İstanbul'a yüzen hastaneler geliyor

İstanbul'a yüzen hastaneler geliyor.14138
  • Giriş : 03.07.2008 / 18:35:00

17 Ağustos 1999 depreminin acı hatıralarının tekrarlanmaması için Kızılay, Ukrayna’dan yüzen hastaneler alıyor. Hemde çok anlamlı bir günde 17 Ağustos 2009’da…Türk Kızılay’ı Başkanı Tekin Küçükali kendini ve Kızılay’ı anlatıy

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Türk Kızılayı Başkanı Tekin Küçükali 2003 yılında göreve geldi ve birçok değişikliğe imza attı. 1945 Ağrı doğumlu Küçükali aslen Trabzonlu. Sürmeli’de büyümüş. 3 çocuklu bir ailenin en büyüğü. Annesi onu tarlada doğurmuş. Babasını hatırlayamayacak kadar küçükken kaybetmiş. Sürmeli’de büyüyen, milliyetçi yönü ağır basan Küçükali, Kızılay’ın son projelerini anlattı.

Nasıl bir ailede büyüdünüz?

Aile büyüklerimiz iş nedeniyle Ağrı’ya gitmişler, orada doğdum ama Sürmeli’de büyüdüm. Zorluklarla geçen bir çocukluktu. Hep çalıştım.

Nerelerde çalıştınız?
Tatillerde hep çalıştık. Bizim oralarda maden suyu vardı. Şişelere koyar kapak olarak da şişeleri mantarla kapar satardık. Öğleden sonraları da ayakkabı boyardım. Kazandıklarımı neneme verirdim. O toplar, bizim eğitimimiz için harcardı.

200 kamyon eşya yaktım

Türk Kızılayı Başkanlığı’nı yapıyorsunuz 2003’ten beri. Siz göreve geldiğinizde eleştiri okları Kızılay’ın üzerindeydi. Ne eksikleri vardı Kızılay’ın görevi aldığınızda?

1999 depremi etkileri söz konusuydu. Eksikler vardı ama ben şimdi geçmiş dönemle ilgili bir değerlendirme yapmak istemem.

Çadırlar çürüktü, battaniyeler delik deşikti. Yılların Kızılay’ı aslında hazırlıksızdı Türkiye’nin başına gelen afete...

Doğru. Göreve geldiğimde 200 kamyon eşya yaktım.

Neydi bunlar, çöp müydü?

Çöp diyebiliriz. Depolarda asla işe yaramayacak malzemeler. Zaman zaman eksik yönetimler olur. Şöyle söyleyeyim; ben ülkelerin geri kalmışlığına inanmam, iyi yönetilmediğine inanırım. Örneğin Japonya. Bir de yaptığınız işi seveceksiniz. Ben bunu yaptım. Modern bir yapı kurdum.

Modern derken ne demek istiyorsunuz?

Dünyadaki gelişmelerin gerisinde olamaz bir yardım kurumu. Geldiğimde koskoca Kızılay’da 5 bilgisayar vardı. Şimdi, 5 bin kişi çalışıyor. Her şey bilgisayarlarda kayıtlı. Şu anda depolarımıza her şey barkodla giriyor ve çıkıyor. Ben hangi depomda ne var, nereye gitti oturduğum yerde görüyorum.

Kızılay’ın en önemli faaliyet alanı kan merkezi olması. Türkiye’de kan bulmak zor ve güvenilirlik konusunda sorun var. Bu konuda ne yapıyorsunuz?

Dünyaya örnek bir projeyle geliyoruz. 2010 bizim için milat. Afete müdahale konusunda ilk 5’teyiz. Bizim ızdırabımız bu konu, kan. Bunu çözeceğiz. Komisyonculuk yapanları, mafyayı bu işte durduracağız. Bunun maliyeti de büyük. Biz ’kan ver hayat kurtar’ diyor, kan bağışı topluyoruz. İnsanımızın davranış değişikliğini öncelikle ortaya koymamız lazım.

Milat 2010 olacak

Ne kadar kana ihtiyaç var Türkiye’de?

Yılda 1.5 milyon ünite kana ihtiyaç var. Kanın ömrü 40 gün. Taze plasmayı eksi 40’da muhafaza ederseniz 5 yıl ömrü. Kan ürünleri fabrikasına ihtiyaç var. TSK’nın TÜRKTIPSAN diye bir kuruluşu var. Birlikte çok büyük bir proje yapıyoruz. 2010’da her şey değişecek. ’Kanımızın eksikliği kanımıza dokunuyor’ dedik, büyük kampanya yaptık. Çok bağış aldık.

İnsanlar kan vermekten korkuyor, başta bu var değil mi?

Evet. Biz, ’1 milyon iyi insan arıyoruz’ diye kampanya yaptık. Türkiye’nin genelinde el birliği var bu konularda. 18-65 yaş arası, sağlıklı insanlar kan verebilir. Bazı insanlar kan vermekten korkuyor. Kanın yerine gelmesi zor sanıyorlar. Eğer kanınızı 4 ayda bir defa vermezseniz alyuvarlar kendi kendini yok ediyor. Siz çöpe atacağınız kanı birisine şifa diye veriyorsunuz.

TÜRKTIPSAN ile nasıl bir proje yapıyorsunuz?

İlaç sanayinde kullanılan kan ürünleri alınıyor. Bunlar yurtdışından alınmasın diye TSK ile ortak projemiz var. İlaç sanayi bir yılda 1 milyar dolar veriyor, bunun önüne geçeceğiz. Türk Cumhuriyetleri’yle, Balkan ülkeleriyle ve Ortadoğu ülkeleriyle de imzaladık. Kan ürünleri yapacağız. Çevremizdeki ülkelere de vereceğiz. Bu fabrikayı kurduğumuzda hammaddesi plasma. Bunun için diğer ülkeleri buraya çekmemiz geliyor. Onlardan hammadde alacağız, ürünleri onlara da satacağız.

Türkiye’de olası bir depreme artık hazır mısınız?

Bizimle ilgili yanlış algılama var. Afet olur olmaz devreye arama kurtarma ekipleri girer. Biz ancak 72 saat sonra devreye girebiliriz. Ama vatandaşımız Kızılay’ı istiyor. Biz bu nedenle ekipler kurduk, özel eğitim verdik bu ekiplere. 3 saat içinde müdahaleye hazırız. 250 bin barınma ve beslenme imkanı var.

Yüzen hastane hep çalışacak

Çadırlar ne durumda?

Çadırın bir ötesini yapmaya çalışıyoruz. 4 kişilik, insanların mahremi olan, ranzalı, çadıra göre soğuktan ve sıcaktan yüzde 100 daha korumalı bir malzeme bulundu. Çadır yarım saatte kuruluyor. Bu 10 dakikada kurulacak. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı ile ortak çalışıyoruz. Bir hayalim vardı, Büyükşehir Belediyesi bu hayalimi gerçekleştirmemiz için kolları sıvadı. Yüzen hastane alıyoruz.

Nasıl bir hastane bu?

3 Temmuz’da Ukrayna’ya gidiyoruz. Benim bir hayalimdi. Ulaştırma Bakanlığı ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi katıldı projemize. Yüzen hastane alıyoruz İstanbul’a. Bir afette en sağlıklı deniz ulaşımı olacak. Ukrayna’da altı saç değil beton olan, motoru olmayan her yere çekilerek götürülen yüzen oteller yapılıyor. Biz bunu hastane olarak planladık. Bu projeye İstanbul Büyükşehir Belediyesi sahip çıktı, ’Bir değil iki tane yapalım’ dendi. 18 metre eni, 180 metre boyu olan hazır bir yüzen platform var, ilk etapta onu hastane yapacağız.

Her şey olacak mı hastanede?

5 ameliyathane, içine ambulans giren, helikopter inen bir hastane yapacağız. Normal günlerde de, olağanüstü durumlarda da kullanılacak. Bir hastanede ne varsa hepsi var. Galoş odası bile var. Ayrıca uydu bağlantılı koordinasyon merkezi de planlandı. 3 Temmuz’da gidiyoruz Ukrayna’ya, 1999 depreminin yıldönümüne denk gelen 17 Ağustos 2009’da da bu iki yüzen hastaneyi İstanbul’a getirmeyi planladık.

Sri Lanka’da kimse Budist tapınağını onarmıyordu biz gittik yaptık

Kızılay toplam kaç kişiye ulaşıyor?

Afetle olunca çok farklı. Afet olmazsa her yıl bir milyon kişiye ulaşıyoruz.

Uluslararası çalışmalar da gündeminizde önemli bir yer tutuyor...

Son olarak tsunami felaketinde Türk Kızılay’ı başarılı çalışmalar yaptı. Tsunami felaketi asrın felaketi, 240 bin insan öldü. Bir bu konuda bir numarayız. Çok iddialıyım bu konuda. Din, dil ayrımı yapmadan yardım yaptık.

Hangi açıdan bir numarayız diyorsunuz?

Öncelikle hızlı hareket ettik, ellerini tutup yalnız değilsiniz dedik. Açeh’de 1453 konutu yaptık ve teslim ettik. Biz o kalitede evler yaptık ve bu evlerin tam giriş kısmına da ay yıldızlı bayrağımızı kazıdık. 4 tane okul yaptık, en büyük okula da Atatürk Lisesi adını verdik. Orada Osmanlı mezarlığı var. O mezarlığı yeniden yaptık.

Din ayrımı yapmadık dediniz...

Evet. Sri Lanka’da Budistler var, orada da 453 konut yaptık. Bunu da ormanın içerisine yaptık. Budistler bize, “Kimse bizim tapınaklarımızı yapmıyor, siz yapar mısınız?” dedi. Budistlere bir köyün içinde tapınak yaptık, kendi cumhurbaşkanları geldi, merasimle açtık. Bu köyün adı da Midigama Türk Köyü. Orada nüfusun yüzde 13’ü Müslüman, geri kalan Budist. Tarihlerinde ilk kez Müslümanlar’la Budistler yan yana gelip ayin yaptılar.

Pakistan’a da büyük yardım toplandı Türkiye’den. Orada ne yaptınız?

Pakistan’a da dünyada ilk giden ekip biziz. 1 yıl boyunca 11 bin çadır kurduk, 100 bin insana baktık.

Bunların tümü bağışlarla yapıldı...

Evet. Biz 18 milyon dolar, başbakanlık ise 22 milyon dolar topladı. Bunlar tsunami için. Pakistan’a da 80 milyon dolarlık yardım yaptık.

EN ZOR GÜNÜM

Ortağı çok iyi seçmek lazım

1969 yılında gazoz imalatı işi yapıyordum. Ortağım vardı. Ortak da şişe yapıyor ve satıyordu gazozları. İşten çıkmak istedi. Gazozları bana geri gönderdi. Dağ taş gazoz oldu. Ya bana sat ya ben sana satayım ya da birine satalım dedim. Yanaşmadı. Çok sinirlendim. Bir kaynakçı getirdim, gazoz kazanını ortadan ikiye böldürdüm, keserle de şişeleri ortadan kestirdim. İş tamamen koptu, çok zarar ettim. Bana ders oldu. Ortağı iyi seçmek lazım

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious