İslamcıların bir reçetesi var mı?

İslamcıların bir reçetesi var mı?.8788
  • Giriş : 31.01.2009 / 09:15:00

Üç aylık İslami Düşünce dergisi Özgür Düşünce ilk sayısında "İslamcılık' konusunu ele alıyor.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


İslamcılık düşüncesini dün bugün yarın ekseninde değerlendiren Ali Bulaç, İslamcıları zaafa düşüren iki önemli faktör olduğunu savunuyor: "Biri, Çanakkale Savaşı'dır. Çanakkale Savaşı'nda İstanbul medreselerinde ve Anadolu'da ne kadar genç İslamcı, medreseli varsa hepsi tahsil hayatını bırakıp cepheye gittiler. Üstelik bunlar fedailer ve öncüler olarak savaşıyorlardı, ilk şehit olanlar da bunlardı. Onbinlerce insan, tahminime göre 30 bin medreseli şehit oluyor. Toplumun 30 bin seçkin, düşünen, araştıran; felsefeyle, fıkıhla, hadisle, tefsirle uğraşan ve ümmetin dağıldığının, imparatorluğun ellerinin altından kayıp gittiğininf arkında olan bu insanlar, evvela kapıya gelmiş, İstanbul'a, Çanakkale'ye dayanmış olan düşmanla cihat edip topraklarını kurtarmayı ve ondan sonra da medreselerine dönüp toplumun entelektüel uyanışını yeniden sağlamayı düşünüyorlar. Fakat ne yazık ki, bu 30 bin seçkin insan orada şehit düşüyor. İkinci önemli faktör tamamıyla askeri ve siyasidir. İslam dünyasının yüzde 80'i sömürge durumundadır; sadece Türkiye, İran ve Afganistan kısmen sömürge değil; ancak buralarda da Batıcı rejimler kurulmuştur."



Günümüz İslamcılığını da değerlendiren Ali Bulaç'a göre, günümüzde İslamcılık, toplumsal, entelektüel, iktisadi ve politik bir hareket. "Gerçek şu ki, İslam'ın zengin kaynaklarından ve tarihi mirasından hareketle modern dünyayı algılamaktan, ona cevap vermekten ve yeni bir dünya tasarlamaktan başka bir çıkış yolu yoktur. Ancak bunun tüketici ve kolaycı bir zihinle de olmayacağı kesindir. Dolayısıyla elimizde ne hazır cevaplar, ne de bizi haplarla iyileştirecek bir reçete vardır. Kur'an ve Sünnet'i referans alan, tarihi tecrübelerimizi dikkate alan ve modern dünyanın sorunlarını müteal/aşkın bir perspektiften anlayıp sorunlara cevap bulmaya çalışan bir İslamcılığa ihtiyacımız vardır."

İslamcılık: Tercihi olmayan bir imtihan hasılası başlıklı yazısında 21. asrın kültürel/felsefi şartları "İslamcı düşünce" üzerinde yeniden düşünmeyi zaruret haline getirdiği tespitini yapıyor: "Zira bu asır geçmiş dönemin bütün "kutsal" değerlerinin içini boşaltmakla meşgul. Artık bugün 'doğu' yok; İslam'ı dışarıda bıraktığımızda doğu olarak tanımlanan yer ve toplumlar dünyaya hakim yeni bir "politik kültür"ün içinde çözülmekteler. Modernist ideolojiler anlama ve açıklama imkanlarını kaybediyor; batı dışı "ulus devlet beni" inşa eden bütün kurucu ideolojiler kriz içinde bulunmakta. Soğuk savaşın cesaretlendirdiği bu ideolojiler yeni politik kültürün yaygınlık kazanmasıyla onların kaybına uğramış haldeler. Leninizm, Meoizm kadar Kemalizm de aynı süreçlerle karşı karşıya bulunmakta. Tabii ki bunların yanında laikliğin ilericilik olduğu tezi de hızla geçerliliğini yitirmektedir."

İttihad-ı İslam, İslamcılık ve İslami Hareket(ler)i değerlendirmeye tabi tutan Ümit Aktaş, bir kriz sürecinde strateji arayışlarını konu ediniyor önemli makalesinde. Krizin kökeni hakkında şu yorumu öne çıkarıyor Ümit Aktaş: "İslam dünyasının, ve elbette bu dünyanın batı ile en yakın bir çatışma-etkileşme ilişkisi içersinde olan Osmanlı İmparatorluğunun, kendi fiili yapısının kuruluş ve koşulları ile de alakalı olarak, batıdaki gelişmeleri yeterince kavrayamaması, bunları zamanında öğrenip uygun cevaplar üretememesi nedeniyle, batı sisteminin derin bir dönüşüme uğradığı ve giderek kendisini kuşattığı o uzun yüzyıllarda (17, 18 ve 19'uncu yıllar) tezahür eden sorunlarını kendi iç sorunları olarak algılayıp, bu sorunların çözümünü de kendi paradigmasından kopmalara bağlaması nedeniyle, neredeyse tüm coğrafyasında karşı-t-laştığı emperyalizm karşısında -özellikle ondokuzuncu yüzyıl boyunca ve büyük ölçüde askeri yenilgilere dayanan bir yenilmişlik duygusuyla- bir krize girmiştir."

İranlı genç kuşakların tesettür yorumlarını değerlendiren Cihan Aktaş, yazısında 1979'da gerçekleşen İran Devrimi'nden sonra tesettür mecburiyeti konusunda Aydın dindar kadınlar arasında meydana gelen görüş çatallanmalarının yanı sıra, günümüzün Aydın genç kız ve kadınlar kuşağının ülkelerindeki tesettür zorunluluğunu nasıl algıladığı ve bu mecburiyeti hangi ölçüde üstlendiği üzerinde duruyor.

Dergide ayrıca Abdülaziz Tantik "İslamcılığa Dair", Veli Karataş "İslamcılık Hakkında Bazı Mülahazalar", Ahmet Sait Akçay "Manevi Alan'ın Yeniden İnşa'sında Sezai Karakoç'un Rolü", Mustafa Yıldız "Ulema'sız Topluma Doğru", Yahya Ayyıldız "Muhalif İslamcılığın Krizi", Dilaver Demirağ "İsyan Hakkı, Savunma Hakkı" üzerine yazan isimler.

Genel Yayın Yönetmenliğini Ümit Aktaş'ın yaptığı dergi Çıra Yayınları bünyesinde yayımlanıyor.

Bilgi için Tel: 0 212 635 99 19

Milli Gazete

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*