"İç meseleleri bırakın, bilime yatırım yapın, yoksa..."

  • Giriş : 24.04.2008 / 04:05:00
  • Güncelleme : 25.04.2008 / 10:22:39

Prof. Akkuş: “İç meseleleri bırakın, bilime yatırım yapın, yoksa geleceğimiz olmayacak.”

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Türkiye’nin CERN’e üyeliği için 40 yılını adayan Engin Arık’tan bayrağı devralan Prof. Akkuş, siyasetçilere seslendi: “İç meseleleri bırakın, bilime yatırım yapın, yoksa geleceğimiz olmayacak.”

Türk Fizik Derneği Başkanı Prof. Dr. Baki Akkuş, Isparta'daki uçak kazasında yitirdiğimiz Prof. Dr. Engin Arık'la 20 yıl çalıştı.

Isparta’daki uçak kazasında ölen fizikçi Prof. Dr. Engin Arık, Türkiye’nin, dünyanın en büyük nükleer araştırma merkezi CERN’e tam üye olabilmesi için 40 yıl uğraştı. Ancak kazada 5 meslektaşıyla birlikte yaşamını yitirince çalışmaları yarım kaldı. Yaşasaydı Türkiye’de büyük bir araştırma merkezi kurmayı hedefliyordu. Kazadan bir süre sonra, CERN’ün 8 gözlemci ülkesinden biri olan Türkiye, merkeze tam üye olabilmek için ilk adımı attı ama Arık, “En büyük hayalim” dediği anlaşmanın imzalanmasına tanık olamadı. Bayrağı Arık’tan devralan Türk Fizik Derneği Başkanı Prof. Dr. Baki Akkuş, meslektaşının çalışmaları sırasında büyük engellemelerle karşılaştığını ve ardından korkunç kazanın meydana geldiğini söyledi. Akkuş, NTVMSNBC’ye Türkiye’nin nükleer macerasını, CERN’ün gerçekleştireceği Big Bang deneyini ve Dan Brown’un “Melekler ve Şeytanlar” kitabında yer alan “Büyük patlama olursa, Dünya’yı içine çekecek büyük bir kara delik meydana gelecek” iddiasındaki gerçeklik payını anlattı ve siyasetçilere “kavgayı bırakın, bilime yatırım yapın” mesajını verdi.
Haberin devamı

CERN neden kuruldu?
12 Avrupa ülkesi, 1954 yılında, nükleer araştırmalar konusunda ABD’yle rekabet edebilmek ve bu ülke karşısında güçlü olabilmek için CERN’ü (Avrupa Konseyi Nükleer Araştırmalar Merkezi) kurdu. Bugün 20 üyesi olan ve 80 ülkeden yaklaşık 6500 bilim adamının çalıştığı CERN, dünyanın en büyük nükleer fizik araştırma merkezi.

Şimdi de Big Bang deneyini gerçekleştirmeye çalışıyorlar. Dan Brown’un kitabında iddia ettiği gibi bu deneyden sonra Dünya’yı büyük bir tehlike bekliyor mu?

Aslına bakılırsa, oradan tam olarak ne çıkacağını kimse bilmiyor. Bilim insanları da küçük bir “Big Bang” yaratacak makineyi takip ederek, Dünya’nın nasıl oluştuğunu anlamaya çalışacak. Üzerinde 14 yıldır çalışılan ve 4.4 milyon sterlin harcanan bu deneye LHC (büyük hadron çarpıştırıcısı) deneyi deniyor. Deneyle 27 kilometrelik alanda yerin 100 metre altındaki tünellerde dev mıknatıslar kullanılarak bugüne kadar denenmemiş bir hızda ve -271 derecede atom parçacıkları çarpıştırılacak, ‘Tanrı’nın maddesi’ olarak da bilinen kara maddedin oluşumu incelenecek. Parçacığa kütle kazandıran nedir, anlamaya çalışılacak.


CERN, dünyanın en büyük nükleer araştırma merkezi.

Dan Brown “Melekler ve Şeytanlar” kitabında bu araştırmanın bir kara delik oluşturacağını ve büyük bir kıyamete sebep olacağını yazmıştı. Bu iddiadan endişe duyuluyor. Gerçekten söz konusu olabilir mi böyle bir kıyamet?
Ben bu endişeleri ciddiye almıyorum. Sanki büyük bir patlama yaratılacakmış gibi bir düşünce var ama doğru değil. Bir deney gerçekleştiriliyor ve bu deneyin tüm Dünya’yı içine alacak bir kara delik oluşturması mümkün değil. Bence bu Brown’ın meşhur olma kaygısıdır.

Türkiye’nin programda gözlemci kuruluş olarak yer almasının ve 3-4 yıl içinde tam üyeliğe kabul edilebilmesinin anlamı ne?
CERN’e üye olan ülkeler, yürütülecek projelerin seçilmesi ve izlenip değerlendirilmesi konularında önemli kararlar alabiliyorlar. Eğer üye değilseniz, bu karar mekanizmasında etkiniz olmuyor, sadece gözlemliyorsunuz. Bugüne bizim kadar gözlediğimiz gibi... Aslında biz tam olarak neyi gözlüyoruz, onu da anlayabilmiş değilim. Şu anda oradaki deneylere katılabiliyoruz ama deneylerde ve konseyde hiçbir söz hakkımız yok. Bu yüzden bilim adamlarımızın CERN’e gidip çalışmalara katılabilmesi söz konusu değil. Üye olduğumuz takdirde Türkiye’den binlerce fizikçi, mühendis, biyolog ve kimyacı CERN’de çalışabilecek.

Türkiye’nin üye olması için hangi kriterler aranıyor?
Türkiye bu yıl işbirliği anlaşması yaptı. Üyelik için tekrar ve en kısa sürede başvurmamız gerekiyor. Üç yıllık süre içinde, hem siyasi, hem de bilimsel alanlarda belli kriterler aranıyor. Siyasi olarak, CERN konseyinde 20 üyenin Türkiye’nin katılımına ‘evet’ demesi gerekiyor. Türkiye’nin de bu süreç içinde bilimsel altyapısıyla ilgili tüm bilgileri CERN’e vermesi gerekiyor. Bunu AB sürecinde yaşadıklarımıza benzetebiliriz fakat burada beklenti daha az.

CİDDİ ENGELLEMELER VARDI, CUMHURBAŞKANI’NA İLETTİK
Türkiye’de altyapıyı oluşturmak için neler yapılması gerekiyor?
Rahmetli Engin Arık, Türkiye’de bir hızlandırıcı merkezi kurmaya çalışıyordu, sonra bu üzücü uçak kazası yaşandı ve Arık hayatını kaybetti. Kazada 6 bilimcimizi şehit verdik. Bu insanlar çok önemliydi. Önümüzdeki birkaç ay içinde, Ankara’da bu merkezin temeli atılacak. Merkez, Avrupa’daki CERN’in yavrusu olacak. Bu konuda çok ciddi engellemelerle karşılaştık ve mücadele verdik. Bu engellemeler sonunda da uçak kazası meydana geldi. Biz bu engellemelerle ilgili dosyayı Cumhurbaşkanımıza verdik. Büyüklerimiz gerekeni yapacaktır.

Neydi bu engellemeler?
Bu çok ciddi bir konu ve açıklayamam...

ÇİN VE HİNDİSTAN SÜPER GÜÇ OLUYOR
CERN’e üye olmak Türkiye’ye ne kazandıracak ve ne kaybettirecek?
Türkiye’nin hiçbir kaybı olmayacak, çünkü kimya ile biyolojinin temelini sağlayan fiziktir. Bütün gelişmiş ülkelere baktığımız zaman, örneğin ABD ve Rusya’ya ya da yakın gelecekte güçlü olacak Çin ve Hindistan’a, bilimsel araştırmalara çok büyük yatırım yaptıklarını görüyoruz. Çin ve Hindistan süper güç olma yolunda hızla ilerliyor. Bu durumda Türkiye’nin mümkün olduğu kadar çabuk CERN’e üye olması gerekiyor. 2005 yılında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a yazılı başvuruda bulunduk. 2008 yılında Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile makamında görüşme yaptık ve kendilerinden destek sözü aldık. Bu tarihden sonra da 14 Nisan 2008’de Türkiye Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Okay Çakıroğlu ile CERN Genel Direktörü Robert Aymar anlaşma imzaladı. Şimdi 3-4 yıl içinde gerçekleşecek tam üyeliği bekliyoruz.

BİLİME YATIRIM YAPMAZSAK, YOK OLURUZ
Türkiye bu çalışmaların gerisinde kalırsa neler olur?
Türkiye’de bilime önem verilmediği bir gerçek. Bu medya için de geçerli. Bir mankenin özel hayatını daha çok önemsiyoruz. Medyanın ve siyasilerin öncülüğünde bilimi topluma tanıtmamız lazım. Türkiye coğrafi olarak çok kritik bir bölgede. Ayrıca dünyanın en zengin doğal kaynaklarına sahip. Uranyumu, boru, kömürü ve suyu var. Biz teknolojimizi geliştirip, büyük ve güçlü bir ülke olamazsak varlığımızı sürdüremeyiz. Siyasetçiler iç problemleri bir kenara bırakmalı ve oturup ülkenin geleceğini düşünmeli. Bilimsel araştırmaları ön plana alıp, Türkiye’yi güçlü hale getirmeli. Rahmetli Engin Arık bu işle tam 40 yıl uğraştı. Her yere gitti ve insanlara anlatmaya çalıştı, fakat kimse onu anlamadı. Ben Engin Hanım’ın son 20 yılında onunla birlikte çalıştım. Beraber mücadele ettik, çalışmalar başladıktan ancak 54 yıl sonra işbirliği anlaşması imzalanabildi.

Türkiye’de nükleer çalışmalar altyapı kurulması gerekiyor ve bunun için de yatırım yapılması... Siyasetçiler şöyle düşünüyor: Bu altyapı kurulduktan sonra karşılığını almak 10 yıl sürüyor, sanırım bu 10 yıl onlara çok uzun geliyor; fakat değil... En son Güney Kore’de 80’li yıllarda bilim kenti kuruldu ve ciddi yatırımlar yapıldı.10 yıl sonra Güney Kore’nin adını duymaya başladık. Samsung ve Hyundai markalarını tanıdık. Türkiye de 10 yılı göze almalı.

HATIRLANIRSA İNTERNET CERN’DE KEŞFEDİLMİŞTİ
Cern’ün Türkiye’ye çok büyük fayda sağlayabileceğini söyleyebilir misiniz?
Eğer CERN’e üye olursak bilim adamlarımızın orada öğreneceği bilgileri kendi ülkemize getirebilme imkanımız var. Ayrıca orada evrenin nasıl oluştuğuna dair araştırmalar yürütülüyor, bu çalışmalar yapılırken de yeni teknolojiler gelişiyor. Gelecekte lazer fizik, plazma fizik, telekomünikasyon, nükleer tıp, malzeme bilimi ve bilişim teknolojisi gibi bu alanlarda çok büyük gelişmeler olacak. Hatırlanırsa, World Wide Web (www) internet de CERN’de keşfedilmişti.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious