İthal gelinler ve yabancı dil

İthal gelinler ve yabancı dil.9458
  • Giriş : 20.11.2007 / 08:57:00

Türk halkının yabancı dil öğrenme serüveninin tarihçesi ve kültürü başlı başına keyifli bir inceleme konusu.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Elif Şafak yazdı..

Türk halkının yabancı dil öğrenme serüveninin tarihçesi ve kültürü başlı başına keyifli bir inceleme konusu. İşte bu serüvenden kısa kısa notlar, gözlemler.

1. Çok dilli, çok dinli, çok kültürlü bir imparatorluğun torunları olan bizler bugün de tıpkı dün olduğu gibi yabancı dil öğrenmek hususunda istekli insanlarız genellikle. Hem istekli, hem gayretli. Seviyoruz bir başka dilde kendimizi çat pat da olsa ifade edebilmeyi. Seviyoruz bilhassa Türkiye'ye gelen yabancılarla onların dilinde iletişim kurmaya çalışmayı. Girişkeniz yabancı dil konusunda. İmkânlarımız elverse, imkânlarımız elverdiğinde, muazzam bir dil öğrenme potansiyeline sahibiz.

2. Aksanlarımız da fena değil aslında. Arap, Yunanlı, İspanyol ya da Çinli birinin İngilizcesiyle bir Türk'ün İngilizcesini kıyaslayın, bana inanmıyorsanız. Belki bariz ama gayet sakin ve usuldan, kulağı tırmalamayan bir aksanımız var bizim.

3. Ne yazık ki dil öğrenme potansiyelimiz ve bu konudaki olanca girişkenliğimiz ve azmimiz daha okul sıralarında büyük ölçüde tavsamakta. Okullarımızdaki yabancı dil sistemi daha iyi olsaydı sonuç farklı olurdu şüphesiz. Yani daha az gramer, daha fazla pratik ve ifade odaklı olsaydı sistem, biz bu gayret ve azimle çok daha öte bir düzlemde konuşur olurduk İngilizceyi, Almancayı, Fransızcayı, İtalyancayı... Oysa şu anda Amerikalıların dahi bilmediği katı gramer kurallarını ezbere biliyor, ama gündelik hayatın o sıradan, o son derece pratik dilini kotaramıyoruz. İngilizcemiz "kitabi" ve teorik kalıyor hayat ve sokak karşısında.

4. Gene de yılmıyor, gayret ediyoruz yabancı dilde konuşmaya. Hem de her fırsatta. Hani öyle İngilizce bilse bile inadına turistlerle Fransızca konuşan, burnundan kıl aldırmayan Fransızlardan oldukça farklıyız bu anlamda. Az kelimeyle de olsa kendimizi anlatmaya, karşıdakini anlamaya çabalıyoruz. Çarşı pazarda bildiği bir-iki İngilizce kelimeyi haykıra haykıra müşteri arayan satıcılardan, İngilizce tekerleme söylemeye bayılan ilkokul öğrencilerine; reklamlarında yabancı kelimeler kullanan şirketlerden makalelerinde İngilizce kavramları temel alan akademisyenlere kadar toplumun hemen her kesiminde yabancı dile, bilhassa İngilizceye yönelik bir "hüsn-ü kabul" var.

5. Türkiye'de dil kurslarında muazzam bir patlama yaşanıyor. Geçtiğimiz senelerde İspanyolca, Japonca ve İtalyanca kurslarına ilgi katlanmıştı. Şimdilerde ise bambaşka bir sebepten ötürü Almanca kursları kalabalıklaştı. Zira Almanya'da göç yasası reformu yürürlüğe girdi. Yeni düzenleme hem oradaki Türkleri hem de buradan oraya gitme hazırlıkları yapanları yakından ilgilendiriyor. Bilhassa da "aile birleşimi"nden yararlanmak isteyenleri. Yani ithal gelinleri (ve az sayıda da olsa ithal damatları). Almanca bilmeden Almanya'ya gidemiyor artık ithal gelinler. Alman hükümeti Türklerin Alman toplumuna uyumunu hızlandırmak ve pekiştirmek için bu yasayı kullandığını söyleyedursun, kadınlarımızın bir kısmı aşk için Almanca öğreniyor şimdi.

6. Genel olarak yabancı dillere olan eğilimimiz illa da bir "kültürel yozlaşma" olarak görülmemeli. Hemen yargılanmamalı, damgalanmamalı. Bir ya da birden fazla yabancı dile gösterdiğimiz bu samimi ilgi ve kabiliyet bizi toplum olarak zedelemez, illa da yozlaştırmaz. Tam tersine önemli bir düşünsel ve kültürel zenginlik de katabilir. Ancak bir koşulla: Yeter ki biz Türkçeye, yani ana dilimize bundan daha fazla özen, ilgi ve saygı gösterelim. Emek ve zaman harcayalım. Kelimelerine, ritmine, gramerine, hikâyelerine, diksiyonuna emek verelim, kulak verelim. Bizim sorunumuz yabancı dillere gösterdiğimiz ilgi değil, bizzat kendi dilimize gösterdiğimiz ilgisizlik.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious