İleri yaşlarda gebelik riskli mi?

  • Giriş : 24.02.2007 / 00:00:00

Her kadının hayatı boyunca tatmak istediği çok özel bir duygu annelik ...

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Günümüzde kadınların önemli bir kısmı çocuk sahibi olma isteklerini ileri yaşlara ertelemektedir.

Özellikle yüksek öğrenim gören veya iş hayatındaki kadınlar 30'lu 40'lı yaşlarda bebek sahibi olmayı istemektedir. Ancak ilerleyen yaşla beraber gebelik zorlaşırken, sağlıklı bebek doğurmak da güçleşebiliyor.....

30 yaşın altındaki kadınlarda her ay gebe kalabilme olasılığı yüzde 20 dolayında iken, 40 yaşın üzerinde bu oran yüzde 10'ların altına düşmektedir. Bu düşüş sadece doğal yöntemlerle gebe kalmakla sınırlı kalmayıp tüp bebek tedavilerindeki başarı oranlarına da yansımakta özellikle 37 yaşın üzerindeki kadınlarda uygulanan tedavilerde gebelik oranları dramatik olarak düşüş göstermektedir, 45 yaş üzerinde ise artık yardımcı üreme teknikleri ile bile kadının gebe kalma şansı kalmamaktadır. Ayrıca ileri yaş anne adaylarında yumurta kalitesinde de bozukluklar meydana geldiğinden kromozomal anomalili çocuk doğurma riski yükselmektedir. Bu nedenle 37 yaşın üzerindeki gebe kalamayan kadınların vakit kaybetmeden tüp bebek merkezlerine başvurmaları gerekmektedir.

Yumurtalık ( Over ) rezervinde azalma olur mu?

40 yaş üzerindeki çiftlerde ilerleyen yaşla beraber yumurtalıklarda meydana gelen değişiklikler infertilite nedeni olarak önemli rol oynamaktadır.

Beyindeki hipotalamus ve hipofiz bezinden salgılanan hormonlar, ovulasyonu ve periodik adet görmeyi düzenlemektedir. Hipotalamus hipofiz bezini uyararak buradan FSH (Folikül Stimüle edici Hormon) ve LH (Lüteinize edici Hormon) salgılatıp kana karışmasını ve yumurtalıklarda yumurta hücrelerinin gelişmesini ve östrojen hormonunun salgılanmasını sağlar.

Ergenlik çağındaki genç bayanların yumurtalıklarında yaklaşık 300.000 dolayında primordial folikül (gelişmemiş yumurta hücresi) vardır. Her ay bir yumurta siklus boyunca gelişir ve döllenmek için hazır hale gelir. Ancak, yine her ay sayıları en az 500-1000'i bulan yumurta hücresi gelişimlerini tamamlayamadan yok olur. Kadın menopoza yaklaşınca (genellikle 40-50 yaş arası), geride sadece birkaç bin yumurta kalır. Bu yumurtalar da FSH ve LH' a yeterli cevap vermediklerinden, hipofiz bezi yumurtalıkları daha fazla uyarmak üzere FSH ve LH düzeyini artırır. Yumurtalıklar bir süre artan hormon düzeylerine rağmen yumurtlama tedavilerine kısmen de olsa cevap vermelerine rağmen, birkaç yıl sonra FSH ve LH seviyeleri çok artmakta ve yumurtalıklar tamamen cevapsız kalmaktadır.

Adetin 3. günü kanda bakılan FSH düzeyinin artmış olması, yumurtalıkların hipofiz uyarılarına cevabın azaldığını yani over rezervinin azaldığını gösterir. Bu cevap eksikliği daha düşük kalitede ve az sayıda yumurta yapımı ile sonuçlanır. Hipofizden salgılanan FSH ve LH hormonlarına yumurtalıkların yeterli cevap vermemesi sonucu, bir süre sonra yumurtalıklar tarafından üretilen östrojen ve progesteron seviyeleri de azalmaktadır. Dolayısıyla zaman içinde yumurtalıklarda hem yumurta, hem de hormon üretimi azalmaktadır. Bu dönemdeki kadınlarda adetlerde düzensizlikler görülebilmektedir. İki adet arasında geçen süre önce kısalır, daha sonra adet araları uzamaya başlar. Bazen 2-3 ay adet kanaması olmayabilir. Genellikle adet düzensizlikleri sırasında sağlıklı yumurta gelişimi de olmamaktadır. Östrojen ve progesteron hormonları rahmin dölyatağı (endometrium) tabakasının gelişmesi için de gereklidir.

Yumurta sayısı ve kalitesi düşer mi?

Yaşla birlikte hem yumurta sayısı hem de kalitesi düştüğünden, sperm tarafından döllenebilme (fertilizasyon) yetenekleri azalır. Ayrıca döllenme olsa bile, oluşan embriyolarda genetik hastalık riski artmaktadır. Örneğin ileri yaşlarda doğum yapan kadınların çocuklarında kromozomal bir bozukluk olan "Down sendromu" riski artmaktadır. Kromozomal bozukluğu olan bir yumurta döllense bile yaşama ve gelişme şansı azalmaktadır. Bu nedenle 40 yaşın üzerinde düşük olasılığı artmaktadır.

20'li -30'lu yaşlardaki kadınların yumurtalarından gelişen embriyolar, 40 yaşındaki bir kadının rahmine transfer edildiğinde (yumurta bağışı ile tüp bebek) genç kadınlara yakın oranlarda gebelik meydana gelmektedir. Yumurta bağışının yasal olarak serbest olduğu ülkelerde ileri yaştaki bir kadının yumurtası gelişemiyor veya kendi yumurtası ile gebe kalamıyorsa bağış yumurta ile tüp bebek uygulaması önerilmektedir. Böylece ileri yaştaki kadınların gebe kalmasında en önemli etken olan yumurta gelişmeme ve yumurta kalitesi sorunu aşılmaktadır. Günümüzde bu yöntem ülkemizde yasal değildir.

İleri yaşda tüp bebek tedavisi mümkün mü?

Adetin 2-3 günü yapılan FSH ve E2 düzeyleri çok önemlidir. Bu hormonların seviyeleri tedavi sırasında yumurtalıkların vereceği cevabı ve gebelik şansını belirlemektedir. 40 yaş üzerindeki kadınlarda gebelik olasılığının düşük olduğu bilinmekle birlikte, adetin 3. günü yapılan FSH seviyesinin yüksek olması bu şansın daha da azaldığını ifade etmektedir. Hasta değerlendirildikten doğru bilgiler verilmeli ve tedavi seçenekleri tartışılmalıdır.

Genetik danışmanlık nedir?

37-40 yaş arasındaki kadınların bebeklerinde kromozomal bozukluk olasılığı yüksek olması beklendiği için gebeliğe karar verdiklerinde kadın-doğum veya genetik uzmanı tarafından danışmanlık verilmelidir. Bu yaştaki gebelere "amniyosentez" mutlaka önerilmelidir. Hastaya tüp bebek uygulaması yapılmasına karar verildi ise pre-implantasyon genetik tanı (PGD) hakkında bilgi verilmelidir. PGD uygulaması ile normal embriyolar seçilerek transfer edilmektedir.

İleri yaştaki gebeleri ne gibi riskler bekliyor?

Düşük riski çok mu fazla?

İleri yaşlarda gebe kalmak zorlaşırken, aynı zamanda sağlıklı bir gebelik dönemini sürdürmek ve sağlıklı bebek doğurmak da güçleşiyor. Düşük riskindeki artışla birlikte bu gebeliklerin çoğu, yardımcı üreme teknikleri ile gerçekleşmiş olmasının verdiği çoğul gebelik riskleri ile birleşiyor. Sistemik hastalıklar ilerleyen yaşla birlikte baş gösteriyor. Bu sorunlardan en önemlileri şeker hastalığı ve hipertansiyondur. Bu iki hastalığın yanı sıra gebelikte ortaya çıkan kalp yetmezliği, doğum sonrası kanamalar, erken doğum, ölü doğum ve plasenta bozuklukları da görülebiliyor.

Multidisipliner yaklaşım ve yakın ilgi gerektiren ileri yaş gebelikleri, mutlaka bu konuda uzmanlaşmış ve deneyimli merkezlerde takip edilmeli ve gerekli olan tetkikler yapılarak destekleyici tedaviler verilmelidir.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious