Muhafazakârlar hipnoz altında

Muhafazakârlar hipnoz altında.24009
  • Giriş : 13.10.2006 / 00:00:00
  • Güncelleme : 29.11.2014 / 09:39:55

Doç. Dr. Mahmut Akpınar, algı yönetiminin muhafazakâr kitlede çok başarılı ve etkili olduğunu düşünüyor.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Doç. Dr. Mahmut Akpınar, algı yönetiminin muhafazakâr kitlede çok başarılı ve etkili olduğunu düşünüyor: “Bu kitlenin hipnoz olmuş gibi bir hâli var. Gerçekleri belgeleri ile gözüne de soksan inanmıyorlar.” Akpınar, operasyonun MİT’i aştığı ve bir üst akılla yönetildiği kanısında.

Doç. Dr. Mahmut Akpınar, Turgut Özal Üniversitesi öğretim üyesi,  bir siyaset bilimci. Terör ve güvenlikle ilgili konularda uzman. Kamu yönetimi, Kürt sorunu, Sivil-asker ilişkileri alanlarında yaptığı çalışmalarla biliniyor. Son kitabının adı, Dün İrtica Bugün Paralel. Bu röportajı yaptığımız sırada, hükümete yakın medyada manşet oldu. Sabah, manşetten fotoğrafını yayımlayarak ‘Mülkiye imamı’ başlığını attı. Habere montajlı fotoğraflar eşlik etti. Akpınar’a sorduk. AKP politikalarını neden eleştiriyor? Paralel yapı operasyonu adı altındaki süreçle ne amaçlanıyor? PKK silahları bırakacak mı?

-Paralel yapı diye yürütülen operasyonla ne hedefleniyor?
Dün irtica denerek bazı kesimlere yapılan tasfiye ve itibarsızlaştırmanın bu defa İslamcı/Müslüman görünüm kazandırılmış kesimlerce yapıldığını ve temel hedefin şiddete bulaşmayan, manipülasyonlara gelmeyen Hizmet Hareketi’nin farklı bir yöntemle bitirilmesi olduğunu düşünüyorum.
-Bu operasyon Hizmet Hareketi ile sınırlı kalacak mı?
Diğer İslamî kesim ve cemaatlere de sıra gelecektir, kanaatimce gelmeye de başladı. MGK’da alınan kararlar, konuşulan şeyler, iktidara yakın bazı gazetecilerin büyük-küçük bütün cemaatler devletten temizlenecek itirafı, fişlemeler bunların göstergesi. AKP bir araç, enstrüman. Bu işlerin yürütülmesinden, planlanmasından AKP içindeki pek çok kimsenin haberdar olmadığı kanaatindeyim. Bir süredir parti dar bir kesimin eline teslim edildi. Parti kurul ve organları çalışmıyor. AKP’nin tamamını suçlamak doğru değil. Ama iktidardaki bir parti ve onun planlı şekilde itibar kazandırılmış, kredi biriktirilmiş hâli bir şekilde, dün laikçilerin, vesayet rejimlerinin yaptığı gibi toplum mühendisliğinde kullanılıyor.
-Operasyonların merkezi neresi? Bir kesime psikolojik harekât yapılıyorsa bunun devlet içindeki araçları neler?  
Bu konuda bazı araştırmalarım var. Kesinlikle algı yönetimi ve propagandalar özellikle muhafazakâr kesimin az eğitimli bölümünde çok başarılı ve etkili. Bu kitlenin hipnoz olmuş gibi bir hâli var. Bazı gerçekleri belgeleri ile gözüne de soksan inanmıyor.  Düşünmeden hareket edip her şartta ve her şeye rağmen iktidarı destekleyen bir kesim var. Algı operasyonu profesyonel bir şekilde yürütülüyor. Bunun karargâhının MİT, uygulayıcı ve yayanlarının ise medya olduğu görülüyor. Ama ben MİT’in böylesi geniş, sistematik ve sonuç alıcı çalışmayı tek başına yürütülebileceği kanaatinde değilim. AKP’lilerin hep vurguladığı gibi burada bir üst akıl var. Bu, dünyadaki birkaç servisten birinin desteği olmadan yürütülemez. Hitler’in propaganda yöntemleri kullanılıyor ve neredeyse onun kadar başarılılar.
-Neden paralel yapı deniyor?
Paralel söylemini iktidar iyi bir PR çalışması ve medya desteğiyle tutturdu. Kullanışlı bir malzeme elde etti. Şimdi kurtulmak istediği zor durumlarda ve yapacağı sıkıntılı işlerde maymuncuk olarak onu kullanıyor. Ortada kalan her iş, her beceriksizlik “paralel” e yıkılıyor. Bunu satın almaya hazır epeyce yığın da var. Bu söylemi iktidarın PKK konusunda kamuoyuna izah edemeyeceği bazı şeylerin faturasını, vebalini yıkma adına geliştirdiği anlaşılıyor. PKK’nın bu süreçte en büyük zararı cemaate verdiği herkesin malumu. Kendilerine yapışmak üzere olan bir problemi hazır suçlu varken onlara yıkıyorlar.
 -Körfez’den Mısır’a, oradan Suriye ve Türkiye’ye kadar Müslümanların yaşadığı coğrafyada yöntemler farklı da olsa bir operasyon var diyebilir miyiz?
Doğru. Ortadoğu’da ve İslam coğrafyasında etkinliği olan ve geniş toplum kesimlerine dayanan, Sünni, makul bütün cemaatlere ve toplumsal kesimlere yönelik bir tasfiye ve kıyım projesi işliyor gibi. Kuzey Afrika’da, Mısır’da, Irak’ta, Suriye’de... Dikkatli bakılırsa bütün İslam coğrafyasında makul dengeli Sünni kesimler tasfiye edilirken yerine Selefî ve İran eksenli gruplar monte ediliyor. Müslümanlar Selefî radikalizmine kaymaya veya İran eksenine girmeye zorlanıyor. Aslında şu an Sünni İslam’ın ve geleneksel İslamî düşüncenin sistematik şekilde soykırıma, imhaya, tasfiyeye maruz bırakıldığını söyleyebiliriz.
-Mısır’da Müslüman Kardeşler’e yapılan operasyon, IŞİD’le Sünni İslam’a verilen zarar ve Türkiye’de cemaatlerin hedef alınması rastlantı mı?
Rastlantı değil. Bunların küresel bir projenin icrası olduğu kanaatindeyim. Barışa dayalı, birlikte yaşamaya uygun, radikalizme, şiddete kapalı, hoşgörülü İslamî yaklaşımlar tasfiye edilip yerine birbirine karşıt gibi görünen ama aslında ikisi de makul Sünni İslam’a düşman Selefî ve İranî akımlar güçlendiriliyor. Bir el İslam coğrafyasında Sünni/nebevi İslam’ı Selefî ve İranî yaklaşımlarla erozyona uğratıyor.
-Sünni İslam’ın tasfiyesi en çok kimlerin işine gelir?
ABD, Batı ve onların tabii müttefiki İsrail, İslam coğrafyasının, İslam medeniyetinin çöküş sürecine girmiş olan Batı medeniyetine alternatif olmasını istemiyor. Müslümanların önünü kesmek, enerjisini kendi içinde tüketmek istiyor. Bunun için de  mezhepsel ve etnik temelli çatışmalar olmak üzere iki yöntemi kullanıyor. Etnik temelli bölme ve çatıştırmaları zaten yapıyor ve bunda hayli başarılı. Ancak Sünni İslam’ın önünü kesmek için Batı’nın ve İsrail’in elinde tek seçenek, yek aktör var, o da İran. 2013 Irak işgalinden sonra da İslam dünyasında mezhep çatışmaları çıkarma noktasında etkin olarak kullanıldığını görüyorum. Ne kadar farkındadır bilemem ama şu anda İran, global güçlerin, İsrail’in ve Batı’nın İslam toplumlarında hedeflediği mezhebe dayalı çatışmaların en önemli enstrümanı. El Kaide, El Nusra, IŞİD gibi Selefî üretim örgütler de bu çatışmanın öteki tarafı. Sünni İslam’ın bertaraf edilmesi İran’a yarıyor gibi görünse ve ona alan açsa da nihai amacın İslam medeniyetini bitirmek olduğunu düşünüyorum. İran İslamî saiklerden çok Pers jeopolitiğine göre hareket ediyor ve Şiiliği çok etkili bir şekilde Pers dış politik enstrümanı olarak kullanıyor. Batı’daki İran düşmanlığının derinliği olmayan suni, taktik bir hareket olduğu kanaatindeyim.

AKSİYON

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious