Irak'taki kolera salgını komşu ülkeleri tehdit ediyor

Irak'taki kolera salgını komşu ülkeleri tehdit ediyor.13123
  • Giriş : 05.10.2007 / 13:12:00
  • Güncelleme : 05.10.2007 / 13:40:11

Irak'ta başlayan kolera salgını ile ilgili Dünya Sağlık Örgütü'nün ardından uzmanlar da önemli uyarılar yaptı.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Dünya Sağlık Örgütü'nün (DSÖ) Irak'a komşu ülkeleri ''kendi topraklarında olası kolera salgınına hazırlıklı olmaları gerektiği'' uyarısında bulunmasının ardından, Türkiye'de alınması gereken önlemler olduğu bildirildi.

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Recep Akdur, koleranın ülkeye girişinin sınırda alınacak önlemlerle engellenemeyeceğini belirterek, ''Bulaşıcı hastalıklar sınır tanımaz. Büyük bir olasılıkla enfekte insanlar Türkiye'ye de gelmiştir veya gelecektir. Önemli olan bunu salgın haline getirmemektir'' dedi.

Akdur, Irak'taki kolera salgınının son yılların en büyük salgını olduğunu, bu nedenle ciddiye alınması gerektiğini bildirdi. Akdur, DSÖ'ye Ağustos ayından bu yana Irak'ın kuzeyindeki Süleymaniye'den 6 bin, Kerkük'ten 7 bin, Erbil'den ise 11 bin olmak üzere toplam 24 binden fazla akut kolera olgusu bildirildiğini söyledi.

Bunun Irak'ın kuzeyinde en az 450-500 bin kolera mikrobu almış ve taşıyan insan bulunduğu anlamına geldiğini ifade eden Akdur, ''Çünkü kolera mikrobu alanlardan yalnızca yüzde 5 kadarı akut ve belirgin bir hastalık tablosu sergiler. Oysa herhangi bir hastalık belirtisi göstermeyen geriye kalan yüzde 95 de mikrobu yayabilir'' diye konuştu.

Irak'ta ortaya konulan sayıların salgının çok büyük boyutlara ulaştığını gösterdiğini ifade eden Akdur, ülkenin diğer bölgelerinden, özellikle Bağdat'tan da şüpheli olgular bildirilmeye başlandığına dikkati çekti.

Hastalığın tüm Irak'a yayılmasının kesin gibi göründüğünü kaydeden Akdur, 400-500 bine yakın enfekte kişinin ülkenin savaş olmayan ve daha ziyade sakin bölgesinde çıktığını, salgının savaşın ve çevre koşullarının daha ağır olduğu bölgeleri de tutmasının kaçınılmaz olduğunu bildirdi.

Türkiye ile Irak arasındaki gidiş-gelişlerin çok yoğun olması nedeniyle Sağlık Bakanlığı'nca alınan önlemlerin yerinde ama yetersiz olduğunu belirten Akdur, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Koleranın ülkemize girişi sınırda alınacak önlemlerle engellenemez. Çünkü bulaşıcı hastalıklar sınır tanımaz ve sınırda tutulamaz. Kolera ise sınırda hiç tutulamaz. Bu nedenle sınırlarda alınacak önlemlerin faydası azdır. Büyük bir olasılıkla enfekte insanlar Türkiye'ye de gelmiştir veya gelecektir. Önemli olan bunu salgın haline getirmemektir. Salgının önlenmesinde yurt içinde alınması gereken önlemler büyük önem taşıyor. Durumları şüpheli görülenlerin en az bir hafta süreyle izlenmesi, ishal olanların derhal hastaneye başvurup karantinaya alınması bu önlemlerden bazılarıdır.''

BELİRTİ OLMAYABİLİR

Kolera mikrobu alanların tümünün mikrobu diğer insanlara bulaştırdıklarını, buna karşılık mikrobu alan 100 kişiden 75'inin hiç belirti vermediğini, belirti veren 25 kişiden 20'sinde ise belirtilerin çok hafif olduğunu anlatan Akdur,
şunları söyledi:

''Bu kişiler ancak işi ciddiye alıp ilgililere haber verirlerse sınırda fark edilebilir. Sınırda kolayca fark edilebilenler ise ciddi belirtiler veren olgulardır. Bu da mikrop taşıyanların yalnızca yüzde 5'idir. Önemli olan Irak'ın kuzeyinde mikrobu alan ve belirti vermeyenlerin dışkı ve kusmuklarıyla çevreye saçtıkları mikrobun diğerlerine ulaşmaması ve bulaşmaya ortam bulamamasıdır.''

NELER YAPILMALI?

Koleraya neden olan mikrobun en önemli bulaşma aracının su olduğuna dikkati çeken Akdur, salgın geçinceye dek suların süper klorlama yapılması, klor kokmayan ve güvenli olmayan hiçbir suyun içilmemesi gerektiğini belirtti.
Akdur, buna özellikle Hakkari, Şırnak, Mardin, Şanlıurfa, Siirt, Batman, Diyarbakır ve Van illerinde özen gösterilmesi, ancak diğer bölgelerde de bu konuda ihmalkarlık gösterilmemesi gerektiğini söyledi.

Çiğ sebze ve meyvelerin çok iyi yıkandıktan sonra soyularak, imkan olması halinde de dezenfekte edilerek yenmesi gereğine dikkati çeken Akdur, ''El ve eşya temizliğine de çok dikkat edilmelidir. Kolera riskini azaltmak için sabun ve bol suyla ellerin yıkanması, yeme-içme alışkanlıklarında temizlik ve hijyene özen gösterilmesi, tuvalet sonrası temizliğin uygun şekilde yapılması ve günlük yaşamda da genel hijyen ve temizliğe dikkat edilmesi çok önemli'' şeklinde uyarılarda bulundu.

Lokanta, yemekhane, okul kantini ve kreş gibi toplu beslenme yerlerinde bu konularda dikkatli olunması gerektiğini belirten Akdur, ''Özetle söylemek gerekirse yurt içindeki önlemler çok önemli. Gerekli önlemler alınırsa kolera
mikrobu gelse bile yayılamaz, salgın yapamaz'' dedi.

Koleranın tedavisi çok kolay bir hastalık olduğunu, asıl sorunun hastaneye başvurulmaması ve geç kalınmasında yattığını ifade eden Akdur, ''Etkinliği olmadığı için bu hastalıktan korunmada aşı önerilmiyor. Belki Irak'a gidenlerin
aşı yaptırmasında fayda var ama yurt içindekiler için gerek yok. Herhangi bir ilacın alınması da lüzumsuz. Hastalığın tedavisinde bile çoğunlukla sıvı kaybının giderilmesiyle yetiniliyor'' diye konuştu.

Akdur, bulantı, kusma, sulu ve pirinç suyu görünümünde ishalin koleranın belirtileri olduğunu bildirdi. DSÖ, Irak'a komşu ülkelerin kendi topraklarında olası kolera salgınına hazırlıklı olmaları gerektiği uyarısında bulunmuş, bu ülkelerin Irak'ta ilan edilen kolera salgını karşısında etkin gözetim ve hazırlıklarını güçlendirmeye teşvik edildiğini bildirmişti.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious