İsrail İran’ı neden bombalayamaz? ( analiz)

  • Giriş : 13.05.2006 / 00:00:00

Ortadoğu uzmanı Rus yazar Marianna Belenkaya Ria Novosti'de İsrail'in neden İran'ı bombalayamayacağı konusunda ilginç bir makale kaleme aldı.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Ahmedinecat'ın açıklamaları ülkesine yönelik askeri müdahalenin konuşulduğu bir ortamda bir kısım ülkeler tarafından mazur da görülüyordu. Uluslararası medya İsrail'in İran'ın nükleer tesislerini bombalayacağı konusunu tartışmaya başladı. Tüm bu tartışmaların İsrail'e böyle bir adım atması konusunda akıl verme ve baskı uygulama aracına dönüştürüldüğünü savunan Rus yazar, "Şu an içinde bulunulan durum netameli ilişkileri andıracak bulanıklıkta seyrediyor." iddiasında.

Los Angeles Times'da Rosa Brooks nisan ayının son günlerindeki makalesinde şunları söylüyordu; "Rusya'nın İran'a sattığı Tor hava savunma sistemleri savaşın tetiklenmesini hızlandıran bir gelişme. Savaş İran'la İsrail arasında olacak ve tüm ortadoğu ateş altında kalmadan da savaş bitmeyecek…." Benzer demeçleri dünya basınından yığınla bulmanın mümkün olduğunu savunan Rus yazar, İsrail'in İran'a karşı bir saldırı gerçekleştirmeyeceğini ve bu durumun da Rusya'nın İran'a sattığı silahlarla hiç bir ilgisi olmadığını savunuyor.


İSRAİL'İN 1981 IRAK SALDIRISI NEDEN TEKRARLANAMAZ?

Belenkaya makalesinde 1981 yılında İsrail ulusal güvenliği açısından tehlikeli bulduğu için Irak'ın nükleer reaktörlerine 'önleyici saldırı' düzenlediğini ve bu tür saldırların bir defa yapılmışsa ikinci kez neden yapılamayacağını soruyor. Hatta artı olarak da İran İsrail'i tehdit edip dururken bunun önleyici saldırı kapsamında neden yapılamayacağını sorguluyor. Bu düşüncenin İsrail ordusunda çok yaygın bir kanaat olduğunu ifade eden yazar, günümüzdeki liderlerle de konuşulduğunda örneğin İsrail eski Başbakanı Benjamin Netanyahu her zaman Irak'a düzenledikleri 1981 saldırısından övgüyle söz etmektedir diyor.


Bütün meselenin bölgedeki durumun çeyrek asır öncesinden çok farklı parametreler içeresinden kaynaklandığını ifade eden yazar, "İsrail, Irak'ın reaktörlerini vurduğunda bunun bölgesel bir savaşa dönüşmeyeceğinden emindi ve hiç bir risk almadan bu işi yaptılar. Bugün sonuçların çok farklı olacağını herkes biliyor. Günümüzde İran saldırgan değil, öldürülmek üzere masaya yatırılmış bir kurban görüntüsü veriyor. İsrail'in düzenleyeceği bir saldırı ancak bombaların kendi elinde patlaması anlamına gelir. Bir de İsrail'in iç dengeleri açısından şu anda bölgesel bir savaşın başlatıcısı olmak en son isteyeceği durum." açıklamasını yapıyor.


İSRAİL'İN İÇ DİNAMİKLERİNİN BÖYLE BİR KRİZE İHTİYACI YOK


Yazara göre uluslararası konjönktürle birlikte iç dinamikler böyle bir gerginliğe şu anda müsait değil. Belenkaya makalesinde, "Filistin Parlemento seçimlerinde İslami Direniş Örgütü Hamas'ın elde ettiği başarı İsrail'e uluslararası arenada büyük avantajlar sağladı. Birçok ülke Hamas'ı terörist bir örgüt olarak kabul ediyor ve kimse de İsrail'e Hamas'la diyaloğa geçmesi konusunda zorlama yapmıyor. Uzun zamandan beri ilk defa bir konuda dünya kamuoyu İsrail'e baskı uygulamayı düşünmüyor. Tüm dünyanın İran konusunda alıcıların kuvvetli olduğu bir zamanda İsrail-Filistin çatışmasını da İsrail'in istediği şekilde yola koyuvermek neden mümkün olmasın?" sorusunu soruyor ve kendisi cevaplıyor: "İsrail Başbakanı Meneham Begin Irak reaktörlerinin yok edilmesini 1981 yılında emrettiği zaman sadece İsrail'in güvenliğini düşünmüyor aynı zamanda seçim yarışını da hesaba katıyordu. Begin'in Likud partisinin parlemento seçimlerinde zaferle çıkmasına bu operasyonun büyük katkısı oldu. Şu andaki Başbakan Ehud Olmert'in böyle bir iç politika hesabı yok, seçimler yeni yapıldı. Olmert'in gündeminde oluşan koalisyonla birlikte iç sorunlara yönelik projeler var."


Olmert'in seçim çalışmalarında 2010 yılına kadar İsrail'in kalıcı sınırlara ulaşacak çalışmaları yapacağı konusunda söz verdiğini belirten Belenkaya, bu durumun uluslararası destek almadan gerçekleşmesinin zorluğuna işaret ediyor. İsrail'in kendini riske atarak İran'ı bombalamaya gitmesinin çok zor olduğunu, bunu en açık bir şekilde İsrail'in en yaşlı politikacılarından Shimon Peres'in söylediğini ifade ediyor yazar. Peres açıklamasında; "Yahudi devleti için İran konusunda en doğru adım insiyatifi ABD ve diğer dünya ülkelerine vermektir. Kendi sorunlarımızın çokluğu nedeni ile bu konudaki rolümüzü sınırlandırmalıyız." demişti.


İSRAİL DÜNYANIN İRAN'IN NÜKLEER FAALİYETLERİNİ DURDURMA ÇALIŞMASINA İNANMIYOR


Orta doğu halklarının bir çoğu -köylüsünden kralına kadar- bölgede İsrail ve ABD çıkarları ayrılmaz bir bütün olarak algılıyor. ABD'nin İsrail'in çıkarlarını bölgede sürekli savunduğu konusunda hiç kimsenin şüphesi yok. Bununla birlikte ABD açısından ortadoğudaki askeri varlığın hedeflerinde değişimler gözleniyor. İsrail'in güvenliği konusu ABD açısından ikinci hatta üçüncü seviyeye gerilemiş durumda. Yazar'a gore Petrol ve stratejik hedeflerle birlikte yeni neo-concularla birlikte gelişen Mesih kaynaklı algılamalar da İsrail'i rahatsız ediyor. Bu durum da İsrail açısından neden İran'a ilk saldıran olmayacağı çekimserliğini besleyen şüphelerden. Yazar önemli bir nedenin de güven sorunu olduğunu belirterek; "İlave bir nokta daha var. İsrail'in İran nükleer tesislerini bombalayacağı fikirleri uzun süreden beri konuşuluyor ama hiç bir zaman gerçekleşmedi. Çünkü İsrail hiç bir zaman dünya güçlerinin İran'ın nükleer faaliyetlerini durdurma isteklerini samimi bulmadı." iddiasında bulunuyor. Belenkaya, tüm bu nedenlerin Irak'ta olduğu gibi İran'a İsrail'in neden bir saldırı gerçekleştirmediğinin ve gerçekleştirmeyeceğinin sebeplerini oluşturduğunu iddia ediyor.

Yazar makalesini ABD'yi meydana davet ederek bitiriyor: "Hiç kimse Rusya'yı İran'a savunma sistemi satmakla savaşı hızlandırdığı suçlamasında bulunmasın. İşte meydan henüz savunma sistemleri İran'a teslim edilmedi ve İran savunmasız. Bunu yapmak istiyorsanız hemen harekete geçebilirsiniz. (!)"

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious