İstihbaratçıları da fişlemişler!

  • Giriş : 24.08.2006 / 00:00:00

Hizbullahın 6 yıl sonra çözülüp mahkemelere gönderilen hard disklerinde birçok kurum ve kişinin adı geçiyor.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Bu iddialar, Hizbullah’ın hem kendilerini hem de PKK’yı hedef alan istihbarat faaliyetleri hakkında bilgi almak için çaba harcadığını kaçırdığı kişileri bu konularda da ayrıntılı şekilde sorguladığını gösteriyor.

Hizbullah arşivinin sadece bir bölümünü oluşturan ve yeni çözülebilen bilgisayar disklerinde, bazı kişilerin bir yandan istihbarat birimleri için çalışırken bir yandan da PKK’lıları koruyup kolladıkları öne sürülüyor.

Hizbullah’ın şifreleri çözüldü-1

Bu iddia 6 Nisan 1997’de Diyarbakır’da kaçırılıp, çekyat içinde götürüldüğü bir sığınakta 5-6 ay sorgulandıktan sonra öldürülen Aziz Başak’a ait.

Polis adına çalıştığı iddiasıyla öldürülen Aziz Başak’ın cesedi Beykoz operasyonunun ardından 3 Nisan 2000’de örgüt üyesi Şeyhmuz Kınay’ın tarlasında bulundu.

Başak iddialarını Hizbullah tarafından sorgulanırken dile getirdi. Bu sorgu da örgüt tarafından arşivlendi.

AZİZ BAŞAK’IN HİZBULLAH SORGUSUNDA ANLATTIKLARI

“Muhtar H.Ö: 35 yaşlarında 1.85 boyunda. Hem MİT’çidir hem PKK’lı. Yalnız müslümanları, adi suçluları devlete bildiriyor, PKK’yı vermiyor, gerekirse saklıyor bile. PKK’lı olup da MİT’çi olan da var. R.T. 50 yaşlarında beyaz saçlı, kısa boylu yeşil gözlü. PKK’lı, HADEP mitinglerine katılıyor. Çevresi ona çok hürmet ediyor. Çok güzel bilgi getirirdi. B.Ç. hayvan pazarına gidip dilencilik yapıyor. 1995’in ikinci ayında bununla çalıştım. Şu anda MİT’çilik yapıyor, takıldığı yer ise Saraykapı. Bir kardeşi Saraykapı’da cemaat tarafından vuruldu. O yüzden müslümanları sevmiyor. Hem devlet ile çalışıyor hem de PKK’yı seviyor...”

Cami imamlarını bile fişlediler

Hizbullah kayıtlarında, Orgeneral Yaşar Büyükanıt’ın adının Şemdinli iddianamesine geçmesine neden olan ifadenin sahibi işadamı Mehmet Ali Altındağ’dan da ajan olarak söz ediliyor. Hizbullah militanı Şehmuz Kınay’ın pembeviran mezrasındaki evinin altında bulunan sığınakta 2 yıl süreyle sorgulandıktan sonra öldürülen, ancak cesedi gömüldüğü tarlada bulunamayan Haydar Kaya, Altındağ’ın istihbarat elemanı olabileceğini öne sürüyor.

Aynı iddiayı cesedi Diyarbakır Mardinkapı’daki mezarevde bulunan Dicle Üniversitesi Genel Sekreteri İbrahim Sarı da öne sürüyor.

Sarı sorgusunda ayrıca, 5 profesörün MİT’e çalıştığını, 7 profesörün ise JİTEM’e bilgi aktardığını öne sürerek, bazı kişiler hakkında da, “Atatürkçü”, “MİT üyesi”, “MHP’li”, “Menzil grubundan” şeklinde bilgiler verdiği disk çözümlerinde yer alıyor.

Hizbullah istihbaratçıyı öldürdü

İbrahim Sarı’nın dikkat çeken başka ifadeleri de, dönemin Diyarbakır İstihbarat Müdürü Hanefi Avcı’ya ilişkin. Sarı, üniversiteden bazı kişilerin telefonlarının dinlenmesi için Avcı’nın yardım istediğini anlatıyor.

İBRAHİM SARI’NIN HİZBULLAH SORGUSUNDA ANLATTIKLARI

“1990 yılıydı. Hanefi Avcı telefon etti. ‘Sizin santralde diyalog kurabileceğimiz kimse var mıdır?’ diye sordu. Nezir Usta’nın bulunduğunu, namazında niyazında biri olduğunu, yapılacak işe göre tavır koyabileceğini söyledim. ‘Bize adam lazım değil. Sizin santral ayrı bir santral olduğu için PTT’den takip edemiyoruz. Sizin oraya bir cihaz yerleştirmemiz lazım’ dedi. Bunları görüştürdüm. Şu anda Nezir Bey’le devamlı görüşüyorlar.”

Bu iddialar, Hizbullah’ın hem kendilerini hem de PKK’yı hedef alan istihbarat faaliyetleri hakkında bilgi almak için çaba harcadığını kaçırdığı kişileri bu konularda da ayrıntılı şekilde sorguladığını gösteriyor.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious