İki kadın bir ortak acı...

İki kadın bir ortak acı...  	.18034
  • Giriş : 08.03.2008 / 12:35:00

Kuzey Irak'a düzenlenen harekatta şehit olan Piyade Üsteğmen Serkan Çakal'ın üç aylık hamile eşi ve annesi, aynı acıyı paylaşıyor.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Türkiye, Zeynep Çakal'ı şehit eşinin naaşı başında üniforma giyip asker selamı durmasıyla tanıdı. Karnındaki bebeğiyle hayat arkadaşını dimdik durup gözyaşı dökmeyerek sonsuzluğa uğurladı. Hemen yanında biricik eşinin annesi Harbiye Çakal da şehit oğlunun naaşı başında, "En güzel mertebe ama acı çok büyük" diyebildi. Şimdi o iki kadın, birbirine dayanıp yaşadıkları büyük acıyı yüreklerine gömerek doğacak bebek için umutlarını birleştirdi.

Zeynep Çakal, Kocaeli Kandıra'da tanışıp nikah masasına oturduğu eşinin şehit olduğuna, tabuttu görene kadar inanmadığını belirterek, "Eşimle şehit haberlerini dinlerdik. Bir gün bana dönüp dedi ki, 'Şehit olursam eğer, lütfen naaşım başında gözyaşı dökme. Beni utandırma, küçük düşürme, omuzlarını dik tut' Vasiyetini yerine getirdim, dimdik durdum, acımı yüreğime gömdüm. Güçlü olduğumdan değil aslında, eşime verdiğim sözü tuttum. Eşimin, erlerini geri çekip harekatta en önde gitmesi beni ayrıca gururlandırdı. Harekat sırasında ilk kurşunu eşim yemiş. Bu tavrı beni daha da güçlendirdi. 230 kişiyle çıktıkları operasyonda benim eşimin şehit düşmesi de ayrı bir gurur. Eşim, bundan önce yapılan nokta harekatına da katılmış ancak 20 gün sonra dönmüştü. Bu kez cansız bedeni döndü" şeklinde konuştu.

Anne Harbiye Çakal ise, oğlunun harekata gitmeden önce kendilerine telefon ettiğini ve, "Ben gidiyorum. Sorma nereye gidiyorum anne" dediğini aktardı. Anne Çakal, "Biz de sormadık. Askerler kapımı çaldığında bir terslik olduğunu anladım. Acımızı yüreğimize gömmek çok zor. Bu acıya dayanabilmek için taştan olmak gerekiyor" ifadelerini kullandı.

Biri üç evladından birini, diğeri ise biricik eşini şehit verdi. İki kadının yüreklerine hapsettiği acı ise ortak. Onlar, şehit Serkan Çakal'ın ardından birbirlerine tutunarak tek yürek olup ortak acılarını paylaşıp hafifletmeye çalışsa da bebeğin erkek olması durumunda babasının ismini taşıyacağını söylüyorlar.

Zeynep hanım, eşiyle Kandıra'da tanıştıklarını hatırlatarak, "2005 yılında tanıştık. Arkadaşlığımızı 1.5 yıl sürdürdük. 3 Mart 2007 günü İzmir'de nikah masasına oturduk. Son derece mutlu bir birlikteliğimiz vardı. Yüksekova'da karın ağrısı şikayetiyle doktora gittik. Orada beş haftalık hamile olduğumu söylediler. İkimiz de çok şaşırdık, beklediğimiz bir durum değildi" diyor.

Yavrusunu toprağa vermenin kederini yaşayan Harbiye Çakal ise doğacak torununu, oğlu Serkan'ın yerine koyacağını söylüyor. Oğlunu çok özlediğini dile getiren acılı anne, şunları söylüyor: "Uludağ Üniversitesi Felsefe Bölümü'nden mezun olduktan sonra subay oldu. Harekata giderken telefonda, 'Beni merak etmeyin.' dedi. Sonrası büyük bir acı. Mertebesi yüksek ama dayanmak için taş olmak gerek. Vatan sağolsun"

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious