Irak’ta film çekmek zordu, şimdi ise yaşamak’

  • Giriş : 15.04.2006 / 00:00:00

Sadece festival takipçileri değil, Ortadoğu hakkında yapılan işlerle biraz ilgilenen pek çok kimse James Longley adını bilir.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Longley, bu kez toplam iki yıl kaldığı Irak’tan bir belgeselle döndü. Sundance’ten aldığı “En İyi Yönetmen”, “En İyi Kurgu” ve “En İyi Sinematografi” ödüllerinin yanı sıra Selanik, Cleveland ve Full Frame festivallerinden de ödül alan 25. Uluslararası İstanbul Film Festivali’nde de gösterilen “Irak Paramparça”, işgal sonrası Irak toplumunun ayrışma noktalarına dikkat çekiyor. Bunu da klasik belgesel anlayışından uzak, yenilikçi ve çarpıcı bir kurguyla yapıyor. Üç bölümlük belgesel, Sünni, Şii ve Kürt bakış açısıyla Irak’ı yansıtıyor. Filmde görünen, Sünnilerin, handiyse Saddam’ı geri çağıracak hale geldikleri, Amerika’ya en çok Şiilerin karşı çıktığı ve şiddetin en çok bu grupta yaygın olduğu, Kürtlerinse mevcut durumdan -hele bir de bağımsız devlet kurabilirlerse- hiç şikayetçi olmadıkları.

Irak’a iki yıl önce giden yönetmene hem çalışma koşulları hem de hayat şartları açısından nelerle karşılaştığını sorduğumuzda, önümüze iki milat koyuyor: Biri Saddam’ın düşüp kontrolün Amerika’ya geçmesi, diğeri 2004’te Amerikan askerlerinin uygulamaları sonucu halkta Amerikan karşıtlığının artması. Saddam yönetimdeyken iki kez Irak’a giden Longley, o dönemde film çekmenin zorluğundan bahsediyor: “Film çekeceğim diye her istediğini yapamazdın. İnsanlar hiç yardımcı olmuyordu; çünkü herkes birbirinden korkuyordu. Yani bir filmci için hiç de iyi bir ortam değildi.” Şu an ise sıradan hiçbir Iraklı için iyi bir ortam değil. Longley’nin özellikle vurguladığı, temel ihtiyaçların bile karşılanamaması; bunun içinde gıdadan suya, hastaneden okula her türlü ihtiyaç var. Ve yönetmen “Aslında ben gerçekten savaş sonrası bir yapılanma bekliyordum; çünkü Amerika için çok kolay ve kısa bir savaş oldu.” diyor. Peki gerçekten Irak’ta, hep söylendiği gibi bir yeniden yapılanma yok mu? “Küçük oranda” diye cevaplıyor yönetmen, “Mesela 160 tane sağlık merkezi inşası kontratı var; ama gerçekte belki ancak 20 tane açılıyor. Ama bütün para bitiyor!” Savaştan hemen sonraki dönemse hem gazetecilerin hem de Iraklıların en iyi zamanı. Çünkü Iraklıların umudu, gazetecilerin de rahat çalışma imkânı vardı. “Sabah Felluce’ye gidip şeyhle röportaj yapıp, çıkışta markete gidip, akşam da Bağdat’a dönebilirdin.” diyor Longley. Bunlar, Amerikan askerlerinin sokakta silahsız yürüdüğü döneme ait şartlar. Askerlerin sivillere zarar vermeye başlamasıyla her şeyin değiştiğini söylüyor yönetmen. Gösterilerde sivillere ateş açılması, gece vakti evlere yapılan baskınlar, sorgusuz sualsiz tutuklamalar, Iraklılardaki öfkeyi günbegün artırmış. Patlama ise Nisan 2004’te Felluce işgaliyle yaşanmış.

Longley’nin belgeseli, medyadan âşina olduğumuz şiddet veya patlama görüntüleri yerine adeta bir sosyal etüt sunuyor. Sünni bölümünde, kahveci çırağı Muhammed’in, “Beni oğlu gibi sever, hiç incitmez.” dediği patronunu, Muhammed’i itip kakarken görünce akla Irak halkının Amerika hakkındaki hüsnüzanları geliyor. Yönetmen, “Bu ilişkiyi büyük güçlerle Irak arasındaki ilişkiye benzetebilirsiniz.” diyor. Şii bölümünde ise seçimler ve âyinler var. Bu tarz, bir tercih olduğu kadar mecburiyet de. Çünkü şiddet görüntüleri için -can güvenliği gibi bir derdiniz varsa- iliştirilmiş gazeteci olmak gerekiyor. Pek çoğunun bunu seçtiğini belirten Longley “Ben gazetecinin askerle çalışması fikrine karşıyım. Tarafsızlığımı kaybetmek istemedim. Bu arada ölmemeye de çalıştığım için pek savaş görüntüsü yok filmde.” diyor. Ancak filmdeki Kürt bölümünün naifliğinden özellikle söz etmek gerek. Yönetmen, bunu Kürtlerin hissiyatının bir yansıması olarak değerlendiriyor. Çünkü Amerika’yla problemi olmayan tek grup onlar: “Kürtler için işgal görünür bir şey değil. Çünkü Amerika oradaki insanların gecenin bir yarısı evlerini basmıyor, başlarına bomba yağdırmıyor. Kürtler Amerika’yı destekliyor ve Amerikan yardımını bağımsızlık için kullanıyorlar.”

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious