İşte yer altından gelen seslerin nedeni

İşte yer altından gelen seslerin nedeni.12378
  • Giriş : 05.04.2009 / 15:37:00

Tarih, vatan savunmasında yaşanan pekçok ilginç olaylara şahit olmuştur. Özellikle Çanakkale'de yaşananların çok ayrı yeri vardır...

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:



Ben Rıza Dedemin dördüncü göbekten torunuyum.

Hanımı dördüncü çocuğunu dünyaya getirirken vefat etmiş. Hanımı vefat ederken en büyük çocuğu on iki yaşında, en küçüğü ise bir haftalık bebekmiş.

Savaş ve kıtlık Osmanlı'yı kasıp kavurduğu dönem köyümüz de bu fakirlikten nasibini almış. Herkes çaresizlik içindeymiş.

Çuvalda un, fıçıda yağ, keletede bulgur yokmuş. Ahırda ineklerin yiyeceği saman ve yem yokmuş.

Ülke gibi Gecek köyü de perişanmış. Bütün bu olumsuzluklar içinde hanımını da kaybedip dört çocuğu ile kalıveren Rıza dedem çaresiz kalmış; zira çocuklarına hem baba hem de anne olmak zorundaymış.

Bir gün köye gelen jandarma Rıza dedemi bularak eline bir pusula uzatmış.dedemin rengi atmış. Vatan için ölüme davetiye çıkmışken gidemem denir mi? Vatan tehlikede, Kur'an tehlikede, namus tehlikede; gidemem demek olur muydu hiç.

Daha öncekiler de gitmişlerdi ve dönmemişlerdi.

Şimdi sıra ondaydı.

Köy halkı yeni askerleri köyden yolcu etmek için meydana toplanmışlar.

Asker çağındaki bütün erkekler cephede olduğu için meydandaki erkeklerin en genci elli yaşındaymış. Genç, ihtiyar kucaklarında çocuklarıyla yiğitlerinden haber bekleyen anneler…

Bir yiğidi daha şahadet yoluna uğurlamak üzere toplanmıştır. Dualar yapılır, aminler dilenir, gözyaşları akıtılır. Şehit adayı Rıza dede de uğurlanır.

Uğurlanmadan önce köyün ihtiyarlarından nur yüzlü mübarek imam, Rıza dedemin kulağına eğilerek:

- Molla Rıza, dört tane çocuğu kime bıraktın, deyince dedem titrek sesiyle ancak:

- Allah'a diyebilmiş.

Başka kime bırakabilirdi ki? O'ndan daha emin kim olabilirdi ki?

Gözlerde yaş, dudaklarda titremeyle dedem, arkasına bakmadan gözden kaybolup gitmiş. Gidiş o gidiştir. Dönmez bir daha köyüne. O da öncekiler gibi toprağın bağrına düşmüş, şehit olmuştur.

Ömer dedem, kalan dört çocuktan birisi. Dört kardeşin çektiği çileleri ağlayarak anlatırdı. Çocukluğuma rağmen anlatılanları dinlerken dayanamaz ağlardım. Onlara, şehit Rıza dedemin kız kardeşi Ümmühan hala annelik yapmış.

Bu sebeple çocukluğumdan beri ne zaman “Çanakkale” dense boğazıma bir şeyler düğümlenir. Kolay değil dedemle birlikte iki yüz elli bin vatan evladı toprağın bağrına düşmüş. On beş yaşındaki tüyü bitmemiş bahadırla, elli yaşındaki bahadırın mezarı yan yana duruyor. Tarihte eşi görülmemiş bir destan…

Bir gün, Yalova İmam Hatip Lisesi öğrencileriyle öğretmenleri Çanakkale'ye gezi yapacaklarını söyleyerek benim de katılmamı istediler, bu bulunmaz fırsatı değerlendirmek istedim.

Çanakkale'ye gidip, binlerce şehidimizin izine düşüp, gül kokularını arayacaktım. Rabbim bana büyük bir nimet bahşetmişti.

Gün geldi yola çıktık, yollar uzadıkça uzuyordu. Sonuçta Çanakkale'ye varıp feribot saatini beklemeye başladık. Feribot hareket etmişti, artık yol alıyorduk.

Feribotta Çanakkale Merkez Ortaokulu öğrencileri de vardı. Öğretmenlerinin onları karşıya pikniğe götürdüğünü öğrendik. Öğretmenleriyle tanıştık.

Hal hatır sorduktan sonra o yörenin insanı oldukları için kendilerinden savaş bölgesi hakkında bilgi istedik. Öğretmenlerden biri bilgi verirken sözünün bir yerinde rengi değişti. Anlattığı şeyler bizi de dünyamızdan başka diyarlara alıp götürmüştü. Tek başıma olsam rüya derdim, ama yanımda Selahaddin Güven Bey de anlatılanlara şahit olmuştu.

Öğretmen arkadaş, bazı kutsal gecelerde savaş bölgesinde yerin altından acı acı iniltiler geldiğini ve yöre halkının da o iniltileri hep duyduğunu söyledi.

Mübarek dedeciğim, seksen yıl olmuş, toprağın bağrına düşeli; bu inilti, bu figan nedendir. Niçin inleyip ağlıyorsun. Biliyorum canlarınızı vererek bıraktığınız emanete sahip çıkamadık.

Ne olur dedeciğim mahşerde yakamdan tutup da Rabbime benden şikâyette bulunma. Ben perişan halimle gelecek o günlerin korku ve endişesi işe zaten bizarım. Sen ölüme “Allahuekber!” diyerek koştun; ben ise ölümden konuşturmaz oldum.

www.hayatifarket.com

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*