İstanbul kazan Fransız kepçe

  • Giriş : 12.11.2006 / 00:00:00

Fransız çift Therese ve Gerard Valck’in İstanbul sevdası nereden baksanız 30 yıl önceye dayanıyor.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Şehrin büyüsüne kapılan Valck’ler, bu büyüyü ülkelerine taşımak için fotoğraf sanatı ile ilgilenmeye karar vermişler... Valck çifti 2003 yılından beri Paris’te düzenli olarak İstanbul sergisi açıyor. “Fransa’da bu ülke çok yanlış tanınıyor. Halkın büyük çoğunluğu Türkiye’nin adaylığını yadsıyor. Sergilerimiz Fransız ziyaretçinin bu ülke ile bir bağ kurmasına hizmet ederse, ne mutlu bize.” diyorlar. Fransızların neden Türkiye ile ilgili bu kadar çok önyargısı bulunduğu ile ilgili sorumuza verdikleri cevap kesinlikle Fransızlara özgü oluyor: “Bilgisizlik, cahillik...”

Maksat İstanbul, fotoğraf bahane

Yolu İstanbul’a düşen Fransız çiftin hayatı da değişti. 1974 yılında İstanbul’a gelen Therese ve Gerard Valck adlı Fransız çift, şehrin büyüsüne daha o yıllarda kapılmış ve şimdi gönüllü olarak tarihî kentin Fransa’da tanıtımını yapıyor. Bu tarihten itibaren düzenli olarak İstanbul’u ziyaret eden çitf, bu güzellikleri evlerine de götürebilmek için fotoğraf sanatının inceliklerini bile öğrenmiş. Paris’te 2003’ten beri her sene İstanbul temalı fotoğraf sergileri açan Fransızlar, şimdi de sergiyi İstanbul’a taşımaya kararlı.

Türkiye’ye ilk olarak ne zaman geldiniz?

Türkiye’de ilk ikametimiz, daha ziyade Türkiye’ye ilk ziyaretimiz Gerard için 1974’te ve birlikte 1976’da İstanbul’a yaptığımız bir gemi seyahati oldu. 1987’de tekrar geldik fakat ilk gerçek ziyaretimiz 1998 Mart’ında bir hafta olarak gerçekleşti. Ondan beri, İstanbul’a bir haftadan üç haftaya değişen sürelerle en az yılda iki defa dönüyoruz. Kapadokya, Ankara, İzmir, Antalya veya Bodrum’daki ikametlerimizden hiç bahsetmiyorum bile… Ama yine de keşfedecek çok şeyimiz var!

Paris’te Türkiye üzerine bir sergi açmak fikri nereden aklınıza geldi?

Sergi fikri yavaş yavaş oluştu, fotoğrafı seviyoruz ve fotoğrafçı oluverdik. Fotoğraflarımızı bizi sergi konusunda cesaretlendiren Türk ve Fransız arkadaşlarımıza gösterdik. Bu süre içerisinde Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne girme adaylığını ve dünyada bir eşi daha bulunmayan bu kenti tanıtmanın iyi olacağını düşündük. Proje ilerledi ve 2002’de onu Türkiye’nin Avrupa Birliği adaylığı çerçevesinde Paris-La Defense’daki Avrupa Bilgi Merkezi’ne sunduk. Merkez, başvurumuzu kabul etti ve sergimizi 2003 baharında 200 metrekarelik bir salonda büyük bir incelikle gerçekleştirdi. Aynı şekilde projeyi, bize desteklerini sunan Paris’teki Türk büyükelçiliğine de sunduk.

Bu aşamada sponsor bulma konusunda zorluklarla karşılaştınız mı?

Sponsor getirisinden yararlanmadık, harcamaları sadece sergi salonlarının tanziminde kullandık. Önemli bir dernek, destek olacakları konusunda söz verdi; ama bu derneği bize tavsiye etmediler. Açılış, dönemin Fransa’daki Türk Büyükelçisi ve Avrupa Birliği üyesi 10’dan fazla ülkenin resmî temsilcilerinin de aralarında bulunduğu 200 kişinin katılımıyla gerçekleşti. Binlerce insan “İstanbul, Karşıtlıklar Şehri, Açık Şehir” diye adlandırılan ve 2003 baharında iki ay boyunca çekilmiş 56 fotoğraftan oluşan sergiyi görme fırsatına kavuştu. Eylül 2004’te, bu sergi yeni eklenen fotoğraflarla birlikte, Paris’te Champs Elysées’de Türkiye Kültür ve Bilgilendirme Bürosu’nda; 2005’te Paris banliyösünde Saint-Ouen’de gerçekleştirildi. Benzer şekilde, İstanbul Kapalı Çarşı’yı konu alan, “Pazar… Pazar mı dediniz!” adlı elli fotoğraflık bir başka sergiyi daha Paris’te sunduk.

Fransa’da Türkiye’ye karşı önyargı var mı?

Türkiye âşıkları olarak, sergilerimiz vasıtasıyla, Türkiye gerçekliğini tanıtmayı diliyoruz. Fransa’da bu ülke çok yanlış tanınıyor. Fransız medyası Türkiye’ye gerçeklikten uzak negatif bir imaj veriyor ve bu bizim için dayanılmaz bir şey. Bizim hissettiğimiz, halkın büyük çoğunluğunun Türkiye’nin adaylığını yadsıdığı. Bununla beraber, sergilerimiz boyunca fark ettik ki ziyaretçilerle diyalog kurdukça fikirleri dönüşüyor ve her şeyden önemlisi bu ülke hakkındaki kara cehalet en temel engel.

Bu konuda Türkler ne gibi çözüm bulabilir?

Türkiye’nin Batılı ülkelerle ve özellikle Fransa’yla iletişimini artırması gerekliliği inkâr edilemez. Ve Fransızların büyük çoğunluğu Türkiye’nin ne kültürel zenginliğini ne Avrupa’ya çok yakın olan tarihini ne de misafirperverliğini tanıyor.

Fotoğraflarınızdaki ana tema insan... Neden?

Türkiye’de insanlar, zengin veya fakir, inanılmaz nazikler. Bilgilendirmeye ve paylaşmaya hazırlar. Dil, iletişimimizi engellese bile, başka ülkelerde bulamadığımız bir sevecenlikleri var. Kadıköy pazarındaki insanları izlemekten, Kocamustafapaşa’nın çocuklarını, Ortaköy’de öğrencileri izlemekten ya da Taksim veya Üsküdar gibi nüfusun temas yerlerinde gezinmekten büyük keyif alıyoruz... Veya Beykoz’dan Kanlıca’ya ve Bebek’ten Sarıyer’e Boğaz kıyısında gezinmekten başka hiçbir şey bu şehri keşfetmek için daha ideal olamaz.

Serginizi Türkiye’de de açmayı düşünüyor musunuz? Veya benzer teklifler aldınız mı?

“İstanbul, Karşıtlıklar şehri, Açık şehir” veya ‘Kapalı Çarşı’ sergilerimizi Türkiye’de sunmayı çok isteriz. Boğaz kıyısında kendimizi evimizde gibi hissetsek de, bizim şehre bakışımız bu şehrin sakinlerininkilerle haliyle aynı değil. Eğer İstanbul’da sergi açma şansına sahip olursak, fotoğraf dizilerimiz şehrin, on yıllık gelişimine yoğunlaşacak. Bu sergi aslında hazır, eğer söyleşiniz vasıtasıyla bir galeri bununla ilgilenirse seve seve gerçekleştiririz. Ekim başında tesadüfen İstanbul’da çocuk fotoğrafları sergileyip Lübnan’daki çocuklar yararına onları satan fotoğrafçılarla karşılaştık. Bize: “Neden serginizi İstanbul’da açmıyorsunuz? İstanbullular için kendi şehirlerine Fransız fotoğrafçıların bakışını görmek ilgi çekici olacaktır.” dediler. Kendilerine fotoğraflardan oluşan kitapçığımızı sunduğumuz ve şehirlerinin bazı semtlerini keşfeden birçok Türk oldu. Tepkileri: “İstanbul’u bizden daha iyi tanıyorsunuz.” Oralara keşfetmek için gidiyoruz ve bu konuda da son derece istekliyiz. İstanbul’un bizim için, uzun yıllardır iki adım ötesinde oturduğumuz Paris’ten belki de daha az gizemi kaldı. Ve bugünkü durumda böyle bir sergi, Fransızların tamamen düşmanca olmadıklarını da göstermeye yardımcı olabilir. Dil, bazen bir engel oluyor... Fakat fotoğraflarda dile gerek yok.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious