İlaçlama keneyi değil, doğayı ölüyor

İlaçlama keneyi değil, doğayı ölüyor.19265
  • Giriş : 06.04.2008 / 12:33:00

Prof. Dr. Zafer Karaer, ilaç firmalarının, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığı ile ilgili haberlerin daha fazla gündeme gelmesini sağlayarak, bundan rant elde ettiklerini öne sürdü.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Ankara Üniversitesi (A.Ü) Veteriner Fakültesi Parazitoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Zafer Karaer, ilaç firmalarının, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığı ile ilgili haberlerin daha fazla gündeme gelmesini sağlayarak, bundan rant elde ettiklerini öne sürdü.

Halen hastalıkla ilaçlama yöntemi ile yapılan mücadelenin çok etkili olmadığını ve doğanın aşırı kirlenmesine neden olduğunu belirten Prof. Dr. Karaer, KKKA'ya yol açan kenelerle ilgili daha programlı ve etkili bir mücadele yöntemini önerirken, Türkiye'de, hayvanlardan insanlara geçen salmonella, brusella, kuduz, tüberküloz gibi hastalıkların çok daha fazla insani ve ekonomik kayba neden olduğuna dikkati çekti.

Prof. Dr. Karaer, yaptığı açıklamada, Mart ayı ile birlikte KKKA'ya yol açan kenelerle ilgili haberlerin uluslararası ve ulusal medyada yer almaya başladığına işaret ederek, ''bazı kesimlerce maksatlı bir şekilde gündeme getirilmesi sağlanan bu tür haberlerin, toplumda panik havası yaratılmaması açısından, bilim süzgecinden geçirilerek değerlendirilmesi gerektiğini'' belirtti.

KKKA bahanesiyle, kene mücadelesi adı altında kimyasal, haşere ilacı pazarlandığını, ilgili ve sorumlu kuruluşların, belediyelerin, ''nasıl olsa haşere ilacı uyguladık, başka bir şey yapmaya gerek yok'' gibi ''yasak savma'' anlayışı ile bu yönteme öncelik vererek, diğer yapılması gerekenleri göz ardı ettiğini öne süren Prof. Dr. Zafer Karaer, haşerelerle kimyasal mücadelede pazarın 1 milyar YTL'ye ulaştığına dikkati çekti.

Kullanılan kimyasalların bir süre sonra bu haşerelerde direnç oluşturduğunu ve buna bağlı olarak etken madde değişikliği gerektiğini anlatan Prof. Dr. Karaer, bunun Türkiye'yi bu alanda dışa bağımlı hale getirdiğini belirterek, ''Türkiye'ye yaklaşık 70 yılda 450 farklı etken maddeye ait 3500 civarında haşere ilacı girmiştir. Her yıl bakanlıklar ve belediyeler tarafından yaklaşık 100 bin ton haşere ilacı kullanılmaktadır. Bunun çevrede, eko sistemdeki tahribatını ölçmek mümkün değildir'' dedi.

Türkiye'de kene mücadelesinde ''acil önlem olarak ilk akla gelen, getirilen ve getirilmek istenenin'' insektisit, akarasit uygulamaları olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Zafer Karaer, şöyle devam etti:

''Türkiye'de 2002 yılından itibaren haşere ilaçlarının pazarını oluşturmada, ilkbahar ve yaz aylarının en moda-magazin hastalığı KKKA Hastalığının vektör keneleri kullanılmış ve kullanılmaktadır. Pazar oluşturmada taktik olarak özellikle bazı medya merkezleri devreye girerek kışın kenelerle birlikte uyuyan konuyla ilgilileri uyararak, ülkeyi ayağa kaldırırlar, bir bardak suda fırtınalar kopartırlar. 2007'de 3 milyon YTL harcama ile 26 riskli ilde, hiçbir bilimsel esasa oturtulmadan ve her ile göre değişen 3-4 farklı etken maddeli ve tek uygulamalı 30-40 ton civarında kimyasal, haşere ilacı veya zehir, sadece sığırlarda kullanıldı. Bu yıl için, belirlenen 36 riskli ilde kene ile kimyasal mücadele için 20 milyon YTL ödenek ayrıldığı açıklandı.

Oysa, kene ile ilkbahar aylarında yapılacak kimyasal mücadele, kalıcı çözüm için etkili olamaz. Yoğun ve bilinçsiz kullanmaya bağlı olarak haşerelerin kısa süre sonra haşere ilaçlarına karşı direnç kazandığını unutmamak gerekir.''

-''İLAÇLA MÜCADELE, EKİM-MART DÖNEMİNDE YAPILMALI''-

Bu tür zararlılarla ve hastalıklarla mücadele için, daha ekonomik, daha çevreci çözümler üretilip hayata geçirilebileceğini vurgulayan Prof. Dr. Zafer Karaer, bu konuda ilgili bakanlıklar, kamu kurumlarına çok sayıda rapor sunduğunu, ancak hala etkili bir mücadele programı oluşturulmamasını üzüntüyle izlediğini söyledi.

Öncelikle kimyasal mücadelenin, kenelerin aktif olduğu, Mart-Ekim döneminde yapılmasının yanlış olduğunu ifade eden Prof. Dr. Karaer, ''Kimyasal mücadelenin, kenenin insan ve hayvanlarda bulunmadığı, beslenmediği, üremediği, kış uykusunda olduğu Ekim-Mart dönemi tercih edilmelidir. Çünkü kene bu dönemde kaçamadığı ve üreyemediği için, mücadele aktif döneme göre daha etkili, daha az zararlı ve daha ekonomiktir'' dedi.

Predidatör, ışınlama gibi biyolojik mücadele yöntemlerine öncelik verilmesi gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Karaer, şöyle devam etti:

''Ancak hala, bu tür haşerelerle mücadelede öncelikle kimyasallar akla geldiğine göre, ilgili uzmanlardan oluşturulacak bir komisyon ile bunların uygulama, kullanma esasları belirlenmelidir. Saptanan haşere ilaçları iklimsel bölge farklılıkları dikkate alınarak uygulanmalı ve haşerelerde ilaca karşı direnç gelişmesini önlemek amacıyla belirli zaman aralıklarında etken madde değişimi yapılmalıdır.''

Kenelerin taşınması ve yaşamasında rol oynayan yabani hayvan hareketlerinin kontrolü yanında, insan ve hayvanları hastalıktan ve keneden koruma da aşıları üzerinde de çalışılması gerektiğini anlatan Prof. Dr. Karaer, asıl önemli konunun, ''yerleşim merkezlerindeki alt yapıların iyileştirilmesi'' olduğunu vurguladı.

Mera ıslah çalışmaları ile kontrollü meralar oluşturulmasının da bu hastalıkla mücadelede etkili olacağını vurgulayan Prof. Dr. Karaer, kenelerin kışı geçirdiği meraların Ekim-mart döneminde bir kaç kez sürülmesi ile bu hayvanların kuşlar tarafından tüketilmesinin sağlanabileceğine işaret etti.

Prof. Dr. Zafer Karaer, şu değerlendirmede bulundu:

''Sonuç olarak ülkemizde kenede olduğu gibi, diğer böcek mücadelelerinde de haşere ilacı dışında birçok seçenek varken veya en son seçenek haşere ilacı olması gerekirken, bu tür haşere ilaçlarının ilk etapta düşünülmesini ve ısrar edilmesini anlamak çok zor. Haşere mücadelesi, sadece hayvancılık alanında değil, daha yoğun olarak bitki koruma alanlarında, ayrıca belediyeler tarafından da kontrolsüz bir şekilde yapılmakta, tahminen en az yılda 100 bin ton veya daha fazla kimyasal kullanılmaktadır. Topraklarımız, sularımız ve yaşayan her türlü canlı bundan olumsuz etkilenmektedir. Bu tüketimin maliyeti ise yine yaklaşık 1 milyar YTL'dir. Başka alternatifler değerlendirilmeden, haşere ilaçları ile hem ülkemizi, hem de kendimizi kirletmeyelim.''

Prof. Dr. Karaer, AA muhabirinin ''KKKA hastalığının Türkiye'de salgın boyutuna ulaştığı ve önemli risk oluşturduğu'' yönünde bir tespitin doğru olup olmayacağı yönündeki sorusu üzerine, ''Bir insanın bile hastalanması çok önemli. Ama çok fazla abartıldığı kanaatindeyim. Türkiye'de hayvanlardan insanlara bulaşan brüselloz, tüberküloz, kuduz, salmonelloz, şarbon gibi hastalıklardan daha fazla insani ve ekonomik kayıp oluyor. Bu hastalıklar, bence KKKA'ya göre daha ön planda ve daha yaygın. Ama tespit edilmiyor'' dedi.

-KENEDEN KORUNMA YOLLARI-

Prof. Dr. Zafer Karaer, ilkbahar ile birlikte tekrar gündeme gelen kenelerden korunma ve kene bulunduğunda yapılacaklar hakkında ise şu önerilerde bulundu:

''Kırsal alanlarda, kapalı ve açık renkli giysiler giyilmeli. Özellikle pantolon paçaları, çorap içine sokularak ve hatta üzerine çizme giyilerek dolaşılmalı. Sahadan döndükten sonra, vücutta (özellikle kulak içi ve çevresi, saç ve çevresi, koltuk altı, bacak araları, diz kapağının arka kıvrımları, göbek deliği ve diğer vücut kıvrımlarının arası) günlük kene muayenesi, el ve aynalar vasıtasıyla yapılmalıdır. Bulunan kenelerin en yakın sağlık kuruluşuna gidilerek, yetkililer tarafından çıkartılması sağlanmalıdır.

Çocuklarda daha sıkı kontroller yapılmalıdır. Elbise veya vücut üzerine kene kovucu preparatlar sürülebilir. Ancak bunların etki süreleri bilinmelidir. Düzenli vücut temizliği yapılmalıdır.

Tarla, bahçe, mera ve piknik alanlarına, kene ile bu alanların bulaşmasında ve yerleşerek gelişmelerinde rol alan yaban domuzları, küçük memeliler ve özellikle yaban tavşanları gibi kemiricilerin girmesini önleyecek tedbirler alınmalıdır.

Kontrollü tarla, bahçe, mera ve piknik alanları oluşturmalıdır. Her ağacın altı veya her su başı piknik alanı olarak değerlendirilmemelidir.

Ev ve hayvan barınaklarında duvarlarındaki çatlak ve yarıklar sıvanıp boyanmalıdır.

Ev hayvanları düzenli taranmalı ve yıkanmalı, gerekirse hekim kontrolünde kene kovucu uygulamalar yapılmalıdır.''

-KENE BULUNUNCA NE YAPILMALI-

Bütün tedbirlere rağmen vücudunuzda kene bulursanız, hiç panik yapmadan, en yakın sağlık kuruluşuna giderek kenenin uzmanlar tarafından çıkartılmasını sağlamak gerekiyor. Bu, hem kenenin hem de insanın kayıt altına alınması ve insanın 10 günlük takibinin yapılması bakımından önemli.

Keneyi vücudunuzdan uzaklaştırmak için kesinlikle kan emen kenenin üzerine hiçbir bir sıvı, yakıcı madde dökülmemesi gerekiyor. Sağlık kuruluşu veya uzman yoksa, kenenin cımbız veya ip kullanılarak, yapıştığı yerden çekilerek kurtarılması, ilaç veya çamaşır suyu ile imha edilmesi gerekiyor.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious