IMF'den Türkiye'ye gerginlik uyarısı

  • Giriş : 13.05.2007 / 00:00:00

IMF Raporu'nda "Türkiye: Hassasiyetler" bölümünde "İç gelişmeler yönünden, gelecek seçimler, AB'ye katılım ya da yanlış politik adımlarla ilgili gerginlikler tetikleyici olabilir" denildi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


IMF uzmanları, Türkiye'nin "düşük rezerv karşılığı ayrılması, yüksek kamu borcu, enflasyonda belirsizlik görünümü, yüksek dolarizasyon" ve "siyasi riskler" nedeniyle yatırımcılar nezdinde beklenmedik değişiklikler açısından çabuk etkilenen konuma düştüğünü kaydetti. IMF ayrıca Gümrük Birliği'nde gelişme olmadan Türkiye'nin AB'ye katılım görüşmelerinin ivme kaybetme riskiyle karşı karşıya bulunduğunu bildirdi.

MAYIS-HAZİRAN ÇALKANTISINDA 9 MİLYAR DOLARLIK İLGİ AZALIŞI

IMF Beşinci Gözden Geçirme Uzman Raporu'nun "Son Gelişmeler" bölümünde, Türkiye'de mali piyasa koşullarının Mayıs-Haziran 2006 "satış eğilimli" döneminden sonra istikrara kavuştuğu kaydedildi. Mayıs ve Haziran döneminde, yabancı yatırımcıların kamu kağıtlarına ve diğer lira varlıklarına olan ilgilerini tahminen 9 milyar dolar azalttıkları, bunun beraberinde hızlı aktif düşüşleri getirdiği belirtilen raporda, "Bu, iç faktörler (genişleyen cari açık, artan enflasyon ve siyasi gerilim) kadar, küresel riskten kaçınma tavrındaki artışı da yansıttı. Güçlü Merkez Bankası yanıtıyla canlanma ve küresel piyasaya duyarlılıktaki düzelmeyle, portföy yatırımları yeniden akmaya başladı ve lira, bono ve hisse fiyatlarında kısmi iyileşme görüldü. Bununla birlikte sıkı para koşullarının ve yüksek risk priminin yansıması olarak, iç faiz oranları yükselmiş, verim eğrisi ise 'dik' olarak kaldı" denildi.

"SICAK" PARA ÇALKANTILI, "GERÇEK" PARA İSTİKRARLI

Son sermaye girişlerinin "gerçek" paradan çok, en fazla "sıcak" paraya bağlı olduğu iddiaları anımsatılan raporda, "sıcak" paranın "çalkantılı, kısa vade odaklı", "gerçek" paranın ise "daha istikrarlı ve orta vade odaklı" olduğu da belirtildi. Raporda, "Bunun için iç ya da dış koşullarda geçici bir gerileme bile, Türkiye'nin şu ana değin gerçekleştirdiği mali piyasa performansı üzerindeki olumsuz etkilerle birlikte, uzun lira pozisyonlarının hızlı bir şekilde likit hale gelmesine neden olabilir" denildi. Türkiye'nin hassasiyetleriyle ilgili bölüm şöyle bitti:

"Piyasa algılaması: Türkiye'nin mali piyasaları küresel piyasalardaki değişikliklerden çok çabuk etkilenmektedir. Örneğin, günlük dalgalı piyasa hareketleri üzerine uzman analizleri, küresel riskten kaçınma değişikliklerine, liranın diğer yükselen piyasa para birimlerinden daha duyarlı hale geldiğini göstermiştir. Bundan dolayı, dış yatırımcıların risk alma düzeylerinde keskin bir değişikliğin Türkiye'yi diğer yükselen piyasa ülkelerinden daha fazla etkilemesi olasıdır.

Potansiyel yatırımcı çıkışı, birçok olay tarafından tetiklenebilir: Dış dünya yönünden, bir dönüm noktası, riskten kaçmada hızlanmaya (küresel likidite koşullarının daha da sıkılaşması ya da küresel büyümeye ilişkin kaygılar) ya da diğer bir yükselen piyasa ekonomisinde piyasa gerginliklerine (Tayland, Macaristan ve Polonya'da geçen eylüldeki siyasi gerilimlerin liraya sirayet etmesi gibi) yol açabilir. İç gelişmeler yönünden, gelecek seçimler, AB'ye katılım ya da yanlış politik adımlarla ilgili gerginlikler tetikleyici olabilir."

SİYASİ ZEMİN DAHA AZ DESTEKLER HALE GELİYOR

"Son Gelişmeler" bölümünün bir alt başlığını da "Siyasi zemin daha az destek verir hale geliyor" başlığı oluşturdu. Türkiye'deki son Cumhurbaşkanlığı krizinden önce yazılan bu kısımda, "Seçimlerin yaklaşmasıyla -Parlamentodaki Cumhurbaşkanlığı seçimi Mayıs'ta ve genel seçimler en geçen gelecek Kasım'da yapılacak- mali baskılar da yükseliyor. Ayrıca AB ilişkileri daha gergin bir hale geldi. Kasım'daki AB İlerleme Raporu reformların gecikmesini eleştiriyordu ve Türkiye'yi Gümrük Birliği anlaşmasıyla uyum içinde olması konusunda uyardı. Bu alanda gelişme olmadan katılım görüşmeleri ivme kaybetme riskiyle karşı karşıyadır" denildi.

TÜRKİYE: HASSASİYETLER

IMF raporunda "Türkiye: Hassasiyetler" bölümü içinde "Türkiye'nin hassasiyetleri ülkenin görece zayıf ekonomik temelleri, yatırımcı için elverişsiz zemin ve planlama ve küresel piyasa algılamasında, yüksek kayma duyarlılığını yansıtıyor" denildi.

"Hassasiyetlerin Temelleri" kısmında temeller söz konusu olduğunda Türkiye'nin birçok yükselen piyasadan (emerging market) daha hassas olduğu belirtildi. Raporda, "Uzman analizlerinin ortaya koyduğu üç faktör cari işlem açığı, reel para biriminin aşırı değerlenmesi (Uzun dönemli eğilimden Reel Efektif Döviz Kuru'nun sapmalarıyla ölçüldüğü gibi) ve geçmişteki kredi büyümesi- kimi ülkelerde neden mali piyasaların Mayıs/Haziran piyasa çalkantısı boyunca diğer ülkelerden daha çok etkilendiğini açıklayabilir. (23 yükselen piyasa ülkesinde para biriminin gösterdiği tavır değişikliğinin yaklaşık yarısı bu değişkenlere bağlanabilir). Bu açıdan, Türkiye'nin cari işlem açığı, parasının reel anlamda aşırı değerliliği ve kredi büyümesi, yükselen piyasaların büyük bölümünde en yüksek noktada bulunurken, liranın ağır baskı altında kalması sürpriz değildir" denildi.

Diğer elverişsiz temellerin "düşük rezerv karşılığı ayrılması, yüksek kamu borcu, enflasyonda belirsizlik görünümü, yüksek dolarizasyon" ve "siyasi riskler" olduğu belirtilen raporda, bunların da Türkiye'yi yatırımcılar nezdinde beklenmedik değişiklikler açısından "çabuk etkilenen" konuma düşürdüğü kaydedildi.

"Yatırımcı zemini ve planlama" bölümünde bir süre önce carry trade hareketlerinin yeniden başlamasıyla dış yatırımcıların iç bono ve para piyasalarındaki pozisyonlarını yeniden inşa ettikleri, Türkiye'nin bu açıdan bölgedeki en "popüler" ülkeler arasında olduğunun bildirildiği anlatıldı.

"BÜYÜME ESNEKLİĞİNİ KANITLADI"

Türkiye'de "Son Gelişmeler" bölümünde "Büyüme, cari işlem açığı daha da genişlemiş ve enflasyon hedefin oldukça üzerinde kalsa bile, esnek olduğunu kanıtlamıştır" denilerek büyüme ele alındı. 2006'nın ilk yarısında özel tüketimin ve yatırım harcamalarının da etkisiyle yüksek büyüme görüldüğü, bunun Mayıs ayında büyük sermaye girişleri, faiz oranlarında düşüşler ve hızlı kredi büyümesi şeklinde yansıdığı kaydedilen raporda, "O dönemden bu yana, kamu harcamalarındaki büyük artış; yüksek reel faiz ve kredilerdeki azalışın neden olduğu iç talepteki yavaşlamayı telafi etti" denildi. Rapora şöyle devam edildi:

"Yüksek talep artışı, canlı sermaye girişleri ve enerji dışı kalemlerde son fiyat gerilemeleri daha büyük cari işlem açığına katkıda bulunmuştur. İhracat performansı, dış talep yüksekliği nedeniyle, program tahminlerinin yukarısında gerçekleşmiştir. İthalat da dahili konjonktürün esnekliğini ve liranın Haziran'dan bu yana keskin biçimde değer kazanmasını yansıtarak sürpriz yapmıştır. Para biriminde temel sürükleyici etken, sermaye girişlerinin canlılığı olmuştur, büyük miktarda doğrudan yabancı sermaye tarafından desteklenen ve yerleşik olmayanlar tarafından kamu bonolarına ve para piyasalarına gerçekleştirilen 'sıcak para' yatırımları sadece geçici olarak Mayıs-Haziran çalkantısı sırasında kesintiye uğramıştır."

"BİLANÇO MAYIS-HAZİRAN ÇALKANTISINDAN OLDUKÇA YIPRANMIŞ GÖRÜNDÜ"

Rapora göre Türkiye'de bankacılık sistemi, vade yanlış eşleşmesine bağlı olan yüksek faiz oranlarının ve zayıf liranın meydana getirdiği kayıplara direndi. Şu anda bankaların kredi portföylerinden kayıplar konusunda potansiyel değerlendirme yapması çok erken bulunuyor.
Kamu sektörü net borç rasyosu, Mayıs-Haziran çalkantısından bu yana döviz kurunda kısmi iyileşme, faiz ödemelerinden önce önemli ölçüde gerçekleşen denge ve yüksek özelleştirme hasılatından ötürü düşmeye devam etti. Bununla birlikte yüksek faiz oranları, daha ağır kamu faiz yüküne dönüşüyor, 2007'de ise bunun düşmesi bekleniyor

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious