İlk iletişim anne karnında

  • Giriş : 04.08.2006 / 00:00:00

Anne ile bebek arasındaki iletişim anne karnında başlar.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Bebek ile yaşamının ilk yıllarında kurulacak sağlıklı iletişim onun tüm yaşam boyu kendine güvenli ve mutlu bir birey olmasında en önemli etken olduğu belirtiliyor.

Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ayten Erdoğan, kişisel internet sitesinde konuyla ilgili yaptığı açıklamada, anne-baba ve bebek arasında nasıl sağlıklı bir iletişimin kurulabileceğinin ipuçlarını verdi. Anne ile bebek arasındaki ilişkinin, bebeğin anne karnındayken başladığının altını çizen Dr. Erdoğan, "Aynen bedenin gebelik için hormonal, metabolik değişiklikler göstererek hazırlanması gibi, annenin ruhsal dünyası da gebeliğe karar verildiği andan itibaren hazırlanmaya başlar. Gebelik döneminde hormonların da etkisiyle ve yaşanan sevinç, hüzün, heyecan gibi duygularla annenin duygusal yapısında belirgin değişiklikler olur. Gebeliğin ilk aylarında yaşantıda olacak büyük değişiklik nedeniyle heyecan, yeni bir birey oluşturabilme, ailenin tamamlanması gibi düşüncelerin neden olduğu sevinç; özgürlüğün azalacağı, iş yaşamında belli bir dönem pasifize olma gerekliliği, bazı alışkanlıkların bırakılacağı gibi nedenlerle de hüzün duymak gibi çok çeşitli duygular yaşanır. Gebeliğin orta dönemleri bu duygulara belli bir ruhsal uyumun sağlandığı dönemdir. En önemli ruhsal hazırlanma gebeliğin son aylarında yaşanır. Artık bebek büyümüş, erken de dünyaya gelse yaşamını devam ettirecek hale gelmiştir. Bu evrede annenin, daha sonra çocuk doğduğunda da bir süre devam edecek olan, dış dünya ile ilgisinin belirgin ölçüde azaldığı, zamanının çoğunu bebeği için hazırlık yapmak ve bebeğinin hayalini kurarak geçirdiği çok özel bir dönem başlar." ifadeleriyle bebekle kurulacak ilişkinin ipuçlarını veriyor.

BEBEĞE BAKAN KİŞİNİN DEĞİŞMESİ GÜVEN DUYGUSUNU ZEDELER

Bebeğin bakımını üstlenen (anne, bakıcı, baba, anneanne) kişide bulunması gereken özellikleri de açıklayan Dr. Ayten Erdoğan, bu kişilerde aranması gereken en önemli konunun ’devamlılık, tahmin edilebilirlik ve çocuğun ihtiyaçlarına duyarlılık’ olduğunu söyledi. Özellikle bağlanma özelliklerinin geliştiği 0-2 yaş arası çocuğun devamlı yanında olacağına emin olduğu, güven kaynağı olan bağlanma figürünün değişmemesinin çok önemli olduğunu vurgulayan Erdoğan, bakan kişinin sık değişmesinin güven duygusunu zedeleyeceğini, çocukta çok erken dönemde terk edilme duygularının yaşanmasına neden olacağını ve bunun da çok zararlı etkiler oluşturabileceğini dile getirdi.

Yapılan araştırmaların babaların da bebek için, ifade biçimleri farklı olsa da, anneler kadar belirgin endişe ve kaygılar taşıdıklarını gösterdiğini kayderden Uzman doktor Ayten Erdoğan, annenin çocuğa bakarken çevredeki kişilerden aldığı desteğin dolaylı olarak çocuğa çok olumlu yansıdığını vurguladı. Özellikle babanın, kendisi birinci bakım veren olmasa da, devamlı devrede olması, annenin sorumluluklarını paylaşması, bebek bakımına aktif katılması hem baba-bebek arasında sağlıklı bağlanmanın oluşması için gerekli olduğunu söyleyen Erdoğan, hem de bebekle anne arasındaki simbiyotik ilişkinin zamanla azalıp çocuğun bireyselleşme ve bağımsız özellikler geliştirmesi için gerekli olduğunu kaydetti.

KİMİ ZAMAN SEVECEN KİMİ ZAMAN ÖFKELİ OLAN BAKICI BEBEKTE ENDİŞEYE YOLAÇAR

Çocukta güven ve süreklilik duygusu oluşması için ’acıkınca meme gelir, ağlayınca bana bakan kişi sorunumla ilgilenmek için yanıma gelir, oyun istediğimde benimle oynar, sıkıntımı giderir’ gibi bakım verenin ne yapacağına dair duyguların/düşüncelerin oluşması gerektiğini belirten Erdoğan şöyle devam etti: "Kimi zaman her şeyi karşılayan, sevecen davranan, kimi zaman da bebek ihtiyaç duyduğu halde ilgilenmeyen, öfkeli bir bakım veren çocukta endişe ve kaygıya neden olarak, çocuğun bağlanma davranışının uzak ya da sıkıntılı olmasına yol açabilir. Diğer bir önemli özellik bakım verenin çocuğun ihtiyaçlarına, hissettiklerine duyarlı olmasıdır. Çocuk bir şekilde ifade etmeden onun acıktığını, sıkıntılı olduğunu, keyifli ve mutlu olduğunu anlamak ve ona göre duygusal ve işlevsel tepki vermek yine sağlıklı bağlanma özelliklerinin sağlanması açısından çok önemlidir. ’Senin karnın mı acıktı bakalım, benim kızım şimdi çok keyifli, gazın mı var, karnın mı ağrıyor bebeğim’ gibi sözler çocuğun ifade edemediği duygularının ve ihtiyaçlarının bakım veren tarafından söze ve mimiklere dökülmesi, böylece sembolize edilmesidir.

Bu tür konuşmalar çocuğun kendi duygularını ve ihtiyaçlarını tanımasına yardımcı olur ve konuşmayı öğrenmesini kolaylaştırarak kendini ifade etmesine temel oluşturur. Doğumdan sonra aile büyükleri, özellikle de anneanne-babaanne gibi daha önce annelik deneyimi olan bireylerin desteği de anne için çok önemlidir. Ancak burada dikkat edilmesi gerekli nokta, bu kişilerin annelik fonksiyonunu anneden alarak, kendilerinin daha iyi yapacağı inancı ile anneyi kendileri gibi deneyimle öğrenerek geliştirebileceği annelik fonksiyonlarını kazanmasını önleyici girişimlerde bulunmalarıdır. Sınırların iyi konulması, öncelikle söz sahibinin anne ve baba olduğunun hissettirilmesi, onların yapabileceğinin sadece destek olmak ve deneyimleri ile katkı yapmak olacağının ifade edilmesi gerekir."

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious