İş Bankası Genel Müdürü Ersin Özince Milli gurur istedi

  • Giriş : 11.12.2007 / 12:01:00

Türkiye Bankalar Birliğinin (TBB) yaptırdığı çalışmaya göre, İstanbul'un finans merkezi olması halinde kazanımların büyüklüğünün yılda 20 milyar avro düzeyinde olacağı öngörülüyor.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Rapor, TBB Başkanı ve İş Bankası Genel Müdürü Ersin Özince ve üye bankaların genel müdürlerinden oluşan yönetim kurulu üyelerinin katılımıyla düzenlenen toplantında açıklandı.

Burada konuşan Özince, böyle bir projede yerel yönetimlerin önemine işaret ederek, dünyanın en büyük finans merkezlerinden Londra'da belediyeye bu işin bütünüyle sahibi denilebileceğini söyledi.

Özince, yatırım maliyetiyle ilgili olarak da "Bizim sektörden kesintileri bu sektöre harcasınlar; Buyrun kaynak... Vergi mükellefinin cebinden yeni bir para çıkması gerekmez" diye konuştu.

Ersin Özince, sorular üzerine meslek yaşamının 25 yılının "gelişen piyasalar oyuncusuyuz" söylemleriyle geçtiğini ifade ederek, "Hala gelişen piyasa sınıfından mezun olamadık. Sığ olan finansal piyasalarımızın gelişmesine imkan yaratmıyoruz. Limanımızda dalgakıran olmadığı için en ufak çalkantılarla gidip gelen spekülatif piyasa yapısına sahibiz. Ya biz gücümüzle, birikimimizle uyumlu kimlik biçelim kendimize, ya da bunu yapamayacaksak bu kadar sığ piyasaya bu kadar serbestiyelik gitmez. Tabii ben ikincisini düşünmüyorum. Göreceli olarak yörede bizden daha iyisi yok" dedi.

11 Eylül sonrasında dünyanın çok değiştiğine dikkat çeken Özince, İstanbul'un finans merkezi olması halinde Türkiye'ye gayrimenkul yatırımları için gelen yabancıların menkul kıymet piyasası için de geleceğini, Türkiye için çekici unsurun sadece faiz olmadığını, finansal anlamda başka potansiyellerin de olabileceğini söyledi.

Halka açık bankaların şu andaki toplam piyasa değerinin altını çizen Özince, şöyle devam etti:

"Sigorta şirketleriyle bu miktar 150 milyar dolar olsun. Bugün devlet bıraksın 100 milyar dolarlık kağıt çıkarırız. 2-3 yılda sadece 200 milyar dolarlık mortgage kağıdı satarız. Varşova, Milano, Dubai'yi de katın bu kadar büyük hacmi olan piyasa çıkacak mı? Eğer ki burada bizim gelecekte yanaşacağımız kadar liman yapılmazsa, hissedarlarımız bizi götürüp başka limanlara yanaştırır. Biz bugün sabit getirili menkul kıymeti başka limandan ihraç ediyoruz. Yarın hisse senedimizi de götürüp ortaklarımız başka limana kaydettirir. Bugün (İstanbul finans merkezi olmaz) diyen, bize uygun finans merkezi göstersin. Dubai'yi mi, Moskova'yı mı, Londra'yı mı seçelim bu tercih bize ait."

Türkiye'de finans sektörünün eğitimli ve nitelikli insan gücü açısından çok iyi olduğunu, yabancı bankalar geldikten sonra bir tek bankanın bile yöneticisinin değişmediğini vurgulayan Özince, "Ayrıca Basel II dedik, sermaye koyduk. Bu kadar ciddi sermaye birikimi civarda yok" dedi.

-"EKONOMİYİ TAŞIYABİLECEK GÜÇTE MOTORA İHTİYAÇ VAR"-

Özince, finans merkezi ile sektörün sorunlarına çare aramaya çalışmadıklarını dile getirerek, "Türkiye ekonomisini taşıyabilecek güçte motora, kalbe, kaynak aktarmayı yapacak bir mali sektöre ihtiyaç var. Varsa yoksa bankacılık sektörünün rolüyle yürüsün gibi çabamız yok" diye konuştu.

Dünyanın en gelişmiş finans oyuncuları ülkeye davet edilmesine rağmen, Türkiye'deki bankacılık kredilerinde potansiyelin büyük bölümünün yurt dışına aktarıldığına işaret eden Özince, "Faaliyetlerimizi yurt dışındaki Off Shore'lere kote ediyoruz. Dünyanın en büyük 16. büyük ekonomisi... Düşünün ki bir finans sektörü derinleşmeyecek, gelişmeyecek. Bunun için milli gurur olması lazım. Ulusal tercih yapmak gerekir. Zaten yabancıları çağırmayı bırakın, kendi sermayenizini kendi borsanızda yüzdürmek için uluslararası kuralları koymak lazım. Mevduatı, krediyi yurt dışına kaçırdığımız gibi bunları da kaçırmayalım. Sizlerin, bizlerin, fabrikaların bu borsada kote olması tercih edilebilsin" dedi.

-"BU İŞİN SAHİBİ MUTLAKA DEVLET OLMALI"-

Özince, bölgede İstanbul'dan daha büyük ekonomik kapital bulunmadığını, öyle ya da böyle İstanbul'un yerini bulacağını, burada yaratılacak varlıktan sermaye piyasasının her yönden nasibini alacağını vurgulayarak, "İstanbul'un ülke içinde bir kıskançlık yaratmasına hiç ihtiyaç yok. İşin Türkiye çapında sonuçları olacak. Bu işin sahibi biz olmayacağız. Bu işin sahibi mutlaka devlet olmalı. Devletin bu konuya taahhüt koyması lazım" diye konuştu.

Ersin Özince, 2007 yılına ilişkin kısa değerlendirmesinde de dünyada ve Türkiye'deki gelişmelere değinerek, tüm bunların belirsizliği ve risk algılamasının artmasına neden olduğunu, bundan Türkiye'nin ekonomik performansının olumsuz etkilendiğini, enflasyonda beklenen sonucun elde edilemediğini, büyüme hızının yavaşladığını söyledi.

Bankacılık sisteminin 2007'de ihtiyatlı bir politika izlediğini, likit kalmaya özen gösterdiğini, yurt dışı borçlanmalarını sınırlandırdıklarını ve agresif büyümeyi sonlandırdıklarını belirten Özince, bilançodaki büyümenin de reel olarak yavaşladığını aktardı.

Özince, Türkiye Bankalar Birliğinin 2008'de 50. Yılını kutlayacağını bildirerek, bundan sonra yeni logoyla devam etme kararı aldıklarını ve bu çerçevede Anadolu motiflerini çağrıştıran birliğin birleştirici ruhunu ve dinamik yapısını yansıtan bir logo oluşturulduğunu kaydetti.

-ZAFER KURTUL VE ERGUN ÖZEN-

Akbank Genel Müdürü Zafer Kurtul da İstanbul'un finans merkezi olması konusunda üç anahtar unsurun bulunduğunu ve bunların hukuk sistemi, vergi ve aracılık hizmetleri ile Türkiye'nin kredi derecesi olduğunu ifade etti.

Türkiye'nin uluslararası piyasalardan ne kadar pay alacağı ve ne kadarlık fon akışını sağlayacağının diğer önemli unsurlar olduğuna işaret eden Kurtul, güvenin de dikkate alınması gerektiğini söyledi.

Garanti Bankası Genel Müdürü Ergun Özen ise İstanbul'un finans merkezi olması çalışmasının AB projesiyle örtüştüğünü vurgulayarak, "Bu, bizi aynı zamanda AB'ye yaklaştıracak bir proje..." dedi.

Sermaye piyasalarında operasyonel verimlilik ve düşük maliyetler sağlanması gerektiğini belirten Özen, yurt dışında varlığa dayalı çıkardıkları menkul kıymetleri Türkiye'de de kayda alabileceklerini kaydetti.

Deloitte İngiltere'de finansal hizmetler sektöründe strateji konusunda uzman Sorumlu Ortak Vince Calvin de finansal merkez projeleri için çoğu zaman merkezin yeri ve konumunun tartışıldığını, ancak asıl fark yaratan unsurun yasal ve mali mevzuat ile düzenleyici çerçevedeki değişiklikler olduğunu ifade etti.

Calvin, İstanbul için öngörülen yıllık gelir olan 20 milyar avronun küçümsenecek bir rakam olmadığını dile getirerek, "Bu rakam, 20 milyar avronun üzerinde de olabilir. Ancak 10 milyar avro olsa bile bu azımsanacak rakam değil..." diye konuştu.

-20 MİLYAR DOLAR-

Deloitte&Touche Danışmanlık Hizmetleri A.Ş tarafından yapılan 15. yüzyılda çok sayıda dükkanın bulunduğu Kapalıçarşı ile o dönemin finans merkezi gibi görülen İstanbul'da 500 yıl sonra da İstanbul'un canlı bir finans merkezi olması için çalışma yürütüldüğü vurgulandı.

14 hafta süren çalışmada, hızlı hareket edilmemesi halinde İstanbul'un rakibi olabilecek finans merkezlerinin etkin bir şekilde pazarda yerini alacağına dikkat çekilerek, 300'den fazla uluslararası finans kurumu ile yapılan ankette çıkan sonucun Türkiye ve İstanbul'un gelir yaratma potansiyeli açısından umut verici olduğu belirtiliyor.

Engeller ve zorlukların imaj, yasal ortam, mali ortam, düzenleyici çerçeve, altyapı, iş yapma kolaylığı, ekonomik ve siyasi istikrar olduğuna işaret edilen raporda, yurt dışında yapılan işlemlerin Türkiye'de yapılmasının ve yurt dışındaki kurumların burada kote olmasının sağlanması ile bankaların Moskova, Dubai ile diğer merkezlere gitmesinin engellenmesinin önemine dikkat çekiliyor.

-150 BİN YENİ FİNANSAL HİZMETLER SEKTÖRÜ ÇALIŞANI...-

İstanbul'un finans merkezi olması için geliştirilen vizyonda finans merkezinin 10 yıl içinde bölgeye hakim bir konuma ulaşması, 30 yıl içinde de önde gelen beş ya da altı uluslararası finans merkezlerinden biri olmasının öngörüldüğü raporda, böyle bir merkezin oluşturulabilmesi için gereken program ölçeğinin ilk 5 yıl için yaklaşık 2 milyar avro olduğunun beklendiği, kazanımların finansal büyüklüğünün ise finansal hizmetler sektörünün GSMH'ye katkısını 2025 yılından itibaren yüzde 8'e yükseltecek şekilde yıllık 20 milyar avro düzeyinde olacağının, ayrıca 150 bin adet yeni ve çok iyi yetişmiş finansal hizmetler sektörü çalışanının oluşmasının öngörüldüğü aktarılıyor. Raporda, 2 milyar avroluk maliyetin 110 milyon avrosunun danışmanlık maliyetine, 600 milyon avrosunun düzenleyici çerçeve çalışmalarına, 250 milyon avro civarındaki harcamanın nitelikli iş gücü yaratımına, 300 milyon avrosunun altyapı harcamalarına gidebileceğini, 600-800 milyon avro gibi kısmın da ihtiyat payı olarak ayrılabileceğine yer veriliyor.

20 milyon avroluk gelirin ise 4,9 milyar avrosunun ticari bankacılık, 3,6 milyar avrosunun yatırım bankacılığı, 3,4 milyar avrosunun özel bankacılık, 3,3 milyar avrosunun varlık yönetimi, 2,2 milyar avrosunun sigorta, 2,6 milyar avrosunun ise dolaylı gelirden oluşması bekleniyor.

-FİNANS MERKEZİ KOMİTESİ-

Raporda, önerilen proje organizasyonu çerçevesinde Devlet Bakanı Nazım Ekren başkanlığında finans merkezi organizasyon komitesi oluşturulması, bu komiteye bağlı olarak uluslararası finans merkezi geliştirme, planlama ve koordinasyon, yetkinlik geliştirme, iş geliştirme ve finans kurumlarının faaliyet göstermesi önerisi yer alıyor.

Organizasyonun en tepesinde ise gözetim ve fon aktarma işlerini yürütecek hükümet alt komitesinin oluşturulabileceği, burada başkanlığı başbakanın yapabileceği, ayrıca ilgili tüm bakanların buna dahil olabileceği öneriliyor.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious