Hükümet göz göre göre reddediyor!

Hükümet göz göre göre reddediyor!.8868
  • Giriş : 22.01.2009 / 12:32:00

Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği Yüksek İstişare Konseyi (YİK) Başkanı Mustafa Koç, hükümetin krizle ilk ilişkisine sert yorum getirdi. Koç'a göre reddediliyor.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği(TÜSİAD) Yüksek İstişare Konseyi (YİK) Başkanı Mustafa Koç, hükümetin krizle ilk ilişkisini onun varlığını reddederek kurduğunu belirterek, ''piyasaların güven sorununu ortadan kaldıracak güçlü önlem paketleri oluşturmak yerine, dağınık tekil önlemler almayı ve IMF anlaşmasını da mümkün olduğu kadar geciktirmeyi tercih etti'' dedi.

Mustafa Koç, TÜSİAD 39. Genel Kurulu toplantısında yaptığı konuşmada, zorlu bir yıla ve dünyanın muhtelif değişimlere gebe olduğu bir döneme girerken, bu genel kurulun güne ve geleceğe ilişkin sağlıklı bir bakış açısı geliştirmeye yardımcı olmasını dilediğini ifade etti.

Koç, konuşmasında şunları kaydetti:

''Bildiğiniz gibi, Hükümet krizle ilk ilişkisini onun varlığını reddederek kurdu. Piyasaların güven sorununu ortadan kaldıracak güçlü önlem paketleri oluşturmak yerine dağınık tekil önlemler almayı ve IMF anlaşmasını da mümkün olduğu kadar geciktirmeyi tercih etti.

Finansal açıdan dayanıklı olduğumuzu ilan ederken, reel sektörün içine düştüğü sıkıntıyı tüm belirtilerine rağmen göremedi. Şimdi tüketici güven endeksi en düşük, işsizlik ise en yüksek seviyede. Üretim çok gerilediği için cari açık nispeten küçülecek, ama finansmanı eskisinden çok daha zor olacak. Üstelik özel sektörün döviz borçları yüksek bir seviyede...

2001 krizinde iç piyasada yaşanan daralmayı en azından bazı sektörlerde ihracat ile kısmen telafi etmek mümkün olabilmişti. Bugün ise tüm dünya pazarlarında eş zamanlı bir daralma olduğu için ,2001 krizinin aksine ihracatta şok bir düşüşle yüz yüze kalınacağı da maalesef önümüzde duran bir başka gerçek.''

Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Yüksek İstişare Konseyi (YİK) Başkanı Mustafa Koç, sadece günü kurtarma peşinde koşmamanın, meyvelerini gelecekte verecek tohumları atmaya başlamanın zorunlu olduğunu belirterek, ''Kapsamlı bir aksiyon planı çerçevesinde ekonomik, siyasal,sosyal ve diplomatik çözümleri oluşturmak için yerel seçimlerin geçmesini beklemek, telafisi olmayan kayıplar yaşamamıza neden olabilir'' dedi.

Mustafa Koç, TÜSİAD 39. Genel Kurulu toplantısında yaptığı konuşmada, en çok tartışılan konular arasında 2009'un ilk çeyreği bitmeden yeni bir küresel iflas dalgasının gelip gelmeyeceğinin yer aldığına dikkati çekti.

Böyle bir ortamda Hükümetin daha çok düşünmesi ve toplumun değişik kesimleriyle daha çok görüş alışverişinde bulunmasının şart olduğunu dile getiren Koç, ''Sadece günü kurtarma peşinde koşmamak, meyvelerini gelecekte verecek tohumları atmaya başlamak zorunlu. Çünkü 'gelecek' çok hızlı 'bugün' oluyor'' diye konuştu.

Mustafa Koç, şöyle devam etti:

''Unutmayalım, Türkiye ekonomisi yapısal sorunları nedeniyle krizin etkileri ortaya çıkmadan yavaşlamaya başlamıştı. Dolayısıyla her şeyi sabit bırakıp krizin etkilerini bertaraf ettiğinizde ekonominin Türkiye'nin ihtiyaç duyduğu yüzde 7-8'lik büyüme oranlarını tekrar yakalayamayacağı aşikar... Bu yüzden krizin yarattığı tahribatı gidermeye çalışırken ekonomiyi yeniden yapılandıracak reformlara odaklanmak en doğru davranış biçimidir. Burada da zamanlama reformların içeriği kadar önemlidir. Kapsamlı bir aksiyon planı çerçevesinde ekonomik, siyasal, sosyal ve diplomatik çözümleri oluşturmak için yerel seçimlerin geçmesini beklemek, telafisi olmayan kayıplar yaşamamıza neden olabilir.''

Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği(TÜSİAD) Yüksek İstişare Konseyi (YİK) Başkanı Mustafa Koç, sanayi üretimi kasım ayında çift haneli eksiyi gördüğü halde bir türlü krize odaklanılamadığını, çünkü gündemde yerel seçimlerin bulunduğunu belirterek, ''Demokrasinin bu temel gereklerinden birini kendi önemi çerçevesinde yerine getirmek yerine, ülkeyi bir genel seçim havasına sokmuş durumdayız. Hem de en gergin biçimde...'' dedi.

Mustafa Koç, TÜSİAD 39. Genel Kurulu toplantısında yaptığı konuşmada, çok sayıda uyarı sinyali gönderdikten sonra tüm ağırlığı ile dünyanın üzerine çöken ve her coğrafyayı, her sosyal grubu etkileyen bir krizin içinde yaşandığını ifade ederek, artık kimsenin ''Kriz var mı yok mu, ülkemizi etkiler mi, etkilemez mi'' diye sormadığını söyledi.

Herkesin kafasında başka sorular bulunduğunu dile getiren Koç, bu soruları, ''En kötüsü geride kaldı mı? Yoksa daha göreceklerimiz var mı? ABD'nin yeni başkanı krizle mücadeleye yeni bir bakış açısı getirebilecek mi? Dünya liderleri açık, vizyoner ve katılımcı bir tutumla küresel ekonomi yönetimine yeni bir şekil verebilecek mi?'' şeklinde sıraladı.

Koç, kriz dolayısıyla milli ekonomilerin güç kaybetmesinin korumacı eğilimlerin yükselmesine, piyasa ekonomisi ile ilgili kuşkuların yüksek sesle dile getirilmesine neden olduğunu vurgulayarak, ''Oysa mevcut durumdan tümüyle piyasa ekonomisini, küreselleşmeyi ve modern finans dünyasını sorumlu tutmak doğru değil'' dedi.

Kuşkusuz, bunlara ilişkin hataların da söz konusu olduğunu, ancak bugün yaşananlarda asıl olarak hükümetlerin politika tercihlerinden kaynaklanan çok önemli sorumlulukları bulunduğunu belirten Koç, dolayısıyla tüm yaşananlara rağmen dünya genelinde refahın yaygınlaşması açısından piyasa ekonomisinin ve rekabetin devamlılığının hayati önemini koruduğuna inandıklarını ifade etti.

Koç, kriz ve küresel ekonominin geleceğinin önceki gün yemin ederek görevine başlayan ABD Başkanı Barack Obama'yı bekleyen yüklü gündemin ilk sıralarında yer alacağına işaret ederek, ''Obama'nın problemler içinde çalkalanan bir ulusu ayağa kaldırmak ve bunun tüm dünyaya olumlu etki yapmasını sağlamak için nasıl çok yönlü bir gündemle karşı karşıya olduğuna bakarsak, bundan ülkemiz ve bölgemiz için birçok ders çıkartabiliriz'' diye konuştu.

ABD Başkanı'nın gündemine ilişkin ana başlıklara değinen Koç, Obama'nın bunları yalnız ABD halkının değil Berlin'de onu alkışlayan 200 bin kişi hatırlandığında, Avrupa'nın ve dünyanın başka kesimlerinin de temsilcisi olarak yapmaya çalışacağını söyledi.

Mustafa Koç, şöyle devam etti:

''Peki bütün bunların bizim için anlamı ne? Türkiye Orta Doğu, Kafkasya, İslam, terörizm ve enerji çoğrafyası gibi sıcak alanların tam ortasında yer alıyor. Küresel her türlü ekonomik ve siyasi gelişmenin coğrafyamızın hassas ve çatışmalı yapısıyla birleşerek büyüdüğüne, her gelişmede yeniden şahit oluyoruz. Yeni ABD Başkanı'nın gündemindeki konuların büyük bölümü bu coğrafya ile ilgili ve haliyle bizi de yakından ilgilendiriyor.''

-''DEMOKRASİNİN TEMEL GEREKLERİNDEN BİRİNİ YERİNE GETİRMEK YERİNE...''

Dünyanın her anlamda küçülerek birbirine entegre olduğunu, Türkiye'nin de en azından ana başlıklar olarak benzer sorunlarla karşı karşıya bulunduğunu kaydeden Koç, ''Bizim de krizin etkilerini bertaraf ederken ekonominin geleceğini inşa etmeye, kronikleşmiş ve bizi hem içerden hem dışardan sıkıştıran sorunlarla başetmeye, kendi gündemimizle küresel gündem arasında bir uyum oluşmasını sağlamaya, geleceğe ilişkin önümüze belirgin hedefler koyup birlik ve beraberlik içinde bu hedeflere yürümeye, bütün bunların üstesinden gelip küresel planda başarılarımızla anılmaya ihtiyacımız var'' diye konuştu.

TÜSİAD YİK Başkanı Mustafa Koç, asıl üzerinde durmak istedikleri konunun karmaşık sorunların aşılması için basit ama çok temel bazı gereklerin yerine getirilmesinin zorunluluğu olduğunu vurgulayarak, toplumun önüne kısa ve uzun vadeli hedefler koymanın iyi bir liderlikle toplumu birlik içinde bu hedeflere sevk etmenin sorunları çözmek için uzmanlığa önem vermenin, çözümlerle ilgili kesimlerle birlik oluşturmanın bunlardan bazıları olduğunu anlattı.

Koç konuşmasını şöyle sürdürdü:

''Açıktır ki Türk toplumu son yıllarda kendi içine kapanmış en kritik küresel sorunları kendi meseleleriyle meşgulken karşılamak zorunda kalmıştır. 2007'de 'mortgage' krizi patlak verdiğinde, bizim gündemimizde genel seçim sonuçları, yeni Cumhurbaşkanı ve yeni hükümet vardı. Zaten bütün bir yıl bu mücadelelerle yitirilmişti. 2008 başında bir tarafta finansal krizin belirtileri ortaya çıkmaya başladığında, öte tarafta dünyada bir gıda kıtlığı yüzünden ayaklanmalar yaşanırken biz türban konusuyla meşguldük. Ağustos'ta görmezden gelinemeyecek biçimde kriz patladığında ise iktidar partisinin kapatılması-kapatılmaması konusu ve Ergenekon davaları gündemimizi işgal ediyordu. Bugün de kasım ayında sanayi üretimi çift haneli eksiyi gördüğü halde bir türlü krize odaklanamıyoruz, çünkü gündemimizde yerel seçimler var. Demokrasinin bu temel gereklerinden birini kendi önemi çerçevesinde yerine getirmek yerine, ülkeyi bir genel seçim havasına sokmuş durumdayız. Hem de en gergin biçimde...''

Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Yüksek İstişare Konseyi (YİK) Başkanı Mustafa Koç, Türkiye'nin Avrupa Birliği (AB) konusunda, 2009 yılında tümüyle kendi iç meselelerine odaklanması, reformlarını devreye sokamaması ve son zamanlarda gösterdiği kararlılık eksikliğini sürdürmesi halinde yeni faturalarla yüz yüze kalacağını kaydetti.

Mustafa Koç, TÜSİAD 39. Genel Kurulu toplantısında yaptığı konuşmada, 2009 yılının Türkiye'nin kronik sorunlar açısından bir dönüm noktası oluşturması potansiyelinin çok yüksek olduğunu belirterek, bunun olumlu bir dönüm noktası olmasının atılacak adımlara bağlı olduğunu söyledi.

2008 yılında Irak'ın Kürt liderleri ile yapılan görüşmelerin önemli bir açılımı başlattığına işaret eden Koç, Irak topraklarındaki muhtemel uluslararası gelişmeler dikkate alındığında, bu açılımın sürdürülmesi ve komşu bir ülkenin teröre yataklık etmesinin sonlandırılması için gereken adımların atılmasının büyük önem taşıdığını vurguladı.

Koç, ''TRT'nin 6. kanalını Kürtçe yayına ayırması ve bu yolla yıllardır tartışılan bir açılımın bir-iki ay içinde gerçekleşmesi, bir başka çok önemli adım olarak kayda geçirilmelidir. Bu tür açılımları seçim yatırımı olarak görüp küçümsememek ve seçimlerden sonra da takipçisi olmak gerekir. Zira bu tarz kültürel açılımların süreci olumlu biçimde destekleyeceği inancındayız. Burada dikkat edilmesi gereken husus yerel seçimler dolayısıyla gerginliğe yol açmamaktır'' diye konuştu.

Türkiye-Ermenistan ilişkilerinde uzun süredir yapılan hazırlıkların bir milli maç vesilesi ile önemli bir açılımı başlatmasının da 2008'in kayda değer olayları arasında yer aldığını dile getiren Koç, gündeme gelen bir imza kampanyasının açılımı zorlaştırıcı etkisi endişe yarattıysa da 2009'da Ermenistan'dan gelecek bir karşı adımla sürecin ilerletilmesinin yine de mümkün olacağını kaydetti.

Koç, ''Yeter ki, önümüzdeki aylarda, ABD'nin yeni başkanı veya kongre, Türkiye'yi bu konuda rencide edecek gereksiz bir adım atmasın'' dedi.

TÜRKİYE-AB İLİŞKİLERİ

Mustafa Koç, 2009'un Kıbrıs açısından da kritik bir yıl olduğuna işaret ederek, şöyle konuştu:

''Liman ve havaalanlarının Güney Kıbrıs'a açılmamasının Gümrük Birliğini ihlal olarak yorumlanması sonucu aralık 2006'da bazı müzakere başlıkları askıya alınmıştı. AB Komisyonu, Türkiye bu yükümlülükleri yerine getirmezse 2009 sonunda müzakereleri bütünüyle gözden geçireceğini ilan etmişti. AB'nin, Kıbrıs sorununun çözülmesini beklemeden, 2005'te Güney Kıbrıs'ı tam üye yapması çok büyük bir hataydı. Bu hatanın faturası haksız yere Türkiye'ye kesildi.

2009 yılında Türkiye, tümüyle kendi iç meselelerine odaklanmış, reformlarını yeniden devreye sokamamış ve AB konusunda son zamanlarda gösterdiği kararlılık eksikliğini sürdürür vaziyette olursa, büyük ihtimalle yeni faturalarla yüz yüze kalacaktır. Buna karşılık Kıbrıs konusunda bir mesafe kat edilirse, AB müzakerelerini durdurmaya çalışan Türkiye karşıtları ciddi bir yenilgiye uğratılmış olacaktır. Bu konuda da umut 2008'de olumlu adımlarına şahit olduğumuz toplumlararası görüşmelerin yeni mesafeler kat etmesinde ve Hükümetin gelişmeleri cesaretle değerlendirerek çözüm yönünde adımlar atmasındadır.''

TÜRKİYE'NİN DIŞ POLİTİKA SORUNLARI

Türkiye'nin, uluslararası nitelikteki kronik dış politik sorunlarını çözmesi halinde bölgesinde özlediği liderlik konumuna oturmayı başaracağını ve diğer sorunlarının çözümü için ayaklarını çok daha sağlam bir zemine basma imkanını bulacağını vurgulayan Koç, BM Güvenlik Konseyi üyeliği, G-20'de aktif rol oynama arzusu, bölge sorunlarında ara bulucu olma arayışının da bu sağlam zeminde daha fazla anlam kazanacağını, bu konuların iç siyaset üzerinde birer baskı unsuru olmaktan çıkmasının bile büyük bir kazanç olacağını söyledi.

TÜSİAD YİK Başkanı Koç, şöyle devam etti:

''AB ilişkilerinin yeniden canlanması ise küresel ekonomik kriz ortamında Türkiye'yi, ekonomide ihtiyaç duyduğu önemli bir çıpaya kavuşturacak, orta ve uzun vadede ise, ulusun çok ihtiyaç duyduğu, uğrunda mücadele edilebilecek bir ortak hedef oluşturmaya katkıda bulunacaktır. '1 Ocak 2014'te tam üyelik' hedefinin ortaya konması, bunun gereklerinin yerine getirilmesi ve bu hedefin topluma benimsetilmesi, değişimi hızlandıran bir çekici güç yaratabilir. Böyle bir toplumsal hareketlilik, ekonomide gerekli olan ikinci nesil reformların devreye sokulması halinde, Türkiye ekonomisinin ihtiyaç duyduğu yapısal değişime de hız verebilir.''

TÜSİAD olarak Türkiye'yi gelişmiş ülkeler arasına sokacak toplumsal ideallerin sözcüsü olmaya, bunun gereği olan ekonomik, sosyal ve siyasal konuları cesaretle savunmaya büyük önem verdiklerini vurgulayan Mustafa Koç, konuşmasını şöyle tamamladı:

''Bu misyonumuzu, katma değer itibariyle büyük bölümünü üyelerimizin oluşturduğu Türk özel sektörü olarak, çağdaş, demokratik, gelişmiş bir Türkiye için bugüne kadar her fırsatta elimizi taşın altına sokarak destekledik. Bundan sonra da aynı şekilde davranmaya hazırız. Yeter ki, yeni bakış açıları, yeni hedefler ve toplumu bu hedeflere yöneltecek liderlik kapasitesi önümüzü açsın. Sorunların üzerine cesaretle gidilsin. Çözümler içe dönük bir ideolojik bakış açısıyla değil, uzmanlığa ve toplumsal diyaloğa değer veren, dünya gündemi ile bütünleşen bir anlayışla oluşturulsun. İşte o zaman Türk insanının gerçek gücü ortaya çıkacaktır.''

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*