''

Kararda, Hizbullah kelimesinin, Allah'ın yolu, taraftarları, Allah'ın
safında yer alanlar, Allah'ın partisi gibi anlamlar taşıdığı ve ''Hizb'' ve
''Allah'' kelimelerinin birleşmesinden oluştuğu belirtilerek, yakalanan örgüt
mensuplarının, kendilerini ''Allah'ın askerleri'' olarak tanımladıkları
kaydedildi.

''KINAMA DEMEÇLERİ, EYLEMİN AMACINA ULAŞTIĞININ GÖSTERGESİ''

Terör eylemlerini yapanların, eylemlerinin etkili olmasını, seslerinin fazla
çıkmasını, duyulmasını, yankılanmasını, toplumu bütünüyle etkilemesini,
sarsmasını istedikleri ifade edilen kararda, ''Sıradan bir yere ya da sıradan bir insana yapılanla, önemli bir kuruluşa ya da saygınlığı olan birine yapılanın aynı etkiyi yapmayacağını, teröristler herkesten iyi bilir. Hedefleri de ona göre seçerler. Eylem, basında yer alıp, arka arkaya kınama demeçleri verilmeye başlandığında, eylem amacına ulaşmış demektir. Teröristler biliyor ki, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi'ndeki ölüm ve öldürme olayları, diğer yerlerdeki ölüm ve öldürme olayları kadar toplumu etkilemiyor. O nedenle zaman zaman eylemlerini önemli kuruluşların bulunduğu yerlere, saygın kişilerin bulunduğu şehirlere
kaydırmakta ve bekledikleri sonucu daha rahat almaktadırlar'' denildi.

''PSİKOPAT,YANKESİCİ GİBİ ŞAHISLAR ÖRGÜTE ALINIYOR''

Gerekçeli kararda, genelde örgüt mensupları ve ailelerinin geçmişte
soruşturma geçirmediklerinin tespit edildiği belirtilerek, şunlara yer verildi:
''Örgüt üyeleri, genellikle Doğu ve Güneydoğu kökenli ve çok çocuklu
ailelerden oldukları gözlenmektedir. Son dönemlerde, psikopat, yankesici, hırsız gibi şahısların örgüt bünyesine alındığı tespit edilmiştir. Terör örgütü Hizbullah üyelerinin ailelerinin orta ve dar gelirli olduğu görülmektedir. Örgüt mensuplarının genelde Diyarbakır, Batman, Bingöl, Mardin nüfusuna kayıtlı oldukları gözlenmektedir.''

''AMAÇLARI 'KÜRT İSLAM' DEVLETİ KURMAK''

Kararda, terör örgütü Hizbullah'ı oluşturan İlim ve Menzil gruplarının
amacının, Türkiye Cumhuriyeti toprakları üzerinde, şer'i hükümlerle yönetilen bir ''Kürt İslam'' devleti kurmak olduğu kaydedilerek, örgüt liderlerinin mensuplarına verdiği talimatlarda, Türkiye'ye ancak Hizbullah örgütünün, İslami esaslara dayanan İran modeli bir rejim getirebileceğinin vurgulandığı belirtildi.

''GÜNLÜK TUTMAK ŞART''

Kararda, örgüt sorumlularının talimatı üzerine, örgüt üyelerinin sık sık
günlük tuttukları, randevular, örgüt mensuplarının gördükleri, duydukları her şey ve örgütten isteklerinin yazıldığı günlüklerin haftalık ve aylık olarak sorumlulara verildiği kaydedildi.

''HER ŞEY İZİNLE YAPILIR''

Kararda, örgüt mensuplarının, iş değişikliği veya yeni bir işe girmede,
bulunduğu bölge dışına çıkmada, evlenmek istediğinde, askere gittiğinde, menkul veya gayrimenkul mal alıp satmada, ikametini değiştirmede ve kazandığı üniversiteyi okuyup okumamak gibi konularda örgütten izin almak zorunda kaldıkları aktarıldı.

''EV HAPSİ''

Örgüt içerisinde, silahlı faaliyet yürüten örgüt mensuplarının deşifre
olması nedeniyle yakalanmasının önlenmesi için, güvenilir, örgüte sempati duyan bir şahsın yanına bırakıldığı veya örgüt tarafından kiralanan bir eve mahkum edildiği kaydedilen kararda, ''Mahkum edilen şahıs dışarı çıkmaz, yakınları ile görüşemez, ihtiyaçları ev sahipliği yapan şahıs veya örgüt tarafından karşılanır. Sorunlarını kapalı zarfla gönderip çözümünü bekler. Yapılan operasyonlarda yakalanan bazı şahısların 7-8 yıldır mahkum oldukları görülmüştür'' denildi.

''HİZBULLAH, PKK'YA YARADI''

Kararda, terör örgütü Hizbullah'ın, 2000 yılında İstanbul-Beykoz'da güvenlik güçlerince düzenlenen bir operasyonda ölü olarak ele geçirilen Hüseyin Velioğlu önderliğindeki ilim grubunun, kendilerine engel olarak gördükleri terör örgütü PKK'ya karşı silahlı mücadele başlattığı belirtilerek, şöyle denildi:

''Hizbullah, özellikle bölgede halka yönelik şiddet eylemlerini yaygınlaştıran terör örgütü PKK'yı hedef almak suretiyle, bu örgüt mensuplarına gerçekleştirecekleri eylemlerle aynı zamanda bölge insanını yanlarına çekip, bu insanlardan destek almayı ve tabanını genişletmeyi hesap etmiştir. Her ne kadar örgüt, terör örgütü PKK'nın eylemlerine karşı kurulmuş ve bir çok PKK terör örgütü sempatizanı veya militanını öldürmüşse de bu örgütün faaliyetleri en sonunda yine PKK terör örgütüne yaramıştır. Bu bölgedeki geleneksel ve devletle barışık dinyapıyı zedeleyerek kendine taban bulmak isterken kendi tasfiye sürecinde yapmış olduğu bu faaliyet uzun dönemde tahrip olan bu ilişkiler nedeniyle terör örgütü PKK ideolojik taban kazanmasına hizmet etmiştir.''

''DEVLETİN BİRİMLERİNE SIZILMALI''

Örgütün, üyelerine, verdiği talimatlar da kararda şöyle yer aldı:''Birinci aşama, Hizbullah'ın bölgede tek hakim güç oluncaya kadar terör
örgütü PKK'ya karşı mücadelesini sürdürmesidir. İkinci aşamada, ortada terör örgütü PKK kalmayınca, Hizbullah biricik etkin güç haline gelir. Sıra, devlet güçlerine karşı halk hareketi başlatmaya gelir. Halkı devlete karşı ayaklandırmanın yolu ve yöntemi de silahlı eylemlerdir. Eylemi başlatmak 'askeri kanat'ın, sürdürmek ise bu kanat önderliğinde 'siyasi kanat'ın görevidir. Her durumda, halk kalkışması başlayıncaya kadar, resmi kurum ve kuruluşlara karşı herhangi bir eylem konulmamalı, devletin yanında olduğumuz izlenimi verilmelidir. Bu arada devletin birimlerine sızılmalı, çalışma, işleyiş ve biçimleri öğrenilmeli, buralarda ileride düzenlenecek eylem provaları yapılmalıdır. Özetle, mevcut rejimden yararlanmak gerekir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, milli, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olduğundan halkın egemenliğini kabul eder. Allah egemenliğinin ve şeriatın yürürlükte olmadığı böyle bir ülkede 'dar-ül harp' ilkeleri uygulanmalıdır. Söz gelimi devlete ait camilerde namaz kılınmaz, dini faaliyette bulunmak ise günahtır.

Terör örgütü PKK'nın kendilerine yönelik eylemlere başlamasının etkisiyle Hizbullah'ın ilim grubu, tebliğ konusunu farklı Şekilde yorumlamış ve silahlı
eylemlerle terör örgütü PKK'ya karşı mücadele edebilmek ve bu mücadeleyi diğer gruplara da benimsetebilmek için pasif olarak gördüğü kültürel bazdaki faaliyetleri bir kenara bırakarak, eyleme yönelik aktif bir tebliğ metodu geliştirmeye başlamıştır.''

''ŞİFRELER''

Örgüt üyelerinin telefonda şifreli konuştukları, örgüt ile ilgili bir kelime kullanmadıklarının belirlendiği kaydedilen kararda, ''Örnek olarak, örgüt
içerisinde faaliyet gösteren sorumlu düzeydeki kişiler şifrelenmiştir. A şahsın yakalandığını belirtmek için şifre 'Bankaya 100 milyon yatırdım' şeklindeki bir konuşma ile yakalanan şahıs bildirilir ve bu şekilde ilişkili şahısların yerlerinin değişimi sağlanır. Yine kaçırılacak bir şahıs için şifre belirlenir.

Kaçırılacak B şahsının kaçırıldığını bildirmek için 'Göndermiş olduğunuz mobilyalar defolu çıktı' gibi şeklinde konuşma yapıldığından sorumluya B şahsının kaçırıldığı bildirilmiş olur'' denildi.

''EYLEMLER İSLAMİ ÜLKELERDEKİ UYGULAMALARA GÖRE ŞEKİLLENDİRİLİR''

Kararda, terör örgütü Hizbullah'ın eylemlerini, İslami ülkelerdeki uygulamaları göz önünde bulundurarak şekillendirdiği, bu şekilde eylemi gerçekleştirenlerin heyecan ve isteğinin artırıldığı belirtildi.
Eylemde, şahıs öldürülmeyecekse kaç bıçak darbesi vurulacağı, öldürülecekse kaç darbe ve kaç mermi ile, mermilerin hedefin neresine ateş edileceğinin talimatlandırıldığı kaydedilen kararda, ''Örgütün askeri kanattaki şahısları yaptıkları her eylemden sonra şükür namazı kılarak kendilerini daha bağlayıcı hale getirirler, eylemi Allah rızası için yaptıklarına inanırlar. Örgüt evinde nöbet tutarlar, dini vecibelerini eksiksiz yerine getirirler, kendilerini geliştirmek amacıyla bol kitap okurlar, evde haremlik selamlık uygulanır'' denildi.

''KAÇIRILACAK ŞAHISLAR ÖNCEDEN ŞİFRELENİR''

Kararda, örgütün kaçıracağı şahısları önceden şifrelediği, sorgulama için kaçırılan kişinin beyaz eşya, koltuk veya çekyat içerisinde sorgunun yapılacağı yere götürüldüğü belirtildi.Kararda, şöyle denildi:

''Sorgulamanın ardından, örgütün göndereceği şifreli yazı ile sorgusu yapılan kişi ya öldürülüp gömülür, ya öldürülüp sokağa atılır ya da bir başka ekibe teslim edilir. Sorgulanan her şahsın sorgu kaseti verilen talimat doğrultusunda usule uygun olarak hazırlanıp örgüte verilir. Sığınaklar, düşmanlarının veya aleyhteki insanların kaçırılarak saklandığı, sorgulandığı son derece gizli mekanlardır. Genelde hücre evleri veya cami zeminindeki toprağın kazılması sonucunda yapılan bu sığınaklarda, kaçırılan kişiler uzun müddet zincirlere vurulup saklanmakta, gerekli sorgulamalar yapılmaktadır. Sığınaklar, ilk kez Diyarbakır'ın Silvan ilçesine bağlı Hizbullah üssü sayılan Yolaç köyündeki bir caminin altında bulunarak kamuoyuna yansımıştır.''

ÖRGÜTTE, YAKALANINCA YALAN SÖYLEME KURALI

Yakalanıp, poliste sorgulu yapılan terör örgütü Hizbullah mensuplarının, ideolojik ve siyasi nedenlerle yalan söylemeyi kural haline getirdikleri, sık sık ifade değiştirerek araştırmanın seyrini etkilemek suretiyle zaman kazanma taktiği güttüklerinin gözlendiği belirtilen kararda, ''Teröristlerin bu konuda eğitim aldıkları tahmin edilmektedir. Örneğin, örgüt evinde yakalanan bir eleman, örgüt üyeliğini reddedip hırsızlık için burada bulunduğunu rahatlıkla ve ısrarla söyleyebilmektedir'' denildi.

''KÜÇÜK ÇOCUKLAR İSTİHBARAT İÇİN KULLANILIYOR''

Terör örgütü Hizbullah'a ilişkin bilgilere, yakalanan örgüt üyelerinin ifadelerinden çok ele geçirilen belge ve dokümanlardan yola çıkılarak ulaşmaya çalışıldığı kaydedilen kararda, şöyle ifadeler yer aldı:
''İzlenen veya hedef haline getirilen şahıs hakkında bilgi toplamanın kolaylığı, bölgenin feodal yapısı ile yerleşim birimlerinin küçük oluşundan aynaklanmaktadır. Terör örgütü Hizbullah, istihbarat faaliyetlerinde özellikle küçük çocukları kullanmaktadır. Örgüt mensuplarına, örgüt içindeki aktivitesine göre bir kaç kod ismi verilebilmektedir. Bu kod ismi uygulamasında, diğer illegal örgütlerde görülen uygulamadan farklı olarak 'çapraz' kod isim uygulaması görülmekle birlikte, örgütte alttan üste kimse kimseyi tanımamaktadır.Örgüte kazandırılması hedeflenen kişilerin 12-20 yaş arasında ve bekar olmalarına dikkat edilmektedir. Kişinin inancı, karakteri, ailesinin ideolojik görüşü ile herhangi bir dini gruba mensup olup olmadığı gibi hususlar titizlikle araştırılıp bir üst sorumluya bildirilmektedir. Örgütlenme şemasının, İran İstihbarat servisine bağlı Pasdar (Devrim Muhafızları) ile büyük benzerlikler gösterdiği belirlenmiştir.''

''SİLAHLAR CAMİ VEYA MESCİTLERE SAKLANIYOR''

Kararda, terör örgütü Hizbullah'ta kişiye zimmetli silah bulunmadığı gibi aynı silahın ayrı ayrı olaylarda farklı kişilerce kullandığının tespit edildiği
kaybedildi.

Eylemde kullanılan silahların örgüt elemanlarınca bireysel yollarla temin edildiğini belirtilen kararda, ''Silahların saklandığı güvenilir mekanlardan biri de cami ve mescitlerdir. Terör örgütü Hizbullah mensuplarının, silahlı saldırı, kundaklama, satırla vurma, zincir ve kezzap kullanma, adam kaçırma, darp, dövme, tehdit, propaganda amaçlı eylem, sorgulama, yol kesip silahla tarama ve intihar eylemi gerçekleştirme gibi eylemleri bulunuyor. Eylemler, genelde iki silahlı militan tarafından gerçekleştirilmekte, biri tetikçilik yaparken, diğeri çevreyi kollayan gözcü görevini üstlenmekle birlikte, gözcülük yapan da gerektiğinde aynı anda hedefe ateş ederek tetikçi arkadaşının işini kolaylaştırmaktadır'' denildi.

20 SANIĞA AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET

Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nde geçen ay karara bağlanan dosyada, 1992-1994 yılları arasında 71 adam öldürme, 90 adam yaralama, bir çok bombalı saldırı ve adam kaçırma eylemlerinden dolayı yargılanan sanıklardan Mustafa Demir, Kasım Erkan, Sedat Şeran, Güro Adem, Mehmet Selçuk, Mahsum Nazli, Veysi Ülsen, Mustafa Sevim, Abdulgaffur Batmaz, Sıdık Kurt, Remezan Elaltuntaş, Seyfettin Kınay, Mehmet Duman, Şahin Yapıcı, Mehmet Zeki İnal, Mehmet Ali Enez,
İskender Tutar, Zekeriya Ezer, Tamer Gezer ve Mecit Damar ''Cebir ve şiddet kullanarak, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın ön gördüğü düzeni ortadan kaldırmaya çalıştıkları'' gerekçesiyle ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılmıştı.

Mahkeme heyeti, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılan sanıklardan Halil Askan ve Bayram Kinay'ın suç tarihinde 18 yaşından küçük oldukları gerekçesiyle cezalarında indirime giderek 16 yıl 8 ay ağır hapis cezasına düşürmüştü.

Terör örgütü Hizbullah üyesi olmak suçundan yargılanan sanıklar Mehmet Kaya, Reşat Ekitici, Murat Börü, Nejdet Arıcan, Ahmet Direkçi'nin suçlarının 10 yıllık zaman aşımına uğradığı gerekçesiyle haklarında açılan kamu davasının ortadan kaldırılmasına karar veren mahkeme, sanıklardan Fırat Doğan'a 9 yıl 4 ay, Muharrem Onuk'a 6 yıl 3 ay, Mehmet Arıcan'a da 6 yıl 3 ay hapis cezası vermişti.Mahkeme heyeti, sanıklardan Emin Atlı, Cengiz Atlı, Şeyhmus Atman ve Veysi Kınay'ın atılı suçu işlediklerine dair inandırıcı delil elde edilemediği anlaşıldığından beraatlarına karar vermişti.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious