İşte Zinedine Zidane

İşte Zinedine Zidane.11562
  • Giriş : 20.07.2006 / 00:00:00

Zinedine Zidane, göçmen bir ailenin çocuğuydu

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


O başarısını iyi bir aile babası ve Müslüman olmasına bağlıyor. 'Bir gece saat 3'te aniden uyandım ve biriyle konuştum. Bu sesin tavsiyelerini uygulamak zorundaydım." diyor Zidane. "Bu açıklamamdan çok şeyler çıkarıp yanlış yorumlanmasını istemiyorum. O gece olanlar fazlasıyla mistik ve beni bile bazen ürkütüyor." diye ekliyor. "Olanlardan kimseye söz etmedim. Ne eşime, ne başkasına… Bu mistik uyarıcının ayrıntılarını istemeyin; yemin ediyorum son nefesime kadar anlatmayacağım, bu çok ağır."

Zinedine Zidane bir gece kulağına fısıldayan mistik sese kulak verip tekrar Fransa Millî Takımı'na dönmekle belki de hayatının en güzel kararlarından birini veriyordu. Zira bu karar onun meşin yuvarlak peşindeki son maçını bir Dünya Kupası finaliyle noktalamasına zemin hazırladı. Evet, Zidane futbola Fransa-İtalya Dünya Kupası finaliyle veda etti. Yeryüzünde kaç futbolcuya bu nasip olur ki? Bundan böyle futbolseverler stadyumlara daha bir buruk ve daha bir hüzünlü gidecek.

Onu diğerlerinden farklı kılan özel yeteneklerinin yanı sıra kolektif oyuna olan uyumuydu. Sahada özgürce hareket ediyor, kadife yumuşaklığındaki bilek hareketleriyle kendisini izleyenlere keyif veriyordu. Fransa gibi aşırı sağcıların bol olduğu bir ülkede göçmenliğin ağır şartlarını da yaşayan, buna rağmen yılmayarak Futbol hayatını taçlandırmayı başaran bir futbolcuydu o. Zira babası İsmail onu "Sen göçmensin, herkesten iki kat daha fazla çalışmak zorundasın ve yılgınlığa düşmemelisin." diyerek atmıştı hayatın kucağına.

Zidane'ın ailesi 1960'larda göç eder Cezayir'den Fransa'nın Marsilya kentindeki küçük La Cestellano kasabasına. Aile çok sıkıntı çeker. İsmail Bey bir ambarcıda çalışır ilk yıllar. 1972'de dünyaya gelen Zidane ise her çocuk gibi çabuk kapılır Futbol topunun büyüsüne. O da birçok çocuk gibi yoksul evlerinin lambalarını kırar sıkça. Futbola ise La Cestellano yakınlarındaki Saint Henri kulübünde başlar: "Saint Henri mahallemizin takımıydı. Takımın antrenörleri gönüllülerden oluşuyordu ve hepsi futbola tutku derecesinde bağlıydı." Ardından Septemes takımının antrenörü Robort Centenero onu transfer eder. 10 yaşından 14'üne kadar Septemes Sport Olympiques'te oynar. 1986'da Alain Lepeu'nün antrenörlüğünü yaptığı takımda büyükler kategorisinde yer alır. Yılsonunda üç gün için Aix-en Provence'de yapılan denemelere çağrılır ve orada keşfedilir. Cannes'ın menajeri Jean Varraud'dur onu fark eden. Ancak annesi Melike (Malika) onun evden ayrılmasına karşı çıkar. Çünkü henüz kendi kendini idare edecek yaşta değildir ona göre. Cannes yöneticileri daha sonra onu bir ailenin yanına yerleştireceklerini söyler. Bu kez aileyi tanımak ister annesi. Tanıştıktan sonra da Zinedine'ın gitmesine izin verir.

İşte o günden sonra genç oyuncu başarı merdivenlerini hızlı adımlarla tırmanmaya başlar. 1986'da daha 16 yaşındayken kendisini ilk 11'de sahaya süren Cannes Teknik Direktörü Jean Fernandez'e bugün bile minnettardır: "Cannes'a bir haftalığına gittim ancak altı hafta kaldım. Bu sırada profesyonel bir futbolcu olabileceğimi fark ettim. Çünkü bütün gün profesyonel futbolcularla birlikte çalışıyordum. Eğer çok sıkı çalışır ve ciddi olursam hedefime ulaşacağıma inanıyordum."

Chirac’tan şövalye ünvanı
Real Madrid'e tüm zamanların en büyük transfer ücretine (68,6 milyon dolar) attığı imzadan sonra dönemin kulüp başkanı Florentino Perez, "Bazı oyuncular Real Madrid'de oynamak için doğar. Zidane da bunlardan biri." diyecektir. Onun transfer olduğu gün her gün ortalama 100 bin kişinin ziyaret ettiği Real Madrid'in resmî sitesini tam 800 bin kişi tıklar. Dünya borsaları bile bu transferin gölgesinde kalır. O yıllarda yıldızlarıyla Galacticos adı verilen Real Madrid'de Raul, Luis Figo, Steve Mc Manaman, Roberto Carlos, Ronaldo gibi oyuncular vardır. Juventus formasıyla iki kez Şampiyonlar Ligi finali oynayan ancak kazanamayan Zidane bu arzusuna Real Madrid'de kavuşacaktır.

Ne Maradona, ne Pele ne de Platini…
Zidane'ın idolü, 1980'lerin ünlü golcüsü Uruguaylı Enzo Francescoli'ydi. "Bana göre dünyanın en iyi oyuncusuydu." dediği Franescoli onu çok etkiler. "Odamdaki her yer onun posterleri ile doluydu ve onun formasını almak için her şeyimi vermeye hazırdım. 1996'nın Aralık ayında Japonya'daki Intercontinental Kupası'nda onun çalıştırdığı River Plate ile oynadık. Kupayı biz kazandık ve maçtan sonra Francescoli formasını bana verdi." Zidane'ın Enzo Francescoli'ye hayranlığı öyle büyüktü ki 4 çocuğundan en küçüğüne onun adını verir.

‘Kökenlerimle gurur duyuyorum’
Zidane, Futbol hayatı boyunca her zaman politikanın içine çekilmeye çalışıldı. O her fırsatta göçmen olmaktan utanmadığını, aksine bununla gurur duyduğunu dile getirdi. "Bu sayede sert olmayı, sağlam bir karaktere sahip olmayı öğrendim, ailem bana bunları öğretti. Köklerimle gurur duyuyorum." Zidane'ın yaşadığı problemlerin başında ırkçı Fransız politikacı Le Pen'in millî takımdan göçmenleri çıkartacağını söylemesi geldi. Le Pen'in yandaşlarından birinin; "Zidane'ı millî takıma bir tek sebeple alabiliriz o da babası 'harki' olduğu için demesi ortalığı karıştıracaktı. 'Harki' Cezayir ile yapılan savaşta Fransa için savaşan Cezayirlileri kastetmek için kullanılıyordu.

Fransa ile Cezayir arasında Stade de France'de Ekim 2001'de oynadıkları dostluk müsabakası ise Zidane'ın en zor maçlarından biri olacaktır. Zizou lakaplı futbolcu topu her ayağına altığında Cezayirli taraftar tarafından ıslıklanır. Maçta "Zidane-Harki" posterleri asılır. Cezayir'in özgürlüğüne kavuştuğu yıllardan beri birbirini pek sevmeyen iki tarafın maçında tansiyon yükselir. İkinci yarıda sahaya giren taraftar sebebiyle maç iptal edilir. Zidane bu maçın ardından babası ve ailesi hakkında ve politik görüşleri hakkında bir kez daha açıklama yapar. Bu sefer oldukça serttir: "Bunu sadece birkez söyleyeceğim, babam 'harki' değil. Babam Cezayirli ve ben babamla gurur duyuyorum, babam da benimle gurur duyuyor. Babam hiç bir zaman gurur duyduğu ülkesine karşı savaşmamıştır." Zidane'ın babası, Zidane futbolu bıraktıktan sonra doğup büyüdüğü La Cestellana kasabasına yerleşmeyi düşünüyor. Bu kasabada kurdukları, Zidane'ın fahri başkanlığını yaptığı ve göçmen çocukların yetiştiği Futbol takımının antrenörlüğünü Zidane'ın abisi Farid yapıyor. Zidane ve ailesinin takımında oynayan çocuklar için hayat en azından Zidane'ın yaşadıklarından daha kolay geçiyor. Takımın kalecisi Kerim, "Bize her zaman göçmen muamelesi yapılıyor ama karşımızdakine Zidane'ın takımında oynadığımızı söylediğimizde bize saygıyla bakıyorlar." diyor.

Annesinin ağzından Zidane
Çocukken Futbol oynamayı çok severdi ve camları kırmayı alışkanlık haline getirmişti. Bütün zamanını top peşinde harcar ve hiç yorulmazdı. Castellana bölgesindeki okuldan döner dönmez, çantasını fırlatır ve Futbol oynamak için arkadaşlarıyla birlikte giderdi. Onu eve geri getirmek için bazen kızmak zorunda kalırdım. Zinedine'a kasap dükkânını geçmeyi yasaklamıştım. Böylece evin penceresinden onu ve kardeşlerini izleyebiliyordum. Okulda hiçbir zaman iyi bir öğrenci olamadı. Çünkü onun tek ilgilendiği şey Futbol oynamaktı. Bir ara judoya da merak saldı ancak daha sonra futbolu judoya tercih etti. Son olarak şunu söyleyeyim. O gollerden sonra çok ünlü oldu ve artık sokakta bile yürüyemiyor. Dünya Kupası sonrası hayatı renkli bir cehenneme benziyor.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious