İşverenin hükümet ve işçiden beklentileri

İşverenin hükümet ve işçiden beklentileri.15549
  • Giriş : 25.01.2009 / 19:00:00
  • Güncelleme : 25.01.2009 / 18:52:58

TİSK, ekonomik krizin olumsuz etkilerinin azaltılması amacıyla hükümetten ve bir dizi talepte bulunacak.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Alınan bilgiye göre, TİSK, 28 Ocak Çarşamba günü, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, işçi ve işveren konfederasyonlarının temsil edildiği Üçlü Danışma Kurulu toplantısında, ekonomik krizin olumsuz etkilerinin azaltılması amacıyla bir dizi talebi gündeme getirecek.

Konfederasyon tarafından toplantıya yönelik hazırladığı raporda, hükümetin, işçi ve işveren kesiminin birlikte ekonomik krizin olumsuz etkilerinin azaltılması yönünde çalışmalar yapması istendi.

Kriz döneminde sosyal tarafların ortak menfaatinin işletmelerin yaşatılması, varlıklarını sürdürmesi, rekabet güçlerinin korunması, mümkünse artırılması ve istihdamın korunması olduğu ifade edilen raporda, krizin en önemli etkisinin talebin azalmasına ve iş yerlerinin zayıflamasına bağlı olarak işsizliğin artması şeklinde yaşandığı vurgulandı.

Hızla artan işsizliğe karşı ve ekonominin uluslararası rekabet gücünün artırılmasına yönelik olarak hükümetin, işveren ve işçi tarafları acilen bir araya gelerek ''İşsizlikle Mücadele Üçlü Anlaşması'' yapması gerektiği belirtilen raporda, bu çerçevede, tarafların istihdamın korunması hedefine yönelik rol ve sorumluluklarının tespit edilerek, belirlenecek tedbirlerin hayata geçirilmesine ihtiyaç olduğu kaydedildi.

Raporda, işveren ve işçi taraflarının, konfederasyonlar kanalıyla, kendi sorunlarına kendi çözüm yollarını geliştirecek ortak bir girişim başlatmasının önemi vurgulandı.

Kriz dönemlerinde istihdamı korumak için özel mevzuat düzenlemeleri yapılmasının gündeme gelmesi gerektiği savunulan raporda, bu kapsamda olağanüstü hallerde uygulanmak üzere bir ''İstihdamı Koruma Kanunu'' çıkarılmasına ihtiyaç olduğu ifade edildi. Raporda, ''Söz konusu kanun ile iş yerlerine mali yükümlülük getiren düzenlemelerin belli bir süreyle uygulanmaması sağlanmalıdır. Yine bu kanun ile işçi çıkarılmasının önüne geçilmesi amacıyla işverene iş yerinde esnek çalışma şekillerini uygulayabilme inisiyatifi tanınması imkanı getirilmelidir'' denildi.

-''KIDEM TAZMİNATI SORUNUNA ÇÖZÜM BULUNMALI''-

Raporda, işçi sendikalarının kimi ücret zammı tekliflerinin, yaşanan kriz koşulları ile bağdaşmadığı öne sürülerek, toplu iş sözleşmelerinde kriz dönemlerinin dikkate alması gerektiği görüşüne yer verildi.

Kriz dönemlerine yönelik olarak toplu iş sözleşmelerine hüküm konulmasının, işçi sendikalarınca kabul edilemez olarak değerlendirildiğine işaret edilen raporda, bu nedenle konuyla ilgili gelişme sağlanamadığı belirtildi. Raporda, bu konuda üst düzeyde ortak bir yaklaşım sağlanması ve toplu iş sözleşmelerinde iş yerlerinin varlığının gözetmesi istendi.

Kıdem tazminatının işçi ve işveren kesimleri açısından son derece önemli bir müessese olduğu vurgulanan raporda, ''Kıdem tazminatı sorununa çözüm bulunmalıdır. Bu alanda her iki tarafın da uzlaşabileceği, hem işçi kesimini tatmin edecek hem işveren üzerindeki çok önemli mali yükü hafifletebilecek makul çözüm yolu belirlenmelidir. Bu kapsamda dünyadaki kıdem tazminatı uygulamalarındaki gelişme çizgisi takip edilerek yeni bir sistemin hazırlık çalışmalarına başlanmalıdır'' görüşüne yer verildi.

-ESNEK İSTİHDAMA YÖNELİK TALEPLER-

Raporda, TİSK'in özellikle kriz dönemlerine yönelik taleplerinden bazıları şöyle sıralandı:

-Alt işverenlik müessesesinin, reel sektöre destek sağlayacak ve istihdamı arttıracak şekilde uygulanabilmesi yönünde düzenlenmesi gerekmektedir.

-Özellikle kriz dönemlerinde, istihdama önemli katkıda bulunabilecek olan ''belirli süreli iş sözleşmeleri''nin yaygın uygulanabilmesini sağlayacak düzenlemelere ihtiyaç vardır. İş Kanunu'nda belirli süreli iş sözleşmesinin ilk kez yapılması objektif nedenlerin bulunması koşuluna bağlanmıştır. Söz konusu hükmün değiştirilerek sözleşmelerin ilk kez yapılmasında objektif neden aranmamalıdır.

-Geçici iş sözleşmeleri, çok sınırlı bir uygulamaya sahiptir. Bu nedenle özellikle kriz döneminde istihdamı koruyacak bir mekanizma olarak geçici iş ilişkisinin (dönemsel çalışma ilişkisinin) kurulmasına olanak veren düzenlemelerin İş Kanunu'nda yer alması gerekmektedir.

-Siparişlerin azaldığı, talep daralmalarının yaşandığı dönemlere yönelik olarak, ''yıllık ücretli izin sürelerinin bir bölümü 10 günden az olmamak üzere en çok üçe bölünebileceğine ilişkin hüküm değiştirilmesi'', ''yıllık ücretli izinlerin dönemler itibariyle kullanılmasına ilişkin sınırlamanın kaldırılması'', ''yıllık ücretli izin süreleri konusunda çerçeve hususlar belirlenmesi'', ''kriz döneminde uygulanacak ücretsiz izin uygulamasını kabul etmeyen ve bu yüzden iş akdi feshedilen işçinin işe iade davası açmasının önüne geçilmesi'' gibi uygulamalar gerçekleştirilebilir.

-Denkleştirme süresinin belirli hallerde veya toplu iş sözleşmeleri veya sosyal taraflarca yapılacak anlaşmalarla 6 aya kadar veya 12 ayı aşmamak üzere daha uzun şekilde belirlenmesine imkan tanınmalıdır.

-Tatil dönemlerinde (cumartesi günleri de dahil olmak üzere) telafi çalışması yapılabilmesi imkanı sağlanmalıdır. Bu konudaki iki aylık sürenin bir yıla kadar çıkartılması gerekir. ''Günde 3 saatten fazla olamaz'' ifadesi yerine ''günde 11 saati aşmayacak şekilde'' ifadesinin kullanılması daha uygun olacaktır. Dini bayramların veya resmi bayramların cuma gününe rastlaması halinde cumartesi günü çalışma yapılmayacağına ilişkin yasal düzenleme değiştirilmelidir. Kriz dönemlerinde kapasite düşürülmesi, çalışma sürelerinin azaltılması halinde telafi çalışmasına imkan sağlanmalıdır.

-KISA ÇALIŞMA ÖDENEĞİ-

Raporda, ayrıca ekonomik dar boğazda bulunan iş yerlerinin kapatılmadan bu dar boğazı atlatmaları ve bu iş yerlerinin toplu işçi çıkarmanın önlenmesinde ''kısa çalışmanın'' büyük önem taşıdığı belirtildi. Raporda, kısa çalışma uygulaması ve kısa çalışma ödeneğine ilişkin şu taleplerde bulunuldu:

-Kısa çalışma uygulamasında genel ekonomik kriz ve zorlayıcı sebeplerin yanı sıra sektörel krizlerin de dikkate alınması gerekmektedir. Kısa çalışma yapılabilecek hallerin en azından ''ekonomik sebepler, zorunlu nedenler, ham madde ve enerji sağlanmasında karşılaşılan zorluklar'' şeklinde genişletilmesi, maddenin uygulanabilirliği konusunda yarar sağlayacaktır.

-Kısa çalışma ödeneğinin, kriz süresince ve her halükarda 10 ay devam etmesi gerekmektedir.

-Kısa çalışma ödeneğinden yararlanmak için yapılan başvurulara bakanlığın en geç 15 gün içinde cevap vermesi gerektiği şeklinde hüküm konulmalıdır. 15 gün içinde reddedilmediği takdirde talebin kabul edilmiş sayılacağı belirtilmelidir.

-Başvurunun bakanlıkça reddedilmesi halinde, red kararına karşı işçi-işveren kesiminin de temsil edildiği üçlü yapıda bir komisyon ya da kurula itiraz edilebilmesi mekanizması getirilmelidir.

-''Bakanlığın ülkede ekonomik kriz vardır'' açıklamasına gerek olmadan kısa çalışma ödeneğinden yararlanılmasının önü açılmalıdır.

-Kısa çalışmanın uygulandığı hallerde veya uygulanan iş yerlerinde toplu iş sözleşmesi imzalanması aşamasına kadar olan süreçte doğacak menfaat uyuşmazlıklarının Yüksek Hakem Kurulunca çözüme kavuşturulması sağlanmalı.

-Kısa çalışma ödeneğinden yararlanma koşulları kolaylaştırılmalıdır. Başvuru yapan bir iş yerindeki tüm işçilerin, işsizlik ödeneğine hak kazanıp kazanmadıklarına bakılmaksızın kısa çalışma ödeneğinden yararlandırılmalıdır.
-''PRİMİNİ AKSATMAYANA, İŞÇİ ÇIKARMAYANA İNDİRİM''-
Raporda, ayrıca sosyal güvenlik sistemi içinde Emekli Sandığı ve Bağ-Kur açıklarının işçi ve işverenin prim yükünü artırmasının önlenmesi gerektiği ifade edildi.

Kriz dönemlerinde sigorta primleriyle ilgili de düzenleme yapılabileceğine yer verilen raporda, ''Kriz öncesi son bir yıllık dönemde sosyal sigortalar primlerini aksatmadan, tam ve düzenli ödeyen işverenlere sektörel veya genel ekonomik kriz dönemlerinde, mevcut çalışan sayısında bir azalma olmaması kaydıyla, 1 veya 2 yıl süre ile işveren sosyal sigorta ve işsizlik sigortası primlerinin yarısının indirilmesi, diğer yarısının ise ertelenmesi şeklinde bir uygulamanın, gerek kayıt içinde işçi çalıştırmaya, gerekse istihdamın sürdürülebilmesine katkı sağlayabileceği düşünülmektedir'' denildi.

Kayıt dışı istihdamın, kayıtlı olmayı özendirici tedbirler uygulanarak kayıtlı ekonomiye kazandırılmasının önemine dikkat çekilen raporda, Genel Sağlık Sigortası'nın faturasının kayıtlı kesime çıkmaması ve devletin yaptığı sosyal yardımların sistematize edilmesi gerektiği kaydedildi.

Raporda, 2009'un kamuda toplu iş sözleşmelerinin yenilenme yılı olduğuna dikkat çekilerek, ''Kamu toplu iş sözleşmelerinde de bütçe dengeleri ve makroekonomik hedefler gözetilerek, bu hassas dönemde uygun bir uzlaşmaya varılmalıdır. Kamudaki toplu iş sözleşmeleri, özel kesimdeki toplu iş sözleşmesi müzakerelerini de mutlaka etkileyecektir ve bu etki olumlu yönde olmalıdır'' görüşüne yer verildi.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*