İlk ödülünü dar vakitte aldı

  • Giriş : 19.04.2006 / 00:00:00

Reha Erdem’in son filmi “5 Vakit”in işlemleri çarşamba günü tamamlandı, cuma akşamı ise film, 25. Uluslararası İstanbul Film Festivali’nden “En İyi Türk Filmi” ödülünü aldı. Bu hızla giderse de daha pek çok ödül alacağa benzer.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Çarşamba günü işlemleri biterek ilk gösterimi yapılan film, iki gün sonra da En İyi Türk Filmi seçildi. Aynı zamanda uluslararası jüride görevli olan yönetmen, bu ani ödülden elbette çok mutlu. Fakat ihtiyatı elden bırakmıyor ve “Film, yolculuğuna şimdi başlıyor. Henüz seyirciden, yurtdışından ne tepki göreceğiz bilmiyoruz; ama tabii ki ödüle çok sevindim.” diye konuşuyor.

Erdem’in son filmi, küçük ve zamandan azade görünen bir köyde yaşayan üç çocuğun büyümeye adım atışlarını, beş vakitlik bir ritimde anlatıyor. Bu beş vakitlik ritim, -gayet kolaylıkla anlaşılabileceği gibi- günde beş kez okunan ezandan alıyor ilhamını. Küçük köyün minaresinden yükselen ses, gün içindeki değişimlerin sözcüsü oluyor; akşam vakti herkesi sofra başında topluyor, yatsıdan sonra cümle şerler sızıyor ortalığa. Ezan vakitlerinin insan ve dünya hayatında tekabül ettiği dönüşümler, Bediüzzaman’ın “Sözler”ini okuyanların malumu aslında. Reha Erdem, aynı niyetle, ancak elbette kendi penceresinden ve perspektifinden yaklaşmış konuya. Burada gün, ay ve yıldönümlerinin yanı sıra Ömer, Yakup ve Yıldız’ın, çocukluğu terk edişleri, filmdeki ninenin deyimiyle ‘oğlancıkken buba oluvermeleri’ temel mesele. Elbette bu süreç neşe içinde geçmiyor; tam tersine gayet şiddetli dönemeçlere uğruyor. Bu da şaşırtıcı değil, hangi büyüme travmasız gerçekleşmiştir ki! Reha Erdem’in ifadesiyle “Bitmekte olan bir şeyle başlamakta olanın tam arasında” muğlak bir dönem… Bu muğlaklık, çocukların her şeyi en yoğun şekilde yaşaması sebebiyle sertlik barındırıyor. İmamın oğlu Ömer, deli gibi babasını öldürmek istiyor. Yıldız, annesinden nefret ediyor. Yönetmene göre bu, ‘terbiye edilmemişlik’ hali. “Büyükler terbiye olmuşlar, çocuklar terbiye olma eşiğindeler. Sonuçta terbiye ola ola büyüyorlar işte; ama hangisi daha iyi? Ömer artık bir daha babasını öldürmeyi denemeyecek ama onu deneme hallerindeki saflığı da ayrı ve özel bir durum.”

‘Maddî bilgiler insana yetmiyor’

Bütün bunlar, çok da akılla/rasyonellikle açıklanabilecek durumlar değil. Reha Erdem’in hep yapmaya çalıştığı, ‘teorik ve pratik bilginin bir aradalığı’ bu filmde de görülüyor. Büyüyüp küçülen ay görüntülerinin ardından, ilkokul öğrencilerinin sırayla takip ettikleri hayat bilgisi kitabından, günün, mevsimlerin oluşumunun bilimsel açıklaması geliyor. Filmin devamı da adeta bu bilgilerin açımlanması. Yönetmen, bu bilgilerin yetmediği yerde devreye ‘manevi olan’ın girdiğini söylüyor: “Bu filmde gerçekten zaman akıyor. Hayat bilgisi kitabında anlatılanı görüyorsun birebir. Orada dünyanın 24 saatteki dönüşü dediği, bizim 5 vakit olarak algıladığımız şey. 5 vakit, sadece ezan vakti olarak durmuyor. O, insanların her anlamda tutundukları bir şey; filmin de, çocukların da tutunduğu şey. Ama nedir? O muğlak. Sadece bir saat anlamı taşımıyor. Öyle olsa saati kurarsın, günde beş kez çalar. Bu öyle değil, ilahi bir şey var. Ne diyor o kitapta; ‘Bir gün 24 saattir. Güneş doğudan doğar batıdan batar’ vesaire. Bu, bizim hayatımıza yetiyor mu; yetmiyor! Orada ezan, orada dua, orada kurban, orada gözyaşı başlıyor. Hayatta bir maddi şeyler, bir de maddi olmayan şeyler var. İkisinin arasında gidip geliyoruz. Ve daha çok maddi bir dünyada yaşadığımız için manevi tarafı ihmal ediyoruz.”

‘Sabah, öğle, ikindi, akşam ve yatsı’ şeklinde bildiğimiz vakitler, filmde ‘gece, akşam, öğleden sonra, öğle ve sabah’ diye akıyor. Tersten gitmesinin sebebi, bazılarının zannettiğinin aksine, filmin karamsar olmayışının da bir ispatı aslında. Yönetmen bu tercihi, “Karanlıktan aydınlığa çıkış” diye yorumluyor: “Sonuçta iyi ki varız diyor bu film. Bu dünya dönüyor, biz de onun içinde bunlarla beraber gidiyoruz. Her gün yeniden güneş doğuyor.” Dileyenler, bunu filmin bir diğer izleği olan ‘büyüme’ çerçevesinde, ‘Büyümek sadece ileri doğru mu olur? Büyümenin yolu başa dönüp yeni bir doğumu muştulamak mıdır?’ soruları etrafında da değerlendirebilir. Vakit isimlerinin ezanî saatteki karşılığını birebir bulmamış olmasının sebebi ise yönetmenin, vakitlerin, ezan dışındaki çağrışımlarından da yararlanma isteği: “İkindi ve yatsının adı geçmiyor, ama diyaloglarda zikrediliyor onlar da. Tamamen İslam’ın vakitleri onlar, sadece ezanı hatırlatırlar. Ama ben bu anlamı biraz daha genişletmek istedim.”

Galası, Kozlu köyünde yapılacak

Çekimleri Çanakkale’ye bağlı Kozlu köyünde gerçekleştirilen film, ilhamını da bu köye borçluydu. Yönetmen, “Bu senaryo şehirde çekilseydi bu film olmazdı. Bu kadar duygulu ve naif olmazdı.” diye konuşuyor. Bu naiflikte Kozlu sakinlerinin etkisi büyük. Sadece yönetmen değil, bütün film ekibi aynı görüşte. Eh, bu kadar destekten sonra özel bir gösterimi hak ediyorlar. Önce yurtdışı festivalleri dolaşacak olan ve Türkiye genelinde gelecek sezon vizyona girmesi planlanan “5 Vakit”, önümüzdeki aylarda ilk olarak Kozlu’da gösterilecek. Sinema salonu bulunmayan köyde gösterim, muhtemelen köyün ortasındaki düğün meydanına kurulan bir sistemle gerçekleştirilecek.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious