Jandarma, Mardin’de de bürokratları fişlemiş

  • Giriş : 02.04.2006 / 00:00:00

Hükümetten Genelkurmay’a, sivil toplum kuruluşlarından akademisyenlere kadar her kesimin tepkisini çeken fişleme olaylarına her geçen gün bir yenisi ekleniyor.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Belgelere göre Mardin’de aralarında eski Vali Temel Koçaklar, vali yardımcıları Ali Candan, Kemal Kızılkaya, Milli Eğitim Müdürü İbrahim Yılmaz, İl Nüfus Müdürü Ahmet Ceylan, Dargeçit Kaymakamı Tahsin Aksu, Derik Kaymakamı Cemil Kılınç, Kızıltepe Kaymakamı Recai Akyel, Mazıdağı Kaymakamı Sami Pınarakar, Nusaybin Kaymakamı Ersin Emiroğlu, Ömerli Kaymakamı Suat Seyitoğlu, Savur Kaymakamı Muzaffer Şahiner, Yeşilli Kaymakamı Ayhan Kartlı ile söz konusu ilçelerin milli eğitim ve nüfus müdürleri tek tek fişlenmiş.

Jandarma bölge komutanlığına gönderilen bilgi talebi yazısında Genelkurmay Başkanlığı’nın 29 Aralık 2005, Jandarma Genel Komutanlığı’nın 5 Nisan 2001 günkü emirleri çerçevesinde 15 Mart 2006’ya kadar istenilen bilgilerin Jandarma Genel Komutanlığı’na gönderilmesi isteniyor. Yapılacak işlemlerde hiçbir resmi ya da özel kurum ve kuruluşlara yazışma yapılmayacağı belirtilen bilgi talebinde elde edilecek çizelgelerin imzasız ve başlıksız olarak düzenlenmesi vurgulanıyor. Fişleme bilgileri arasında hakkında görüş belirtilen kişilerin görevi, adı-soyadı, kaç yıldır mevcut görevi yaptığı da yer alıyor. 30 Aralık 2005 tarihinde çıkarılan valiler kararnamesi ile Mardin’den Muğla Valiliği’ne atanan Vali Temel Koçaklar için 5 yıldır görev yaptığının yanı sıra ‘Sosyal birisidir. Atatürkçü görüşe sahiptir.’ deniliyor. Aynı kanaat Vali Yardımcıları Ali Candan ve Kemal Kızılkaya için de dile getirilirken, 5 Kasım 2005 tarihinde göreve başladığı belirtilen İl Milli Eğitim Müdürü İbrahim Yılmaz için ‘Yeni göreve başladığından kanaat edinilememiştir.’ ifadeleri kullanılıyor.

Fişlerdeki bilgilerden bazıları:
Mardin Nüfus Müdürü Ahmet Ceylan: Dinî görüşe sahiptir. Eşinin başı kapalıdır.
Dargeçit İlçe Milli Eğitim Müdürü Ahmet Cengiz: Bölge insanı olup Nusaybinlidir. Bölücü görüşe sahip olduğu yönünde duyumlar alınmıştır.
Derik İlçe Milli Eğitim Müdürü Nejat Yıldız: Bölge insanı olup Mardin Kızıltepelidir. Maddi çıkarlarına düşkündür. Polis ve jandarmaya yakın olmaya çalışır. Sinsidir. Güvenilmez.
Kızıltepe İlçe Nüfus Müdürü Zeyni Yalçın: Bölge insanıdır. Dinî görüşe sahiptir. Eşinin başı kapalıdır.
Mazıdağı İlçe Nüfus Müdürü Feyzi Eldem: Arap kökenlidir. Devlet yanlısıdır. Kardeşi emekli albaydır.
Mazıdağı İlçe Milli Eğitim Müdürü Abdulkadir Kösen: Kızıltepelidir. Dinî görüşe sahiptir. Eşinin başı açıktır.
Ömerli Kaymakamı Suat Seyitoğlu: Hakkari Yüksekovalıdır. Jandarmaya mesafelidir. Güvenilmez.
Savur Kaymakamı Muzaffer Şahiner: Dini görüşe sahip. Eşi kapalıdır.

Mağdurlar: Böyle bir çalışmanın yapıldığına inanmak istemiyoruz
Jandarmanın hakkında rapor hazırladığı isminin açıklanmasını istemeyen bir kaymakam bu tür çalışmanın gerçekten var olduğuna inanmak istemediğini ifade etti. Böyle bir çalışmanın hukuk devleti ilkeleri ile bağdaşmayacağının altını çizen kaymakam, “Bu bilgilerin iftira olduğunu düşünmek istiyoruz. İlçedeki mülki amir olarak herkesle vatan ve millet için elbirliğiyle çalışıyoruz. Resmî kanaldan yapılmış bu tür bir çalışma varsa kendi açımızdan ileriki dönemde doğuracağı olumsuzlukları göz önüne alarak gerekirse hakkımızı arama yoluna gideriz. Bu tür şeyler komplodur, çalışma şevkini kırmaya yönelik işlerdir.” dedi. İlçe Milli Eğitim Müdürü iken hakkında görüş ortaya konulan ve şu anda farklı bir görevde bulunan bir eğitimci ise yapılanların hoş olmadığının altını çiziyor. Eğitimci, “Eşinin başı açıktır. Şu görüşe sahiptir, bu kişilere güvenilir, güvenilmez gibi yaklaşımlar insan haklarına da aykırı. Kişilerin aile mahremiyetine varıncaya kadar ortaya konmasını anlamak mümkün değil.” şeklinde konuştu. Mardin’in bir ilçesinde halen ilçe milli eğitim müdürlüğü yapan müdür ise yapılan çalışmadan haberi olmadığını ve diyeceği bir şey bulunmadığını ifade etti.

‘Muhafazakâr vali çalışkan yapıya sahip’
Jandarma’nın fişlemesini ortaya çıkaran Sabah Gazetesi, haberlerini dün de sürdürdü. Gazete, Şanlıurfa’da da kamu görevlilerinin fişlendiğini duyurdu. Gelişme ‘Bu da Şanlıurfa fişlemesi’ başlığı ile verildi. Haberde yer alan jandarma fişlerinde özellikle, ‘dinî görüşe sahiptir’, ‘sol görüşlü’, ‘kızı Fethullah’a yakın kolejde okuyor’, ‘nurcu’, ‘eşinin başı kapalı ve çalışmamaktadır’, ‘askere yakındır’, ‘askere soğuktur’, ‘sol görüşlü’, ‘dul olup ahlaki değerlerinin zayıf olduğu bilinmekte’, ‘olumlu veya olumsuz bir faaliyeti tespit edilemedi’ gibi ifadeler dikkat çekiyor. Fişleme evraklarında Vali Şemsettin Uzun için, ‘muhafazakâr yapıya sahip, çalışkan ve dürüst yapıya sahiptir’ ifadelerine yer veriliyor. Şanlıurfa’ya gönderildiği belirtilen gizli talimat yazısındaki imza Diyarbakır’daki ile aynı: Jandarma Genel Komutanlığı Kurmay Başkanı Korgeneral Mehmet Çavdaroğlu. Halfeti Kaymakamı Ahmet Odabaşı içinse, ‘Halkla ilişkileri zayıf, askere karşı soğuktur. Kendi halinde yapısı vardır.’ deniliyor. Birecik İlçe Nüfus Müdürü Sevim Bingöl ile ilgili notlar da ilginç: “Sosyal birisi olup, askere yardımcı olur.”

Sistematik olarak yapılıyor

Fişlemeye gösterilen tepkiler ise artıyor. İstanbul 2. Zırhlı Tugay’daki fişlemeyle ilgili olarak TBMM’de soru önergesi veren CHP Mersin Milletvekili Mustafa Özyürek, son haberleri “Hukuk devletinde olmaması gereken bir uygulama ile karşı karşıyayız.” diye değerlendirdi. Hukuk ve Yaşam Derneği Başkanı Hayrettin Açıkgöz ise bu olayın, fişlemenin lokal değil sistematik olduğunu gösterdiğine dikkat çekti. Açıkgöz, “Hukuki hiçbir yanı yok. Fişleme olayı hem Türk hukukunda hem de Avrupa Birliği müktesebatında kişilik haklarına saldırı olarak kabul ediliyor. Jandarma Genel Komutanlığı talimatıyla böyle bir işin yapılıyor olması çok önemli. Bu noktada Türkiye’nin artık kolluk kuvvetlerinin görev ve yetkileri ile hizmet alanların yeniden tespit edilmesi gerekiyor.” dedi. Şanlıurfa Baro Başkanı Müslüm Akalın ise, fişlemenin temel hak ve hürriyetlere bir saldırı olduğunu söyledi. Akalın, fişlemenin hukuk dışı olduğunu vurguladı. Erkan Acar, Mehmet Dener; İstanbul, Şanlıurfa

CHP’li vekiller: Biz de fişleniyoruz, Başbakan da
Jandarma’nın Diyarbakır’da vali, vali yardımcıları, hakimler ve çok sayıda üst düzey yetkiliyi fişlemesine ilişkin gelişmeler CHP kanadında büyük tepki topladı. AK Partili yöneticiler ve milletvekilleri, Jandarma’nın ‘fişlemesine’ ilişkin yorum yapmaktan kaçınırken, CHP’liler Türkiye’de Başbakan’ın bile dinlendiğini ileri sürüyor.
CHP Merkez Yönetim Kurulu Üyesi ve Diyarbakır Milletvekili Mesut Değer, fişlemenin hukuk devleti anlayışına kesinlikle aykırı bir durum olduğunu; ancak Türkiye’de yıllardır kendisi de dahil olmak üzere çok sayıda insanın fişlendiğini ileri sürdü. Gizli dinlemelerin insanların özel hayatına müdahale olduğunu hatırlatan Değer, “Bunun hiçbir hukuki dayanağı olamaz, Anayasa’ya da aykırıdır. Ama ne yazık ki bizim ülkemizde herkes fişleniyor. Eminim ki beni de fişliyorlar.” dedi. Fişleme işinin sorumlularının bir an önce yargı önüne çıkartılmasını isteyen Değer, suç işleyen kişilerin takibinin yasalar çerçevesinde normal olduğunu; ancak bunun bile süresiz olmadığına işaret etti. Değer, “Özellikle bizim bölgede yıllardır herkes yasadışı bir şekilde dinleniyor. Son olarak Şemdinli bombalaması olayında suçlanan astsubayların çeşitli kişiler hakkında fişleme yaptığı ortaya çıktı.” diye konuştu. Bu konularda Adalet Bakanı ve İçişleri Bakanı başta olmak üzere tüm yetkilileri göreve çağıran Değer, “Hukuk devletinde bu tür olaylara derhal el konması gerekir.” dedi.

Eskiden beri bu çalışmalar yapılıyor

CHP Parti Meclisi Üyesi ve Hakkari Milletvekili Esat Canan ise AB müzakerelerine başlayan Türkiye’de hâl⠑fişleme’ olaylarının olmasının çok üzücü olduğuna vurgu yaptı. “Ne yazık ki eskiden beridir fişleme uygulanıyor.” diyen Canan, üst düzey yetkililer başta olmak üzere suçsuz olan birçok insanın da fişlendiğini kaydetti. Bu olayların artık ‘sıradanlaştığını’ anlatan Canan, benzer örneklerin zaman zaman gündeme geldiğini; ancak yetkililerin olayın üstüne gitmediğini savundu. Canan, “Türkiye’de fişlenmeyen insan sayısı çok azdır. Hepimiz fişleniyoruz, Başbakan bile fişleniyor.” dedi. Devletin artık şeffaflaşması gerektiğini belirten Canan, çağdaş hukuk devletlerinde böyle şeylerin yaşanamayacağını, aksi takdirde insanların devletine ve geleceklerine güvenmeyeceklerine işaret etti.

Emekli Janderma İstihbarat Binbaşı Zahit Zengin: Eldiven taktığı söylenen valinin eşi, başı açık çıktı
Emekli Jandarma İstihbarat Binbaşı Zahit Engin, Güneydoğu’da terörle mücadele yaparken bile fişleme tartışmalarının gündeme geldiğini söyledi. Fişleme olaylarının en yakın tanıklarından olan Engin, bir anısını hiç unutamıyor: “7. Kolordu istihbarat şube müdürü, Diyarbakır’da bir vali yardımcısının eşinin dirseklerine kadar eldiven taktığı bilgisini verdi. Araştırdım, bürokratın eşinin başının bile açık olduğunu gördüm.” Engin,kamuoyunda ‘fişleme’ olarak tanımlanan ‘personel istihbaratı’na özellikle 28 Şubat sürecinden sonra ağırlık verildiğini söylüyor. Engin’e göre özellikle 1999 yılında Milli Güvenlik Siyaseti Belgesi’nde değişiklik yapılması ile birlikte personel istihbaratında ‘irtica’ya öncelik verildi. Emekli binbaşı irticanın birinci öncelikli tehdit olmasından sonra kamuda görev yapan personelin dindar olup olmadığının daha yakından takip edildiğini kaydediyor. Gerek istihbarat timi gerekse istihbarat grup komutanı olarak görev yaptığı yıllarda ‘personel istihbaratı’ konularına girmediğini belirten Engin, bu tür personel istihbaratında yanlış bilgilendirmelerin söz konusu olduğunu söylüyor. Engin, kendisine ‘personel istihbaratı’ konusunda gelen teklifleri, “Bizim görevimiz personel istihbaratı değil terördür.” diye geri çevirmiş. Emekli Binbaşı, personel istihbaratı konusunda hatalar yapılabileceğinin altını çiziyor. Diyarbakır’da istihbarat tim komutanı olarak görev yaptığı dönem içinde bir gün 7. Kolordu istihbarat şube müdürü Kurmay Albay’ın kendisini çağırıp Diyarbakır’daki bir vali yardımcısı hakkında bilgi istediğini anlatan Engin şöyle devam ediyor: “Nasıl biri olduğunu sordu. Ben Karadeniz’de görev yaparken tanıdığımı, o zamandan beri dost olduğumuzu söyledim. Albay’a ‘Aktif bir arkadaşımız. İyi bir yöneticidir.’ dedim. Gerçekten de öyleydi. Bizim de Diyarbakır’da güvencemizdi. Her türlü sıkıntımızda bize destek olan biriydi. Ben böyle deyince, İstihbarat şube müdürü bana, ‘Onu demiyorum. Karısının kafası türbanlıymış. Dirseklerine kadar eldiven takarmış. Hiçbir törene falan katılmazmış.’ dedi. Ben de ‘Vallahi ben karısını tanımıyorum. Siz bana vali yardımcısını sordunuz. Ben de onu söyledim. Karısının nasıl biri olduğunu ise bilmiyorum.’ dedim.”

İstihbarat şube müdürü ile yaptığı konuşmadan sonra Diyarbakır’da vali yardımcısı olan arkadaşının yanına gittiğini söyleyen Engin, “Ben arkadaşın hanımını tanımıyordum. Ancak gördüm ki başı filan kapalı değil. Kollarına kadar eldiven de takmıyor.” diye konuştu.


Emekli Deniz Hakim Yüzbaşı Mehmet Karamanlı: Genelkurmay başkanı hakkında da bilgi toplamış olabilirler
Emekli Deniz Hakim Yüzbaşı Ahmet Karamanlı, bürokratlar hakkında bilgi toplayanların Genelkurmay Başkanı ve kuvvet komutanlarını da fişlemiş olabileceğini söyledi. Gündeme gelen bilgilerden kontrolsüz bir güç tarafından yönlendirildiği izlenimi edindiğini kaydeden Karamanlı, “Bu da o zaman herkes ile ilgili bir fişleme yapılıyor sorusunu akla getiriyor. Hatta her askeri takip eden başka bir asker var demektir. Burada şantaj üzere kurulmuş bir mekanizma söz konusu. Bir insanın sosyal, milliyetçi, dindar olmasının kıstasları nedir ve bunları kim belirliyor? Belki Genelkurmay Başkanı ve kuvvet komutanlarıyla ilgili de kayıt tutuluyor dedi”. Yapılan takibatların sınırının da belli olmadığını, bunun her türlü suiistimale kapı araladığına dikkat çeken eski hakim, şöyle konuştu: “Daha önce buna benzer iddialar gündeme geldi. Bu tamamen özel hayata müdahaledir. Valinin emrindeki bir insan nasıl kalkıp böyle bir işe soyunabilir? İnsanları nereye kadar takip ediyorlar? Bunun sınırı belli değil. Evine gelen misafiri, kızının nerede okuduğu ya da başının kapalı olup olmadığının takip edilmesi anayasal suçtur.”

Emekli Hakim Binbaşı Yusuf Çağlayan ise bir ildeki en üst mülki amir hakkında bilgi toplamanın sivil otoriteye müdahale anlamına geldiğini, bu anlayışın darbe ya da olağanüstü dönemlerin bir ürünü olduğunu söyledi. Çağlayan, “Olağanüstü dönemlerde ortaya çıkan asker, daha sonra kışlaya çekilir. Ancak etkinliğini jandarma üzerinden sağlar. Jandarma normalde kırsal alandaki iç güvenlikle ilgili istihbarat yapabilir. Ancak şehir merkezlerinde üstelik vali, hakim ve savcıları takip etmesi anayasal bir suçtur. Meclis bu konuyu gündeme getirip kurallarını bir kez daha belirlemeli.” dedi. Olup bitenlerin Genelkurmay’ın bilgisi dışında meydana gelmesinin imkansız olduğunu savunan Çağlayan, şöyle konuştu: “Komutanlıklar arasında bir koordinasyon var. Üstelik bu tür konular Milli Güvenlik Kurulu’nda gündeme geliyor.” “Bugün fişleyenler bir gün gelir fişlenen konumuna düşer.” diyen askeri hakim, “Objektif kriterlere göre, milletin yapısına ve memleketin menfaatlerine uygun kurallar ortaya konulmalı. Bir icraat olacaksa bunlar hukuk devleti ilkeleri çerçevesinde yerine getirilmeli.” şeklinde konuştu.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious