İstanbul'u akbille dolaşan bankacı

  • Giriş : 05.03.2006 / 00:00:00

BNP Paribas'ın yüzde 50'sine ortak olduğu TEB'in Fransız Yönetim Kurulu Üyesi Alain Bailly, "İstanbul'u eşimle karış karış geziyoruz.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Fransız bankacı Alain Bailly... İstanbul'da yaşayanlar bu sıra dışı bankacıyı hafta sonları otobüste, caddelerde ya da sur dibindeki bahçelerde görebilir. Çünkü O, hafta içi BNP Paribas'ın yüzde 50'sine ortak olduğu Türk Ekonomi Bankası'nda (TEB) yönetim kurulu üyeliği yapıyor; hafta sonlarında ise İstanbul'u karış karış geziyor. Aşağıda, hem Türkiye'de bankacılık yapmaya başlayan Fransızlar'ın ne umduklarını ve ne bulduklarını, hem de Bailly'nin Türkiye'ye ilişkin düşüncelerini okuyacaksınız...

* BNP Paribas, TEB'e ortak olup, sizi de Fransız tarafının temsilcisi olarak İstanbul'a atadığında ilk tepkiniz ne oldu? Ne de olsa, hiç bilmediğiniz bir ülkeye geliyordunuz... Daha önce İstanbul'a hiç gelmemiş olmak gerçekten üzücüydü. İlk duyduğumda en azından sırf bu sebepten çok heyecanlandım. İkinci olarak, BNP Paribas olarak ilk kez biz bir ortak ile birlikte bankacılık yapacaktık. BNP Paribas hangi ülkeye giderse gitsin, yüzde 100 kendi sahibi olduğu bankacılık operasyonuna sahipti. Bu yüzden yüzde 50-50 ortaklık çok özel bir durum ve yeni tecrübeydi.

* İstanbul'da yaşamak nasıl bir duygu? İstanbul büyülü bir kent. Eşimle birlikte her hafta sonu farklı bir köşesini keşfetmek için yürüyoruz. İnsanların arasına karışıyoruz. Arabam ve şoförüm var ama otobüse binmekten keyif alıyoruz. Akbil bile aldım yani! Eşimle düşündük. İstanbul'u tam gezebilmemiz için 200 hafta sonuna ihtiyacımız var. Sadece üç hafta sonunu Yedikule'de geçirdik.

İLK YIL MÜKEMMEL OLDU

* Niye üç hafta sonu Yedikule? Çok mu güzel orası? Yedikule surlarının dibinde, organik sebze yetiştiriyorlar. İhtiyacımız olan sebzeleri satın alıyoruz. Yedikule çok özel bir yer. İstanbulguide. net rehberimiz. Gerçekten ne söylüyorsa doğru çıkıyor. Bir turist gibi değil, İstanbul'un yerlisi gibi dolaşıyoruz.

* BNP Paribas nasıl oldu da böylesi radikal bir karar aldı ve yarı yarıya ortaklığa evet dedi? Çünkü Türkiye'de olmayı çok istedik. Çok doğru bir zaman olduğunu düşünüyorduk. Eğer Türkiye'de bankacılık yapacaksak bunu TEB'le yapmamız gerektiğini anladık. TEB gerçekten çok iyi bir isme sahip. İki banka birbiriyle çok uyumluydu. Ayrıca TEB'in patronu Hasan Çolakoğlu, daha görüşmelerin en başında bir noktayı kesin olarak söyledi. "Ya yüzde 50-50 ortaklık ya da hiçbir şey" dedi.

* Bir yılın ardından Fransızlar bu ortaklığın sonuçları için ne düşünüyor? Bir yıl önce TEB ortaklığının iyi bir hareket olduğunu düşünüyorduk. Oysa şu anda mükemmel olduğunu gördük. Nedenini söyleyeyim. Bu bir hayır işi değil. Alacağımız sonuçlar önemliydi yani. Ve bu ortaklığın bir yılının sonunda ne kadar başarılı olduğumuzu rakamlar söyledi aslında. Kâr ikiye katlandı ve bu bizim beklentimizin çok üzerindeydi.

* Başkanınızın reaksiyonu ne oldu? Sürpriz değildi tabii. Çünkü başkanımız Haziran 2005'te İstanbul'a geldi ve üç gün geçirdi. Bu ortaklığın çok iyi olduğunu söylüyordu. Ama tabii sonuçlar beklentilerimizin çok üzerinde oldu. Bilirsiniz, bazı göstergeler elle tutulabilir ama bazıları tutulamaz. İki kültürün uyumu, yönetimin kalitesi de bu başarının altında yatan önemli sebeplerdendi. Biliyor musunuz, aslında ben İstanbul'a gelirken, icranın başına geçmekle görevlendirilmiştim. Hafta bile değil, geldikten birkaç gün sonra BNP Paribas'a bir rapor yazdım. Dedim ki, 'Biz TEB'in iyi bir banka, yönetimin de iyi olacağını beklemiştik. Ama ben şu anda TEB'deki durumun düşündüğümüzden de daha iyi olduğunu hissediyorum. Yeni bir yönetime geçmemeli, bankayı yönetenlerin yönetmeye devam etmesine izin vermeli ve bana da yeni bir pozisyon bulmalıyız. Yoksa yazık olur".

* Yani gönüllü olarak, en tepe pozisyondan vazgeçtiniz öyle mi? Niye zaten çok iyi olduğuna inandığınız bir şeyi değiştiresiniz ki? Bu çok anlamsız olurdu. Biliyorsunuz sonra yeni bankacılık yasasıyla şart olan, Denetleme Komitesinin Başkanlığı görevini aldım. Yani, CEO Varol Civil işi yapıyor, ben de riskleri denetliyorum. Şu anda çok güzel bir dengeyi yakaladık. Varol Civil'le çok iyi çalışıyoruz. BNP Paribas, 100 binin üzerindeki çalışanıyla çok büyük bir yapıya sahip. Tabii ben trafiği yönetiyorum.

yönetiyorum. Böyle bir yapı içinde bir iş yapılırken, kimin doğru adres olduğu yolunda kaybolmak mümkün. 30 yıldır bu bankada çalıştığımı düşünürseniz, dünyanın dört bir yanında çok insan tanıdığımı da tahmin edersiniz.

ORTAKLIK EVLİLİK GİBİDİR

* Siz şanslısınız. TEB'le çok hızlı bir şekilde anlaşabildiniz. Bakın Şekerbank ve Robobank'a, uzun zamandır bu ortaklık için uğraşıyorlardı, ama olmadı... Ortaklığın hem risk hem de bir meydan okuma olduğunun farkına varmalıyız. Bazen pekçok problemi ortaklık yaptıktan sonra görürsünüz. Evlilik gibi. Biliyorsunuz, kimisi başarılı olur, kimisi başarısız. Bu sizin kötü olduğunuz anlamına da gelmez. Ama tabii bir işin olmayacağını anlaşma yapmadan önce görmek sonra görmekten daha iyi. Biz şanslıydık gerçekten. BNP Paribas'ın banka satın almak konusundaki deneyimini de tabii unutmayın. Biz TEB'le bu işin olacağını daha ilk günden biliyorduk ama. Haziran 2004'te birbirimize tamamen yabancıydık. Şubat 2005'te ortak olduk. Her şey çok hızlıydı. Bu doğal eşleşmeydi.

* Oysa siz de daha önce başka bankalarla deneme yapmıştınız, değil mi? Evet, hem de iki kez. Şu kesin: Bir şey çok hızlı ilerlemeye başlıyorsa, anlayın ki her şey yolunda ve iyi. Ama yavaşsa, çok düşünüyorsan olmuyor demektir.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious