İslamiyetle birlikte yeniden doğan bir futbol yıldızı!

İslamiyetle birlikte yeniden doğan bir futbol yıldızı!.25902
  • Giriş : 19.11.2007 / 03:07:00
  • Güncelleme : 19.11.2007 / 00:32:51

Hollanda’da göçmen olarak yaşayan Fas asıllı Büşra ile evlenerek Müslüman oldu.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:

Büyüyen Beşik

Birkaç sezon öncesine kadar Hollandalı yıldızların en az transfer edildiği ülke İngiltere idi. Ancak Arsenal’in Denis Bergkamp ve Mark Overmars’tan istediği verimi almasıyla birlikte genç yıldızlara da ada yolu gözüktü.

Birkaç yıl içinde de İngiliz devleri Hollanda’dan transfer ettiği forvetlerle takımlarını üst sıralarda tutmayı başardı. İşin en ilginç yanı ise genç yıldızların, takımlarının bir anda prensi olmasıydı. Robin Van Persie (Arsenal), Arjen Roben (Chelsea-Real Madrid), Dirk Kuyt, Ryan Babel (Liverpool) ve Van Der Saar (M.United) gibi isimler performanslarıyla takımlarına güç kattı. M.United’dan R.Madrid’e transfer olan Ruud Van Nistelrooy da attığı gollerle kırmızı şeytanların birçok başarısına imza atmıştı. Bunlar arasında biri var ki hem oynadığı oyunla hem de davranışlarıyla Fransız hoca Wenger’in kısa sürede prensi olmayı başardı. Adını andığımız kişi Robin Van Persie’den başkası değil. Antrenmanlarda arkadaşlarının neşe kaynağı olan Arsenalli futbolcu, maçlarda ise rakip savunma oyuncularının en çok çekindiği krampon. O, en fazla para kazanan, onların tabiri ile yıldız bir oyuncuydu. Ama bu kadar masumiyet fazlaydı. Bunun üzerine giden Standart Evening gazetesi baklayı Persie’nin ağzından almayı başardı. Persie, Müslüman olduğunu açıklamıştı. Hollandalının Müslüman olması adada geniş yankı buldu. Persie, “Müslüman bir futbolcuyum. Ama beni sahadaki oyunumla değerlendirin. Özel hayatımı yansıtmayın.” diyerek gelecek eleştirilerin de önünü kapadı. İşin en güzel yanı da ada basınının yıldız oyuncunun özel hayatını bir daha gündeme getirmemesiydi. Çünkü İngilizler kişinin dinî hayatına saygı göstermenin bir ayrıcalık olduğunu bilen bir basın dünyasına sahip.

Persie, Müslümanların yoğun yaşadığı bir çevrede bulunduğundan dolayı , ırkçılarla müslümanların çatışmaları gibi bazı tatsız olaylarla karşılaşsa da, bu durum İslamiyet’e ilgi duymasını engellememiş. Ardından da Hollanda’da göçmen olarak yaşayan Fas asıllı Büşra ile evlenerek Müslüman olmuş. İslamiyet’i seçmeden önce hızlı bir hayat yaşayan Robin için dinini değiştirmek dingin bir yaşam tarzını seçmek olmuş biraz da. Bu hayat tarzı saha dışı hayatını etkilememiş, futboldaki başarısına da olumlu etki yapmış. Yıldızlığa giden yoldaki bütün engeller bir bir kalkmış önünden...

Sol ayağını raket gibi kullanan Hollandalı yıldız, Arsenal’in ileri uçtaki önemli oyuncularından biri. Henry’nin Barselona’ya 24 milyon Euro’ya satılması ile rahatlayan Persie, Fransız Wenger’in adeta her şeyi oldu. Arsenal, yıldız oyuncuyu adaya getirmek için Feyenoord’un kapısını üç defa çaldı. Sonunda da transferde bombayı patlattı. Robin için Arsenal sadece 3 milyon pound ödedi. Hollanda Milli Takımı’nın hocası Marco Van Basten onun için “Hem Arsenal hem de Hollanda Milli Takımı için büyük bir kazanç.” ifadesini kullanıyor.

1983’te Hollanda’nın şirin şehri Rotterdam’da dünyaya gelen Persie, adaya kolay gelmedi. Hollanda’nın Excelsior Rotterdam takımının altyapısında yetiştikten sonra Feyenoord’un genç takımına seçildi. Yıldız oyuncu, 2002 sezonunda yılın en iyi genç oyuncusu seçildi. Real Madrid ile oynanacak Süper Kupa öncesinde Marwijk onu tekrar kadroya almayınca takımı ile tüm bağını kopardı. Bir gece operasyonu ile kendini bir anda Highbury’de buldu.

‘Henry ve Bergkamp’ı izlemek için kulübede yedek oturabilirim’

Bir maç sonrasında Henry’nin performansını soran bir gazeteciye, “Ben Henry’nin yedeğiyim. Onunla benim kıyas edilmem bile düşünülemez.” diyerek Fransız yıldızı mutlu etmeyi başarmıştı. Bir maç öncesinde de Henry ile aralarında sorun olduğu gündeme getirildi. Amaç Arsenal’in önünü kesmekti. Persie, takımdaki yıldızlara hayranlığını ise şu ifadelerle belirtiyordu: “Patrick Wieira, Bergkamp ve Henry’yi aynı anda sahada izlemek bana ayrı bir zevk veriyordu. Onlar için saha dışında yedek beklemeye değerdi.”

Arsenal’in sezon ortasında Southampton ile oynadığı maçta ikinci sarı kartla oyundan atılınca takımını sahada 10 kişi bıraktı. Arsenal güçsüz rakibiyle berabere kalınca iki puan kaybetti. Takımın puan kaybetmesinden dolayı suçlandı. Ona yine hocası sahip çıktı. Bu defa da Chelsea ile oynanan maçta hırsının kurbanı oldu. Her şey bitti derken Henry sakatlandı. Persie’ye yeniden gün doğdu. Fa Cup yarı final maçında Blackburn Rowers’a iki gol birden atarak takımda kahraman ilan edildi. Bir sonraki maçta West Bromwich ağlarına da golünü bıraktı. Bu galibiyetle Arsenal’in rahat bir nefes almasını sağladı. Hollandalının Charlton’a attığı 18 metrelik gol, BBC’de ayın golü seçildi.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious