Kader ve karar anı gelmiştir

Kader ve karar anı gelmiştir.9234
  • Giriş : 13.11.2007 / 12:22:00
  • Güncelleme : 13.11.2007 / 12:34:39

T. C. tüm imkanlarıyla bu saldırılara gereken cevabı verecektir.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Türkiye’nin hem silahlı terörle hem de etnik bölücülükle mücadelede tarihi bir yol ayrımının eşiğinde olduğunu, karar ve kader anının geldiğini belirterek, "Ya bu ihanet cephesi Türkiye’nin ortak değerlerini savunma azim ve iradesini kırarak ülkeyi kanlı bir bölünme ve iç çatışma sürecine sokacak ya da Türkiye Cumhuriyeti devleti tüm imkanlarıyla bu saldırılara gereken cevabı vererek bu ihanetin belini kıracaktır" dedi.
Bahçeli, partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada, Türkiye’nin, siyasi bölücülük ve silahlı terörün meşruiyet kazanma yolunda mesafe aldığı çok tehlikeli bir döneme girdiğine dikkati çekerek, terör destekli etnik bölücülüğün siyaset sahnesine taşındığını, terör örgütü PKK’nın siyasallaşma stratejisinde yeni bir aşamaya gelindiğini söyledi.
Son gelişmelerin, Türkiye’nin milli birliğine, toprak bütünlüğüne ve üniter devlet yapısına kastetmeyi amaçlayan ihanet ve husumet cephesinin yeni mevziler kazanmak için iki yönden yeni bir saldırı başlattığını gösterdiğini ifade eden Bahçeli, "Etnik tahrik ve taleplerle ilerletmeye çalışan siyasi bölücülük gündemi ile silahlı terör saldırılarının ortak hedefi bütün açıklığıyla ortadadır. Amaç, Türk milletine ve devletine vücut veren bütün ortak değerleri yıkmak ve Türkiye’yi parçalayarak çok milletli, çok kimlikli ve çok dilli, coğrafi temeli olan parçalı bir ortaklık devleti yapılanmasını Türkiye’ye zorla kabul ettirmektir" diye konuştu.

"SİYASİ ÇIKAR HESAPLARI PEŞİNDE KOŞMAK..."


"Bu ihanet ve husumet cephesinin içinde, İmralı canisinin, terör örgütü PKK’nın ve terörün Parlamento sözcüsü DTP’nin yanı sıra, Kuzey Irak modelini Türkiye’de uygulamak için misyonerlik yapan Barzani ve peşmergeleriyle, bu modele özenen Türkiye içindeki etnik bölücülerin bulunduğunu" bildiren Bahçeli, şöyle devam etti:
"İki cepheden saldırıya maruz kalan Türkiye, hem silahlı terörle hem de etnik bölücülükle mücadelede tarihi bir yol ayrımının eşiğindedir. Karar ve kader anı gelmiştir. Ya bu ihanet cephesi Türkiye’nin ortak değerlerini savunma azim ve iradesini kırarak ülkeyi kanlı bir bölünme ve iç çatışma sürecine sokacak ya da Türkiye Cumhuriyeti devleti tüm imkanlarıyla bu saldırılara gereken cevabı vererek bu ihanetin belini kıracaktır. Bir varlık ve beka sorunuyla karşı karşıya bulunan Türkiye’nin geldiği bu yol ayrımında, herkes yerini, yönünü ve safını artık açık bir şekilde belirlemek zorundadır.
Türkiye’nin kör bir uçurumun kenarına sürüklendiği bu noktada, artık nabza göre şerbet vermek, çağdaşlaşma ve demokratikleşme gibi sloganlarla etnik bölücülüğü cesaretlendirecek siyasi çıkar hesapları peşinde koşmak ve Avrupa Birliği normları adına bölücülüğün amaçlarına hizmet edecek projelere taşeronluk yapmak imkanı kalmamıştır." "Bu vahim durumun başlıca sorumlusu, etnik bölücülüğe ümit ve cesaret veren, terörle mücadeleyi zaafa uğratan Başbakan Erdoğan ve hükümetidir" diyen Bahçeli, "Son dönemde kanlı terörün tırmanması Türkiye’yi ayağa kaldırmış ve aziz milletimizin haklı tepki ve öfkesinin kontrolde tutulması çok güç hale gelmiştir. Ancak, bu durum bile AKP hükümetini gaflet uykusundan uyandırmaya maalesef yetmemiştir" dedi.

"...İPE UN SERMEKTEDİR"


Bahçeli, TBMM’nin Hükümete, Irak’ın kuzeyine sınır ötesi askeri müdahale yetkisi vermesinin üzerinden 27 gün geçtiğini, ancak Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Hükümetinin hala harekete geçmediğini ifade ederek, şunları söyledi:
"Bir dizi ekonomik önlem uygulamasının kararlaştırıldığını kamuoyuna açıklayan Hükümet, bugün itibarıyla hiçbir caydırıcı tedbiri uygulamamıştır. Habur Sınır Kapısı’nda hiçbir düzenleme yapılmamıştır.
Hava sahası açıktır. Barzani’nin ve terör örgütü PKK’nın finans kaynaklarına, kara para aklama kanallarına ve ticari faaliyetlerine yönelik hiçbir tedbir alınmamıştır. İlgili bakanlar, ’Tedbirlerin en optimum dozajını ayarlamaya çalışıyoruz’ gibi beyanlarla ipe un sermektedir. AKP hükümeti siyasi, ekonomik ve askeri caydırıcılığın asgari icaplarını dahi yerine getirmekten özenle kaçınmış, bunun yerine terör örgütü PKK’nın hamisi Barzani’ye güvence ve cesaret vermek için adeta seferber olmuştur.
Başbakan Erdoğan ve hükümetinin sergilediği bu affedilmez ve anlaşılmaz tutum, terörle mücadele konusunda siyasi irade ve kararlılıkları bulunmadığını, buna niyetleri olmadıklarını göstermiştir. Meclisin verdiği yetkinin inandırıcılığı ve caydırıcılığı bizzat Hükümet eliyle etkisiz hale getirilmiş ve sıfırlanmıştır. Sınır ötesi askeri harekat yetkisini zamana yayarak anlamsız kılma stratejisi izleyen Hükümetin nihai hedefinin, Irak’taki terör örgütü PKK mevcudiyetini gerçek anlamda tasfiye etmek olmadığı da yaşanan bu süreçte anlaşılmıştır." Başbakan Erdoğan’ın, ABD Başkanı Bush’la görüşmesini de "oyalama aracı" diye nitelendiren Devlet Bahçeli, "ABD’den kapsamlı bir askeri harekat için izin ve icazet alamayan Başbakan, Bush’un operasyonel istihbarat paylaşımı yapılacağı sözünü, Türk kamuoyuna büyük bir başarı olarak takdim etmek için bir yanıltma ve saptırma kampanyası başlatmıştır" diye konuştu.

"KAPSAMLI BİR ASKERİ HAREKAT GÜNDEMDEN ÇIKARILMIŞTIR"


"Washington’dan eli boş dönüldüğü" gerçeğinin saklanmaya çalışıldığını savunan MHP lideri Bahçeli, herkesin farklı bir anlam ve önem yüklediği istihbarat konusunda bazı gerçekleri ifade etmek istediğini belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Terör örgütü PKK’nın Kuzey Irak’taki kampları, eğitim alanları Türk sınırına yakın bölgelerdeki konaklama ve depolama yerleri bilinmektedir.
Bunlara karşı askeri bir müdahalede bulunmak için ABD’nin vereceği cari ve anlık istihbarata gerek olmadığı bir gerçektir. Bu konuda üzerinde durulması gereken diğer bir nokta da bu nitelikte istihbarat paylaşımının terörle mücadelede sihirli bir formül olduğu söyleniyorsa, dostumuz ve müttefikimiz Amerika’nın son 4 yıllık süreçte bunu Türkiye’den niye esirgediğidir. Başbakan Erdoğan Türk milletini oyalamayı bırakmalı ve gerçekleri Türk milletine açıklamalıdır.
Kuzey Irak’taki terörle mücadelede gelinen noktaya ilişkin gerçekler şunlardır:
PKK terörünü gerçek anlamda tasfiye etmek için Kuzey Irak’a kara unsuru olan kapsamlı bir askeri harekat yapılması gündemden çıkarılmıştır.
Bu konuda ABD’den icazet alamayan ve Washington’un desteklediği Barzani’den çekinen Başbakan, ABD’nin vereceği bilgilere dayalı sınırlı hava operasyonlarıyla yetinmek durumda kalmıştır. Bu da Amerika’nın vereceği istihbarata bağlanmış, müstakil hareket imkanının da önü kesilmiştir.
Kuzey Irak’ta terörle mücadele, PKK’yı terör örgütü olarak görmediğini söyleyen ve bunu Türkiye’ye karşı bir tehdit ve pazarlık aracı olarak kullanan Barzani’ye ve peşmergelere havale ve ihale edilmiştir.
Barzani’ye güvenmek zorunda olduğunu söyleyen Başbakan, bu sözleriyle aczini ve teslimiyetini itiraf etmiştir."

"İHANET PROJESİ"


Beyaz Saray görüşmesi ile bugüne kadarki gelişmelerden Barzani, Talabani ve terör örgütü PKK’nın memnun olduğunu öne süren Bahçeli, "Türkiye’yi askeri harekattan caydırmak için seferber olan bölge ülkeleri, Avrupa Birliği ve ABD memnundur. Bütün bu çevrelerin memnun olduğu bir sonucun Türkiye için olumlu bir sonuç olması eşyanın tabiatına aykırıdır" dedi.
"Türkiye’nin terörle mücadelede elinin ve kolunun bağlandığı bir dönemde, etnik tahrikler yeni boyutlara taşınmış ve etnik bölücülük sorununa siyasi çözüm bulunması için yeni bir süreç başlatılması çabaları yoğunlaşmıştır" Bahçeli, "Bu etnik tahrik ve bölücü taleplerin odağında, PKK’nın TBMM çatısı altındaki maşası ve sözcüsü olan DTP isimli bir siyasi kuruluş yer almaktadır. Etnik bölücülüğün siyasi karargahı olan bu parti, Anayasa’da Kürtlerin kurucu ortak olarak tescil edilmesi; Türk yerine ’Türkiyelilik’ ve Türk milleti yerine, ’Türkiye milleti’ kavramlarının benimsenmesi; Türkiye’nin özerk bölgelere ayrılması; bu bölgelerin başkentleri, meclisleri ve bayrakları olması gibi Türkiye’yi bölmeyi amaçlayan İmralı projeleriyle ortaya çıkmıştır" diye konuştu.
DTP’nin, "Demokratik Özerklik Projesi" olarak adlandırdığı projeyi, resmi parti programına aldığını anımsatan Bahçeli, bunun bir "ihanet projesi" olduğunu vurguladı.

"İMRALI’NIN TALİMATIYLA..."


Bu projenin, Irak’ın kuzeyindeki Barzani modelinden esinlendiğinin anlaşıldığını ve parti kongresinde benimsendiğini anlatan Bahçeli, şunları söyledi:
"DTP’nin kongresinde, terör örgütü PKK’nın ’Ölüm ve esaret sembolü’ olarak gördüğü İstiklal Marşımız okunmamış, kanlı terör örgütü PKK’nın militanları için saygı duruşunda bulunulmuş, Türkiye’nin temel harcı olan tek vatan, tek millet, tek dil ve tek bayrak ilkeleri çağdışı kavramlar olarak hedef alınmış, İmralı canisi ulusal önder olarak selamlanmış ve terör örgütü PKK yöneticisi olmaktan hüküm giyen bir militan İmralı’nın talimatıyla Genel Başkanlığa getirilmiştir.
Başkanlık görevine seçilen bu kişinin ilk talebi de Türkiye’deki kanlı terörden beslenen etnik bölücülük sorununun çözümü için Bulgaristan Türkleri örneğinden hareketle, Kürt halkının haklarının yeni bir demokratik Anayasa içinde tanınarak sorunun barışçı yollarla çözülmesi olmuştur.
İmralı’nın sözcüsü olan bu kişinin Bulgaristan modeline işaret etmesi bir rastlantı olarak görülemeyecektir. Bunun nereden esinlendiği ve kaynaklandığını anlamak için 4 ay öncesine gidip Başbakan Erdoğan’ın seçim sürecinde bir televizyon programında dile getirdiği görüşleri hatırlamak yeterli olacaktır."

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious