Jeneratör yılı hayırlı olsun

  • Giriş : 03.08.2006 / 00:00:00

ATO Başkanı Sinan Aygün, Türkiye’yi ciddi bir enerji krizinin beklediğini,tedbirlerin alınması gerektiğini savundu.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Aygün, yaptığı yazılı açıklamada, dışa bağımlı hale gelen enerji sektöründe, petrol, buna bağlı doğalgaz fiyatlarının yükselmesi ve doğal enerji kaynaklarının devreden çıkarılması nedeniyle, önümüzdeki aylarda Türkiye’yi ciddi bir enerji krizinin beklediğini söyledi.

Özel sektör ile yaşanan en küçük bir anlaşmazlık nedeniyle, yakın geçmişte Türkiye’nin 13 ilinin karanlığa gömüldüğüne dikkati çeken Aygün, “1-2 toplantı yapmakla, karşılıklı tavizler vermekle, Türkiye’nin enerji sorunu çözülmez. Türkiye’nin uyguladığı enerji politikasının tutunacak bir tek teli kalmamıştır. Maalesef Türkiye’yi karanlık günler bekliyor. Jeneratör yıllı hayırlı olsun” dedi.

Halen dünyanın en pahalı elektriğini kullanmasına karşılık, doğalgaz fiyatlarındaki artışın Türk halkını vuracağını ifade eden Aygün, “Avrupalı, gelirinin yüzde 1’ini elektriğe harcarken, Türk halkı gelirinin yüzde 10’unu harcıyor. Bu oran yarın yüzde 15’e 20’ye çıkarsa, vatandaş evindeki şalteri kapatır” şeklinde konuştu.

ŞALTER DEVLETİN ELİNDEN KAÇTI

Devletin enerji kaynakları üzerinde hakimiyeti bulunmayan, enerji üretilmeyen ve ulusal bir enerji politikasına sahip olmayan ülkelerin, yabancı sermayeye bağımlı hale gelmesinin kaçınılmaz olduğunu dile getiren Aygün, şunları söyledi: “Bu yıl üretilecek 173,1 milyar kwh elektriğin yüzde 54,2’sini özel sektör, yüzde 45,8’ini devlet üretecek. Buna karşılık Elektrik üretiminde dışa bağımlı olduğumuz doğalgazın payı 43,58’e çıkmış durumda. Suyun payı 22,36, linyitin payı 20,86’ya gerilemiş durumda. Hidroelektrik ve termik santralleri bakımsızlıktan çürüyor, yüzde 35 kapasite ile çalışıyor.

Yatırımlar sıfırlanmış, nitelikli personel emekli edilmiş. Yolsuzluk almış başını gitmiş, şalter devletin elinden kaçmış. Devlet şalterin başından çekilirse, vatandaşı kim kollayacak. Türkiye dünyanın en pahalı elektriğini kullanan ülkelerden birisi. Enerjiyi verimli kullanmıyor, enerjide kendi kaynaklarını kullanmıyor, enerjide tasarruf etmiyor. Elektrikteki kayıp ve kaçak oranı yüzde 20. Bu oran Batılı ülkelerde en çok yüzde 8, aradaki yüzde 12’lik fark ise üç nükleer enerji santraline enerjiye eşit. Yılda 8 milyar dolarlık su boşa akıyor. Elektriğe dönüştürülemiyor’ Sonuç, tek kelimeyle vahim.”

“ULUSAL KAYNAKLARA DÖNÜLMELİ”

Türkiye’nin, hiç bir ülkede olamayan hidroelektrik- termik santral potansiyelinin yeterince kullanılamadığı ifade eden Aygün, “En ucuz maliyetli enerjiler bunlarken, neden kullanamadığımızı anlamakta güçlük çekiyorum” dedi. Aygün şöyle devam etti:

“Enerji fiyatları paralel yükselir. Petrol yükseliyorsa doğalgaz da yükselir, Bu nedenle burada korkunç bir maliyet söz konusu. Gelişmiş ülkeler ithal enerji girdilerine, özellikle doğalgaza bağımlılığın en alt seviyede tutulmasına çaba gösteriyor. Örneğin: Almanya’da toplam elektrik üretiminde doğalgazın payı yüzde 19 dolayında, buna karşılık kömürün payı yüzde 65 dolayındadır. Aynı

oranlar ABD’de doğalgazda yüzde 20, kömürde yüzde 73’tür. yerli kaynakların harekete geçirilmesi ithal girdiye nazaran daha fazla katma değer, daha fazla istihdam ve daha ucuza elektrik üretimi sağlar. Örneğin; bir doğalgaz santralinde 100-150 eleman çalışıtırılırken, ayni kapasitedeki kömür santralinde maden işletmesi ile birlikte 3.500-4.000 eleman istihdam edilebiliyor.”

“ENERJİDE SÖZLER TUTULMADI”

2002 yılında iktidara gelirken, elektrik üretiminde öz kaynaklara, yerli kaynaklara döneceğini söyleyen hükümetin bu sözünü tutmadığını kaydeden Aygün, 2002 yılında elektrik üretimindeki doğalgaz kullanım paynını yüzde 26, kömürün paynını yüzde 35 olduğunu, 2006’da ise doğalgazın elektrik içerisindeki payının yüzde 43,58’e çıktığını, kömürün ise yüzde 20’lere indiğini ifade eden Aygün, “Beklerdik ki enerji iyi yönetilsin, Türkiye karanlıkta kalmasın. Bu elektrik, ihmal

edenleri, hata yapanları, beceriksizleri değil, bir tek vatandaşı çarpıyor” dedi.

Bu arada elektrik kesintilerinden hangi sektörlerin nasıl etkileneceğine yönelik bir çalışma yaptırdıklarını anlatan Aygün, kendilerine bağlı 33 sektörde, üretim, satış, hizmet sürecinde işlerin durması ya da aksaması şeklinde duraksamalar meydana geleceğini kaydetti.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious