'İfade özgürlüğü ile terör girişimleri ayrılacak'

  • Giriş : 28.04.2006 / 00:00:00

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, tüm televizyon kanallarında aynı anda yayımlanan Ulusa Sesleniş konuşmasında vatandaşlara hitap etti.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Hükümet olarak bir yandan terörle etkin bir mücadelenin şartlarını oluştururken, diğer yandan demokratik açılımları da aynı netlik ve süratle sürdürdüklerini ifade eden Başbakan Erdoğan, "Hem birlik ve beraberliğimizi koruyarak teröre geçit vermeyeceğiz, hem de bu ülkeyi her gün biraz daha özgür, biraz daha demokratik, biraz daha zengin, biraz daha mutlu bir ülke yapmak için bütün gücümüzle çalışacağız" dedi. Fikir ve ifade özgürlüğü ile terör girişimlerinin açık ve net biçimde birbirinden ayrılacağını, bu alandaki istismarların da ortadan kaldırılmış olacağını anlatan Erdoğan, Türkiye'nin demokratik kazanımlarına, hak ve özgürlüklere, eşitlik ve adalete halel getirmek bir yana, bu alandaki gelişmelerin önünün daha da açılacağını belirtti. Devletin gücünün, vatandaşlarının gücüyle ölçüleceğini ifade eden Erdoğan, 'Sizi sevmeseler de olur, ama sizden korksunlar', anlayışının artık geçerliliğini kaybettiğini söyledi.


SSK, BAĞ-KUR, EMEKLİ SANDIĞI AYIRIMI KALKACAK


Nisan ayı içinde Cumhuriyet tarihinin en büyük reform paketlerinden birini hayata geçirdiklerini kaydeden Başbakan Erdoğan, mevcut sosyal güvenlik sisteminin, tüm vatandaşları kucaklamayan, onlara eşit ve adil davranmayan, hatta ayrımcılık yapan bir yapı arz ettiğini söyledi. "Sosyal Güvenlik Reformu yapmak tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de zor bir iştir" diyen Erdoğan, bunun bilincinde olduklarını vurguladı.

Sistemin özelliklerini; tüm çalışanları kapsayan Sosyal Sigorta Sistemi, Genel Sağlık Sigortası, primsiz ödemelerin tek elde toplanması ve bu fonksiyonları yerine getirecek ve kurumları birleştiren tekbir Sosyal Güvenlik Kurumu kurulması olarak açıklayan Erdoğan, "Bugüne kadar bütün parti programlarında, hükümet programlarında sosyal güvenlik temel bir konu olarak yer aldı ama kimse büyük bedel ve beceri gerektiren bu yükün altına girmedi. Artık SSK'lı, Bağ-Kur'lu, Emekli Sandığı ayrımcılığı ortadan kalkıyor. Çıkardığımız yasayla, bütün vatandaşlarımızın eşit hak ve yükümlülüklere sahip oluyor" diye konuştu. Sosyal Güvenlik Reformu konusunda vatandaşların bazı çevrelerce yanlış yönlendirildiğini kaydeden Erdoğan, emeklilik yaşının hemen 68'e çıkarılacağı gibi asılsız iddialarla reformun gölgelenmeye çalışıldığını söyledi. Mevcut reformda emeklilik yaşının 68'e yükseltilmesi gibi bir şeyin söz konusu olmadığını savunan Erdoğan, emeklilik yaşının yükseltilmesi 2036'dan sonra 65 yaş olarak gerçekleşeceğini ifade etti. Primi ödensin ya da ödenmesin tüm çocukların 18 yaşına kadarki sağlık giderlerinin devlet tarafından karşılanacağını anlatan Başbakan Erdoğan, "Buna hayır demek milletle beraber olmak mıdır, yoksa millete karşı olmak mıdır?" diye sordu


ÇİFTÇİLERİN SORUNLARININ ÇÖZÜMÜNE İÇİN ÖZEL BİR ÖNEM ATFEDİYORUZ


Hükümetin Türkiye'yi borçlandırdığı yönündeki iddiaları yalanlayan Erdoğan, Türkiyede net kamu borç stokunun Gayri Safi Milli Hasıla'ya oranı 2001'de yüzde 90,5 iken bugün yüzde 55,8 seviyesine indiğini belirtti.

Bu gelişmelerin, gelecekteki daha güzel gelişmelerin sadece öncü sinyalleri olduğunu savunan Başbakan Erdoğan, "Göreceksiniz, üretimde, ihracatta, yatırımda, özellikle de istihdamda,gelecekte bugünkünden çok daha ileri seviyeleri yakalamış olacağız.Yeter ki milletimizin güveni arkamızda olsun" dedi. 2005-2006 alım kampanyasında satın alınan pancarın bedeli olarak bugüne kadar ödenemeyen 442 milyon YTL'sinin 24 Nisan 2006 tarihinden ödenmeye başlandığını ifade eden Başbakan Erdoğan, hükümet olarak göreve geldikleri günden itibaren tarımın sorunlarının çözümü için özel bir önem atfettiğini ileri sürdü. Kısa, orta ve uzun vadeli stratejiler belirleyerek Türk tarımını layık olduğu seviyeye getirmek için kolları sıvadıklarını anlatan Erdoğan, "Öncelikle çiftçilerimizin acil ihtiyaçlarını giderecek tedbirleri aldık. Destekleme politikalarıyla, kredi borçlarını yeniden yapılandırmak suretiyle mazot ve gübre yardımlarıyla çiftçimizin nefes almasını sağladık.Amacımız çiftçimizi, köylümüzü, hayvancımızı yeniden üretebilir, ürettiğinden kazanç elde edebilir noktaya getirmek ve sektörde verimliliği arttırmaktadır.Tarım kesimimiz içinde et ve süt üreticilerimize özel bir dikkat ve önemgösteriyoruz. Çünkü sağlıklı nesillere sahip olabilmemiz için et ve süt tüketimini arttırmak mecburiyetindeyiz.Hükümet olarak aldığımız tedbirlerle 2002 yılından bu yana süt üretimindeyüzde 28'lik, et üretiminde yüzde 6,5'luk bir artış sağlanmıştır.Hedefimiz belirlenen tarımsal strateji doğrultusunda atılan adımlarla 2005- 2013 yılları arasında süt üretimini 25 milyon tona, kırmızı et üretimini 1,5milyon tona, kişi başına süt tüketimini 290 litreye, kırızı et tüketimini 18kilograma yükseltmektir" diye konuştu.


AKTİF DIŞ POLİTİKA-


Bir kaç günce Filistin Devlet Başkanı Mahmut Abbas ile ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice'ı Ankara'da ağırladıklarını hatırlatan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ABD-Türkiye ilişkilerinin yarım yüzyılı aşan sağlam bir geçmişe dayandığını, paylaşılan ortak değerlerden ve karşılıklı çıkarlardan güç aldığını kaydetti.

Erdoğan, zaman zaman yöntem konusunda gündeme gelebilecek anlayış farklılıklarının ise iki egemen ülke arasındaki dostluk ve ittifak ilişkisine gölge düşürmesini kimsenin beklememesi gerektiğini belirtti. Filistin sorununa da değinen Erdoğan, Filistin Devlet Başkanı Mahmut Abbas'la yaptığı görüşmede Türkiye'nin açık politikalarının Ortadoğu barış sürecine ne kadar önemli bir katkı sağladığını bir kez daha teyit ettiğini ifade etti. Erdoğan şöyle devam etti: "Biz, 'Filistin halkı, demokratik tercihlerinden dolayı cezalandırılmamalı, dedik. Para yardımını kesen ülkelerle de görüşerek bu kanaatlerimizi ilettik. Gerek Filistin, gerekse İsrail yönetimlerini itidale davet ettik. seçim sonuçlarının barış için bir fırsata dönüştürülebileceğini söyledik.Tarafları, sorumluluklarının bilinci içinde hareket etmeye ve şiddeti reddetmeye çağırdık. Aynı şekilde İran ve Suriye meselelerinde de samimiyetle diplomatik çözümlerin yanında yer aldık, taraflara masada müzakere yöntemini,uzlaşma yollarını telkin ettik.Türkiye, bugün artık sözü dinlenen, gündem belirleyen bir ülke haline geldiyse, işte bizim bu politikalarımız sayesinde gelmiştir."

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious