İşte Marsilya maçıyla ilgili spor yazarlarının yorumları

İşte Marsilya maçıyla ilgili spor yazarlarının yorumları .23925
  • Giriş : 19.09.2007 / 10:30:00

Beşiktaş, Fransa'nın Olympique Marsilya takımıyla yaptığı karşılaşmadan 2-0 mağlup ayrıldı.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Avrupa Şampiyonlar Ligi'nde (A) Grubu'nda Beşiktaş, Fransa'nın Olympique Marsilya takımıyla yaptığı karşılaşmadan 2-0 mağlup ayrılarak grup maçlarına yenilgiyle başladı. Maçla ilgili spor yazarlarının yorumları şöyle;

EMRAH KAYALIOĞLU: BURADA DENEYİM KONUŞUR (SABAH)

Beşiktaş'ın Şampiyonlar Ligi'ndeki ilk maçı için çok uygun bir rakip vardı karşısında. 8 maçta bir galibiyet ile liginde 15. sıradaki Marsilya ciddi bir krizin içindeydi. 40 yıl sonra ilk kez evinde ilk 4 maçında kazanmamıştı. Taraftarı bile küsmüştü. Bu sezon seyirci ortalaması 55 bin 569 olan Veledrome'da dört yıl sonraki ilk Şampiyonlar Ligi maçında ciddi boşluklar vardı.

Şampiyonlar Ligi'nde deneyim çok önemli. Sahadaki 14 Beşiktaşlı'dan sadece dördü Şampiyonlar Ligi maçı yaşamıştı ve maçın kaderini bu tecrübe farkı çizdi. Uluslararası arenaya ilk kez bu sezon çıkan Hakan Arıkan'ın kornerde rüzgarı hesaplayamayışı ile, Rodriguez Şampiyonlar Ligi'nde 26'ncı, Avrupa Kupaları'nda 33'üncü maçında ilk golünü boş kaleye attı. Cisse'nin uzatmadaki golü ise Beşiktaş'ın Marsilya ile olası puan eşitliğinde sıkıntı yaratacak averaj farkını oluşturdu.

KAZIM KANAT: BÖYLE GOL YENMEZ Kİ! (SABAH)

Maç başladı... İnanılır gibi değil ama Beşiktaş, Marsilya'ya bir dakikada 3 gol pozisyonu verdi. Bu pozisyonlar gol olsa al sana yüzyılın skandalı! Beşiktaş'ın düştüğü bu komik durumun nedeni çok basitti:
1- Beşiktaş gibi büyük bir marka, 'mahalle takımı' gibi yerleşim hatası yaptı.
2- Beşiktaş gibi bir markanın oyuncuları bir topa üç kişi gitti, oyundan düştü.
3- Beşiktaş gibi bir büyük takım sahaya hücum oyuncuları ile çıktı ama oyunu kendi ceza alanı üzerinde kabullendi.
Peki Ertuğrul Sağlam neden bu komik duruma müdahale etmedi. İşte tartışılması gereken 3 nokta buydu...
1- Tek ön libero ile (Cisse) oynamak demek orta alanda ilk toplara sahip olmamak demekti. Neden iki ön libero (Cisse-Avcı) denenmedi?
2- Tek santrforla (Bobo) oynuyorsun. Olabilir. Ama ileri çıkacak ikinci golcü kim? Bunu yapması gereken Delgado, Bobo'ya gitmek yerine ondan uzaklaşarak oynadı.
3- Marsilya'nın çok adamla hücuma çıktığı anlarda, geride boşalttığı bölgeye Beşiktaş'tan hangi oyuncu sızacaktı.

TURGAY DEMİR: BEŞİKTAŞ'A YAKIŞMADI (SABAH)

Kendi liginde yaşadığı sıkıntıların çözümünü bu maçta gören Marsilya, yaklaşık 40 bin ateşli taraftarının da müthiş desteğiyle maça çok hızlı başladı. Serdar Kurtuluş, Niang'ı durdurmakta zorlanırken, Cisse de savunma hattını göbekten delmeye çalıştı.

"Kartal beraberliği kurtardı" diye düşünürken gelen gol Kartal'ı yıktı. İşin ilginç yanı Serdar Özkan bu maçtaki bütün günahlarını affettirecek pozisyonu son dakikalarda buldu ama kendisini de, hocasını da kurtaracak doğru vuruşu yapamadı. Cisse uzatmada son sözü söyledi farkı ikiye çıkardı. Beşiktaş, Şampiyonlar Ligi'ne kötü başladı. İki farklı yenilgi Beşiktaş'a yakışmadı. Dileyelim arkası iyi gelsin!.

AHMET ÇAKAR: Çanakkale GEÇİLDİ! (SABAH)

Dün geceki maçı izlediğimde gençlik yıllarıma döndüm. 1980'li yıllarda da takımlarımız dün geceki gibi oynuyorlardı. Kapanıyorlar, defans yapmaya çalışıyorlar, ofansı düşünmüyorlar ya da hücum edemiyorlardı. O yıllarda bazen bir hakem hatasına bazen de pis bir gole mağlup olup şöyle diyorduk: "Yenildik ama ezilmedik." Ama aradan çok yıllar geçti. "Türk futbolu çok iyi yerlere geldi" derken dün geceki yenilgi bizleri çok üzdü. Beşiktaş sadece savunmayı düşündü. Aslında bunda son 15-20 dakikaya kadar da başarılı oldu. Mümkün olduğunca alan bırakmadı, ikili mücadeleleri kazanmaya çalıştı, Marsilya'nın pas alışverişini kesti.

Maçın İtalyan hakemini beğenmedik. Sertliğe izin verdi. Abuk sabuk fauller çaldı ama "Beşiktaş'ın yenilgisinde rol oynadı mı?" derseniz cevap "Hayır" olur. Kimse bu yenilginin sorumlusu olarak hakemi ilan etmesin.

İLKER ATEŞ: ARKA DİREK (FOTOMAÇ)

Beşiktaş, kötü oynamadığı bir maçı kötü bir skorla kapadı. Bu Marsilya için milli piyangoda olsa olsa büyük ikramiye olur. Çok iddialı konuşmuyorum ama Marsilya'nın bu galibiyeti gruptaki ilk ve son galibiyeti olur. Beşiktaş'ın gruptan tur atlayarak çıkması bu skorla beraber bitti. Ancak Avrupa'da devam etme şansı sürüyor. Çünkü iyi Beşiktaş bu Marsilya'yı İstanbul'da en az bu maçın skoruyla yener. Yazının başlığını arka direk olarak koydum. Çünkü bize yenilen her golde bütün oklar kaleciye yönelir.

Beşiktaş, Şampiyonlar Ligi'nde Türkiye Ligi'nden daha iyi oynadı. Kendisinden daha iyi olan bir takıma yenilmedi. Rövanşı Marsilya ile yapacak ve Avrupa'da yoluna UEFA'dan devam edecek.

CENK ATILGAN: GÖZLER İNÖNÜ'DE (FOTOMAÇ)

Karşılaşma bir ara öyle bir hal aldı ki sanki Marsilya yokuş aşağı doğru atak yapıyor, Beşiktaş ise dik bir yokuşu çıkmakta zorlanan motor gücü düşük araba görüntüsü veriyordu. Ev sahibi ekibin 75'inci dakikada bulduğu gol, Kara Kartal'ı biraz olsun kendine getirdi. Delgado'nun yerine Higuain'in de oyuna girmesiyle birlikte rakip yarı sahada etkili pozisyonlar bulmaya başladı temsilcimiz.

Son bölümde adeta etten bir duvar ören Marsilya savunmasını geçmek için sağlı sollu ataklar gerçekleştiren Beşiktaş, son vuruşlardaki başarısızlık nedeniyle sonuca gidemedi. Maçın bitimine doğru tüm hatlarıyla Marsilya sahasına giden ve savunma güvenliğini elden bırakan siyah-beyazlılar, Cisse'nin +91'deki golüne engel olamadı ve en azından 1 puan umuduyla gittiği Fransa'dan eli boş döndü. Yapacak bir şey yok, dünyanın sonu da değil... Ama Beşiktaş, Şampiyonlar Ligi'nde devam etmek istiyorsa evinde üst üste oynayacağı Porto ve Liverpool maçlarında en azından 4 puanı hanesine yazdırmak zorunda.. Aksi halde UEFA bile zora girer. Gözler artık İnönü'de...

İSMAİL ER: TECRÜBE GEREKLİ (HÜRRİYET)

TEKNİK Direktörü kovulma aşamasında, futbolcularda moral yok, bitmiş Marsilya karşısında Beşiktaş mağlup oluyorsa suçlu ayağa kalkmalı.

Büyük hedefler büyük futbolcularla yakalanır. Şampiyonlar Ligi'nin belki de en zayıf halkası olan Marsilya karşısında gol pozisyonuna giremeyip futboldan uzak bir performans sergilenmesinin tek sorumlusu, Başkan Yıldırım Demirören ve yönetimine milyon dolarlar harcatıp isimsiz yabancılar aldıran Sağlam'dır. Giden Türkiye'nin, Beşiktaş'ın dolarları, yazıktır, günahtır. İyi çocuktur diyenler, bilgili, tecrübeli olup olmadığını düşünmeden desteklenmesini istedikleri Ertuğrul Sağlam'ın sezon başı transferde en yüksek para harcattıran teknik adam olarak kulüp tarihe geçeceğini unutmamalı. Geçen yıllarda Sergen'in gönderilmesi ve ona alternatif alınması için çırpınan yöneticiler, dün sahada Delgado'yu gördüler mi? Ben görmedim! Pardon 76'ncı dakikada terlemeyen forması ile sahadan çıkıyordu. Tıpkı diğer yabancı oyuncular gibi.

Beşiktaş Kulübü Başkanı Demirören maddi ve manevi her türlü desteği verdiği Sağlam'ı takımın patronu olarak uyarmalı.

KORKUT GÖZE: HAKEMİ SEVMEDİM (HÜRRİYET)

BEŞİKTAŞ, sert ve biraz da sakatlamaya oynayan hırçın bir takım buldu karşısında. İlk 45 dakikada Serdar Kurtuluş ve Ricardinho'nun ayağını eline veren Fransızların niyeti belliydi...

Alan daraltarak Beşiktaş'ı baskı ile bozacak. Tekme ile sindirecek ve sonuca gidecek!

KAFAMDA çözemediğim bir niyetin muhasebesini yaptım. Beşiktaş'ın amacı neydi? Tek puan mı, yoksa bir galibiyet mi?

Ancak, adamları gördükten ve tekmelerin acısını adeta kendi bacaklarımda hisettikten sonra, tek puanın en akılcı yol olabileceği duygusuna kapıldım.

Herhalde maçı izleyenler de benimle aynı hisleri paylaşmıştır.Hele, Tello'nun bacağına acımasızca basan 5 numaralı Faty'nin hareketini gördükten sonra...

Peki, İtalyan hakem bu cinayet işlenirken neredeydi. Üstelik 5 numaralı Fransız'ın ilk yarıdan bir sarı kartı yok muydu?

Bana göre, Marsilya golüne kadar Beşiktaş'ın en iyisi kaleci Hakan'dı. Ama yediği golde suçu büyüktü.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious