İstanbul Barosu'ndan gözaltılara tepki

İstanbul Barosu'ndan gözaltılara tepki.16281
  • Giriş : 08.01.2009 / 15:11:00

İstanbul Barosu Başkanı Muammer Aydın, dün gözaltına alınanların çoğunun, belirli bir mevki, konum ve ikametgahları bulunduğunu, davetiye ile çağrılmalarının mümkün olduğunu ifade ederek gözaltılara tepki gösterdi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Aydın, İstanbul Barosu Orhan Apaydın Salonu'nda baro yöneticileriyle birlikte basın toplantısı yaptı.

Bir suç oluşumuna yönelik olduğu iddiasıyla başlatılan soruşturmanın, bir türlü bitirilemeyen ucu açık gözaltılar ve tutuklamalarla devam ettiğini anlatan Aydın, dün gerçekleştirilen arama ve gözaltıların, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, Milli Güvenlik Kurulu, Yükseköğretim Kurulu, Türk Silahlı Kuvvetleri gibi anayasal organların en üst noktalarında görev yapmış kişilere yönelik olmasının dikkat çekici olduğunu söyledi.

Muammer Aydın, her türlü bireysel ve örgütsel suç oluşumlarının hukuk düzeni içinde soruşturulması, koşulları oluştuğunda tutuklama kararı verilmesi ve gerek görüldüğünde şüpheliler hakkında kamu davası açılmasının yasal bir zorunluluk olduğunu hatırlatarak, ancak bir suç oluşumu içinde oldukları isnadı ile Anayasal düzeni, rejimi, ve ülkenin bölünmez bütünlüğü konusundaki duyarlılıklarını gerek görev dönemlerinde, gerekse emeklilik yaşamlarında özenle sürdüren kişilerin evlerinde ve çalışma mekanlarındaki aramalar ve sonrasındaki gözaltıları, hukuk çerçevesinde değerlendirmekte zorluk çektiklerini ifade etti.

Ceza Muhakemesi Kanununda bir suç isnadı ile karşı karşıya olan kişi bakımından ilkenin önce ifade için çağrılması olduğunu, yakalama ve gözaltının ise istisna olup bazı şartlara bağlı olduğunu dile getiren Aydın, CMK'nin 145. maddesine göre ifadesi alınacak, sorgusu yapılacak kişinin davetiye ile çağrılıp gelmezse zorla getirilebileceğini bildirdi.

İstanbul Barosu Başkanı Aydın, aynı kanunun 98. maddesine göre ise soruşturma öncesinde çağrı üzerine ve çağrı yapılamayan şüpheli hakkında yakalama emri düzenlenebildiğinin belirtildiğini anlatarak, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Hukuki durum bu denli açıkken ne yazık ki yapılan soruşturmada tıpkı önceki yakalama ve gözaltılarda olduğu gibi bu açık kurallara uyulmadığı, ilgili yasal düzenlemelere aykırı hareket edildiği görülmektedir. Dün gözaltına alınan kişilerin çoğu belirli bir mevki ve konumda olup, belirli ikametgahları bulunan ve davetiye ile çağrılması mümkün kişiler olduğu halde, CMK'nın 145 ve bununla bağlantılı 98. maddesi atlanarak doğrudan yakalama kararı çıkarılmış ve gözaltına alınmışlardır.

Devletin Anayasal organlarındaki sorumluluk dönemlerinde ülkenin bölünmez bütünlüğü, anayasal rejim, laik ve demokratik düzen konusundaki duyarlılıkları ile çalışmaları nedeniyle bu kişilere karşı hukukun araç yapılarak birçok kez de hukuksal gereklere yeterli özen gösterilmeden adeta hesap sorma, öç veya rövanş alma anlamına gelecek biçimde sürdürülen soruşturma, bizleri hukuk devleti ve güvenliği adına endişe sevk etmektedir.''

-DAVAYA YÖNELİK ELEŞTİRİLER-

Aydın, Ergenekon Davasına da değinerek, 2 bin 500 sayfalık iddianameyi, ''Okunması ve kavranması olanaksız'' ve ''Toplama iddianame'' şeklinde nitelendirdi.

Birbiriyle ilişkisi olmayan çok sayıda sanık ve şüphelinin bir araya toplanarak, tek bir davada çözüme gidilmek istenmesinin, sanıkların ayrı ayrı zaman dilimlerinde yargılanmalarının da savunma hakkını zedeleyip, adil yargılanma hakkına aykırı olduğunu ileri süren Aydın, yargılamayı yapan mahkemenin eski DGM'lerin bir uzantısı olduğunu ve bu durumun bağımsız yargı ilkesini zedelediğini iddia etti.

İstanbul Barosu Başkanı Muammer Aydın, sözlerine şöyle devam etti:

''Cezaevinde duruşma salonu kurulması, olağan yargılama yöntemlerinden sayılamaz. Bu da sanıkların savunma ve adil yargılanma hakkını zedelemektedir. Tekil suçlarla ilgili bulunan kanıtlar ve yakalanan şüphelilerin gölgesinde ilgisi olmayan yüzlerce kişi yakalama ve gözaltılarla tedirgin edilmekte, toplum üstünde korku ve sindirme politikaları yaratılmaktadır. Bu durum Anayasanın kuvvetler ayrılığı, yargı bağımsızlığı ilkelerine ve demokrasinin temel kurallarına aykırıdır.

Yakalanan ve gözaltına alınan şüpheli ve tutuklananlarla ilgili uzun süre iddianame hazırlanmaması, kişilerin neyle suçlandığını bilmemesi, aleyhlerindeki kanıtlardan habersiz olmaları da anayasamıza ve ceza yargılaması ilkelerine aykırılık oluşturmaktadır. Belirtilen sakıncalar bir ülkenin genel uygulaması ve yasa yorumundan kaynaklandığından iç hukuk yollarının tüketilmesi koşulu aranmadan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılacak bir başvurunun temelini oluşturabilir. Şüpheli ve sanıklar ile ailelerinin bu konuda AİHM'e yapacakları başvuru sonrasında ülkemiz ciddi sıkıntılar yaşayabilecektir.''

-SORU CEVAP-

Açıklamanın ardından basın mensuplarını sorularını yanıtlayan Muammer Aydın ''Zekeriya Öz tarafından Tuncay Güney'e gönderilen 37 soruya'' ilişkin, bu davayı biran evvel bitirecekse bu ifadelerin alınmasının doğru olduğunu söyledi.

''Aynı soruşturma kapsamında ayrı iddianamelerin hazırlanacağı daha sonra davaların birleştirileceği'' hatırlatılan Aydın, soruşturmanın uzun sürmesinin toplumda bir tedirginlik ve polis devleti imajı oluşturduğunu ileri sürerek, sanıkların birlikte yargılanmamasının da büyük sıkıntı yaratacağını iddia etti.

Muammer Aydın, ''Bu soruşturmaların gösterdiği şudur ki eğer 'Bu ülkede herkese ulaşabiliriz. Bunun için de yargıyı kullanırız' derlerse, bu bir gün döner kendilerini vurabilir'' diye konuştu.

''Davaya temel oluşturan Tuncay Güney'in VHS kaseti, örgüt şeması ve bombaların kamuoyuna gösterilmediğini'' öne süren bir gazetecinin sorusu üzerine Aydın, savcıların üzerine düşenin sadece aleyhte delilleri bulmak olmadığını, lehte delillerin de toplanması olduğunu, bunların hiçbirisinin yapılmadığını iddia etti.

İstanbul Barosu Başkanı Aydın, ''Kimsenin yargıyı kullanarak yargı üzerinden siyaset yapmaya hakkı yoktur. Bunu yapanların mutlaka bir gün hukuka ihtiyaçları olacaktır'' dedi.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*