İzin verin PKK'yı 6 ayda bitirelim

İzin verin PKK'yı 6 ayda bitirelim.9955
  • Giriş : 01.12.2008 / 09:41:00
  • Güncelleme : 01.12.2008 / 09:41:16

Köy korucularının dernek başkanı, PKK'yı bitirmek için 6 aylık süre istedi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Doğu ve Güneydoğu'da terörle mücadelenin ön saflarında yer alan köy korucuları, özel hayatlarında da birçok sorunla mücadele etmek zorunda kalıyor. İçişleri Bakanlığı yetkilileri ile görüşmek ve başta geçim sıkıntısı ve özlük haklarının iyileştirilmesi olmak üzere çeşitli sorunlarına çözüm bulunmasını istemek üzere birkaç arkadaşı ile birlikte Ankara'ya gelen Köy Korucuları Hakları Koruma Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı Ali Haydar Yener, taleplerini Cihan Haber Ajansı ile de paylaştı. Sayıları 45 bini bulan korucuların yaz kış, gece gündüz demeden devletin ve bölgenin bölünmez bütünlüğü için mücadele ettiğine dikkat çeken Yener, fırsat verilmesi halinde PKK'yı 6 ayda bitirebileceklerini söyledi.

"Bizim üzerimizde kirli oyunlar oynanıyor." diyen Yener, oyunun figüranlarının ise bugün süper güçlerin kuklaları olduğunu düşünüyor. Yener, "Eğer gerçek anlamda bizlere, ülkenin bu sorunlarının çözümü için fikir ve düşüncelerine başvurulmuş olsaydı gerekeni söylerdik. Bizlere bırakılırsa PKK terör örgütü 6 ayda bitecektir. Bitmemesinin tek nedeni çıkar ilişkileridir, şirketleşmedir, ihaledir." dedi.

Korucuların sosyal haklarında geride kalan 25 yıllık süreçte iyileştirme bir yana, yarı yarıya gerileme olduğundan yakınan Yener, bu konudaki taleplerinin çok yüksek olmadığını belirtiyor. Yener ve arkadaşlarının en önemli talepleri, maaşların artırılması, emekli maaşıyla birlikte tazminat ödenmesi, giyim yardımlarına standart getirilmesi, operasyon tazminatı olarak aylık verilen 20 YTL'nin de günlüğe dönüştürülmesi.

İmralı'da yatan terörist başının yanına başka mahkumların gönderilecek olmasını üzüntü verici bulan korucular, meslekten emekli olmalarına rağmen kendilerine halen 'Geçici Köy Korucusu' denmesini de bir çelişki olarak ortaya koyuyor. Korucular bugüne kadar verdikleri bin 500 şehit ve emekli olan 13 bin korucunun geçici değil, daimi korucu olduklarının belgesi olduğunu vurguluyor.

Aktif görev yaparken 580 YTL maaş alan koruculara emekliliklerinde ise 250 ile 370 YTL arasında maaş ödendiğinden yakınan korucular, terörle mücadele verirken en azından ailelerine bakacak kadar bir gelir elde etmelerinin insani bir hak olarak görülmesini istiyor. "Yeşil karttan bu ülkeye hainlik eden, bölmeye çalışan terör yandaşı da yararlanıyor. Köy korucusuna verilen bu hak bir mükafat olarak görülmemeli" diyen korucular, çalışan insanlar olduklarını ve emeklerinin karşılığını istediklerini dile getiriyor.

Köy Korucuları Hakları Koruma Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı Ali Haydar Yener, "Bedavadan kimseden bir şey istemiyoruz. Korucularımız kırsalda, toprakta mevzilenmiş ülkesine hizmet veriyor. Bu hizmetin karşılığı 580 YTL değildir. Güvenlik şirketlerinde çalışan birinin aldığı ücret 900 YTL. Elinde silahıyla 24 saat kırsalda korucum vatan bekliyor. Vatan beklemenin mükafatı bu mudur? Ben bu hizmeti onurlu ve şerefli görüyorum. Bu hizmeti şereflendirmek lazım, onure etmek lazım. Hükümete düşen budur. Cani terör örgütü PKK'nın kuklası Abdullah Öcalan'ın, İmralı Adası'nda günlük masrafı 36 bin YTL. Aylık masrafı 1 milyon 200 bin YTL. 45 bin köy korucusuna devletin yaptığı aylık harcama ise 26 milyon YTL'yi ancak buluyor. Bölücü başının bu ülkeye faydası nedir? Biz canımızla vatan için mücadele ediyoruz. Sayın Başbakanımız ile Maliye Bakanımızın bunu düşünmesini istiyoruz. Öcalan ile koruculara yapılan masrafı bir karşılaştırsınlar. Bu vatanı sevip bedel ödemişiz. Varsa bizim gibi bu ülkede bedel ödeyen çıksın. Bunu verirken onur gurur duyuyoruz. Ecdatlarımızın emanetidir bu ülke. Onların kanlarıyla sulandı. Bizlere teslim edildi, bizler de kendimizden sonra gelenlere canımız pahasına teslim edeceğiz." dedi.

"ASKERİMİN VURULMASI, KARAKOLLARIMIN BASILMASI İHALEDİR"

Terör örgütünün ciddi bir şekilde bitmesini istemeyen güçlerin bulunduğuna dikkat çeken Yener, Doğu ve Güneydoğu halkının onurlu ve şerefli, ülkesine sahip insanlar olduğunu söyledi. Yener, huzur ve onurlarıyla topraklarında yaşamak istediklerini belirtti. Yener, şöyle konuştu: "Eğer gerçek anlamda bizlere, ülkenin bu sorunlarının çözümü için fikir ve düşüncelerine başvurulmuş olsaydı gerekeni söylerdik. Bizlere bırakılırsa PKK terör örgütü 6 ayda bitecektir. Bitmemesinin tek nedeni çıkar ilişkileridir, şirketleşmedir, ihaledir. Benim askerimin vurulması, karakollarımın basılması ihaledir. Herkesi terörle mücadelede samimiyete davet ediyorum. Herkes ciddi olsun. Ben korucu olarak işimi ciddi yapıyorsam, herkes işini ciddi olarak yapmalıdır. 2 bin tane terörist varsa da benim 1 milyon güvenlik görevlilerim vardır. Ciddi anlamda terörle mücadelede çalışmaların yapılması lazım."

Terör örgütüyle Ergenekon bağlantısına ilişkin ilginç değerlendirmelerde bulunan Başkan Yener, ülkede kanun ve yasaların dışına çıkılması halinde terör örgütü olunacağını kaydetti. Bir şey yapılacaksa kural ve yasalar doğrultusunda olması gerektiğini anlatan Yener, "Silahlı gücümü kullanırsam, bunu yasal olarak kullanırım. Bir gücüm varsa, onu yasal olarak oluşturmalıyım. Gayri yasal oluşturduğum zaman, o insan iyi niyetli de olsa kendi kişisel çıkarları için değişebiliyor. Olay farklı yönlere gidebiliyor." diye konuştu.

"GÜNEYDOĞU HALKI HERŞEYİN BİLİNCİNDE "

Terörist başı Abdullah Öcalan'ın 10 yıldır yakalanmadığını şu anda da koruma altında olduğunu savunan Yener, "Kumandadır. Son zamanlarda İmralı'ya komşu gönderme söz konusu. Canı sıkılıyor orda. Yanına birkaç kişi daha gidecek, beyinler bir araya gelecek. Biz bu hatayı yaptık, nasıl düzelteceğiz. Örgüt bitti, propaganda çürüdü. Kürt hareketi denilen bir şey yok. Kürtçülük denilen bir şey yok. Tamamen oyun. Oyunları ortaya çıktı. 'Bu oyunları nasıl değiştirebiliriz, ne yapabiliriz?' Şu an onun çalışması var. Başkada bir şey değildir." İddiasında bulundu.

"ÖZAL DAHİ BİR İNSANDI"

Güneydoğu halkının her şeyin bilincine vardığına dikkat çeken Yener, hiç kimsenin bu saatten sonra Güneydoğu halkını kandıramayacağını ve farklı yerlere çekemeyeceğini vurguladı. Rahmetli Turgut Özal'ın çok dahi bir insan olduğunu dile getiren Yener, "Özal hükümeti bu sistemi çıkarmasaydı, duyarlı, şerefli, onurlu insanlara kendini koruma imkanı sağlamasaydı; olaylar bugün çok farklı olurdu. Ortadoğu oyunu oynanmıştı, amacına ulaşmıştı. Sistemin Ortadoğu oyununun önüne geçmiştir. Oyununu bozmuştur. Güneydoğu değerlendirmelerinde samimi olalım. Olayların sorumlusunu bütün Güneydoğu halkını göstermek doğru değil. Vatanını duyarlı seven Güneydoğu halkıdır. Kendilerini bizim yerimize koyup ona göre yorumlarını, eleştirilerini yapsınlar. Ben şehit olan askerimi kucağımda taşıyorum. Beni taşıyan askerimdir, Güneydoğu halkıdır. Kandırılmış gençler, İstanbul, Ankara, İzmir'de eğitilip Güneydoğu'ya gönderiliyor. Buralarda öyle imkan yok. Bütün propaganda çalışmaları burada oluyor. Lütfen Güneydoğu'yu öne almasınlar, o zaman burada da önüne geçsinler." çağrısında bulundu.

"KÜRT DAVASI DEĞİL ERMENİ DAVASI"

22 sene köy koruculuğu yapıp emekli olduğunu anlatan Köy Korucusu Hüseyin Ulaç, Atatürk'ün emanet ettiği bu toprakları Ermenilere, düşmanlara vermeyeceğini vurguladı. Yıllardır bölgede oynanan oyunun "Kürt davası değil, Ermeni davası" olduğunu söyleyen Ulaç, "Maaşım 600 YTL idi, emeklilikte 300 YTL veriyorlar. 10 tane nüfus ile nasıl geçinebilirim? 4 tane oğlum var, çalışmak için şehir dışına gidemiyorlar. Çünkü hedefim. Emekliyim ama koruma altındayım. Mayınlı tuzak kuruldu, Allah korudu. Şerefimi, namusumu, vatanımı düşünerek bu göreve girdim, evlatlarım devam ettiriyor. Devletime rica ediyorum köy korucularını düşünsünler." çağrısında bulundu.

Bitlis Hizan Gazi ve Şehit Aileleri Yardımlaşma Derneği Başkanı Ayhan Özdemir ise 1984 yılından beri köy koruculuğu yaptığını söyledi. 1991 yılında pusu kurularak abisi ile 6 akrabasını şehit verdiğini anlatan Özdemir, 1995 yılında babasının zehirli bir iğne ile şehit edildiğini kaydetti.

Verdikleri mücadelenin bayrak, millet ve vatan için olduğuna dikkat çeken Özdemir, "Hiç kimseye minnet etmiyoruz. Bu topraklar bize aittir, gerekirse yine şehit veririz. Ama topraklarımızı kimseye emanet etmeyiz. Sadece devletimizden şehit ailelerine daha duyarlı davranmalarını istiyoruz. 30 bin kişinin katili Abdullah Öcalan'a komşu götürülüyor. Şehit ailelerinin yüreğini ne kadar incittiğinizin farkında mısınız?" diyerek duygularını dile getirdi.

Çankaya Köşkü'nde verilen iftar yemeklerine çağrılmamalarından dolayı üzgün olduklarını söyleyen Özdemir, Cumhurbaşkanı'na korucu ailelerinin şehit olup olmadığını sordu. Kız kardeşini şehit verdiğini, babasının ise haberi duyunca kalp krizinden öldüğünü kaydeden Köy Korucusu Nurettin Ödümlü de vatan ve bayrağın kendilerine teslim edildiğini bunun için canlarını feda ettiklerini ama çocuklarının evde aç kaldığını söyledi.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*