'Ilımlı Araplar' ılımlı değil, kullanışlı

  • Giriş : 07.02.2007 / 00:00:00

Ortadoğu'ya demokrasi götürme söyleminden vazgeçmek zorunda kalan Bush ve Blair, politikalarını sürdürmek için şimdi de 'ılımlı Arapları desteklediklerini' söylüyor.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Siyasetçiler, özellikle jeopolitik çıkmaz dönemlerinde halka satacakları bir kelime veya kavram benimser. 1973'te Soğuk Savaş'ın en gerilimli zamanında dönemin ABD Dışişleri Bakanı Henry Kissinger 'yumuşama' terimini icat etmişti. Bu tür kelimeler bir tür değer kazanır ve politikacılar tarafından siyasi karmaşalardan kaçmak için faydalı siyasi aletler olarak kullanılır. Keza bugün de Ortadoğu bir krizden diğerine savrulurken, Britanya Başbakanı Tony Blair, ABD Başkanı George W. Bush ve Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice, bölgedeki müttefiklerini tasvir etmek için 'ılımlılar' kelimesini kullanıp duruyor. Oysa 'ılımlı' kavramıyla
aslında çökmüş politikalarını pazarlamaya çalışıyor, diğer yandan da bunu İslam karşıtı politikaları ve İslamofobi suçlamalarına karşı kalkan olarak kullanmayı deniyorlar.

Ilımlı kafa kesme mümkün mü?
Batılı liderlerin tek yaptığı, Batı kamuoylarına hâlâ satabileceklerine inandıkları birkaç Arap lider seçmek oldu. Ilımlı lafı Batılı liderlerce durmadan tekrar edildiğinden ve uluslararası medyada da epey ses getirdiğinden, neredeyse söz konusu liderlerin kendileri de söylediklerine inanmaya başladı. Ama kim bu liderler ve gerçekten ılımlılar mı?
Suudi Arabistan, Ürdün ve Mısır rahatlıkla ılımlılar sınıfına girerken, 1990-1991'deki Körfez Savaşı sırasındaki müttefiklerden Suriye
11 Eylül sonrasında ABD çıkarlarına ters düştü. Keza Filistin'deki Fetih hareketi Yaser Arafat'ın ölümü ve Hamas'ın geçen yılki seçim
zaferinden sonra 'ılımlı' diye nitelenirken, Şah döneminde ılımlı sayılan İran, 1979'deki İslam devriminden sonra 'radikal' oluverdi.
Bu siyasal pazarlama mizanseni Batı kamuoyuna rahatça yutturulabilse de, çifte standartların ve yönlendirmelerin çok daha açıkça görülebildiği Arap âleminde işlemiyor. Sonuçta Suudi Vahabiler gerçekten fanatik; Mısır'da Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek'in muhaliflere tahammülü yok;
Batı ideallerine en yakın ülke olan Ürdün sahanın kenarlarında dolaşmaktan öteye gidemiyor. Tüyler ürpertici insan hakları sicilleri, şeffaflığın bulunmaması ve uyguladıkları baskılar, bu ülkeleri dünyanın en 'ılımsız' ülkeleri arasına sokuyor. 'Toplum içinde ılımlı kafa kesme' diye bir şey olabilir mi?
ABD ve Britanya hükümetlerine göre var anlaşılan, zira bu ülkeler liberal demokrasi ve sosyal adalet ideallerine aykırı her ne yapsalar Amerika ve Britanya bunların 'geleneklerinden' ileri geldiğini iddia ediyor. Onlara bakarsanız rüşvet, kafa kesme, kadınlara ve azınlıklara uygulanan baskılar tümüyle geleneklerden geliyor; geleneksel bir şey aynı zamanda
radikal olamayacağından da mecburen 'ılımlı' sınıflamasına giriyor.
Aslında en ılımlısı atalet. Çünkü atalet para getiriyor. Mısır 1979'dan beri Amerika'dan yılda ortalama 1.3 milyar dolar askeri yardım, 815 milyon dolar da ekonomik yardım alıyor. Suudi Arabistan'sa petrol gelirlerine ve Dünya Ticaret Örgütü ve IMF gibi ılımlı siperlere üyeliğinin sağladığı uluslararası meşruiyete sırtını dayıyor.
Ama bu ülkelerin içişlerine bakarsanız, ılımlılığın hiçbir simgesini bulamazsınız. Uluslararası Af Örgütü, Suudi Arabistan'ı şöyle tanımlıyor: "Siyasi parti yok, seçim yok, bağımsız bir yasama organı yok, sendikalar yok... Bağımsız yargı yok, bağımsız insan hakları örgütleri yok. Suudi hükümeti hiçbir uluslararası insan hakları örgütünün ülkede araştırma yapmasına müsaade etmiyor... Medya sıkı sansür altında ve internete, uydu televizyonlara erişim ve dış dünyayla her türlü iletişim de hükümetin sıkı kontrolü altında."
Keza İnsan Hakları İzleme Örgütü'nün Hüsnü Mübarek yönetimindeki Mısır üzerine 2006 yılında yayımladığı rapor da benzer şeyler söylüyor: "Hükümet 2006'da muhalefete sert davrandı. Nisan 2006'da sıkıyönetimi iki yıl daha uzatarak, keyfi tutuklama ve askeri mahkemeler veya devlet güvenlik mahkemelerinde yargılama olanağını da genişletti.
Polisin uyguladığı işkence ciddi bir sorun oluşturmaya devam ediyor... İşkence gözaltı merkezlerinde sistematik biçimde kullanılmaya devam etti... Gözaltındaki birçok kişinin ölmesi, muhtemelen işkence veya kötü muamelelerin devam ettiğine işaret."

Rice demokrasiyi çabuk unuttu
Bu gibi liderlere 'ılımlı' kelimesiyle hitap etme ihtiyacı, Bush'un Ortadoğu çapında demokratikleşme gibi kibirli bir hedefi bulunan 'özgürlük gündemi'nin öldüğünü saklama çabasından doğuyor. O kadar ki Rice, ocak ayındaki Mısır ziyaretinde 'ılımlı' sözcüğünü kullanma telaşı içinde 'demokrasi'den bahsetmeyi tümüyle unutabildi.
Ilımlılar demokrat değil, ama tam da olmadıkları şeyler yüzünden siyaseten kullanışlılar: Farsi değiller, Şii değiller, muhalif değiller, ABD'den bağımsız davranmaya yetkin değiller. Ilımlı sayılmalarının tek sebebi, mutlak iktidara kavuşmak için daha radikal olmalarına gerek kalmaması. Hüsnü Mübarek zaten mutlak iktidarın keyfini sürüyor, Suudiler de krallıklarındaki mevcut fanatizm seviyesinden memnun görünüyor. İçlerinde masabaşında çalışan mücahitler de var, ancak bunların İslamcılıkları sadece içişlerinde biraz meşruiyet kazanmaya yarıyor.

Suudi Arabistan iyi bir pazar
Ilımlılar aslında, Batı'nın akıttığı askeri ve mali yardımların devam etmesine ihtiyaç duyuyor. Bunun için de 'ideoloji savunucuları' olarak kalıyorlar. Komünizm ABD'nin düşmanı mıydı, hemen onların da düşmanı oluverdi. Bugün ABD'nin düşmanı Şii İran'sa, Amerika'nın ılımlı müttefikleri de İran'ı düşman görecektir.
Batı'yla ilişkileri iki yönlü ilerliyor. Suudiler Amerika'da milyarlarca dolarlık yatırım yapıyor, ihtiyaç duymadıkları veya hiçbir zaman kullanamayacakları silahlar satın alıyor, Batılı mallar için iyi bir pazar oluşturuyorlar. Ancak tıpkı Mübarek gibi, Suudi hükümdarlar da yaşlı ve bizzat kendi halklarına karşı savunma pozisyonu almış durumdalar. Fakat Amerika onlara koruma sağladıkça, meşruiyetleri de eriyor. Ve Washington ve Londra inkâr söylemlerini şekilsiz veciz kelimeler kullanarak ne kadar uzatırsa, Ortadoğu da patlamaya o kadar yaklaşıyor.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious