İsmail Ünal'ın damadı AKP'li olursa

İsmail Ünal'ın damadı AKP'li olursa.13131
  • Giriş : 01.03.2008 / 22:01:00

"Önce Beşiktaş sonra Şefika" diyen Beşiktaş Belediye Başkanı İsmail Ünal eşi Şefika'ya olan aşkını, ilginç hayat hikayesini ve damadı AK Partili olursa ne yapacağını anlattı?

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Tuluhan Tekelioğlu'nun röportajı

Yüzmeyi Beşiktaş'ta öğrenmiş. Üniversiteyi Beşiktaş'ta okumuş. 10 yıl peşinden koştuğu mahalle aşkıyla evlenip Beşiktaş'a yerleşmiş. Fanatik Beşiktaşlı. Öyle ki, eşine düğün öncesi "Hafta sonları deplasmanlara gideceğim. Önce Beşiktaş'la evliyim!" demiş. 1984'ten bu yana BJK yönetiminde aktif olan İsmail Ünal, 2004'ten bu yana ise Beşiktaş Belediye Başkanı. İlk kez, 26 yıllık eşiyle röportaj verdi. Yeşilçam filmlerini aratmayan hikâyelerini anlattı. Babaya rağmen evlenmişler. Ünal çifti evlendikleri günü bakın nasıl anlatıyor: "Hiç paramız yoktu. Nikâhtan sonra Şefika, gelinliğini değiştirdi, çünkü gelinlikle gidersek çok bahşiş vermemiz gerekiyor. El ele Beşiktaş'a indik, minibüse bindik. Kutlamaya, Tarabya'ya gittik. Arka koltukta oturuyoruz. Önde de biri var. Sonra o da indi. Sanki dolmuş bize gelin arabası olmuştu. Minibüs görünce bunu hatırlarım." Şefika Hanım ise babasının evlenmesin diye kendisine aldığı otomobili reddetmiş. Ve işine uzun süre minibüsle gidip gelmiş. Yani, minibüslerin kişisel tarihlerinde özel bir yeri var.

İSMAİL ÜNAL:
Şefika'yla evlenirken 'Sen benim ikinci evliliğimsin,' dedim. Baktı, gerildi. Programım yatak odamızın etajeri üzerinde durur. Yani eşim nerede olduğumu bilir. Sergen benim için unutulmaz futbolcu, İlhan Mansız, Pascal Nouma da. Serdar Özkan, Serdar Kurtuluş daha iyi işler yapacak.

ŞEFİKA ÜNAL:
Babam, İsmail'le buluştuğumuzu öğrenir öğrenmez karşıya, Göztepe'ye taşındık. Babama rağmen İsmail'le evlendim. Politikayı sevmiyorum. Herkesin çok yüzü var. Epeyce hayal kırıklığına uğruyorsunuz. Damat adayı tutucu bile olsa biz onu değiştirir, CHP'li yaparız.

- Siyaset ne öğretti size?
- İ.Ü. Siyaset, insanlarla iyi ilişki kurma sanatı. Halkla iç içe olacaksınız, birebir, el ele, yüz yüze, dirsek dirseğe temas edeceksiniz.. seçim öncesi herkese "İki üniversite mezunuyum," dedim, "Birincisi mimarlık, ikincisi de Göz Bilimleri Fakültesi!" Bu, başkan seçilme sebebimdir.

- Eşinizi de mi böyle etkilediniz?
- İ.Ü. O da göz iletişimiydi. Üstelik yıllarca sürdü. Cam cama beş yıl bakıştık!

- Neden cam cama!
- İ.Ü. Lise son sınıftaydım. Yazın köyümüz Akseki'ye gittim. Döndüğümde karşı apartmana yeni komşunun taşındığını öğrendim. Bir gün camdan bakıyorum, çok güzel bir kız gördüm. Şefika o zaman ortaokulda. Aramızda altı yaş fark var. İletişim orada bakışarak başladı.
- Ş.Ü. İsmail otobüs durağında beni beklerdi.
- İ.Ü. Hep beklerdim onu, göz göze beklerdik. Şefika'nın büyümesini bekledim. Gözlerimle büyüttüm Şefika'yı.

- Şefika Hanım ilk aşkınız mı?
- İ.Ü. Evet!
- Ş.Ü. Biz çocukluk aşkıyız.
- İ.Ü. Üniversitedeyken çizim masamı öyle bir noktaya koymuştum ki, normalde ışığı ya soldan alacaksınız ya karşıdan. Ama masayı soldan ışık alacak şekilde koyarsanız, karşı camı göremezsiniz. Ben sırf Şefika'yı görebilmek için ışığı karşıdan alırdım. Mahallede yazlık sinema vardı, akşamları yer gösteriyorum: Gülçin Sineması! Şefika ile annesi sinemaya geliyor. Üstelik film seçimini de ben yapıyorum. O dönemde Hülya Koçyiğit'in aşk filmleri vardı.
- Ş.Ü. Ama bir gün babam durumu beş seneden sonra fark etti ve Göztepe'ye taşındık.
- İ.Ü. Aşk engel tanımıyor ki. Şefika, işletme okumuş bankada çalışıyor. Mimarlık öğrencisiyim. Okuldan boş kalan zamanda mimarlık bürosunda çalışıyorum. Şefika ile Tünel'de buluşur, yürüyerek vapura giderdik. Göztepe'ye Şefika'yı bırakır, aynı yolla eve geri dönerdim. Nişanlanana kadar sürdü eve bırakmalar.

Babayı nasıl kandırdınız?
- Ş.Ü. İsmail'in akrabaları bize gele gide, "Kızınızla evlenmeyi çok istiyor. Mimar oldu, ilerisi çok iyi olacak, kızınız kıymetlidir, ama gözünüz hiç arkada kalmasın, çok mutlu olacaklar," dediler. Annem ikna etti. Maceralı bir yolculuktan sonra kabul ettirdiler.
- İ.Ü. Askerden geldim, hiç param yok. Sinemaya, tiyatroya gidiyoruz, Şefika ödüyor. Erol Evgin üniversitede hocamdı. Hisseli Harikalar Kumpanyası'nı oynuyorlar. Şefika iki bilet almış, birinci yarıyı seyrediyoruz, Şefika'nın gözü saatte. "İsmail gidelim, babam kızar. Biz Hisseli Harikalar Kumpanyası'nın tamamını hiç seyredemedik. Bunu Erol Hoca'ya da anlattım.
- Damat AK Partili olsa? - Biz onu değiştiririz
- Siz nasıl bir babasınız? Evlilik çağında iki kızınız var. Damat adayları nasıl olmalıdır?
- Ş.Ü. Beşiktaşlı olsa daha iyi. (Gülüşmeler)
- İ.Ü. Çağdaş, aydınlık yüzlü, eşine sevgiyi, tutkuyu verebilmeli. Para durumu hiç önemli değil! Birbirini anlayan iki insan birbiriyle büyürler, zorlukları da görürler, orta dönemi de, iyi dönemi de.

- Yani tutucu, muhafazakâr olmayacak.
- İ.Ü. Hayır, çağdaş bir insan olması gerek.

- Muhafazakâr damat istemiyorsunuz. Damat AK Partili olsa?
- Ş.Ü. Biz onu değiştiririz.

- Zor mu kabul edersiniz?
- İ.Ü. Çağdaş, laik, Atatürkçü olması tercihimdir. Mustafa Kemalciyiz biz. Kızlarımın da geleceğe umutla bakan, Atatürk'ün kurduğu Türkiye'nin çağdaş yapısına uyabilecek eş seçeceğine inanıyorum.
- Ş.Ü. Çünkü öyle gördüler.
Babam 'Ya otomobil ya İsmail' dedi
-İki farklı insan olarak aranızdaki en temel fark neydi?
- Ş.Ü. Yetiştirilme farkı. Bunu inkâr edemem. Babamın beni İsmail'e vermeme nedenlerinden biri buydu, çünkü modern yetiştim.
- İ.Ü. Eşimin ailesi, benim aileme göre ekonomik olarak daha iyidir.
- Ş.Ü. İsmail'in annesi kapalıdır. Yani eşarp takar, tutucu değil ama annem-babam daha modern düşünceli insanlardır.
- Ş.Ü. İsmail'i bu hale ben getirdim.
- İ.Ü. Eşimin bana önemli katkıları olmuştur, bunu yadsıyamayız.
- Ş.Ü. İsmail daha tutucu bir aileden yetişmiş. Her şeyi daha kapalı ve dar düşünüyor; ben daha geniş bir açıyla bakabiliyorum. Mesela İsmail evlendiğimiz zaman "Annemin yanında bir ev tutalım," dedi. "Olmaz! Ne senin ne de benim annemin çok yakınında oturamayız," dedim. Orta bir yerde, Beşiktaş'ta ev tuttuk.

- İsmail Bey'in başka nelerini değiştirmeye çalıştınız?
- Ş.Ü. Fanatik Beşiktaşlı. Hafta sonları deplasmana gitmesinden bana fenalık gelirdi.
- İ.Ü. Şefika'yla evlenirken açık açık "Sen benim ikinci evliliğimsin," dedim. Baktı irkildi, "Ben önce Beşiktaş'la evliyim. Deplasmana giderim, maçlara giderim," dedim.
- Ş.Ü: İnanamamıştım buna.
- İ.Ü. Evlendikten sonra da tabii ki hafta sonları deplasman maçlarına gidiyorum.
- Ş.Ü Ama bu kadar olduğunu bilmiyordum.
- İ.Ü. Bazı deplasmanlara kendisi de geldi. İzmir deplasmanına geldi, yurtdışı deplasmanlarına bile geldi.

- Maç gürültüsünden hoşlanmaz mısınız evde?
- Ş.Ü. Beraber seyrederiz. Ama oturduğum yerden kalkamam. Kalkarsam büyü bozulur. "Gol yerler," der. Kalkmaya çalışırım "Şefika hemen yerine otur!" der. Devre arasına kadar kalkamam.

- Fedakârlık evlendikten sonra Şefika Hanım'a düşmüş gibi...
- Ş.Ü. Fedakârlığı yapan ben oldum. Bankacılığı bıraktım. Bakıcılara güvenemedim, altı-yedi bakıcıdan sonra çocuklarıma ben baktım.


YÜZMEYİ BEŞİKTAŞ'TA ÖĞRENDİM

Aslen nerelisiniz?
- İ.Ü. Antalya Aksekiliyim. Ama Beşiktaş'ta okudum.

- Beşiktaş'ta nerelerden alışveriş yapmayı seversiniz?
- İ.Ü. Bulgar'ın yeri vardır, nefis bir kaymakçı. Kahvaltıya giderim oraya. Beşiktaş Köftecisi'ne giderim. Balık Pazarı'ndan alışveriş çok zevklidir. Yüzmeyi Şeref Stadı'nın orada, Çırağan Oteli'nin kıyısında öğrendim. Dalıp midye çıkartırdık.

- Şefika Hanım politikayı seviyor musunuz?
- Ş.Ü. İsmail, başkan olduktan sonra sevmemeye başladım; hep çok politik olmak gerekiyor. Karşınızdaki kişiler de böyle. Politikanın çok yüzü var, çözemiyorsunuz. Öyle şeyler yaşıyorsunuz ki, hayal kırıklığına uğruyorsunuz. Duvar örerek gardımı alıyorum.

- Belediye başkanlığı döneminiz için "Rüzgâr gibi geçti," diyebilir misiniz?
- İ.Ü. Bir yıl kaldı şimdi, rüzgâr gibi geçti.
- Ş.Ü. Fırtına gibi geçti.
- İ.Ü. Partim aday gösterirse yine talibim. Fakat belediye başkanları, iki dönemden fazla aday olmamalı.

- Başkan seçilmezseniz?
- İ.Ü. Mimarlığa devam edebilirim. Sivil toplum örgütleriyle projeler üretebilirim. CHP'lilik genlerimizde var. Babam 1956 üyesidir. Üç kuşaktır CHP'liyiz.
Araba kapıda durdu ben üç vesaitle işe gittim
- Hâlâ âşık mısınız eşinize?
- Ş.Ü. Sevgi diyelim buna. Aşk devamlı aynı şekilde olsa, müthiş bir şey olur o. Aşk zamanla azalıyor.

- Nasıl bir sevgi bu?
- Ş.Ü. Tutku bir anlamda.

- "İsmail" dediğiniz anda aklınıza gelen üç kelimeyi söyleyin bana lütfen?
- Ş.Ü. Sevgi, anlayış ve hırs.
- İ.Ü. Geçen gün evden çıktım asansörde Şefika'yı aradım. "Senden hoşlanıyorum," dedim. Güldü ve kapattı.
- Ş.Ü. Hem de öyle bir ses tonuyla söylüyor ki, "Sapığım aradı galiba," dedim.

- Peki, sizin için "Şefika" ne ifade eder?
- İ.Ü. Mücadeleci, hırslı, sevgi dolu, eşi için fedakârlık yapan karım.

- Ne fedakârlık yaptınız İsmail Bey için?
- Ş.Ü. Her şeyden; yaşam tarzımdan fedakârlık ettim. Ben yokluk nedir bilmedim. İsmail'le evlendik, paramız yoktu. Babam bana evlenmeden önce bir araba aldı. "Kızım sen evlenme, yaşın küçük. Ben sana bir araba aldım. İsmail mi, araba mı?" dedi, ben de "İstemiyorum araba filan, ben İsmail'le evleneceğim," dedim.
- İ.Ü. Araba Murat 131'di, portakal rengi. Sonra babası kendisi kullandı.
- Ş.Ü. "Tamam, al sana ceza," dedi. Araba evin önünde durdu, ben işe üç vasıtayla gidip geldim.

- Peki, otomobili niye size vermedi evlendikten sonra evlilik hediyesi diye?
- Ş.Ü. Vermedi. Bana kırgındı ama şu anda memnun. İsmail, belediye başkanı oldu. Gurur kaynağı oldu. Ama babamın kalbinin bir tarafında bana kırıklığı var.
- İ.Ü. Şefika'nın babası, Türkiye'nin sorunlarını tartışabileceğiniz, çağdaş biridir. Şefika da ikinci üniversiteyi okuyor şimdi biliyor musunuz? Bana rakip olmak için...
- Ş.Ü İlk tercihime, Marmara Üniversitesi Yerel Yönetimler bölümünü yazdım. Fakat devamsızlığım oldu, "Galiba kalacağım," dedim, açıköğretime yatay geçiş yaptım.

SABAH

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious