İşte Emniyet raporuna göre Türkiye'deki terör örgütleri

İşte Emniyet raporuna göre Türkiye'deki terör örgütleri.40794
  • Giriş : 24.12.2007 / 12:14:00

Eğitim seviyeleri en düşük olan teröristler, PKK saflarında yer alıyor..

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Emniyet Genel Müdürlüğü, Türkiye'de ''aktif durumda'' 12 terör örgütünün bulunduğunu, bunlardan 4'ünün yasa dışı sol, 3'ünün bölücü, 5'inin de dini motifli örgütler olduğunu açıkladı. Emniyetin araştırmasına göre, terör örgütü PKK mensupları eğitim seviyesi en düşük kişilerden oluşuyor.

Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele Daire Başkanlığı'nın yaptığı araştırmaya göre, Türkiye'de ''aktif'' durumda olan 12 terör örgütü bulunuyor. Bunlar, Devrimci Halk Kurtuluş Partisi/Cephesi (DHKP/C), MKP (Maoist Komünist Partisi), TKP/ML - KONFERANS, Marksist Leninist Komünist Parti (MLKP) adlı yasa dışı sol örgütler, PKK/KONGRA-GEL (Kürdistan Halk Kongresi-KHK), Kürdistan Devrim Partisi (PŞK), Kürdistan Demokrat Partisi/Bakur (PDK/Bakur)adlı bölücü örgütler ile Hizbullah, Hilafet Devleti (HD), İslami Büyük Doğu Akıncılar Cephesi (İBDA/C), Tevhid-Selam (Kudüs Ordusu) ve El Kaide Terör Örgütü Türkiye Yapılanması adlı örgütlerden oluşuyor.

Emniyetin, 262 tutuklu terör örgütü PKK mensubu üzerinde yaptığı araştırmaya göre, teröristlerin yüzde 54'ü 14-25, yüzde 34'ü 26-37, yüzde 12'si ise 38-58 yaş grubunda yer alıyor. Terör örgütü PKK mensuplarının yüzde 11'i üniversite mezunu, yüzde 16'sı lise mezunu, yüzde 13'ü ortaokul mezunu, yüzde 39'u ilkokul mezunu, yüzde 12'si okur-yazar, yüzde 9'u ise okuma yazması olmayanlardan oluşuyor.

TERÖR ÖRGÜTLERİ İÇİNDE 10 YAŞINDA ÇOCUKLAR BİLE VAR...

Dini referans alan terör örgütleri mensupları üzerinde de benzer bir çalışma yapan uzmanların, dini motifli terör örgütü mensubu 200 kişinin dosyaları üzerinde yaptıkları araştırmaya göre, örgüt mensuplarının yüzde 2.5'i 10-14 yaş grubunda bulunuyor. Örgüt üyelerinin yüzde 72.5'i 15-25 arasındaki gençlerden oluşurken, yüzde 17'si 25-29, yüzde 6'sı 30-34, yüzde 2'si de 35-65 yaş aralığında yer alıyor.

Öğrenim durumlarına bakıldığında, dini motifli terör örgütü mensuplarının yüzde 22.5'inin yüksekokul mezunu, yüzde 40.5'inin lise, yüzde 14'inin ortaokul, yüzde 19'unun ilkokul mezunu, yüzde 2.5'inin okur-yazar, yüzde 1.5'inin de okuma-yazma bilmediği görülüyor.

-SOL ÖRGÜTLER-

Sol terör örgütü mensubu 826 tutuklu üzerinde yapılan araştırmaya göre ise örgüt üyelerinin yüzde 65'i 14-25, yüzde 16.8'i 25-30 yaş grubunda, yüzde 17.5'i ise 30 yaşın üzerinde bulunuyor.

Sol terör örgütü mensuplarının yüzde 20.4'ü yüksekokul mezunu ya da öğrencisi, yüzde 33.5'i lise mezunu ya da öğrencisi, yüzde 14'ü ortaokul mezunu, yüzde 29.9'u ilkokul mezunu, yüzde 1.9'u ise okuma-yazma bilmiyor.

AİLELERE ÖNEMLİ GÖREVLER DÜŞÜYOR

Yapılan araştırmalar, özellikle 14-25 yaş grubundaki lise ve üniversite çağındaki gençlerin, Türkiye'de faaliyet yürüten terör örgütlerinin en büyük hedef kitlesi olduğunu gösteriyor.

Emniyet yetkilileri, gençlerin terör batağına düşmemesi için başta ebeveynler olmak üzere yakın çevresine önemli görevler düştüğünü söylediler.

Gençlik döneminin çok kritik olduğunun altını çizen yetkililer, çocukluktan ergenliğe adım atılırken görülen fizyonomik değişikliklerin ilk zamanlarda gençleri olumsuz yönde etkilediğini ifade ettiler. Ergenlik dönemi ile gençliğe ilk adımını atan bireyin fizyonomisindeki orantısız ve karmaşık görüntünün psikolojilerini bozduğu belirtilirken, gençlerin aşırı alıngan davranmaları, başkalarına acımasızca eleştirilerde bulundukları halde, hiç eleştiriye tahammül edemedikleri, coşkulu ve hayalci olmaları, otoriteden devlete varana kadar her şeyi eleştirme eğilimi taşımalarının buna en iyi örnekler olduğu kaydedildi.

Gençlerin sergiledikleri bu davranışlarıyla ana babadan otorite figürünü temsil eden öğretmen ve devlete kadar herkese bir mesaj verdiğinde hemfikir olan yetkililer, bu dönemde anne babalarla gençler arasında iletişim kopukluklarına neden olabilecek çatışmaların çıktığını bildirdiler.

Yapılan araştırmalara göre gençlerin anne babalardan en büyük şikayetinin ''adam yerine ve yetişkin yerine konulmama, anlayışsızlık, güvensizlik ve sürekli çocuk yerine konulmak'' olduğunu söyleyen yetkililer, ''Bu nedenle; bir gencin kendine değer veren, adam yerine ve yetişkin yerine koyan ortamları aramaya başladığını'' ifade ettiler.

GENÇLERİ KANDIRIYORLAR

''Satanist gruplar ve terör örgütlerinin de tam bu kavşakta gençlerin karşısına çıktığını ve onu kazanana kadar ileride bedelini fazlasıyla almak üzere sözde sevgiyi, saygıyı ve değeri gençlerin arzuladığı bir şekilde verdiklerini'' belirten terör uzmanları, örgütlerin, zihnini, kalbini ve ruhunu avuçlarını içerisine aldığı gencin örgüt dışına çıkmak istese de, çıkmasına izin vermediklerini kaydettiler.

Terör örgütleri, gençlerin aile yapısı, zaafları, arkadaşları ve ekonomik durumunu araştırarak onlara yaklaşırken, bağlantı kurdukları kişilere kendi yayın organlarını okutarak ''beyin yıkama'' faaliyetine girişiyorlar. Terör örgütleri, kazandığı militanların beyinlerini ve ruhlarını, örgütün amaçlarına göre şartlandırma faaliyetini, bu kadarla da bırakmıyor; yeni kazandığı militanlarının algılama dünyalarına da nüfuz ederek, örgütün idealleri ve amaçlarından başka herhangi bir şey düşünmelerini önlüyorlar. Sol örgütlerin örgüt içinde militanlarına hakim kıldıkları ''Devrimcinin şahsi hayatı olmaz'' yaklaşımı, buna en iyi örnek olarak gösteriliyor.

Terörle mücadele uzmanları, örgütsel kazanımın son dönemini şöyle özetliyorlar:

''Terör örgütlerinin, bir gencin psikolojik yönden beynini yıkayarak ideolojileri çerçevesinde şartlandırmalarının en önemli nedeni 'kesin inanç adamı' haline getirmektir. Nitekim, bir gencin örgüte gelene kadar ailesinden ve çevresinden aldığı kimlik ve kişilik silinerek yerine yeni bir kimlik ve kişilik kazandırılmaktadır. Biz buna 'militan kimliği ve kişiliği' diyoruz. Bir terör örgütünün militanlarını bu süreçten geçirmesindeki amaç ise, işleteceği cinayetlerin meşruiyet dayanağını o kişinin iç dünyasına yerleştirebilmektir. Bundan sonra, bir militan işlediği cinayetlerden dolayı vicdani herhangi bir sıkıntı çekmemektedir''

Anne ve babalara da tavsiyelerde bulunan emniyet yetkilileri, ''Ebeveynlerin gençlik çağındaki çocuklarını gereksiz yere yargılamamalarını, gereksiz eleştiriden kaçınmalarını, onları birer yetişkin gibi görerek bu kritik dönemde herkesten daha çok yardımcı olmalarını'' istediler.

Gençlerin terör örgütlerinin ağına düşmesinin önüne geçilmesinde medyaya da önemli görevler düştüğünü kaydeden emniyet yetkilileri, medyanın, özellikle gençliği zararlı alışkanlıklara, ideolojilere, akımlara özendirici yayınlar yapmamaları gerektiğini belirttiler.

Terör örgütlerinin medyada yer bulduğu ölçüde etkinlik kazandığını, moral bulduğunu ve sempatizanlarının örgüte bağımlılığını arttırdığını kaydeden yetkililer, haberlerin terör örgütlerinin propagandasını içermemesi ve detaylar verilerek gençleri özendirici olmaması gerektiğine dikkati çektiler.

KORUYUCU HEKİMLİKTE OLDUĞU GİBİ AYDINLATMAK...

Emniyet yetkilileri, gençleri terör örgütlerine karşı sürekli eğiterek aydınlatmak gerektiğini ifade ederek, şunları kaydettiler:

''Ülkemizde faaliyet yürüten terör örgütleri, öğrenci kesimi, işçi kesimi, kamu kesimi ve vatandaşlarımız içinde kurdukları sistemle kaybettikleri her militanının yerini yeni bir militanla besleyerek ayakta kalmaya çalışmaktadırlar.

Tıpta, bir insana hasta olmamanın yol ve yöntemlerini öğretmek amacıyla kurulmuş koruyucu hekimlik vardır. Bu noktada, terörle mücadelede de bize düşen görev, koruyucu hekimlikte olduğu gibi gençliğimize sahip çıkarak terörizm hastalığına yakalanmamanın yol ve yöntemlerini öğretmek olmalıdır.

Ancak, gençliği terör örgütlerinin tuzaklarına karşı korumak sadece güvenlik güçlerimizin vazifesi değil, ana babalardan, öğretmenlere, ilgili tüm kurumların kısaca herkesin görevidir.''

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious