İşte AKP'nin yerel seçim kozları!

İşte AKP'nin yerel seçim kozları!.7245
  • Giriş : 14.12.2007 / 10:06:00
  • Güncelleme : 14.12.2007 / 12:38:50

Yeni yılla, Türkiye 15 ay sürecek yeni bir siyasi maratonun içine girecek.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Konunun şu an gündem oluşturmadığına bakmayın, takvimler 2008 yılını gösterdiğinde yeni yılla birlikte Türkiye yaklaşık 15 ay sürecek yeni bir siyasi maratonun içine girecek. 2009 yılı Mart ayında yapılacak yerel seçimlerden bahsediyorum.

Pek yakında Türkiye hızla yerel seçim sürecine girecek. Eğer hükümet muhalefet partilerinin bu süreci toparlanamadan geçirmelerini arzu ederse, yeni anayasa tartışmalarıyla ilgili gündemin daha da gergin geçmesini ve Türkiye’nin seçim odaklı gizli gündeminin gözden kaçırılmasını da arzu edebilir. Yani en azından bir müddet daha türban tartışmalarıyla oturup kalkacağız demektir.

AK Parti’nin önümüzdeki seçimlerde gizli kozlarının ne olduğuna geçmeden önce, konunun daha net anlaşılması açısından kendi şahit olduğum çarpıcı bir örneği burada aktarmak isterim. Ardından asıl söylemek istediğim kritik noktaya temas edeceğim.

Kime ne lazım?...

Amerika’nın Boston şehrinde yaşadığım dönemde, evimin yakınındaki gölün kenarında güzel bir park vardı. Sabah sporu için tercih edilen mekanlardandı. Aynı zamanda evsizlerin de (homeless) uğrak yeriydi. Sokakları dolduran binlerce evsiz, barınabilecekleri sabit yerleri olmadığı için, dünyalık neleri varsa yanlarında gezdirdikleri poşetlerde taşıyorlardı.

Yazın sonlarına doğru Türkiye’ye döneceğim günlerde, nasıl olsa Türkiye’den yenisi alırım, hiç olmazsa onlardan birinin ihtiyacı görülsün düşüncesiyle, kabanımı sokaklarda yaşayan evsizlere bırakmak istedim.

Aylardan Ağustos’tu. Mevsim yaz olduğu için bırakacağım kaban yanlarında yük olsun da istemiyordum. Fakat gelecek kış orada olmayı düşünmediğimden başka seçeneğim yoktu. Neticede; “Bir gün kış yeniden gelecek, ihtiyacınız varsa lütfen..” şeklinde not yazdığım bir kağıdı toplu iğne ile kabana iliştirerek bir poşete koydum ve evsizlerin uğramalarına yakın bir saatte parktaki banklardan birine bıraktım.

Ertesi gün sabah sporu için parka gittiğimde ne göreyim. Kaban gayet düzgünce katlanmış şekilde bıraktığım yerde duruyor. Sadece poşeti alınmış. Üzerine not yazdığım kağıt dikkatimi çekti. Ters çevrilmiş ve üzerine bir şeyler yazılarak yeniden kabana iliştirilmişti. Üzerinde; “Evet kış yeniden gelecek. Ama bana şimdi yazlık lazım...” yazıyordu. Çok şaşırdım tabi ki…

O gün şunu fark ettim. Farklı sosyal kesimlerle etkin iletişim, herkese ihtiyaç duyduğu dilden ve pencereden hitap etmektir. Öncelikleri belirlemektir. Kısacası, günü ancak kurtarabilen insanlara sunduğunuz imkanlar o günkü ihtiyaçlarını pratikte karşılamıyorsa, gelecekte ona işe yarar olmasının çok fazla bir anlamı yoktur. Üstelik yanında taşıma eziyetine katlanacağı için ona yüktür. Yaşadığım bu örnek, daha sonra kaleme aldığım seçmen davranışlarıyla ilgili bir çok kitabımda bana ilham kaynağı oldu. Genel mesajlarla seçmene yönelik iletilerin kaybolmasının değil, herkese anladığı dilden hitap etmenin gereğine daha kuvvetle inandım.

Başbakan Erdoğan seçmenin şifresini çözdü…

Yazının başına da ifade ettiğimiz gibi, milletvekilleri uzun zamandır yoğun bir mesai içindeler. 2008 bütçesiyle ilgili görüşmelerde sona yaklaşıldı. AK Parti’nin önümüzdeki seçimlere yönelik muhtemel seçim kozlarından bazılarının ayrıntılarına aslında bu bütçe içerisindeki bazı verilerden ulaşmak da mümkün.

Ekonomik analizlerindeki isabetle dikkatleri çeken isimlerden biri olan Güngör Uras, bütçe tartışmalarını politik çatışmaya dönüştürmekten hoşlanan muhalefet partilerinin AKP iktidarının bütçenin içine koyduğu ve halkın AKP'yi desteklemesine yol açan hizmetlerin ve bunlara ayrılan ödeneklerin önemini fark edemediğini söylüyor.

AKP yandaşı olmayanlar, halkın AKP'ye desteğini sadece dinin politikaya alet edilmesine, kömür ve erzak yardımına bağlarlar. Halkın AKP'yi desteğini anlayabilmek için AKP hükümetlerinin hazırladığı ve uyguladığı bütçelerin alt kalemlerine bakmanın bazı ipuçları verdiğini söylüyor. AKP iktidarı her bütçede halkın doğrudan fark edeceği harcamalara önem veriyor.

Malum, halkın yüzde 60-65’inin aylık geliri 700 milyonun altında. AK Parti, bütçedeki kısıtlı imkânlarla, ülkedeki düşük gelir grubundaki çoğunluğu mutlu edecek harcamalar yapıyor. Mesela yeni bütçede ücretsiz kömür yardımı için 232 milyon YTL, özürlüler için 696 milyon YTL, okullarda ücretsiz yemek için 167 milyon YTL, kitap yardımı için 290 milyon YTL ayrıldığını, üniversite öğrencilerine ayda 150 milyon YTL kimsesiz çocuklar için 294 milyon YTL, çocuklarına bakamayan aileler için 51 milyon YTL, çocuk yuvaları için 95 milyon YTL kaynak ayrıldı.

Mesela seçim ekonomisi uygulamakla suçlanan AK Parti iktidarı 2007 bütçesinin ilk 9 ayında nerelere harcama yapmış. Sağlık yardımlarına 4 milyar YTL ödenirken, bunun 2.4 milyar YTL'si yeşil kartlılara gitmiş. Halk ve Ziraat bankalarının ucuz kredi vermeleri için 1.5 milyar YTL destek sağlanmış. Tarımsal destek adıyla çiftçiye 4.3 milyar YTL dağıtılmış. İhtiyacı olan fakirlere 1 milyar YTL'ye yakın yardım yapılmış. Daha da önemlisi, bütçeden mahalli idarelere 7.9 milyar YTL ödenek aktarılmış. Küçük belediyeler için geliştirilen Bel-Des, köyler için geliştirilen Köy-Des projelerine 2 milyar ödenmiş.

Güngör Uras konuyu değerlendirirken şu tespitte bulunuyor; “Bunları görmeyenler, AKP hükümetlerinin her isteyenin istediği hastaneye gidebilmesine, ilacını bedava alabilmesine imkân veren uygulamalarını, duble yol inşaatlarını değerlendiremeyenler, AKP'nin oyunu nasıl artırdığını anlayamazlar.”

Halkın gündeminden ve temel sorunlarından bihaber, siyaseten kangren olmuş tavır sergileyen müzmin muhalifler olduğu sürece, seçim kazandıklarını ancak rüyalarında görür bazı partiler. İyi de, rüyaları bile gerçekleştirmenin yolu uyanmak ve gözü açmak değil midir? Baksanıza, onu bile fark edemiyorlar.

Cumhuriyet mitingleriyle sokakları dolduran milyonlara, muhtıra çakılmasına, Anayasa Mahkemesi kararıyla Çankaya seçim sürecinin örselenmesine ve Anayasa değişikliğiyle ilgili referandum sürecinin sabote edilmesi gayretlerine rağmen, seçmenin toplum mühendislerinin geliştirmeye çalıştığı senaryoları iplememesinin reel-politik süreç açısından seçmendeki izdüşümünü görüyor musunuz…”Sen bana çalış, ben sana çalışayım” paslaşmasının siyasetteki karşılığını AKP yönetimi ve seçmen fark etti, sadece içinde halk unsuru olmayan politika üretme çabasında olan çevreler fark edemedi.

Seçim kazanma stratejisi oyunu gizli değil, göstere göstere oynanıyor da, muhalefet partileri hala kostüm derdiyle uğraşıyorlar. Atı alan çoktan Üsküdar’ı geçmiş, birçoğunun haberi yok.

Meclis kürsüsünden bütçe görüşmeleri bahanesiyle iktidara olur olmadık konularla yüklenenler ve konunun özüyle ilgisi olmayan konuşmalarla zaman harcayanlar, bütçe içine serpiştirilmiş “seçmenleri tavlama kılavuzunu” da fark edebilselerdi, iktidarın halkın yarısının oyunu almayı nasıl başardığını az da olsa anlayabilirlerdi. Vatandaşın gördüğünü 40 yıllık siyasetçilerin görememesi ne garip…

AKP’nin seçim kozlarını analiz etmeye yeri geldikçe devam edeceğiz.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious