İnönü'nun torunudan Baykal'a eleştiri bombardımanı

İnönü'nun torunudan Baykal'a eleştiri bombardımanı.17720
  • Giriş : 30.07.2007 / 09:34:00
  • Güncelleme : 27.03.2010 / 12:47:08

İsmet İnönü'nun torunu CHP'li Gülsün Bilgehan'dan Deniz Baykal’a eleştiri bombardımanı

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


İsmet İnönü'nun torunu yazar Gülsün Bilgehan: "Programında kadın kotası olan bir partiden çıkan kadın vekil sayısına bakın. Aday olmak isteyen başarılı kadınlara randevu bile verilmedi"..

* Milletvekili aday listesinde bölgenizin değiştiğini ne zaman öğrendiniz?

-Avrupa Konseyi'nde. Aile içi şiddetle ilgili bir toplantı vardı. 47 ülkenin bakan ve milletvekili düzeyinde katıldığı bir toplantıydı. Orada komisyon başkanı olarak görev yapıyordum. Bölgemin değiştiğini cep telefonuma gelen bir mesajla öğrendim.

* Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi Kadın-Erkek Eşitliği Komisyonu Başkanlığı'na ne zaman geldiniz?
-Daha 6 ay oldu. Şimdi seçilemediğim için bu görevim bitecek tabii. Avrupa Konseyi'nde 10 komisyon var. Ben onlardan ikisine girmiştim. Biri de Denetim Komisyonu'ydu. Oradaki tek CHP'li üye bendim. Sonra biliyorsunuz Türkiye denetimden çıktı. Hepimiz canla başla çalıştık. Diğer komisyon ise Kadın-Erkek Eşitliği Komisyonu. Ben sosyalist grubun tek adayı olarak oybirliğiyle seçildim.

* Bu görev normalde ne kadar sürüyor?
-Üç sene kadar. Zaten bir Türk kadın milletvekilinin komisyona başkan olması olay oldu. Her ne kadar bazı konularda ileride olduğumuzu savunsak da, gerçek verilere bakıldığında çok gerideyiz. Örneğin, çalışma hayatındaki kadının oranı, sosyal hakları, sağlık problemleri, bebek ölümleri, aile içi şiddet, siyasetteki kadın temsili... Bütün bunlar açısından son derece geriyiz. O yüzden benim başkan olmam, bir Türk kadının başkan olması Türkiye için çok önemliydi.

* Türkiye algısını değiştirmek zor, değil mi?
-İlişkiler, doğru anlatımlar önemli. Ben hep ülkemizdeki kadın konularında yapılan güzel örnekleri anlattım. Orada modern Türk kadınını temsil ettiğime inanıyorum. Katıldığım tüm yemeklerden aç kalkardım. Çünkü şunu biliyorum, önemli yemeklerde sağ ve sol yanınızda oturan ikişer kişi olmalı. Siz isterseniz bu insanların Türkiye'ye bakışını bir gecede değiştirebilirsiniz. Ben de sürekli konuşur, anlatırdım. Bir örnek vereyim, Strasbourg'da tesadüfen iki kez aynı taksiye binmişim. Adamla sohbet etmişim. Seçimlerden önce ve sonrasında bana mail attı. Seçimleri sordu. Meclis'te olmadığımı öğrenince öyle güzel şeyler yazmış ki. Türkiye'nin nerede olduğunu bile bilmeyen bir taksi şoförü bile yaptıklarımı anlamış benim Genel Başkanım anlamamış.

* Bölgeniz değiştirilince Deniz Baykal'ı aradınız mı?
-Ben aramadım ama benim adıma değerli isimlerin arayıp "Ne oldu" diye sorduğunu biliyorum. şöyle bir cevap vermiş. "Gülsün'ü çok seviyoruz, çok değerli bir milletvekilimiz, o yüzden oraya koyduk." Ben aptal değilim, siyasetin içinde doğmuş büyümüş biriyim. Beni sevmediği için oraya koyduğu açık. Benden isteneni anladım.

* Nedir o?
-Önümdeki 4 kişiyi seçtirip benim seçilmemem. İstediği oldu. Ama bu sayede Keçiören, Altındağ gibi harika bölgelerde çalışma fırsatını buldum. Pırıl pırıl gençlerle tanıştım, kadınları tanıdım, Baykal'dan çok daha iyi siyaset yapacaklar var oralarda. Sonuçta koskoca CHP koskoca Ankara'dan sadece bir tane kadın milletvekili çıkarabildi. Bravo yani!

* Deniz Baykal ile kişisel ilişkileriniz mi kötü?
-Benim açımdan asla böyle bir şey yok. Demokrasiye inanan bir insan olduğum için seçildiği her kurultayda "Sizin başarınız bizim başarımızdır" diyen insanım. Bunu inanarak yaptım çünkü ben öyle bir evde büyüdüm. Siyasi bir terbiyem var. Genel Başkan içeri girdiğinde ayağa da kalkardım. Konuşmalarını ayakta da alkışlardım. Bugüne kadar yurtdışında hep Türkiye milletvekili olarak çalıştım. Avrupa Konseyi'nde yapılan çalışmaları dönüp anlattım, Türkiye'deki kadınlarla da çalışmalar yaptım. Ben hiç parti içinde mücadele etmedim. Ama şimdi Baykal sayesinde, bugün siyasetçi oldum.

* CHP kadınlardan korkuyor mu?
-Kesinlikle korkuyor. Parti de korkuyor, Genel Başkan da... En güzel örneği de benim. Bakın meydanlarda onca kadın yürüdü. OECD'nin, BM'nin araştırmaları var. Kadınlara yer veren partinin daha ileriye gideceğine yönelik çalışmalar bunlar. Defalarca konuşmalar yaptım. "Kadınların önemini AKP anladı biz Atatürk'ün partisiyiz, lütfen kadınlara eğilelim" diye yalvardım adeta. AKP bakın bugün kaç kadın milletvekili çıkardı? Bir kadın olarak mutluyum tabii çıkan bu tablodan. Ama niye CHP yapamadı? Bugünkü Pazartesi Sohbeti konuğu İsmet İnönü'nün torunu yazar, eski milletvekili Gülsün Bilgehan. Eski diyorum çünkü seçimlere CHP listesinden seçilmesi zor bir bölgeye ve sıraya konuldu. Avrupa Parlamenter Meclisi Kadın-Erkek Eşitliği Komisyonu başkanı seçileli daha 6 ay olan Bilgehan Meclis'e giremediği için bu görevi de bırakmak zorunda kalacak.

Baykal, Erdal İnönü'ye 'Geçmiş olsun' bile demedi

* İlhan Kesici de CHP'li oldu. Ne düşünüyorsunuz?
-Sempatik bir insan.

* CHP'ye geçerken Aydın Menderes ile helalleşti.
-Ben bu helalleşme hikâyesini garipsedim çünkü Aydın Menderes evime gelmiş yemeğimi yemiş bir insan. Hastalandığında ilk ziyaretçilerden biri bendim. Ayrıca herkes İnönü'yü sevmek zorunda değil ki. Ayrıca biliyorsun ben Adalet Partili ailenin oğluyla evlendim.

* Deniz Baykal da sık sık Süleyman Demirel'den görüş alıyormuş.
-Seçim öncesi bir derece, şimdi bile sormuş o da "Çekilme" demiş. Vahim bir tablo. Sokaktaki insanlara, kadınlara, gençlere soracağına Güniz Sokak'tan tavsiye almak.

* Deniz Baykal Erdal İnönü'ye de seçim öncesi danıştı mı?
-Hayır. Daha fazla konuşmak istemiyorum. Beni söyletme.

* Hastalığında aradı mı peki?
-Genel Başkan çok yoğundu herhalde. Beni aradı ama dayımı aradığını sanmıyorum ya da geçmiş olsun ziyaretinde bulunduğunu bilmiyorum.

Cumhuriyet mitinglerini AKP anladı koskoca CHP anlayamadı

* CHP niye kadınları önemsemedi?

-Meydanlarda Cumhuriyet Mitingleri'nde yürüyen onca kadını AKP anladı, CHP anlayamadı. Çok yazık yani. Biz CHP olarak bir töre cinayetine kurban giden birinin cenazesine bile gidemedik. Sol parti değil miyiz biz? Biz CHP'de susturulmaya alıştırıldık. Parti Meclisi'nde, diğer bütün toplantılarda hep Baykal monolog gibi uzun konuşmalar yapar. Biz de dinleriz. Konuşma bir şey söyleme, eleştirme, ayağa kalk ve alkışla partisi. zihniyet bu.

* Kadın Kolları Başkanı da küstürülmüş.
-Güldal Hanım başkanken dışarıda bırakıldı. "Ya sen aday ol ya da kardeşin, bir aileden iki kişi olmaz" demişler. Nasıl bir demokrasi anlayışı bu? Ben partime üye olmak isteyen, CHP'den aday olmak isteyen yüzlerce kadın tanıyorum, kendi alanlarında başarılı olmuş. Özellikle Cumhuriyet Mitinglerinden sonra... Bu kadınlara randevu bile verilmedi. Üstelik kadın kotası olan bir partiden bahsediyoruz.

* Seçilemeyeceğinizi biliyor muydunuz?
-Tabii biliyordum. O bölgeden çok zor. Ama şunda gururluyum şimdiye kadar oradan 4 vekil çıktığı olmamış, benim de sayemde çıktı. Müthiş çalışmalar yaptım orada, kolları sıvayıp çalıştım. Varoşlarda beni böylesine bağırlarına basacaklarını düşünmemiştim.

CHP Genel Merkezi holding binası gibi kapısı herkese açık değil

* Sizce CHP'de erkek hegemonyası mı var?

-Bir kişi ve etrafındaki çok küçük bir grubun oluşturduğu bir hegemonya var. Sadece kadınlara değil, bağımsız siyaset yapmak isteyenlere kapalı bir sistem var. Birilerini görünüşte partiye alıyorlar ama onlar aslında içeri giremiyor. O holding binası var ya hani...

* CHP Genel Merkezi mi ?
-Evet oraya girmek pek de mümkün değil.

* Bu sözlerinizden sonra CHP'den size eleştiriler gelecek. İstifa etmeyi düşünüyor musunuz?
-Hayır asla. Kalıp mücadele edeceğim, çocuklarım için, senin çocukların için. CHP'nin mutlaka iyi bir yere gitmesi gerekiyor. Gerçek sosyal demokrat parti konumuna gelinmesi lazım. İnsanların yarısı AKP'ye oy verdiyse diğer yarısı vermedi. Onlara gurur duyacakları, sarılacakları, Türkiye'yi dünyada önemli yerlere götüren bir lider lazım.

* Ya Baykal?
- Bence tek başına konuşmaktan vazgeçip toplumu biraz dinlemek lazım. Öte yandan, tabanın tepkilerini de iyi duymak lazım. Ben gönderildiğim bölgede yaptığım küçük kampanyada şunu gördüm, CHP olarak kimseye bir şey sormamışız. Onları oy vermeye mecbur insanlar olarak görmüşüz. Ayrıca toplum değişiyor. CHP'nin değişimden haberi yok.

Baykal aday olmasın yoksa gereğini yaparız

* Niye bugün konuşuyorsunuz?

-İlk defa konuşmuyorum. Gerekli yerlerde gerekli eleştirileri zaten yapıyordum. Ama ilk defa bu düşüncelerimi geniş kitlelerle paylaşıyorum. Bugüne kadar İsmet İnönü'den öğrendiğim parti disiplini yüzünden sustum. Beni sinirlendiren cümle, "Yüzde dört ile başladık buralara geldik" cümlesidir. CHP bugün buraya geldiyse, Genel Başkan ve çevresine rağmen, kadınların ve gençlerin, teşkilatın çalışmasıyla olmuştur. Kimse başarıyı sahiplenmesin.

* Gençleri de listelerde göremedik
-Var ama seçilemeyecek sıralarda. Gençlik Kolları'nda çalışanlar, birer küçük Baykal gibi. Davranışlar, kıyafetler... Gençlere getir götür işleri yaptırıldı. Ayak işleri verildi. "Ne düşünüyorsun" diye sorulmadı. Gençleri anlamak, torunuyla meydanlara çıkmak değil.

* Peki şimdi ne olacak?
-Bence Baykal eğer sevilen bir politikacı olarak hatırlanmak istiyorsa, kurultayda aday olmayacağını açıklamalı. Yoksa biz gereğini yapacağız. O zaman da sevilen biri olmayacak. Ama ben ne kadar sevilen biri olduğumu milletvekili olamayınca anladım. O kadar arayan oldu ki. Nimet Çubukçu'nun telefonda söylediklerini bir duysaydınız. Telefonu kapattım ve ağladım.

Atatürk'ün evinde İnönü'nün çocukları Kuran dersi alırdı

* "CHP dine sahip çıkmıyor" denildi...

-Dinsiz parti gibi sunulduk. Ne alakası var? Ben konuşmalarımda hep babaannem Mevhibe İnönü'yü örnek verdim. Geleneğine, göreneğine bağlı, inançları tam, ibadetini yerine getiren ama çağdaş. Bugün CHP'de bırakın ibadeti yerine getiren kişi görüntüsünü, kadın görüntüsü bile yok. Ne eş konumunda var, ne siyasetçi konumunda. İnsanlar liderlerinin yanında eşlerini de görmek istiyor. Tabii lider eşi derken, liderin terini silen bir kadın görüntüsünden bahsetmiyorum. Kızlarımız güçlü siyasetçi kadın figürleri görmek istiyor.

* Dinsiz parti imajına geri dönersek...
-Ben beş vakit namaz kılınan, oruç tutulan, dualar okunan, gerektiğinde başı örtülen bir evde büyüdüm. Çankaya Köşkü'nde yani Atatürk'ün evinde İsmet İnönü'nün üç çocuğu hem beden eğitimi dersleri, hem de Kuran dersleri alırmış. Yani köşke bir hoca gelir, din dersi verirmiş, düşünsenize. Dine niye sahip çıkılmıyor? Laiklik başka mevzudur. AKP'ye oy veren kitle sadece şeriatçı kesim mi zannediyorsunuz? Sizin benim gibi insanlar.

SABAH/ Balçiçek Pamir

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious