İhracatta trajik rakamlara hazır olalım

İhracatta trajik rakamlara hazır olalım.10976
  • Giriş : 26.11.2008 / 23:45:00

Son 5 yıllık dönemde rekorlar kıran Türkiye ihracıtında nefesler kesilmiş durumda. Ekim ayında ortaya çıkan trajik rakamlar, kasım ayında daha da kötüleşebilir.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


İki yıldır "geliyorum" diyen, geliyorum dedikçe bizde ıskalanan ama dünyayı kasıp kavuran küresel kriz sınırlarımızdan içeri girmiş ve yıkımlara başlamış durumda.

Kriz kapımızdan girdikten sonra esip savuran Başbakan, bu tavır içinde 32 aydır yükselerek giden ihracatımızın son 2 aydır düştüğünün farkında değil.
Oysa 32 ay sonunda ilk defa geçen ay düşen ihracatımız, bu ay da aynı görüntüde.

24 Kasım itibariyle ihracat cephemizde durum şu:

1000 Amerikan Doları)
24   Kasım 2007
24 Kasım 2008
Fark (%)
Tarım
1.077.989
1.015.286
-5.8
Sanayi
7.350.301
5.509.347
-25.0
Tekstil ve Hammaddeleri
542.785
401.893
-26.0
Deri ve Deri Mamulleri
113.409
81.430
-28.2
Hazırgiyim ve Konfeksiyon
1.271.798
896.539
-29.5
Taşıt Araçları ve Yan Sanayi
1.664.938
1.033.666
-37.9   
Madencilik
201.980
175.549
-13,1   
Demir Çelik Ürünleri
804.747
690.331
-14.2
Demir ve Demir Dışı Metaller
406.009
313.992
-22.7
Genel


Tablo hoş değil, görüntü endişe verici.

İhracatımızın lokomotif sektörlerindeki kan kaybı oranı hayli yüksek ve özellikle sanayi ürünleri ihracatımızdaki düşüş hayli hızlı. Tekstil, hazırgiyim, konfeksiyon ve otomotiv gibi lokomotif sektörlerdeki düşüş oranı dikkat çekici. Anlayacağınız vaziyet tam anlamıyla kırmızı alarm kıvamında.
En büyük pazarımız olan euro bölgesi son çeyrekte yüzde 0.2 daralarak durgunluğa girmiş. Bu pazarda en çok ihracat yaptığımız Almanya resesyona girdiğini ilan etmiş.

Beklenen taleplerde düşme var. "Fiyat indirin" baskıları had safhada.
Bankalar verdikleri kredileri geri çağırma anlamında ihracatçıların gelen ihracat bedellerine hiçbir uyarıda bulunmadan el koyuyorlar. Yetmiyor, faizleri yükseltiyor, masrafları artırıyor, kredileri donduruyorlar.
Kurların durumu belirsiz, ani iniş-çıkışlar maliyet çıkarmayı ve fiyat yapmayı engeller durumda.

Yatırımlarından doğan dövizli borçları dağ gibi ve ağırlıklı kısmı önümüzdeki yıl ödenecek.

Girdi maliyetleri yüksek, doğalgaz ve elektrik fiyatları uçmuş, sanayici kömürden medet umar hale gelmiş.

Velhasıl, durum vahim.

Gelin görün ki, ihracatçılarımızda ne talep yaratacak ne de fiyatları indirecek güç kalmış.

Yıllardır tüm yumurtaları aynı sepete koyma misali aynı pazara (AB Pazarı) mal satmanın bedeli öyle görünüyor ki ağır ödenecek.

Yeni pazarlar açabilme akşamdan sabaha halledilecek bir konu değil.
Öyle olsa dahi o pazarlarda küresel krizin rüzgârları altında bir o tarafa bir bu tarafa savruluyorlar.

Aralık ayında 10 gün bayram tatili var.

Üstelik, Avrupa ve diğer Hıristiyan toplumu pazarlarında Christmas ve yılbaşı heyecanı yaşanıyor.

Yani, o pazarlar da tatil havasında ve bu havada talep beklentisi nafile bir beklenti olacak.

Bu görüntünün anlamı, ihracatımız aralık ayında da düşecek demek.
2008 yılı hedefi olan 125 milyar dolar öyle ya da böyle yakalanabilir, hatta az biraz aşabilir.

Ya, 2009?

Çok zor bir yıl bizi bekliyor.

2009 yılında 2008 yılını arayacağımız artık tartışılmıyor.

Zira, küresel krizin ne zaman biteceğini bilen yok.

2010 diyen de var, 2011 diyen de.

Öyle ya, kahve falı değil ki bu, "Üç vakte kadar" denilsin.

Bir bilen olsa dahi, krize karşı önlem alacak beceride bir hükümetten yoksunuz.

Başbakan bir gün reel sektöre, öbür gün bankacılık sektörüne efelenerek zamana oynuyor.

Dünya âlem, küresel krizden kurtulma anlamında trilyon dolarlık paketler açıklarken hükümet, nohut, fasulye, kömür paketleriyle küresel krizi değil, yerel seçimleri kurtarma peşinde.

Oysa, küresel krizden az zararla ve biraz hırpalanarak çıkmanın tek yolu ihracatı artırmak.

Bu "İki kere iki, dört" kadar net bir gerçek.

Gel gelelim, ihracat hızla düşüyor ve daha da düşecek.

İlgili bakan dahi, "düşüş en az 6 ay devam eder" derken hükümetten önlem anlamında suya sabuna dokunur bir yaptırım yok.

Nohut, fasulye ve kömür paketleriyle artırılması beklenen tek şey oy!
Hani, "Krizi fırsata çevirmek" diye ifade var ya!

Başbakan da "krizi oy fırsatına" çevirmek arzusuyla "Bu, küresel bir krizdir ve bizden kaynaklanmamıştır" diyerek topu Amerika'ya atar mı? Atar! "Ayaklarını yorganlarına göre uzatmadılar, başımıza iş açtılar" der mi? Der! "Bakın görün olacak budur" şeklinde yazmıştım ki, tam o anda Başbakan AKP grup toplantısındaki konuşmasında gözümüzün içine baka baka "Krizi fırsata çevirenlere fırsat tanımayacağız, bu kriz bizden çıkmamıştır, bu bizim yarattığımız bir kriz değildir" deyiverdi.

Kimse kusura bakmasın ama bu ifade krizi oy fırsatına çevirmenin dik âlâsıdır.
Grup konuşmasında küresel krize çare olacak bir paket bekledim. Konuşmasında nohut, mercimek, fasulye ve kömür paketleri vardı ama kriz paketi yoktu. Bugün 25 Kasım 2008 ve yazımı gazeteye gönderdiğim saat olan 15.30 itibariyle hükümetten küresel krizden kurtulma anlamında söylemden eyleme geçmiş bir paket duyamıyorum.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*