İran'da Orhan Pamul gecesi

  • Giriş : 11.01.2007 / 00:00:00

İran'ın başkenti Tahran'da, 2006 Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Türk yazar Orhan Pamuk onuruna gece düzenlendi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


İran Sanatçılar Evi, Buhara Dergisi ve Orhan Pamuk'un Farsça'ya çevrilen kitaplarını yayınlayan Gognus Yayınevi'nce düzenlenen geceye, Türkiye'nin Tahran Büyükelçisi Gürcan Türkoğlu, İranlı yazarlar, sanatçılar ve edebiyatseverler katıldı.

Yazarın özgeçmişinin okunmasıyla başlayan gecede Buhara Dergisi Editörü Ali Dehbaşi, Orhan Pamuk'u “ünü Türkiye sınırlarını aşan Türk yazar” olarak nitelendirdi.

Büyükelçi Türkoğlu da yaptığı konuşmada, Türk ve İran halkları arasında çok derin kültürel bağlar bulunduğunu, bu bağların çağın koşullarında yeniden canlandırılmasının iki toplumun ve evrensel kültürü yararına olacağını dile getirdi.
Yalnızca Türkiye'nin Tahran Büyükelçisi olarak değil, Orhan Pamuk'un eski bir okuru olarak da konuşacağını ifade eden Türkoğlu, şunları söyledi:
“Orhan Pamuk, ilk romanını 1980'lerin başında yayınlamış, ben de genç bir okuyucu olarak bu romanı heyecanla okumuştum. O zamandan beri Pamuk'un yazarlık kariyerini dikkatle izliyorum. Kendisini tamamen edebiyata vakfetmiş olmasına, edebiyatı son derece ciddiye almasına saygı duyuyorum. Romanlarını bir kuyumcu gibi sabır ve titizlikle yazdı. Bir simyacı gibi arayış peşinde oldu. Bir kaşif gibi meraklı ve cesur oldu. Bütün büyük sanatçılar gibi, gerek kendi ulusal kültürünün, gerekse evrensel kültürün çok değişik kaynaklarından beslendi. Bu kaynaklar arasında, İran kültür ve edebiyatının bazı unsurlarının da olduğunu biliyorum.”

Pamuk'un, Doğu kültüründen beslenen bir yazar olarak Batılı okuyucuya, Batı edebiyatı formlarını kullanarak da Doğulu okuyucuya başarıyla hitap ettiğini ifade eden Türkoğlu, şunları kaydetti:
“İnsanı temel alan bir edebiyatın ve kültürel geleneğin, insanı ve edebiyatı meta gibi gören akımların ağır saldırısı altında olduğu bir dönemde Pamuk, edebiyata her milletten genç kuşaklar nezdinde sade bir soluk, zemin ve saygınlık kazandırmıştır. Genellikle daha ileri yaştaki yazarlara ödül veren Nobel komitesinin, bu yıl şaşırtıcı biçimde henüz yazarlık kariyerinin ortasında olan Pamuk'u seçmesinde sanıyorum bu özelliği de rol oynamıştır.”

`'ORHAN PAMUK'UN İSTANBUL'U”

Doğu edebiyatı üzerinde çalışan ve Tahran'da yaşayan İngiliz eleştirmen Christopher de Bellaigue de, Türkiye ve İstanbul'un tarihine değindi ve İstanbul'un Orhan Pamuk için çok önemli olduğunu vurguladı.

Orhan Pamuk'un, kitaplarında İstanbul'a karşı olan duygularını anlattığını ifade eden de Bellaigue, “Pamuk'un İstanbul'u ile bizim gördüğümüz İstanbul farklı. Biz İstanbul'da Sultanahmet Camii veya diğer kültürel mekanların peşindeyiz, bunlar bize zevk veriyor. Pamuk'un İstanbul'u ise tarih ve gizem dolu bir mekandır” diye konuştu.
“Orhan Pamuk'un kitaplarını okumak, kırık bir aynaya bakmak gibi. İnsanın neyi gördüğü belli değil” diyen de Bellaigue, Pamuk'un, Nobel Edebiyat Ödülü'ne layık bir edebiyatçı olduğunu, ödülün siyasal amaçla verildiği düşüncesine katılmadığını söyledi.

İranlı ünlü yazar Rıza Seyyid Hüseyni de, Pamuk'un edebi kişiliğini, etkilendiği yazarları ve “Türk ve dünya edebiyatına katkısını” anlattı.

Türk edebiyatının İran'da, İran edebiyatının Türkiye'de olduğundan daha fazla tanındığını ifade eden Hüseyni, kendisinin Nazım Hikmet ve Yaşar Kemal'in eserlerini yakından izlediğini ifade etti ve “Bu ödülü Yaşar Kemal'in almasını çok isterdim” dedi.

Hüseyni, Pamuk'un da bu ödülü hakettiğini, yazarın özellikle “Benim Adım Kırmızı” kitabını “olağanüstü” bulduğunu kaydetti.

Orhan Pamuk'un, “Yeni Hayat” ve “Beyaz Kale” kitaplarını Farsça'ya çeviren, “Benim Adım Kırmızı” kitabının çevirisini de sürdüren Ersalan Fasihi, yazarın Nobel Edebiyat Ödülü'nü alırken yaptığı “Babamın Bavulu” başlıklı konuşmayı okudu.

Gecede, Pamuk'un ödül alırken çekilen görüntüleri ilgiyle izlendi.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious