Irak'a terör konusunda nota verdik

  • Giriş : 09.04.2007 / 00:00:00

Hükümet Sözcüsü ve Adalet Bakanı Cemil Çiçek, ''Dışişleri Bakanlığımız bugün Irak'a terörle mücadele konusunda sorumluluklarını hatırlatan bir nota vermiştir'' dedi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Çiçek, Bakanlar Kurulu toplantısının ardından yaptığı açıklamada, ''Türkiye'de can alan etnik terörün kaynağının Irak olduğunu'' belirtti.
''Hiç kimsenin şu veya bu şekilde beyanda bulunmasının hiç bir anlamı olmadığını'' söyleyen Çiçek, Barzani'nin açıklamarıyla ilgili Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile Dışişileri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül'ün değerlendirmelerde bulunduklarını kaydetti.
Çiçek, Dışişleri Bakanlığının bugün Irak'a ''bu alanda sorumluluklarını hatırlatan, özellikle terörle mücadele konusunda sorumluluklarını hatırlatan bir nota verdiğini'' duyurdu.

"TERÖR KONUSUNDA İLAVE TEDBİRLER ALMAK GEREKECEKSE ONU DA ALACAĞIZ"

Hükümet Sözcüsü ve Adalet Bakanı Cemil Çiçek, "Türkiye'nin terör konusunda, kendi imkan ve kabiliyetleri içerisinde alınabilecek tedbirler neyse bunları yeni baştan gözden geçirdiğini" belirterek, "İlave tedbirler almak gerekecekse onu da alacaktır. İlave adımları atmaya kararlıyız. Hükümet, siyaseten yapılması gereken şey ne ise bunun hepsini yapmakta kararlıdır" dedi.
Çiçek, Bakanlar Kurulu toplantısının ardından yaptığı açıklamada, toplantıda, dış politika ve güvenlik konularını ele aldıklarını söyledi.
Dış politikada öncelikli konuların başında Irak konusunun geldiğini söyleyen Çiçek, Irak konusunu öncelikli gündem maddesi olarak ele almalarının sebebinin başka ülkelerden farklı olduğunu kaydetti.
Türkiye'nin, "Irak'ın zenginliği, iştah kabartan imkanlarını dikkate alarak, sömürgeci anlayışla veya etnik bir noktadan hareketle" Irak meselesine bakmadığını ifade eden Çiçek, Irak'ın Türkiye'nin komşusu olduğunu ve orada meydana gelen her türlü olumsuz gelişmenin Türkiye'yi yakından ilgilendirdiğini, rahatsız ettiğini vurguladı.
Çiçek, Türkiye'nin Irak'taki savaşa girmediğini, ancak buna rağmen, en çok vatandaşı hayatını kaybeden ve oradan beslenen terör sebebiyle en çok rahatsız olan bir ülke olduğunu ifade etti.
Türkiye'de can alan "etnik terörün beslenme kaynağının Irak olduğunu" ve bunu artık "bilmeyenin kalmadığını" söyleyen Çiçek, "Hiç kimsenin bu noktada artık şu veya bu şekilde beyanda bulunmasının bir anlamı yoktur. Kendi mili hudutlarımız içerisinde huzuru, asayişi, ülkenin bütünlüğünü, birliği ve düzeni sağlamak noktasındaki tehdit Irak'tan geldiği için biz bu meseleyle ilgileniyoruz. Sonuna kadar da ilgileneceğiz" diye konuştu.

MGK'NIN GÜNDEM MADDESİ

Cemil Çiçek, yarın yapılacak Milli Güvenlik Kurulu toplantısında da bu konunun "gündem maddesi" olarak konuşulacağını ifade etti.
Bakanlar Kurulu toplantısında, güvenlik konuları üzerinde de durduklarını söyleyen Çiçek, baharın yaklaşması ve başka sebeplerden dolayı terör olaylarında meydana gelen gelişmelerin bütün boyutlarıyla bugün Bakanlar Kurulu gündeminde konuşulduğunu kaydetti.
Çiçek, bu konunun yarın da Milli Güvenlik Kurulunda, her zaman olduğu gibi değişmez bir gündem maddesi olarak ele alınacağını ifade ederek, şunları söyledi:
"Ondan sonra ilave alınması gereken tedbirler ne ise 'bunlar da bugün değerlendirilme konusu idi' ondan sonra ilave adımları atmaya kararlıyız. Terör konusunda Hükümet, siyaseten yapılması gereken şey ne ise bunun hepsini yapmakta kararlıdır. Bunun bilinmesinde fayda var. Ama bunun çok kolay olmadığını her vesileyle ifade etmeye çalıştık. Artık şunu Türkiye'de herkes biliyor ki terör olaylarının arkasında dış boyut, destek olmasa zaten bunlar yaşanmaz. Onun için meselenin büyüklüğü, karmaşıklığı dikkate alınarak, Türkiye kendi imkan ve kabiliyetleri içerisinde alınabilecek tedbirler neyse bunları yeni baştan gözden geçiriyor. İlave tedbirler almak gerekecekse onu da alacaktır."

SÖZDE SOYKIRIM

Bakan Çiçek, toplantıda üzerinde durdukları bir başka konunun da soykırımın inkarıyla ilgili ceza öngören tasarı olduğunu söyledi.
Almanya'nın dönem başkanlığında, bu ayın 18-19'unda Avrupa Birliği Çerçeve Karar Taslağı'nın gündeme geleceğini kaydeden Çiçek, soykırımın inkarını ceza hükmüne bağlayan, soykırım inkarı beyanlarını, 1 yıldan 3 yıla kadar ceza hükmüne bağlayan bir taslağın söz konusu olduğunu bildirdi.
Son zamanlarda sık sık, "Türkiye'de ifade özgürlüğü yok", "Türkiye'de ifade özgürlüğü kısıtlanıyor" denildiğini kaydeden Çiçek, getirilen taslağın, ifade özgürlüğünü ortadan kaldırdığını ifade etti.
İstanbul'da, Ankara'da bazılarının, "İfade özgürlüğü AB'nin temelidir" dediklerini aktaran Çiçek, bu taslakla tarihi olayların araştırma imkanının bile ortadan kalkacağını belirtti.
Almanya'ya geçen hafta yaptığı ziyarette bu konuyu gündeme getirdiğini, Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül'ün de konuyu ilgililerle konuştuğunu söyleyen Çiçek, Başbakan Erdoğan'ın da bu hafta sonu Almanya'ya yapacağı ziyarette konuyu gündeme getireceğini bildirdi.
Hükümet olarak konuyla ilgili üzerlerine düşeni yaptıklarını ifade eden Çiçek, "Bu son derece yanlış bir tasarıdır. BM sözleşmesini dışlayan bir taslaktır. İfade özgürlüğünü ve bilimsel çalışmaları ortadan kaldıran bir taslaktır" diye konuştu.
Çiçek, bugüne kadar işlenen fiillerin ya da tarihte meydana gelmiş olayların, soykırım olarak kabul edilip edilmemesinin, 1948 tarihli sözleşmeye göre, uluslararası mahkeme kararıyla mümkün olduğunu anımsatarak, bu taslakta ise uluslararası mahkeme kararı aranmaksızın, yerel mahkeme kararının veya bir devlet kurumunun kabulünün yeterli olduğunu ifade etti.
Konuyla ilgili yoğun bir çaba içinde olunduğunu kaydeden Çiçek, bunun yanlışlığını, sakıncalarını, Avrupa açısından yeni tartışmaları gündeme getireceğini anlatmaya çalıştıklarını söyledi.

"TERÖR OLAYLARI İLE İÇERDEKİ CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİ, GENEL SEÇİM ARASINDA BAĞLANTI KURMAK NE KADAR DOĞRU OLUR, YANİ KEÇİ CAN DERDİNDE, KASAP ET DERDİNDE GİBİ BİR ŞEY..."

Hükümet Sözcüsü ve Adalet Bakanı Cemil Çiçek, "Terör olayları ile içerdeki cumhurbaşkanlığı seçimi, genel seçim arasında bağlantı kurmak ne kadar doğru olur, yani keçi can derdinde, kasap et derdinde gibi bir şey..." dedi.
Çiçek, Mesut Barzani'nin açıklamaları konusunda, "bakalım, her iş böyle hemen defaten olacak şeyler değil. Devlet, ne ise soğukkanlı olarak bu işin gereğini yapıyor, yapmaya devam eder" diye konuştu.
Çiçek, Bakanlar Kurulu Toplantısının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Bir gazetecinin "terör olaylarının son günlerde artmasının cumhurbaşkanlığı seçimi ve yaklaşan genel seçimlerle bir ilgisinin bulunup bulunmadığı" sorusuna Çiçek, şu karşılığı verdi:
"Terör olayları ile içerdeki cumhurbaşkanlığı seçimi, genel seçim arasında bağlantı kurmak ne kadar doğru olur, yani keçi can derdinde, kasap et derdinde gibi bir şey... İnsanların hayatı her şeyin üzerindedir. Cumhurbaşkanı seçilecekse usulü, zamanı, yöntemi belli. Bununla ilgili iki konuyu yan yana getirmek vatandaşın zihnini karıştırır. Bunu çok doğru bulmam. ikisi aynı şeyler mi? Birisi bu ülkenin birliğine, dirliğine, devlet düzenine yönelmiş bir tehdittir. Öbürü ise süresi dolduğunda görev başında olan meclisin yapması gereken bir husustur. Bunun da usulü belli, kimlerin aday olacağı belli. Bunları günlerce tartışmak ve böylesine üzücü bir olayla terörle bu ikisi arasında bağlantı kurmak bence doğru olmaz. Anladığım kadarıyla öyle bir süreçten geliyoruz ki bunları yan yana koyabiliyoruz demektir."

ADD'YE YARDIM HABERLERİ

Çiçek, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in "Atatürkçü Düşünce Derneğine (ADD) para yardımı yaptığına" yönelik haberlerin sorulması üzerine de bu haberleri okumadığını, Cumhurbaşkanı'nın böyle bir tasarrufta bulunup bulunmadığını bilmediğini ifade etti.
"Oradan bir açıklama gelmediği sürece de yazılan haberlere göre de biri değerlendirme yapmanın, makamın saygınlığı açısından doğru olmayacağını" belirten Çiçek, "Kaldı ki basında zaman zaman yer alan haberlerin eksik olduğunu da biliyoruz" dedi.
Eksik bilgiye dayanarak açıklama yapmasının konumu itibariyle doğru olmayacağını dile getiren Bakan Çiçek, "Yazılan haberler yüksek makamca da okunmuştur, kendileri kamuoyuna bir açıklama yapacaklardır. Zaten bahsedilen dernek ile ilgili olarak da İçişleri Bakanlığının, benim bildiğim kadarıyla incelemesi var. Varsa o inceleme sonucunda da ortaya çıkabilir" diye konuştu.

"DEĞERLENDİRMEM SÖZ KONUSU OLAMAZ"

Emekli Oramiral Özden Örnek'in olduğu iddia edilen anılarla ilgili basında yer alan haberler üzerine Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın "savcıları göreve çağırdığını" ifade eden bir gazetecinin, bu konudaki değerlendirmesini sorması üzerine Çiçek, şöyle konuştu:
"Adalet Bakanı olarak benim bu konuyu değerlendirmem söz konusu olmaz. Ancak şunu söyleyeyim, eskiden kamuoyunda bir konu gündeme gelir, savcılar o konu ile ilgili dava açmazlarsa, bir inceleme başlatmazlarsa Adalet Bakanlarının yetkisi vardı. Yargının siyasallaşması gibi toplumda sıkça vurgulanan sebeplerden dolayı artık Adalet Bakanlarının bu tür yetkisi yok.
Ancak şunu biliyoruz; savcıların işlem başlatmadığı yönündeki bilgi, şu an itibariyle eksiktir. Evvela Bakırköy Savcılığı yürütüyor. Bir siyasi parti başkanı Şişli cumhuriyet Başsavcılığına başvurmuş. Müracaat olunca o da işin gereğini yapıyor. Ankara Başsavcılığı ki Ceza Kanunu'nun 250. maddesine göre onlar da bir inceleme yapıyorlar. Sonucunu hep beraber göreceğiz.
Hazırlık soruşturmaları gizli olduğu için sizlere de bir şey yapılmıyormuş gibi gözükebilir. Eğer Başsavcılık takdir ederse, bu konuyla ilgili bir açıklama yapıp kendileri izah edebilirler ama bir soruşturma var." "Özden Örnek ile ilgili Abdullah Gül'ün bir gazeteye açıklamaları oldu. Hükümetin, varsa böyle bir komplo bunu önlemek üzere bir teşebbüsü oldu mu?" sorusu üzerine Çiçek, "Bu soruşturma konusu olduğuna göre, kimin ne diyeceği varsa savcıya söyler, onlar da gerekli soruşturmayı yaparlar. Soruşturma safhasına girdiğimize göre, bu konuda konuşacak olan, iddianameleriyle bence ilgili savcılıktır. onun soruşturmasını beklemek lazım" dedi.

"DEFATEN OLACAK ŞEYLER DEĞİL"

Cemil Çiçek, "TCK'nın 301. maddesinin akıbeti nedir?" sorusu üzerine, "Hele taslak çıksın ondan sonra..." dedi.
Barzani'nin açıklamaları konusunda Hükümet'in "somut bir adımı olacak mı?" sorusu üzerine de Çiçek, Başbakan Erdoğan ile Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül'ün konuya ilişkin açıklamalarının satır aralarına iyice bakılması gerektiğini söyledi.
Bu konuda, "sınır ötesi de dahil bir yaptırımın olup olmayacağı" şeklindeki soru üzerine de Çiçek, "bir nota verilmiştir" dedi.
Çiçek, şöyle devam etti:
"Bakalım, her iş böyle hemen defaten olacak şeyler değil. Devlet, ne ise soğukkanlı olarak bu işin gereğini yapıyor, yapmaya devam eder onun için yavaş yavaş. Bugün arkasından başka bir gelişme olursa onu da göreceğiz. Ona bir cevap vereceklerdir herhalde."

ASKERİ TEDBİRLER

Çiçek, teröre karşı askeri tedbirlerin düşünülüp düşünülmediğinin sorulması üzerine, "Bu noktada bizim söyleyeceğimiz, işin kararlılığıdır. Yapılması gereken ne varsa hükümet bu noktada her türlü adımı atmaya kararlıdır, bugüne kadar olduğu gibi. Geri kalan kısım belki her şey kamuoyu önünde tartışmaya müsait değildir" dedi.
Bakan Çiçek, cumhurbaşkanlığı seçimi konusunda TBMM Genel Kurulu'nun 367 milletvekili ile toplanması gerektiği görüşleri hatırlatılarak yöneltilen soru üzerine, şu değerlendirmeyi yaptı:
"Bana göre onun zamanı gelmedi. Bu konuyu sordunuz, ben de bunun çok postmodern bir yorum olduğunu söyledi. Soruyu sorduğunuz adam, aynı adam. Soru da aynı soru. Bir ay sonra faklı bir beyanat bekliyorsanız benden, ben bunu yapmam. Bugün hukuk zorlanarak bir yorum getirilmeye çalışılıyor, bu çok postmodern bir yorumdur. Hukuki bir yorumdan ziyade ideolojik ve siyasidir. Dolayısıyla ideolojik ve siyasi yorumlara hukuku gerekçe kılmak bence doğru olmaz. Bu hukukun istismarıdır. Bunun süresi belli, yöntemi belli. 16 Nisan'da bunun süreci başlıyor, Türkiye her zaman olduğu gibi cumhurbaşkanını seçecektir, seçmek Meclis'in görevidir, bu görevi de layıkıyla yerine getirecektir. Bu konuyu olduğundan çok daha fazla gündemde tutmanın Türkiye'ye faydası olduğu kanaatinde değilim." "Sayın Başbakan, Bakanlar Kurulu üyelerine veda etti mi?" sorusu üzerine Çiçek, "önümüzdeki pazartesi günü, zaten Sayın Başbakan, Almanya'da Başbakan sıfatıyla bulunacak. Haftaya bakanlar kurulu yapılmayacak anlamında değil. Burada işi nereye getirmek istediğinizi biliyorum" diye konuştu.

SÖZDE SOYKIRIM

AB'de soykırımın inkarını ceza hükmüne bağlayan, soykırım inkarı beyanları, 1 yıldan 3 yıla kadar ceza hükmüne bağlayan bir taslağın söz konusu olduğunu yineleyen Bakan Çiçek, bu konunun basında fazla yer bulmadığını söyledi.
Çiçek, "bu konuya biraz dikkat kesilelim, bize telkinde bulunanların, gelip Türkiye'de beyanatta bulunanların bir ölçüde de kendi yaptıklarına bakmaları gerekir. Bu da ifade özgürlüğü kapsamına girer. Ben de ifade özgürlüğümü kullanıyorum" dedi.

İMARZEDELER

Bakan Çiçek, toplantıda, bankacılık işlemleri yapma ve mevduat kabul izni kaldırılan Türkiye İmar Bankası Anonim Şirketi'nce "devlet iç borçlanma senedi satışı adı altında toplanan tutarların ödenmesi ve kamu finansmanı ve borç yönetiminin düzenlemesi hakkındaki kanun tasarısının" da ele alındığını bildirdi.
Bu konuda, borçlanma senediyle alakalı olarak mahkemelerce verilen sayısız kararlar bulunduğunu ifade eden Bakan Çiçek. "Ödeme yapılacaksa bunun hukuki altyapısının gerçekleştirilmesi lazım" dedi.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious