Japonya, Türkiye'nin gizli IMF'i oldu

  • Giriş : 16.01.2007 / 00:00:00

Japonya’nın Türkiye’ye yaptığı hibe ve kredi yardım miktarı 5,1 milyar doları geçti.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Yüz yılı aşkın süren dostluk ilişkisiyle birlikte, Türkiye ile Japonya arasındaki ekonomik işbirliği de rekora gidiyor. Japonya’nın 1970’li yıllardan itibaren ulaşım, otomotiv, deprem ve sosyal kalkınma yardımlarını yoğunlaştırdığı ülkelerden biri olan Türkiye’ye verdiği krediler ile hibe ve yardımların miktarı 590 milyar Japon Yeni’ni (yaklaşık 5,1 milyar dolar) aştı. Son 35 yılda IMF ve Dünya Bankası’ndan sonra Türkiye’ye en çok hibe ve kredi sağlayan ülke konumunda Japonya. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Japonya’nın dünya politikalarına kazandırdığı en önemli açılımlardan birinin “ekonomi ve kültür diplomasisi” olduğunu hatırlatan Japonya’nın Ankara Büyükelçisi Tomoyuki Abe, “Türkiye, Japonya’nın en iyi partnerlerinden biri.” diyor.

Abe, özellikle enerji, otomotiv, ulaşım alanları ve sosyal yardımlar konusunda işbirliğinin büyüyerek süreceğine inanıyor. Doğu ve Batı’nın kesişme noktası diye tarif ettiği Türkiye’nin ekonomik ve siyasi istikrarı, dünyanın geleceğini de yakından ilgilendiriyor Japon Büyükelçi’ye göre: “Japonya bu yüzden bölgesinde güçlü, ekonomik ve siyasi istikrara kavuşmuş bir Türkiye arzuluyor. Avrupa ve Asya kıtaları arasında, Ortadoğu’nun yanıbaşında demokrasi ile taçlanmış bir ülkenin istikrarından bütün dünya olumlu etkilenir. Bu yüzden iki ülke iyi dost olmayı sürdürecek.”

YENİ TOYOTA’LAR ÇIKARALIM

Sıhhi şartlar ile ekonomi ve eğitimin iyileştirilmesi amacıyla yapılan yardımlarda her yıl ilk sıralarda yer alan Japonya’nın Türkiye ilgisi 1980’li yıllarda Turgut Özal iktidarıyla iyice derinleşti. 1971’de Hasan Uğurlu Baraj Projesi (17,5 milyar yen), 1972’de Haliç Köprüsü projesi (17,7 milyar yen) ile başlayan işbirliği bundan sonra dev projelere yelken açtı. Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’ne damgasını vuran Japonya, bugünlerde Asya ve Avrupa kıtalarını deniz altından demiryoluyla birleştirecek Marmaray Projesi’nin de yapım ve finansmanında yer alıyor. Demiryolu Boğaz Tüp Geçişi için sağlanan destek ve kredi miktarı 111,2 milyar yen, yani yaklaşık 1 milyar doları buluyor.

Büyükelçi Tomoyuki Abe, bu büyük projelerin dışında Japonya’nın bugüne kadar Türkiye’de yerel proje ve teknik işbirliği anlamında 60’a yakın projeye destek verdiğini hatırlatıyor. 25 ila 40 yıl vadeli kredilerin yüzde 1’in altında uluslararası faiz işletilerek temin edilmesinin ardında da Japonya’nın Türkiye’ye güveninin yattığına işaret ediyor.

Japonya’nın Türkiye’ye yönelik ekonomik işbirliği projeleri Japonya Resmî Kalkınma Yardımları (ODA), Japonya Uluslararası İşbirliği Ajansı (JICA) ve Japonya Uluslararası İşbirliği Bankası (JBIC) kanalıyla gerçekleştiriliyor. Teknik işbirliği kapsamında 3 binden fazla Türk araştırmacı Japonya’ya kabul edilmiş. Araştırma heyeti ve uzman desteği olarak yine 3 bine yakın insana fırsat tanınmış. Teknik işbirliği ve kalkınma çalışması açısından 40’dan fazla proje üretilmiş. Toplam 17 ODA kredisi için 523 milyar yen, 9 yerel proje için 77 milyon yen hibe, 20 genel kültür projesi için 1,114 milyon yen yardım yapılmış.

Türkiye’ye yapılan Japonya özel sektör yatırımlarının artırılması için gerekli şartların oluşturulmasını öneren büyükelçiye göre Toyota örneği, iki ülkenin birlikte yapabileceklerinin göstergesi. Bugün 800 milyon avroluk yatırım ile otomotiv sektöründe son üç yıldır ihracat rekorları kıran Toyota Türkiye, sadece geçen sene 2,3 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirmişti. Honda, Kagome gibi ihracat devi firmaların yatırım ve işbirliklerinin de teşvikini isteyen Abe, iki ülke arasındaki 3 milyar dolarlık ticaret hacminin karşılıklı geliştirilmesi gerektiğine inanıyor. Bu yüzden AB’ye üyelik süreci ne kadar uzarsa uzasın, Japonya’nın Türkiye’nin ardında olduğunu hatırlatıyor.

NÜKLEER SANTRAL YAPIMINA İLGİ

Elektrik üretiminin üçte birini nükleer enerji santrallarıyla gerçekleştiren Japonya, Türkiye’deki nükleer santral yatırımıyla da yakından ilgileniyor. Nükleer güvenliği en üst seviyede tutan teknolojilere sahip olduklarını hatırlatan Büyükelçi Abe, isim vermese de Mutsubishi, Toshiba gibi nükleer enerji teknoloji devlerinin Türkiye’deki süreci yakın takibe aldıklarını hatırlatıyor: “Enerji alanı ilginç ortaklıkların yapılabileceği bir alan. Japon nükleer teknoloji firmalarının hepsi Türkiye ile ilgileniyor diyebiliriz. Tabii bunlar şirket politikalarına göre belirleniyor. Bir de atom bombasının kullanıldığı tek ülke olması hasebiyle Japonya’nın güvenlik alanında üst düzey hassasiyet gösterdiğini, bu teknolojilerini dünyaya ihraç ettiğini de hatırlatmak isteriz.”

Ayrıca Japonya nükleer yakıt üretebilen ender ülkelerden biri. Bu alanda da teknoloji alışverişinin sağlanabileceğini gözden kaçırmamak gerekiyor. Japon nükleer reaktör üreticisi Toshiba, dünya devi Westinghouse’ı bünyesine kattıktan sonra Çin’de 4 reaktörün üretimini devraldı. ABD’de reaktör yenilemelerinde isim sahibi haline geldi.

Japonya’nın ekonomik ve teknik işbirliği dışında yatırım yaptığı en önemli alanlardan biri de yerel insani yardım ve kültür hibe projeleri. Adıyaman’da okul yaptıran Japon Yamakazi çifti, bu yardımların bilinen yüzü. Görünmeyen yanında ise okul, huzurevi, kreş imarı gibi onlarca proje üretiliyor. 9 yerel proje, 20 genel kültür projesi için 1,1 milyar Japon Yeni hibe yardımı yapılmış. Ankara Gölbaşın’da hizmete giren Anaçev Cumhuriyet Eğitim Evi’nin inşaatı, Japonya Büyükelçiliği katkılarıyla bitirilmiş. Büyükelçi Abe, hibe yardımlarını özellikle özürlü, ihtiyaç sahibi ve sosyal şartlardan yoksun bölge ve bireylere yönelttiklerini hatırlatıyor: “İki ülkenin birbirine yakınlaşması ve kalıcı olmanın yollarının başında insani ilişkiler ve yardımlar geliyor. Japonya, Türkiye’yi hep bir dost olarak gördü. Bu yüzden yanınızda olmaya devam edeceğiz.”

BAZI JAPON PROJELERİ

1971 Hasan Uğurlu Barajı (17,5 milyar Yen)
1972-1992 Haliç Köprüsü (17,75 milyar Yen)
1981- İzmir Alaybey Tersanesi Genişletme Projesi
1981- 1985 F. Sultan Mehmet Köprüsü (61,6 milyar Yen)
1984- Altınkaya Hidroelektrik Santrali Projesi
1989-1996 Adana, Yarı-Kurak Bölgeler için Tarımsal Kalkınma Projesi
1993-96 İstanbul İçme Suyu Projesi (94,7 milyar Yen)
1993-2002 Biyolojik Ürün Kalite Kontrolü Geliştirme Projesi
1997-2004 Karadeniz Balık Yetiştiriciliği Projesi
1999-2005 Demiryolu Boğaz Tüp Geçiş Projesi (111,2 milyar Yen)
1993-2002 deprem Önleme Araştırma Merkezi Projesi
1995-2000 Maden Güvenliği Projesi
1999 Adapazarı Acil deprem Yardımı Emtia Kredisi
1999-2000 Doğu Karadeniz Gelişme Planı (DOKAP)
2000-2002 İstanbul Afet Önleme, Azaltma Projesi
2000-2005 Enerji Tasarrufu Projesi
2000-2006 Denizcilik Eğitimi Geliştirme Projesi
2001-2006 Anadolu Teknik Liselerinde Endüstriyel Otomasyon Teknoloji Bölümü Kurulması Projesi
2002-2006 Jeolojik Uzaktan Algılama Projesi
2002 İstanbul’da Köprü ve Viyadüklerin Güçlendirilmesi Projesi
2003-2005 Afet Yönetimi Eğitim Projesi
2003 Tuzla Hasta ve Yaşlılar Özel Bakım Ünitesi Projesi
2004 Van Arama Kurtarma Ekibi Teçhizat Projesi
2004 Erzincan Arama Kurtarma Ekibi Kurulması, Ekipman Temini
2006 Antalya Kıdemli Gönüllü Desteği (judo, Japon bahçesi, fizik tedavi)

ERTUĞRUL FİRKATEYNİ İLE ABİDELEŞEN DOSTLUK

Osmanlı tarihinin en dramatik hadiselerinden biri olan Ertuğrul Faciası, ilerleyen yıllarda Türk-Japon dostluğunun gelişmesinde eşine az rastlanan bir ‘moral temel’ vazifesi gördü. 120 yıl önce Japon imparatorunun amcasını ağırlayan Payitaht, Sultan Abdülhamid’in emriyle görkemli bir iade-i ziyaret kararı alır. Ziyaretle ayrıca hem Hint ve Pasifik Okyanusu’nda Türk bayrağı dalgalanacak hem de binlerce kilometrelik rota üzerinde bulunan Müslüman halk ile daha kuvvetli bir dayanışma sağlanacaktı. Bu amaç için hazırlanan 1092 personelli Ertuğrul Firkateyni, Temmuz 1889’da Miralay Osman Bey komutasında İstanbul’dan yola çıkar. Uğradıkları limanlarda görülmemiş bir sevgi halesi oluşturur genç denizciler. Japon İmparatoru tarafından karşılanarak hepsi devlet nişanıyla taltif edilen kafiledekiler, üç ay kaldıkları Japonya’da büyük saygı görür. Ancak Japonya’dan ayrıldıktan iki gün sonra 18 Eylül 1890’da fırtınaya yakalanarak batan gemide Osman Bey dahil 587 kişi şehit olur. Kalanlar daha sonra İstanbul’a gelir. Japonya kıyılarında meydana gelen kaza, bu ülkedeki Türk sempatisini bir kat daha artırır.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious